Haftanın Özeti: Damlaların Sürekliliği

0
84

Bu hafta da Ana Muhalefet Partisi miting alanlarında boş sohbetlerle oyalanırken AKP, yıkım politikalarına son hız devam etti. Köprü ve otoyolların satışı tartışması, Yusuf Tekin’in okulları tarikat merkezlerine çevirmesi ve ardından başlayan laiklik tartışmaları, ünlülere yönelik uyuşturucu gözaltıları, kontrol altına alınamayan enflasyon, çözüm süreci konuları basında en çok konuşulan konular oldu.

AKP’nin ekonomik olarak çok sıkıştığı için köprü ve otoyolları satabileceği konusu kamuoyunda ısıtılmaya devam ediyor. Gelirinin yüzde 94’ünün doğrudan kar hanesine yazıldığı söylenen köprü ve otoyolların satışı tartışması bir yandan devam ederken kamuoyunda gündeme gelmese de öbür yandan Çevre Kanunu’nda değişiklik yapılması süreci mecliste devam ediyor. Yapılan değişikliğe göre milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanlarındaki planların gerektirdiği her türlü hizmet ve faaliyetler ile koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü altyapı ve diğer tesisler Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devrediliyor. Yapılan değişiklikle koruma altındaki alanlar dahil “Milli Parklar Kanunu” kapsamında el konulan bütün yapı ve tesisler, inşa aşamasında olanlar da dahil olmak üzere, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından derhal yıkılacak veya ihtiyaç görüldüğü takdirde değerlendirilecek. Yani doğa, tarih gözetmeksizin AKP’nin yandaş talanı kesintisiz devam edecek.

Türk-İş’in açıklamasına göre açlık sınırının 32 bin 365 lira, TÜİK’in açıklamasına göre işsizlik oranının yüzde 29,9 olarak açıklandığı bu hafta, vadedip unutma konusunda pek yetenekli olan AKP’nin bir vaadi daha fiyaskoyla sonuçlandı. AKP’nin vatandaşlara vermeyi programına aldığı vatandaşlık maaşı geliri 9 bin 358 liranın altında olan ailelere asgari ücretin yüzde yirmisi oranında verilecek ve her ay takip edilecek. Aynı AKP’nin Cumhurbaşkanı’nın korumaları için ise sadece Ocak ayında 451 milyon TL harcandı.

Haftanın en çok tartışılan konusu AKP’nin iktidara gelmesiyle hızlanan ve Yusuf Tekin’in dur durak bilmez gerici uygulamalarıyla ayyuka çıkan okullardaki çağdışı eğitim uygulamaları. Bu uygulamalara bu hafta da birkaç halka birden eklendi ve süreç laiklik talepli protestolarla sokağa taşındı.

Yusuf Tekin Ramazan nedeniyle bir genelge yayınladı. Anayasa’ya sığınılarak hazırlanan genelgede sözümona insani değerlerle ilgili laf ebeliği yapılmakta, özünde ise bir şeriat devletinde yapılabilecek uygulamalar sıralanmakta. Anasınıfı çocukları için cami ziyaretleri, ramazan kolileri hazırlanması gibi bir çok etkinlik ve bu etkinliklerin kayıt altına alınarak çocukların fişlenmesi; ilkokul ve ortaokul öğrencileri için ramazan günlüğü hazırlanması ve cami gözlemleri ve daha bir çok etkinlik yer almakta. Durumdan vazife çıkaran okul müdürleri ilahi içerikli zil seslerinden şeriatçı antlara kadar kabul edilemez bir çok uygulamayı hayata geçirdi. Duruma tepki gösteren velilerden gözaltına alınanlar oldu.

TMMOB, TBB, DİSK, KESK ve Eğitim-Sen’in aralarında bulunduğu 18 kurum, etkinlik rehberlerinde yer alan ve dijital ortamda öğretmenler ve okul idarecileri tarafından her hafta doldurulması istenen “Ramazan Etkinlik İzleme Değerlendirme Formu’nu” “fişleme belgesi” olarak nitelendirdi. MEB’in uygulamasına tepki gösteren 168 yazar, gazeteci, sanatçı, akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcisi “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir metin kaleme alarak, “Şeriatçı dayatmaları reddediyoruz” dedi. 

“Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır” denilen metinde Türkiye’nin “Talibanlaştığı”, “ABD ve İsrail planları doğrultusunda” adım adım Ortadoğu’nun gerici bataklığına sürüklendiği ifadeleri yer aldı.

Bakanlık bildiriyi hazırlayan aydın ve yazarlara karşı suç duyurusunda bulundu. Hem Erdoğan hem Bahçeli en üst perdeden tepkiyle genelgeye sahip çıkarak uygulamaya karşı çıkanları tehdit etti.

Bloomberg‘de yer alan bir haberde ABD’nin olası bir İran saldırısına karşı Türkiye’nin çeşitli güvenlik senaryoları üzerine çalıştığı, bu senaryolar içinde kitlesel göç riskine karşı İran topraklarında bir tampon bölge oluşturulması planının da yer aldığı yazıldı. Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi iddiaları yalanladı.

Muhalefet Erdoğan’ın diplomasını tartıştı. Erdoğan’ın dört yıllık diplomasının bulunmadığı ve bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçilme koşullarına sahip olmadığını yeniden iddia ettiler. O durumda başkanlık sistemi dahil her şey, alınan bütün kararlar geçersiz hale gelecektir. Hatırlanacağı gibi Erdoğan ikinci kez aday olduğunda cumhurbaşkanlığı için dört yıllık yüksek öğrenim şartı kaldırıldı. Başkanlık sistemine geçilen 2017 referandumu bütün sonuçlarıyla kaldırılması gerekir ki bu sistemde sarsıntı yaratacaktır.

Baronları görmezden gelen emniyet ise uyuşturucuyla mücadelede hedef şaşırtmaya, sanat dünyasından isimleri toplamaya devam ediyor.

İşçi eylemleri ve demokratik mücadele haberleriyle devam ediyoruz.

İşçi Direnişleri

Polyak Maden işçilerinin Bağımsız Maden-İş öncülüğünde başlattığı direniş devam ediyor. İşçiler verilmeyen ücretlerini, kıdem ve ihbar tazminatlarının yasal güvenceye kavuşturulmasını ve banka promosyon haklarını istiyor.

Sivas Divriği’de maden emekçilerinin işten atmalara ve maden işletmesinin kapatılmasına karşı mücadelesi sürüyor.

Belediye emekçileri bu hafta Seyhan ve Buca gibi belediyelerde hakları ve ödenmeyen ücretleri için eylemler yaptılar. Belediye emekçileri 10 Mart tarihinde ise Kadıköy Süreya Operası önünde tediye hakları için basın açıklaması gerçekleştirecekler.

Beşiktaş ve Şişli Belediyesi’nde direnişçi işçilerin mücadelesi devam ediyor. Üniversite öğrencileri bu hafta Beşiktaş Belediyesi önünde gerçekleştirdikleri eylemle Belediye Başkanı Rasim Şişman’ın emek düşmanlığının karşısında belediye emekçisi Turan Çil’in yanında olduklarını belirttiler. Şişli’de kayyum tarafından hakları çiğnenerek işten atılan işçiler Şişli Kaymakamlığı ve belediye binası önünde eylemlerini sürdürüyorlar. Kakil Yazar belediye önündeki nöbetine devam ediyor. İşçiler yaşadıkları haksızlıkları hem basın aracılığıyla hem de katıldıkları etkinliklerde anlatmayı sürdürüyorlar.

Beyoğlu Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenlerin mücadelesi devam ediyor. Tüvtürk araç muayene istasyonlarında Nakliyat-İş sendikası öncülüğünde başlatılan grev devam ediyor.

28 Şubat Cumartesi günü İşçi Emekçi Birliği açlığa, sefalete karşı mücadeleyi yükseltme çağrısıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirecek.

Asgari Ücret İnisiyatifi 1 Mart Pazar günü bir araya gelecek ve asgari ücret mücadelesini yükseltmeyi tartışacak.

Emekçiler Dayanışması ve İşçi Hakları Derneği hafta sonu İSİG Meclisi üyesi Aslı Odman’ın katılımıyla bir etkinlik düzenleyerek işçi cinayetleri, iş kazaları, kadın ve çocuk emeği sömürüsüne dikkat çektiler.

Hafta sonu işçi önderlerinden Çetin Uygur’u anmak için bir saygı sempozyum gerçekleştirildi.

Birtek-Sen Şık Makas’taki mücadelesini Ankara’ya taşıyacak. Yüzlerce Şık Makas-Cross Jeans işçileri mücadelelerinin 150. gününde Çalışma Bakanlığı önünde olacaklar.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi ve İnşaat işçileri Sendikası pazar günü yaşanabilir bir asgari ücret başlığıyla bir etkinlik gerçekleştirecekler.

Temel Conta işçileri 445 gündür direniyor.

ABMA İnşaat-Restorasyon şirketi tarafından üyelerinin gaspedilen haklarını almak için İnşaat-İş Sendikası’nın Yıldız Sarayı önünde başlattığı direniş kazanımla sonuçlandı.

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz.

Kuyu Tipleri Kapatılsın İnisiyatifi ve bileşeni gruplar bildiri dağıtımı çalışmasına bu hafta Kadıköy’de devam etti. Öte yandan ise İşçi Emekçi Birliği ve bileşenleri “insanca yaşam” için İstanbul Cevizlibağ’da bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

Geçtiğimiz hafta ülkemizde bir günde 6 kadının öldürüldüğü basına yansıdı. Bu duruma karşı sessiz kalmayan kadınlar Kadıköy Süreya Operası önünde bir araya gelerek hem bu duruma karşı ses çıkardı hem de 8 Mart çağrılarını dile getirdi.

19 Mart sürecinde eylemlere katılan ve Umuttepe’de işkence ile gözaltına alınan 6 öğrenci ve bir akademisyenin davası geçtiğimiz hafta “beraat” kararı ile sonuçlandı. Kararın ardından gerçekleştirilen açıklamada; “insanca bir yaşamı birlikte kuracağız” ifadeleri kullanılarak dayanışma çağrısı dile getirildi.

Kocaeli Derince’de bir ortaokulda teneffüslerde ilahi çalınmasına karşı Soner Akbal isimli cesaretli veli protesto gerçekleştirmiş ardından ise ifadeye çağrılmıştı. Öğrenci Veli Derneği, ifadeye çağrılan veli ile dayanışma göstermek için Kocaeli Adliyesi önünde bir araya geldi.

Geçtiğimiz hafta Cumartesi Anneleri’nin basın açıklamasına da devam edildi. 1091. hafta da tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir aray gelen grup, gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın akıbetini sordu. Öte yandan hasta mahpuslar için basın açıklamasına da devam edildi. İstanbul ve Ankara’da gerçekleşen açıklamada, ağır hasta mahpus Hayrettin Adak ve Ferzende Elbi’nin durumuna dikkat çekerek derhal serbest bırakılmaları talep edildi.

Okullarda ve diğer alanlarda laikliğe yönelik saldırılara karşı çeşitli kurumlar ve insanlar sosyal medya aracılığı ile ses çıkarttı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise geçtiğimiz gün gerçekleştirdiği açıklamada “laiklik bildirisi yayınlayan 168 kişiye dava açtık” ifadelerini kullandı. Öte yandan ise CHP’nin düzenlediği Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitingi bu hafta Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleşti. Özgür Özel’de miting sırasında gerçekleştirdiği açıklamada laiklik konusu üzerinde durdu.

Aralarında Odak Dergisi’nin de bulunduğu çeşitli sosyalist güçler İstanbul’da NATO’ya ve emperyalist savaşa karşı birlik oluşturma yolunda çalışmalara bu hafta da devam ettiler. Ortak bir metin yayınlanması bekleniyor.

Dış Haberler

Ukrayna’da dördüncü yılını tamamlayan savaş ve İran’a yönelik olası emperyalist saldırı konularına bu hafta da değineceğiz. Ukrayna’da süren savaş ile başlayalım.

Rusya-Ukrayna ve Batılı emperyalistler arasındaki savaş 24 Şubat itibarıyla dördüncü yılını tamamladı. ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesi ile başlayan “barış”ın sağlanmasına yönelik bir beklenti önümüzdeki dönem için de görülmüyor.

Batı’da egemen olan ve onun etkisindeki medyada Ukrayna savaşı, Rusya’nın Ukrayna topraklarını işgal etmesi yönüyle ve Rusya’nın Avrupa’yı da tehdit ettiği algısı üzerinden sunuldu.

Odak Dergisi olarak bu savaşın başından beri bir Rusya – NATO savaşı olduğu yönüne dikkat çektik. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batı ittifakı Doğu Avrupa ve Karadeniz’de hakimiyet kurarak Rusya’yı kapana almak istemektedir.

Savaşın başından beri savaşı uzun zamana yayarak Rusya’yı yıpratma ve zayıflatma çabasında olan Batılı emperyalistler aynı zamanda Rusya’nın Çin’le yakınlaşmasının önünü almak istiyorlardı. Bu yakınlaşmayı şimdilik engellemiş görünmüyorlar. Halkların mahvolması pahasına, ucuz enerjiden yoksun kalarak ekonomik kayba uğrayan Avrupa devletleri savaşta ısrar etmeye devam ediyor. Savaşın maliyetinin yanında Trump yönetiminin uyguladığı gümrük tarifeleri de Avrupa ekonomilerindeki kaybı artıran ikinci bir etken oldu. Ekonomideki bu gidişata rağmen savaş ve silahlanma bütçelerinin yüksek oranda artırılıyor. Bunda bu süreçte refah ve ekonomik kayba uğrayan halkların savaş karşıtı bir hareket geliştirememiş olmalarının payı büyük.

ABD emperyalistleri dünyada İran’a yapacakları saldırıyı tartıştırırken İran’la görüşmelerini sürdürdüler. Bir anlaşma ihtimali güçlüdür ancak de savaş ihtimali de var. Savaşın başlaması halinde sonuçlarının çok ağır olması bekleniyor. ABD dün Suriye’yi yakmak amacıyla Rojava’daki Kürt örgütlerini birleştirmişti. Bugün de İran’daki 5 Kürt örgütünü birleştirdiler.

Avrupa’da silahlanma, militarizm ve sermayenin baskıları artmaya devam etti. Bazı örnekler:
Belçika yedek askerlik yaşını 51’den 67’ye çıkarma kararı aldı. Danimarka zorunlu askerlik süresini 2026 yılından itibaren 4 aydan 11 aya çıkardı. Hatırlanacağı gibi Danimarka 1 Temmuz 2025 tarihinde 18 yaşını doldurmuş olan kadınlara da zorunlu askerlik kararı almıştı. Bu bakımdan Danimarka’da 18 yaşından büyük herkes orduya kayıt yaptırmak zorundadır. Yeterince gönüllü çıkmaması durumunda hükümet erkekler gibi kadınlar arasından da kura yoluyla zorla askere alabilecektir. Askerlik zorunluluğu Danimarka toprağı sayılan ancak özerk olan Grönland ve Faroe adası için geçerli değildir. Danimarka’da 67 olan emeklilik yaşının 2035’e kadar 69’a çıkarılması kararlaştırıldı.

Batılı emperyalist ülkelere işçi sınıfı ve halk üzerindeki sömürü ve baskı artarken Çin’de sempati toplayan gelişmeler yaşanıyor. Merkezi Çin’de bulunan Henan Kuangshan Crane isimli şirketin patronu, mali yılın sonunu kutlamak için 13 Şubat’ta düzenlenen partiye 26 milyon dolar nakit para getirdi ve çalışanlarına, “Taşıyabildiğiniz kadarını alın” dedi. Hatırlanacağı gibi Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 25 Şubat tarihinde yaptığı açıklamada Çin’de mutlak yoksulluğun kaldırıldığını açıklamıştı.

Sonuç

Dünyada savaş rüzgarları esmeye, Türkiye’de dinci ve faşist baskılar artmaya devam ederken ülkemizde işçilerin, gençlerin, kadınların mücadelesi içinde örgütlü ve kararlı davranan güçler etkili olabiliyor. İşçi hareketindeki Umut-Sen şimdiden etkin olmayı başarmış çabalar aradında yer alıyor. Emekçiler Dayanışması da bu süreçte gelişmeye aday güçlerden biridir. Türkiye solunda anti-emperyalist duyarlılık artıyor. Çin bizim anladığımız sosyalizmden uzak olsa bile saldırgan Batılı emperyalistler karşısında bir dengeleyici olarak halkların yararına işlev görüyor. Türkiye solunda bağımsız anti emperyalist çizgide emek eksenli, örgütlü, kararlı çabaların devam etmesi gerekiyor. “Taşı delen, suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir”.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.