Kapital 155 yaşında! Okunmayı ve tartışılmayı bekliyor…

1
292

İnan Kaloğulları

Karl Marks büyük eseri olan Kapital’i, “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinin devamı olarak yazdığını belirtmişti. “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” 1859 yılında ortaya çıktı. Kapital ise ondan 8 yıl sonra, 1867 yılında yayımlandı. İkinci cildi ise 18 yıl sonra, Engels tarafından Marks’ın notlarının bir araya getirilmesiyle kitaplaştırıldı. Üçüncü cildi yine Engels’in çabaları sonucu kitap haline getirildi. 

Kapital ilk çıktığında sessizlikle karşılanan bir eser olmuştu. Marks ve Engels’in fikirleri yaşadıkları süre boyunca ve sonrasında çoğunlukla benzer bir akıbete uğradı. Öyle ki Marks öldüğünde mezarı başında çok az insanın olduğu belirtilir. Marks, uğrunda büyük fedakârlıklara katlandığı bu eserinin tecride maruz kalacağını mektuplarında da belirtmişti.  

Kapital bu nedenle ilk sıralar geniş kesimler arasında yeterince fark edilmedi ve gerekli değeri görmedi. Engels ve arkadaşları bu büyük esere dikkat çekmek için çeşitli gazetelerde onu tartıştırmayı amaçlayan yazılar yazdılar. Burjuva dünyası onu yok saymaya ve görmezden gelmeye çalışsa da bu kitap Alman işçi sınıfı arasında daha sonra takdirle karşılanan bir eser haline gelmeyi başardı.  

Birçok kaynakta belirttiği gibi Kapital uzun yıllara yayılarak hazırlandı ve çok yoğun bir emeği içinde barındırdı. Karl Marks, arkadaşlarına yazdığı çeşitli mektuplarda ciddi sağlık sorunları nedeniyle kitabı tamamlamakta zorluk çektiğini yazmıştı.  

Kapital’in son hali sürekli gözden geçirildiği için ancak 49 baskı provasının ardından kitap halini alabildi. Bu büyük eser ortaya çıktığında Marks 50 yaşındaydı.  

Kapital’i okuyup anlamaya çalışanlar o yıllarda bu kitabın yaratacağı etkiden övgüyle ve hayranlıkla söz ettiler. Marks’ın fikirleri ve yaşamı üzerinde büyük bir etkiye ve özveriye sahip olan Engels de Marks’ın devrimci yaratıcılığına ve zekâsına hayranlık duyduğunu çoğu zaman belirtmişti. 

Kapital, Marks ve Engels’in devrimci yaratıcılığının ve yoğun bir özverisinin ürünü olarak ortaya çıktı. Marks, mektuplarında Kapital’in yazılmasını Engels’e borçlu olduğunu söylemişti. Engels’in bu büyük eser için kendisini feda ettiğini belirtti. Marks’ın eşi Jenny’nin de yine Kapital’in hazırlanışında çok büyük emeği olduğu belirtiliyor. 

Kapital ilk çıktığında burjuva dünyasını sarsacak bir kitap olma özelliği taşıdı. Günümüze kadar bu etki daha güçlü hale geldi. Bu büyük eser o yıllarda “Marksizm” olarak boy vermeye başlayan devrimci görüşlerin insanlar arasında daha güçlü şekilde savunulan bir kuram haline gelmesinde çok önemli etkide bulunmuştu. Yayımlandıktan ve kabul gördükten sonra ise Avrupa kıtasında işçi sınıfının İncil’i olarak anılmaya başlandı.  

Kapital ilk yayımlandığında güçlü içeriği nedeniyle ona karşı yapılan eleştirilerin sadece üslup ve sunuş yönünden eleştiriler olduğu belirtiliyor. Marks ise ortaya koyduğu çalışmalara karşı yapılan eleştiriler için bilimsel eleştirileri hoşnutlukla karşıladığını, ön yargılı olanlara ise Kapital’in önsözünde bulunan “sen yolundan şaşma bırak ne derlerse desinler” sözüyle karşılık verdiğini belirtmişti.  

Kapital güçlü bilimsel dayanaklarla ve yaratıcı görüşlerle ortaya çıkan bir kitap olarak tarif edilir. Marks “modern toplumun hareket yasası” olarak tarif ettiği kapitalizmin işleyişini, gelişmeye başladığı ilk dönemlerde özenle incelemeye başladı. Görüşlerinin arkasında çok yoğun bir bilgi edinme süreci, eleştirel birikim ve ilk defa ortaya koyulan devrimci ve bilimsel fikirler yer aldı.  

Marks’ın, Kapital’e gösterişsiz ve sade bir başlık koymayı daha uygun gördüğü söyleniyor. Kapsamlı bir kitaba “Kapital” adlı basit bir başlığın yakışacağını düşündüğü belirtiliyor.  

Kapital’in Almanca basımı ilk olarak bin adet yapıldı, fakat bu sayının satışının 4 yılı bulduğu belirtiliyor. Rusya’da ise 3 bin adet basılan kitabın 1 yıl içinde tükendiği ifade ediliyor. Marks ve Engels bu durumun şaşırtıcı olduğunu belirtmişlerdi.  

Kimi kaynaklarda Marks’ın Kapital’i 6 cilt olarak yazmayı düşündüğü belirtilir. Marks’ın ömrü ise sadece ilk cildini kitap haline getirmeye yetti. 

Marks kapitalizmde zenginliğin kaynağının “muazzam bir meta yığını” olduğunu belirtir. Bunun basit biçiminin ise tek bir meta olduğunu söyler. Bu nedenle Kapital’e metanın analizi ile başlamanın daha uygun olacağını yazmıştı.  

Ardından “metanın analizini içeren ilk bölümün anlaşılması güçlük yaratabilir” diye belirtir. Bu zorluğa rağmen yine de Kapital’i ortalama bir okuyucunun anlayacağı bir seviyeye indirmeye çalıştığını ekler. Marks kitaptaki değer biçimini saymazsak Kapital’in zor şekilde anlaşılmayacağını da ifade eder. 

Kimi kaynaklarda Kapital’in en zorlu kısımlarının ilk üç bölümden oluştuğu belirtiliyor. Bu büyük eserin ancak üç cildinin okunmasıyla daha net anlaşılacağı ifade ediliyor. 

Kapital’in çağımızdaki sorunlara cevap üretemediği düşüncesi liberalizm etkisiyle bir dönem yaygın olarak öne çıkartılmaya çalışılmıştı. 90’lı yıllarda etkisi giderek artan tek kutuplu dünya düzeni sosyalizmin imkânsız olduğu yalanıyla birleşerek ideolojik saldırganlığa önemli bir dayanak yapılmıştı. Sınıf kavramlarının değiştiği, sanayi üretiminin yerini başka üretimlerin aldığı ve 1800’lü yıllardaki tanımların artık günümüz için yeterli cevaplar üretemediği propagandası yayılmaya çalışıldı. Çağımızın en önemli eserlerinin başında gelen Kapital’in yeterli derecede okunup tartışılmıyor olması ise bu liberal saldırganlığın kafa karışıklığı yaratmasına daha fazla ortam hazırlamıştı.  

Oysa kapitalizmin en çirkin yüzü olan “ücretli emek düzeni” yerli yerinde duruyor, sanayi üretimi, hizmet sektörü ya da başka endüstriler meta üretimi üzerinden yükseliyordu. Kapitalist üretim ve tüketim biçimi devam ederken sınıf kavramı ise varlığını işçiler, emekçiler ya da ezilenler olarak daha geniş ve keskin şekilde sürdürüyordu.  

Dünyadaki değişen koşulları anlayabilmek için bugün dahi tartışılacak en önemli kaynakların başında Kapital gelir.  

Odak Dergisi daha önce de Kapital’i tartışmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunarak, sol kamuoyu ile bu konuda yakınlaşmak istediğini ifade etmişti. Kendi içinde yaptığı çalışmalar sayesinde Kapital’in birinci cildi üzerine önemli bir birikim sağladı. Bu çalışmada kullanılan metod ile öğretmen-öğrenci ilişkilerine hapsolmayan ve birlikte öğrenmeyi, birlikte gelişmeyi hedefleyen bir yol izlemeye özen gösterildi. Bu büyük eser, bilenlerin bilmeyenlere öğrettiği bir formattan uzak biçimde ele alındığı için yaratıcı ve başarılı çalışmalar olarak öne çıkmıştı. Odak Dergisi’nin Kapital’i birlikte okuma ve tartışma daveti, güncelliğini hala koruyor. 

Marks burjuva toplumu için, emek ürününün meta biçiminin ve metanın değer biçiminin bu toplumun ekonomik işleyişinin temeli olduğunu ifade etmişti. Kapital’in asıl olarak kapitalist üretim tarzına, onunla paralel gelişen üretim ve dolaşım ilişkilerine yoğunlaşan bir kitap olduğunu söylemişti. Bu eserin asıl amacının “modern toplumun hareket yasasını ortaya çıkarmaktır” diye belirtmişti.  

Kapital’de rekabetin ve yıkıcılığın kapitalizmin zorunlu bir yönelimi olduğu belirtilir. Sermaye birikimi ve ölçüsüz kar arayışı bu rekabetin en önemli kaynağını oluşturuyor. İhtiyaç olmamasına rağmen sonsuz biriktirme hırsı ve egemen olma arayışının günümüzde insanlığın laneti haline getirilmesinin altında büyük ölçüde bu durum bulunuyor. Kapitalizmin durmak bilmeyen bu işleyişi aynı zamanda burjuva dünyasında kök salmış olan ve teorileştirilen ruh hastalığına da işaret ediyor.  

Marks’ın geliştirdiği değer teorisi büyük ölçüde yabancılaşma kavramının kökenine de işaret eder. Burjuva egemenliği altında köleliğin farklı bir biçimi olarak ortaya çıkan “ücretli emek düzeni” günümüzde insanın kendine yabancılaşmasının en önemli kaynağını oluşturuyor. Ücretli kölelik düzeni olarak da adlandırılan bu sistem emek gücünü bir yaratma, üretme ve özgürleşme faaliyeti olmaktan çok sömürü aracı haline getiren bir araç olarak görüyor. Emek gücü bu acımasız sömürü düzeni altında canı çekilen ve benliği parça parça yok edilen çaresiz insanı andırıyor.  

Kapitalizmde neredeyse her şey piyasada mübadele edilen birer metaya dönüşebiliyor. Piyasa egemenliği denilen sistem değer yaratacak her şeyi öğütmeye hazır bir makine gibi işlev görüyor. Maddi ve maddi olmayan ürünlerin yanında örneğin; bir ağacın gölgesini, denizi, güneşi, bir manzarayı, şanı, şöhreti, sevgiyi ve insan ilişkilerinde ortaya çıkan tüm değerleri metalaştırabiliyor.  

Marks kapitalde “Metaların Fetiş Karakteri ve Bunun Sırrı” başlığı altında toplumsal ilişkilerin nasıl da metaların yörüngesi etrafında başka bir hale geldiğini ve birbirine karşı nasıl da yabancılaştığını etkili şekilde anlatmaya çalışır.   

Bu bölümden çıkan sonuca göre insanların davranış ve düşünüş biçimi toplumun köklerine kadar işlemiş olan meta ilişkilerinin etkilerini taşırlar. Metalar özne olarak görülür, insanlar ise onların etrafında hareket eden nesneler haline getirilir. Kapitalist piyasa da bu ilişkileri kontrol eden bir rol oynar. Metalar kendi aralarındaki ilişkileri insanlar aracılığıyla kurarlar. Bu ilişkiler aynı zamanda insan ilişkilerinin kendisidir. Meta- insan ilişkisine maruz kalan birey, aklıyla ve yüreğiyle o ilişkilere ayak uydurmaya zorlanır.  

Marks aynı zamanda meta üretimi ile birlikte tahribata uğratılan insan ruhunun ve bilincinin özgürleşmenin önünde bir engel yaratacağının farkındaydı. Kapital’in altı cilt olarak planlanan konularının arasında üst yapı kavramı da yer alıyordu. Bu durumun özgürleşme mücadelesinin önünde ne kadar direnç yarattığı üzücü şekilde Sovyetler Birliği’nin çöküşünde de görüldü. Sovyetler Birliği dağılırken SSCB Komünist Partisi’nin 22 milyona yakın üyesi olduğu belirtiliyor. Dünyadaki dengeleri değiştiren bir sistem yıllar içinde zayıfladı ve 91 yılında yıkıldı.  

Che Guavera’nın üzerinde özenle durduğu ve kişiliğiyle örnek yaratmaya çalıştığı “yeni- insan” kavramı esas olarak “meta-insan”ın aşılması çabasıdır. Che, örnek bir savaşçı olmasının yanında Marksist eserleri ve Kapital’i özenle inceleyerek onu yaratıcı şekilde geliştirmeye çalışan ve bu konuda özgün görüşler ortaya koyan bir devrimci lider olarak biliniyor. 

Marks’ın geliştirdiği en özgün görüşlerden birini “toplumsal emek zamanı” kavramı oluşturuyor. Karl Marks “fayda değer” teorisinin ardından “emek zaman” kavramını dayanak olarak gören burjuva iktisadını eleştirel şekilde inceleyerek “toplumsal emek zaman” kavramını keşfeder. Marks burjuva iktisatçıların tersine bireysel mübadeleyi toplumsal bir bütünlüğün parçası olarak gördüğünü belirtir. 

Bu değer teorisi çerçevesinde insanların uymak zorunda oldukları toplumsal yapıyı da açıklamaya çalışır. 

Marks’a göre emek ürünleri toplumsal ilişkiler yoluyla birbirleriyle karşı karşıya gelirler ve değer olarak eşitlenirler. “İnsan insanın aynasıdır” sözündekine benzer şekilde emek ürünleri de aralarında toplumsal olarak bir değer eşitleme ilişkisi kurarlar. Emek ürünleri başka bir emek ürünüyle birliği içinde değer haline gelir.  

Marks’ın bu değer teorisi içinde açıklamaya çalıştığı “basit” ve “nitelikli” emek tanımları aynı zamanda kapitalizmde kadın emeğinin erkek emeğinden neden daha geri bir değere sahip olduğunu da açıklar. Ayrıca işlerin “basit” ve “nitelikli” şekilde ayrışmasıyla insanlar arasında geliştirilen toplumsal hiyerarşiye de işaret eder.  

Marks meta üretimi ortadan kalkmadan paranın ortadan kaldırılmasının bir çözüm yaratmayacağını Kapital’de özel olarak ela almaya çalıştı. Ütopik Sosyalizm fikrine bu nedenle eleştirel yaklaştı. Değer şeklinin tarihte nasıl ortaya çıktığıyla ilgili değerlendirme yaparken, burjuva iktisadının ele almadığı bir şeyi sona erdireceğini söyler. Kimi kaynaklarda Marks’ın, paranın tarihsel oluşumuyla ilgilenmediği, metanın taşıdığı değerin bir başka meta ile ifade edilmesiyle ilgilendiği söylenir.  

Kapital üzerine çok şeyler söylenebilir ve yazılabilir. Çağımızı anlayabilecek en güçlü kitaplardan biri olduğu gerçeği ise varlığını sürekli hissettiriyor. Kapital’in birlikte okunup ve tartışılmasına günümüzde de büyük ihtiyaç duyuluyor.  

Bu büyük eserin, Kapital’in 155. yılı kutlu olsun!

1 Yorum

  1. henüz Marx Varlığın sadece Kapital I çalışmasında “işe koştuğu kavramlar” sözlüğünü bile üretememişiz:
    değişen sermaye, değişmeyen semaye, sermayenin emek üzerindeki biçimsel boyunduruğu, sermayenin emek üzerindeki gerçek boyunduruğu, üretim süreci, emek süreci ve değerlenme süreci, dolaşım süreci.. gibi; ve bu kavramlarla bulgulanan yasalar: nüfusun artacağı, ücretin düşeceği, metaın kitlesel / kütlesel / çok miktarda üretileceği gibi.
    sevinçlerle sevinçlere..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.