Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle cemevleri “kültürel tesis” olarak tanımlandı. Alevi kurumları ise bu düzenlemeyi açık biçimde reddederek cemevlerinin ibadethane statüsünün anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Bu değişiklik, Alevi toplumunun uzun yıllardır dile getirdiği eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerini karşılamak bir yana, sorunu başka bir kavramın içine sıkıştırarak görünmez kılıyor.
İnancı kültüre indirgemek: Eski bir devlet refleksi
Cemevlerinin “kültürel tesis” olarak tanımlanması, Aleviliğin bir inanç sistemi değil folklorik bir unsur olarak ele alındığı yaklaşımın devamı niteliğinde. Bu bakış açısı, Aleviliği yaşayan bir inanç olmaktan çıkarıp sergilenebilir, denetlenebilir ve gerektiğinde yok sayılabilir bir alana hapsediyor.
Anayasal güvence talebi net
Alevi örgütleri ve kanaat önderleri, cemevlerinin statüsünün yönetmelik değişiklikleriyle değil, açık ve bağlayıcı bir anayasal düzenlemeyle güvence altına alınması gerektiğini savunuyor. İnançların tanınması idarenin takdirine bırakıldığında, haklar kalıcı değil geçici oluyor.


























