İkizdere Mücadele ve dayanışmadır; İkizdere hayattır!

0
114

Dilek Yılmaz

Kimi zaman fotoğraflarda görüp iç çekersiniz ya hani; ah keşke şu güzelliklerin içinde olsam diye…

İşte öyle bir yerden, Rize İkizdere’den söz edeceğim sizlere… Yeşilliklerin içinde kaybolan köyleri, bulutların üstünde denizi andıran manzarasıyla o güzel yaylaları…

Keşke yazıya başladığım gibi, size oradaki doğa sporlarından, yürüyüşlerden, köylerdeki doğal üretimlerden söz edebilseydim.

Dört mevsim yağmurun eksik olmadığı bu coğrafyanın tepesinde şimdi bambaşka karabulutlar dolaşıyor.

Onun adı; artık yaşam alanlarımızı yok eden, ülkenin nefesini kesmekten geri durmayan neo-liberalizmin savaş açtığı doğal, yeşil yaşam alanlarımız…

Ordu Fatsa’nın yüzde 73’ünü altın madeni olarak açan da aynı talan düzeni, Ege kıyılarını orman yangınları ile 5 yıldızlı otellere dönüştüren de, ülkenin dört bir yanındaki dereleri tünellere hapsedip orman ve denizlerle buluşmasının önüne geçenler de aynı kişiler. Karadeniz Sahil Yolu ile doğal afetlere kapı aralayanlar da aynı isimler…

Adlar, unvanlar, iktidarlar farklı ama buluştukları yer aynı; talan ve yağma düzeni. Rize İkizdere’de de bunun son örneğini yakın zaman da gördük.

Siyasi iktidarla her dönem yakın mesafedeki Cengiz Holding patronu Mehmet Cengiz, bu kez gözünü İkizdere’deki İşkencedere Vadisi’ne dikti.

Toprağın üstündeki güzellikleri görmeyen gözler, taş ocağı yapmak için dev iş makinelerini doğal sit alanı olan, deli balın merkezi İşkencedere Vadisi’nde soktular.

Ne mi oldu sonrasında? Vadinin asıl sahibi olan köylüler bir kıvılcım çaktılar. Direniş büyüdü ve tüm ülkenin gündemi İşkencedere Vadisi oldu. Edirneli de istemiyordu taş ocağını Hakkarili de, Samsunlu da istemiyordu Hataylı da… Hepsinin birleştiği yer ise; vatan sevgisiydi.

Çünkü İşkencedere Vadisi UNESCO tarafından korunması gereken 254 vadinin en tepesinde yer alıyordu. Çünkü İşkencedere Vadisi’nde 49 kuş türü ve 79 endemik bitki yaşıyor. Çünkü İşkencedere Vadisi ünlü Anzer Balı’nın, Çağranaya ve Ovit Yaylaları’nın başlangıç noktası… Vadinin daha sayılacak onlarca özelliği ve güzelliği var.

Tüm bunları korumak için 21 Nisan’da vadiye giren dev iş makinelerine karşı aylardır köylüler nöbet tutuyor.

Vadiden sadece bir yılda 16 milyon ton taş alınacak. Yani yılda 163 top sahası genişliğinde bir alan tahrip edilerek tıraşlanacak.

Üniversiteler ve konunun uzmanı isimler verdikleri raporlarla vadiye verilecek zararın geri dönülemeyecek ölçüde olduğunu ortaya koydular. Ancak bunlara karşın, taş ocağı için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İşkencedere Vadisi’nde acele kamulaştırma kararı alındı.

Taş ocağının yapılacağı alanda direniş devam ederken, hukuki mücadele de sürüyor. 3 Ağustos günü Rize İdare Mahkemesi, her kararda olduğu gibi “Türk milleti adına” diyerek karar verecek.

Mahkemede Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Can Bilgin ve yaban hayatı uzmanı Ümit Malkoçoğlu’nun Cengiz Holding’in hazırladığı ÇED raporunu çöp haline getiren çalışması da hatırlatılacak. Bize düşen ise, fotoğrafını gördüğümüzde dahi bize “oh” çektirip coğrafyamızın nefes borusu olan bu alanların asıl sahibinin kim olduğunu hatırlatmak.

Bunun içindir ki #İkizderetasocagıolmasın #İkizdereDireniyor #İkizderesahipsizdeğildir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.