İsveç’te Amerikancı dezenformasyon kampanyası

0
1230

23 Şubat tarihli SVT Nyheter adlı devlet tarafından finanse edilen İsveç medyasında Rusya’daki basının durumuyla eğlenen bir haber vardı. Echo Moskva isimli bağımsız bir radyo istasyonunda çalışan Ruslan Valiev adlı gazeteci ile görüşülmüş. Valiev, Rusya basınında Putin’in Donetz ve Luhansk cumhuriyetlerini tanımasının, eleştiricilikten uzak bir tutumla ve peşinen “akıllıca bir karar” diye kabul edilmesinden yakınıyor. Aynı gazetede ve genel olarak İsveç basınında Rusya halkının manipüle edilmesine dair başkaca haberler de yayınlanıyor. 

İsveç; basın özgürlüğünde dünyada en iyi gösterilen ülkelerden biridir. İsveç’te bildiğimiz kadarıyla gazetecilikten yargılanan ya da hapiste yatan bir tek insan bile yoktur (Assange hariç). Dayak yiyen veya Assange dışında tehdit edilen bir tek gazeteci duymadık. İsveç’in basın yasası Julian Assange’ın aldanmasına neden olabilecek kadar geniş bir ifade özgürlüğü tanımaktadır. Fakat İsveç’te basını, devlet politikası sayılan belli konularda başka hiçbir yerde görmediğim kadar tek yanlı yayın yapmaktadır. Halkın ezici çoğunluğu da bu haberlere ne yazık ki sadece körü körüne inanıyor. Ukrayna sorunundaki yayınlara bakıldığında İsveç basınında eleştirici tutum düpedüz yerlerde sürüklenmektedir. 

Gençliğimin 7 yıldan fazlası askeri okullarda geçti. Bu ülkeyi gördüğümden beri beğendiğim ve beğenmediğim taraflarıyla askeri okullarla benzerlikleri çok dikkatimi çeker. Askeri okullarda siviller nasıl ötekileştiriliyor ise İsveç’te Sovyetler Birliği, Çin, Suriye, Kaddafi Libya’sı gibi ülkelerin öyle ötekileştirildiğini ve haklarında çok yoğun dezenformasyon yapıldığını gördüm. 

Rusya’nın askeri saldırısının başladığı 24 Şubat’ta İsveç’in başta devlet medyası olmak üzere ana akım medyası ve yetkilileri adeta ulusal matem havasına girmiş gibiydi. O gün Stockholm, Göteborg ve Lund gibi bir çok şehir belediyesi binası önüne İsveç bayrağı yanında Ukrayna bayrağı asıldı. Haberlere bakıldığında Ukrayna’da, Rusya’da ve hatta dünyada herkesin Putin’in karşısında ve Ukrayna hükümetinin yanında olduğunu sanırdınız(!)

Basın Ukrayna krizinde devleti sorgulamadığı gibi, eleştirici aklı felç edecek şekilde çalıştı. Ukrayna krizinin tırmandığı son bir aydır savaşın başlaması için gün sayan İsveç yetkilileri savaşı önlemek için kıllarını bile kıpırdatmadılar. Rusya eğer kendisine güvenlik garantisi verilmezse harekete geçeceğini belirtiyor ve askeri tatbikatlarla kararlılığını göstermeye çalışıyordu. Rusya’nın bu konuda nasıl hassas olduğu Gürcistan (2004), Ukrayna (2014), Suriye (2015), Ermenistan- Dağlık Karabağ (2020), Belarus (2021), Kazakistan (2022) tecrübelerinde görülmüştü. İsveç basını Rusya devletinin güvenlik talebini Putin’in baskı ve saldırganlığı olarak lanse etti. Rusya talebine yanıt beklerken ABD ve bir çok NATO ülkesi Ukrayna’ya ve Rusya’yı çevreleyen NATO ülkelerine silah yığıyordu. Barış yolunu açması beklenen Minsk Antlaşması’nın uygulanmasını bilerek sabote ettiler. Saldırıya uğramasını istedikleri Ukrayna’yı sürekli kışkırtıyorlardı. Ukrayna’nın işgal edilmesini bekleyen İsveç hükümeti Rusya ve özellikle Putin aleyhine, İsveç çocuklarının bu konuda sağlıklı düşünmesini neredeyse imkansızlaştıracak ve halk sağlığını bozacak şekilde yoğun yayın yaptı. 

Devlet medyasında İsveç’in nükleer enerji santralleri üzerinde sert rüzgardan etkilenmeyen gelişkin insansız hava araçları görüldüğü haberi bile üretildi. Günler sonra konuyla ilgili araştırma yapıldığı ve İsveç’e dışarıdan o tür bir araç gelmediği savcılık ifadesiyle açıklandı. Çevremden görüştüklerim birinci haberi duymuş veya okumuş ikincisinden ise tahmin edileceği gibi habersizlerdi. Bir yandan da İsveç ordusu Rusya’yla ortak olan Baltık Denizi içinde Kaliningrad’a yakın Gotland adasına asker yığarak “İsveç’e saldırı olabilir”, havası estirdi.

İsveç halkının NATO’ya karşı tutumunu değiştirecek kadar yoğun yayın yapıldı. Daha yakın zaman önce mülteci almamaya karar vermiş olan İsveç’in göçmen konusundaki tutumu değişti. Ukraynalılar Güney İsveç’e gelmeye başladılar. Arap ve Kürt mültecilerini sopayla kovalayan ve soğuktan donduran Polonya bile 1 milyon Ukraynalı mülteci almaya hazır olduğunu söyledi. 

Savaşın başladığı gün İsveç başbakanı ilk açıklama yapan liderlerden biri oldu ve Rusya’nın ortada bir kışkırtma olmadan savaşı başlattığını ve savaşın tek sorumlusu olduğunu ifade etti. Savaşın bütün sorumluluğunu Rusya’ya yıkan İsveç’in sol partisi izleyen cumartesi günü halkı Ukrayna’yla dayanışma gösterisine çağırdı

İsveç Savunma Bakanı aynı günün (Perşembe) akşamı çıktığı Agenda adlı Tv programında İsveç’in son 8 yıldır Ukrayna ordusunu eğittiğini ve her yıl Ukrayna’ya 250 milyon kron yardım yaptığını açıkladı. Bu tarih 2014 hükümet darbesine rastlıyor.

Ukrayna’da faşist güçlerin inisiyatif kazandığı 2013- 2014 hükümet darbesi İsveç’te demokratik bir devrim olarak bilinir. İsveç ana akım medyasının Ukrayna’daki 2014 hükümet darbesinden, Neo-Nazilerden ve Odessa katliamından ve faşist güçlerin Donbas’a karşı giriştiği ırkçı arındırma saldırılar sonucu 14 bini aşkın İnsanın öldürüldüğünden söz ettiğine rastlamadık. İsveç basını bu konu açıldığında propaganda diye geçiştirmektedir. Onlar 2014 hükümet darbesini demokrasinin gelişi olarak selamladı ve gayretle destek çıktılar.

İsveç 1980’li yıllarda Rusya’ya karşı savaşan Afgan mücahitlerini de özgürlük savaşçısı olarak tanıtmıştı. Bir süredir Erdoğan’ı kötü ilan eden İsveç medyası Erdoğan ve Cemaat iktidarının Avrupa’daki baş tezahüratçılarından biriydi. 2016 askeri darbe girişiminden sonra ise Gülen Cemaati’nden mültecilere kollarını en çok açan ülkelerden biri oldu. Kanlı Arap Baharı İsveç’te demokratik devrimler gibi karşılandı. Suriye’ye karşı iç savaşın hazırlandığı dönemde ve iç savaşın ilk yıllarında İsveç dincileri “zalim Esad”a  karşı mücadele eden rejim muhalifleri olarak taktim ediyordu. Yüzlerce Suriye askerini ve Alevileri öldüren katil dinciler Hristiyanlara saldırmaya başlayıncaya kadar rejim muhalifi görülüyorlardı. Batı, Suriye halkına karşı başlattığı  savaşın sorumluluğunu sonra Erdoğan’a yıkttı. NATO’nun Kaddafi’yi hedef aldığı dönemde isveç basını Kaddafi aleyhine dezenformasyonu olağanüstü yoğunlaştırdı. İsveç’in sol partisi bile bu süreçlerde emperyalizmin izinde yürüdü. 

İsveç’te şeklen geniş olan ifade özgürlüğüne rağmen başta dış politika olmak üzere belli konularda basından neredeyse tek ses duyulur.  İsveç’te polise ve askere eleştiri yapıldığına rastlamadık. “Devlet” kavramı eleştiri üstüdür ve yalnızca hükümetler eleştirilir. 

Özerk devlet televizyonu SVT Nyheter Aktuellt savaşın başladığı perşembe akşamı normalden uzun bir haber yayın yaptı. Yayın baştan aşağı tek yanlı ve duyguları etkileyerek düpedüz koşullandırıcıydı. Bitimi de koşullandırıcı yoğun duygusal görüntülerle oldu. Hemen Aktuellt’in ardından yayınlanan Agenda özel programının sunucusu nasıl olduysa Ukrayna’dan haber veren muhabire  Ruslara sempati gösteren olup olmadığını sorunca muhabir hiç rastlamadığını ve herkesin Ukrayna’yı savunmakta bir olduğunu söyledi.

İsveç basınının bu taraflı tutumu bize İsveç yetkililerinin ve basının Belarusya lideri Lukaşenko aleyhine gösterilerdeki tutumunu hatırlattı. O günlerde biz İsveç’te ırkçılık karşıtı bir gösteri için polisten izin alamamıştık. En üst mahkemeye kadar yargıya müracaatlarımız fayda etmemişti. Yetkililer gösterinin 50 kişilik katılım sınırını aşarak halk sağlığını tehdit edeceğini düşünüyordu. İsveç basını ve yetkililer aynı günlerde Beyaz Rusya’daki Lukaşenko karşıtı gösterileri ise coşkuyla veriyorlardı. İsveç Dışişleri Bakanı Twitter mesajında korona döneminde 100 bin insanın gösterilere katılmasını tümüyle şahane ve cesur buluyordu.

Rusya’nın  İngilizce yayın yapan Russia Today (RT) adlı gazetesini isveç basınıyla karşılaştırdığımızda İsveç adına üzüntü duyduk. RT hatırlanacağı gibi geçtiğimiz haftalarda Almanya tarafından yasaklanmıştı. Bugün ise Avustralya tarafından da yasaklanmış olduğunu öğreniyoruz. Rusya’da savaş karşıtı gösteriler  ve haberler dahi bu devlet basınında dile getirilirken  Rusya gibi bir ülkede muhalif basın, muhalif yazarlar ve aydınlar seslerini duyurabilirken İsveç’in aşırı Amerikancılığını eleştiren sesler ne yazık ki işitilemiyor. İsveç medyası; Putin yönetimine muhalif Batı yanlısı gazeteci Dimitri Muratov’un “ifade özgürlüğüne katkısı” dolayısıyla 2021 Nobel barış ödülü almasını iftiharla sunuyor. Navalni gibi gerici bir politikacıyı özgürlük şampiyona ilan ediyor. ABD’nin savaş suçlarının belgelerini yayınlayan Julian Assange ise İsveç’teki şekli basın özgürlüğüne aldanmanın cezasını yaşıyor. 2010 yılından beri Assange’ın anasından emdiği süt burnundan getiriliyor. Çünkü o Batılların suçlarını açığa vurdu. İsveç insan haklarını çok vurgulayan ülkelerden biridir. Bu ülkede belli bir demokrasi ve siyasal özgürlükler var. Ancak söz konusu demokrasi ve özgürlükler nedense böyle yoğun dezenformasyonu ve beyin yıkamayı engelleyemiyor. 

İsveç egemen güçlerinin aşırı ABD yanlısı propagandaları İle ekonomik planları arasında bağ kurmamak elde değil. Örneğin İsveç’in kuzeyine yapılmakta olan büyük yatırımlar arasında fosil yakıt kullanılmadan çelik ve özellikle bateri  üretimi tesisleri önemli yer tutuyor. “İsveç bateri alanında çok ucuz ve kaliteli mal üreten Çin ile nasıl rekabet edecek?” diye düşünürken “Herhalde Batılı ülkelerin Çin’le ticari ilişkilerin kesileceği “öngörüsüyle” bu yatırımlara girişiyorlardır” diye şakalaşıyorduk. ABD Avrupa’yı yeni bir Soğuk Savaş’ın içine soktu. İsveç burjuvazisi bu savaşa hayli ikna edilmiş görünüyor ve medya halkı kolay etkiliyor. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.