İran’da 28 Aralık’tan bu yana yeni bir halk isyanı gelişiyor. Riyal’ın devalüasyonu sonucunda ağırlaşan hayat koşullarına, siyasi baskılara ve yolsuzluklara karşı başlayan eylemler tüm İran’a yayıldı. ABD ve İsrail, halk kitlelerinin molla rejimine karşı ayaklanmasını çalmaya ve İran’da rejim değişikliği sağlamaya çalışıyor. İsrail’in derdi, İran’ı bölmektir.
Bilindiği gibi, mollalar işbirlikçi faşist şah rejiminin 1979 yılında halk ayaklanmasıyla yıkılmasının ardından, sosyalist güçleri şiddet zoruyla tasfiye ederek bugünkü sistemi kurdular. Sosyalistler, mollalarla birlikte yeni bir İran kurmanın mümkün olacağını düşünmüşlerdi. Bu yanılgı, İran’da devrimci mücadelenin tarihsel ve çok ağır bir yenilgi almasıyla sonuçlandı. Öldürülerek, asılarak tasfiye edilen İran devrimci hareketinden geriye kalanlar Batılı ülkelere göç etti ve ülkelerine dönemedi. Son dönemde her iki-üç yılda bir gerçekleşen halk ayaklanmaları, devrimci bir önderlik olmadığı için her seferinde bastırılmaktadır. İsrail ve ABD, İran halkının ülke çapında bir önderlikten yoksun olmasını fırsat bilerek, isyanları kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmeye çalışmaktadır.
Trump bu kez, eğer İran rejimi halk hareketine karşı kitlesel öldürmelerle yanıt verirse İran’ı bombalamakla tehdit etti. Şahlık yanlıları ve İsrail ajanlarının, olayların ABD müdahalesi yönünde gelişmesi için silahlı çatışma metodunu kışkırttıkları ve bu yönde çeşitli gruplara silah dağıttıkları bildirilmektedir. CIA destekli Şah yanlıları, özellikle Avrupa ve ABD’de etkindir. İran’da daha az olmakla birlikte, İsrail ve ABD desteğiyle belli bir güce sahip oldukları bilinmektedir.
Batılı medya, İran’daki gelişmeleri Siyonizm’in ve ABD emperyalizminin gözüyle yansıtmaktadır. Liberal sol kesim, ABD ve İsrail yanlısı yayınları sosyal medyada bilinçsizce yayarak, İran’daki halk ayaklanmasının Batılı emperyalistler tarafından saptırılmasına destek olmaktadır. Batılı ülkelerde İsrail yanlılarının ürettiği materyaller, sosyal medyaya konulunca eleştirel tutumdan uzak insanlar tarafından, halk ayaklanmasına katkı niyetiyle bilinçsizce paylaşılarak alabildiğine yayılmaktadır.
İran’da halkın sıkıntılarının baş sorumlusu elbette molla rejimidir. ABD, İsrail ve Batılı emperyalistler ise ekonomik abluka, askeri saldırılar vb. çok çeşitli yollarla İran halkının sıkıntılarının artmasına sebep olmaktadır. İran rejimi, bu yılki aşırı kuraklığın da ABD emperyalizminin sabotajı sonucunda meydana geldiğini iddia etmektedir. İsrail ve ABD, İran’daki Türkler, Kürtler, Beluçlar ve azınlık halkların ulusal demokratik mücadelelerini yedeğine almaya çalışıyor.
İran petrol zengini olmasına rağmen, Batılı emperyalistlerin engellemesi nedeniyle 1979 yılı öncesinden daha az petrol üretebilmektedir: 1979 öncesinde günde 6 milyon varil, bugün ise 4 milyon varil. İran rejimi, BRICS+ ekonomik topluluğu ve Şanghay İşbirliği Örgütü yoluyla Batılı emperyalistlere karşı Çin ve Rusya ile ittifak içindedir. İran, deniz yoluyla taşınan petrolün yüzde 25’inin geçtiği Basra Körfezi’ni kontrol edebilmektedir. Mevcut rejim, Filistin, Lübnan Hizbullah’ı ve Yemen’deki Husilerin içinde yer aldığı İsrail’e karşı direnişleri desteklemektedir.
Hakları ve özgürlükleri için mücadele eden İran halkının yanındayız. Aynı zamanda devrimci hareketin anti-emperyalist tutumuna bağlı kalmalı ve İsrail’in bölgedeki oyununa, ABD emperyalizminin BOP planına dahil olarak kendilerine gelecek tasarlayanların yanına düşmemeliyiz. Libya’da, Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de yaşananların benzerinin İran’da yaşanmasının tarafında asla olamayız. İsrail bölgemizdeki sosyal ve etnik sorunları kullanarak halkları birbirine karşı kutuplaştırarak gücünü genişletiyor.i İran’ın Suriyeleşmesi bölge için felaket anlamına gelecektir. İran halkı bu denli örgütsüz olduğu halde, bugüne kadar yaşadığı ağır sorunlar karşısında İsrail’in ve ABD emperyalizminin safına geçmedi. Hakları ve özgürlükleri için mücadele eden İran halkının anti-emperyalist bir kurtuluş yolu bulacağına inanıyoruz.



























