Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Öğretmenler

0
143

Deniz Hiçyılmaz

 “Öğretmenlik mesleği, insanlaşmış kişilerin, başka kişilerin insanlaşmasına (olabildiğince) yardımcı olma mesleğidir.”(1)
İoanna Kuçuradi

Son yıllarda Türkiye’nin içine girmiş olduğu sosyal, siyasal ve ekonomik darboğaz toplumun her kesimini olumsuz yönde etkilemekte. Toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan işçiler, çiftçiler, memurlar, esnaflar, işsizler; kimi asgari ücretin de altında çalışmak zorunda kalan seyyar satıcılar, hamallar, öğrenciler, kapıcı ya da temizlikçiler en temel günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmenin derdine düşmüş durumda. Türkiye’de toplumun bu kesimleri hiçbir zaman rahat yüzü görmemişti ancak bu berbat duruma gelinmesinde, şimdiye kadar zaten tam olarak uygulandığını görmediğimiz kuvvetler ayrılığı ilkesinin tamamen ortadan kaldırılarak despotik bir rejim kurulması ve her türlü baskı, torpil, liyakatsizlik ve yolsuzluğun yönetimin temel dayanakları haline gelmesinin temel etken olduğunu söyleyebiliriz.

Toplumun bu kesimlerden birisi de eğitimin temel bileşenlerinden olan eğitim emekçileridir. Ekonomik, sosyal, özlük ve demokratik hakları bilinçli olarak sürekli geriletilen ve görmezden gelinen, ilk fırsatta her türlü angarya işlerde çalışması istenen öğretmenler, son yıllarda bir dizi dayatmayla karşı karşıya kaldı. 

03/02/2022 tarihinde kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu 14/02/2022 tarihinde resmi gazetede yayımlandı. Adı dışında hiçbir “meslek kanunu” içeriği taşımayan, Türkiye’nin onayladığı ILO-UNESCO ortak belgesi olan Öğretmenliğin Statüsü Tavsiye Kararı’nı yok sayan kanun, öğretmenlerle dalga geçer gibi, onların hiçbir sorununu çözmeyen, aksine ücrete dayalı statü farklılaşmalarının yolunu açan (12. madde) üç ana başlıktan oluşmakta: Öğretmenlik, aday öğretmenlik ve öğretmenlik kariyer basamakları. Bu maddeler, bir takım komisyonlar aracılığıyla öğretmen olmayı zorlaştırmakta, torpil, itaatkarlık ve yandaşlığı dayatmakta, öğretmenlerin ayrışmasına neden olacak uzman ve başöğretmenlik gibi kariyer basamakları sisteminin nasıl yapılacağını içermektedir.        

İktidar, yandaş sahte sendikalar dışında, sorunlarının bilincinde olan ve çözümü için örgütlü hareket eden eğitimciler istemiyor. Bu nedenle yaptığı uygulamaların arkasına, sahte sendikaları ve her biri sayısız yolsuzluk ve istismar vakalarıyla anılan tarikat ve dinci grup yapılanmalarını alıyor. Bunu son uygulamalarda da gördük. Pek çok eğitim sendikası ve meslek örgütünün itirazına rağmen, öğretmenlerin temel ve meslek  haklarını içermeyen Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndan sonra 12 Mayıs 2022 tarihinde Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği de yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğe göre aday öğretmen artık kurulacak komisyon aracılığıyla “başarısız” sayılabilecek. Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanı almak isteyenlere ise eğitim, sınav ve mesleki gelişim çalışmaları getirildi. Öğretmenlerin birçok hak kaybına yol açacağı apaçık belli olan yönetmeliğin iptali için Eğitim-Sen Danıştay’a iptal davası açtı.

Öğretmenlerin böylesine bir kıskaç içine alınabilmesinin pek çok sebebi var elbette. 1940 yılında açılıp, 14 yıl sonra uydurma gerekçelerle kapatılan köy enstitülerinin yerine imam hatip okullarının açılması; toplumsal düzeni alt üst eden askeri darbeler; sendikalaşma ve grevlerin yasaklanması, örgütlü hak arama taleplerinin sürekli bastırılması; eğitimde laiklik ilkesinin ayaklar altına alınması; öğretmenlerin toplumsal statüleri ve ekonomik durumlarını olumsuz etkileyen düzenlemeler bunlardan bazılarıdır. 

ÖĞRETMENLERİN STATÜSÜ TAVSİYE KARARI

1966 yılında ILO ve UNESCO işbirliğiyle hazırlanıp kabul edilen, öğretmenlerin haklarını ve sorumluluklarını tanımlayan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın imzalandığı 5 Ekim tarihi, 1994 yılından bu yana “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. 1966 Tavsiyesi, öğretmenlerin eğitim alanı ve toplum içindeki konumunu düzenleyen; aileden, güvenceli çalışmaya, liyakatten, nesnel çalışma ölçütlerine kadar öğretmenlerin sorunları ve statüsünü (durumunu) ayrıntılı biçimde içeren bir belgedir. 

“Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı”, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlayan uluslararası düzeyde hazırlanmış bir toplu sözleşmedir. 145 paragraftan oluşan belge, öğretmenlik mesleğinde işe alınma, işe alınmada seçme ve formasyon, mesleğe hazırlık, değişik düzeydeki öğretmenlerin mesleki sorunları, iş güvencesi, öğretmenin hak ve sorumlulukları, disiplin işleri ve mesleksel bağımsızlık gibi konuları kapsamaktadır. Temel ücret, çalışma süreleri ve koşulları, özel izinler, araştırma izinleri, tatil, eğitim-öğretim yardımcı personelleri, sınıf mevcutları, öğretmen değişimi, uzak bölgelerde ve kırsal kesimde çalışan öğretmenler ile ilgili özel düzenlemeler, aile yükümlülükleri olan öğretmenlerle ilgili düzenlemeler, sağlık, sosyal güvenlik ve emeklilik gibi konuların da olduğu temel bir belgedir.                   

ÖĞRETMENLER NE İSTİYOR?

Eğitim-Sen’in bir açıklaması durumu şöyle özetliyor: “Öğretmenlerin iş güvencesini tartışmaya açan; mülakatla öğretmen alımını ve alınan öğretmenlerin de sözleşmeli veya ücretli olarak istihdam edildiği hiçbir model bizler açısından kabul edilebilir değildir. Bütün bunlarla beraber bilinmesi gerekir ki, öğretmenlerin maaş karşılığı okutmak zorunda oldukları ders sayısının artırılması ve buna bağlı olarak ek ders ücretinin kaldırılmasının planlanması tüm öğretmenler tarafından reddedilecektir.” (Öğretmenlik Meslek Kanunu, eğitimin diğer bileşenlerinin haklarını da içerecek şekilde): “Öğretmenlerin yetiştirilmesi, iş güvencesi, mesleğe alınması, liyakat esas alınarak yapılan atamalar, ücretler, emeklilik, sağlık hakkı gibi öğretmenlik mesleğinin temel sorunlarını dikkate alan, sorunlarımıza kalıcı çözüm üretmeyi hedefleyen, haklarımızı daraltan değil geliştirmeyi amaç edinen bir içerikte hazırlanmasıdır.” Aslında öğretmenler, “Meslek Kanunu’nun”, yaşanan pek çok olumsuzluğu ortadan kaldırabilecek en ideal belge olarak gördükleri 1966 Tavsiye kararının dikkate alınarak yeniden hazırlanmasını istiyor.

ENSTİTÜLÜ ÖĞRETMENLER NE DİYORDU?

Atatürk, kurtuluş savaşı sonrası, “Hayır, savaş bitmedi, asıl savaş şimdi başlıyor. İnsanların kafalarındaki karanlıklar aydınlanmadıkça gerçek savaş hiçbir zaman bitmiş olmayacaktır” derken çok önemli bir gerçeği dile getiriyordu.(2) (Gazalcı s. 13)  Bu konuda öğretmenlik mesleğinin önemini daha iyi anlamak için fiilen öğretmenlik yapanlara bir kulak verelim. Bakalım onlar ne demiş.

Türkiye’nin yaşayan en saygın bilim insanlarından olan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, “Kanımca çocuk sevmeyen iyi bir öğretmen olamaz”(3) (B. Bahar S. 232 s. 22) diyordu. Öğretmenlerin içine düşürüldüğü bu duruma bakınca, “Öğretmeni sevmeyen iyi bir yönetici olamaz” diyebiliriz sanırım. 

Köylülerin aydınlanmasına yönelik olarak, “Bizler köyün horozlarıydık sanki”(2) (Gazalcı s. 377) diyen, 1944 Pazarören Köy Enstitüsü mezunu Yusuf Ziya Bahadınlı’ya göre: “Öğretmen unutulamaz. İnsanın insan olmasında öğretmenin yeri büyüktür. Öğretmen suya yön veren bir bahçıvandır. Bahçıvan fazla güç harcamaz, küreğinin ucuyla arkın ağzını nereye açarsa su oraya akar. Öğretmen yönlendirir; güzelliği ve mutluluğu bulmada yön göstericidir. Büyük insandır o.” 

1948 Gönen köy enstitüsü mezunu Fakir (Tahir) Baykurt’a göre: “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir.” Baykurt, bir köylüyle arasında geçen konuşmayı şöyle aktarıyor: “Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? 

Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur.”(3) (B. Bahar D. S. 236 s. 31)

1947 İvriz Köy Enstitüsü mezunu Mahmut Makal, öğretmenlik anılarını anlattığı “Bizim Köy” adlı eserinde şunları yazıyor: “Önün kavurga kavursun, arkan harman savursun derler. Ümit ateşiyle içimi ısıtmasam, bir gün bile ayakta duramazdım o soğuklarda.”(4) (s. 12, 13)  “Eğer dünyada insanlık kurtulacaksa, köy enstitüleri örneğinde olduğu gibi eğitim kurumları gerekli.”                                                                          

Bir başka köy enstitülü Celal Coşkun’a göre: “Köy enstitülerinin kapanmasıyla aydınlığa giden yollar kapanmıştır. Köye ve köylüye en büyük darbe vurulmuştur. Cehalet ve bağnazlık fırsat bulmuştur.” (Gazalcı s.23) Benzer duyguları Mehmet Kurt da dile getirir: “Köy enstitülerinin kapatılması Anadolu insanına yapılmış bir ihanettir.”(2) (Gazalcı s. 59)       

1943 Çifteler Köy Enstitüsü mezunu Talip Apaydın, günümüz eğitim sistemi sorunlarının çözüm yolunu şöyle dile getirir: “Günümüz koşullarına uyarlanarak Köy Enstitüsü ilkeleri uygulanabilir. Laik, demokratik, modern, üretici bir eğitim hamlesi ülke için zorunludur.”(2) (Gazalcı s. 109)

1938 yılı hukuk fakültesi mezunu, Hasanoğlan köy enstitüsünde de dersler vermiş olan Vedat Günyol ise şunları söylüyor: “Öğretmen nedir, kimdir aslında, genç beyinleri yoğurup, içlerine insan sevgisi doğrultusunda bilgiler aktaran, kafasıyla yüreğiyle kendini bu amaca adayan insandan başka. Öğretmen bir düzen sağlayıcısıdır aslında. Bu düzen kafa düzeni olduğu kadar yaşam düzenidir de. Öğrencilere, ders içi – ders dışı kazandıracağı başlıca erdem, insan sevgisi ve saygısıdır. Öğretmen aynı zamanda bir öğrencidir. Öğrenci dediğin yaratık, güzelin güzeli bir yaratıktır. Ona sevgi ile bakarsan kulun kölen olur.”(5) (Varlık S. 1029 s. 40)     

Bizler, her öğretmenin bilge(6) olmadığını biliyoruz, ancak öğretmenlerle ilgili konuşacaksak ya da bir çalışma yapacaksak böylesi bir yaklaşım içerisinde olmalıyız. Aksi halde, Wolfgang von Goethe’nin dediği gibi: “Üç bin yılın hesabını göremeyen, karanlıkta yolunu bulamaz. Günü gününe yaşar ancak.”(7) (Bahar S. 266, s. 54)                                                                                                                                          

Son sözü köy enstitülü Ali Çavuş’a bırakalım:Öğretmenine değer vermeyen ülkeler çöküp yok olmaya mahkumdur”(2) (Gazalcı s. 27)  

KAYNAKÇA:

(1) Kuçuradi, İoanna; Uludağ Konuşmaları, Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) Yay. Ankara, 1988, s.36                          

(2) Gazalcı, Mustafa; 21 Köy Enstitüsü Çınarlar Anlatıyor, Bilgi Yay. s.13,27,59,109,377,  Ankara, 2021                                                                                                                                                                                                            (3) Berfin Bahar Dergisi, Sayı 236, sayfa 31

(4) Makal, Mahmut; Bizim Köy, Literatür Yay. s.12,13, İstanbul, 2019

(5) Varlık Dergisi, Sayı 1029 sayfa 40                                                                                                                                             

(6) Erasmus, Desiderius; Çocuklar İçin Adabımuaşeret, Kırmızı Kedi. Y. Çev: B. Gönen, s.47, İst. 2017 

(7) Berfin Bahar Dergisi, Sayı 266, sayfa 54                                                                                                                                                                                            https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=39517&mevzuatTur=KurumVe  12/09/2022         https://egitimsen.org.tr/tum-egitim-sendikalarini-ortak-tutum-almaya-cagiriyoruz-ogretmenlik13/09/2022    https://egitimsen.org.tr/ogretmenlerin-statusu-tavsiye-kararini-temel-almayan-mesle                         https://egitimsen.org.tr/ogretmenlik-meslek-kanunu-ogretmenlerin-iradesiyle-hazirlanmalidir/13/09/2022                              https://www.ihd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/OgretmenlerinStatusuTavsiyesi.pdf14/09/2022             https://egitimsen.org.tr/bakan-mahmut-ozer-ve-yandas-sendika-ogretmenlik-meslek-kanunu-13/09/2022

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.