Ataşehir Belediyesi’nde çalışan kadın emekçiler, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü pazar gününe denk geldiği için toplu iş sözleşmelerinde (TİS) yer alan 8 Mart izinlerinin işveren tarafından sözleşmeleri ihlal edilerek kullandırılmadığını belirtti.
DİSK/ Genel-İş Sendikası ile imzalanan TİS’de hafta sonuna denk gelen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü izninin hafta için kullandırılmayacağına dair bir ifade olmamasına rağmen kadınların kazanılmış olan bu hakkı 8 Mart haftasında kullandırılmadı. Bu izni sadece pazar günü çalışan kadınlar kullanabildi.
İşçilerin üyesi olduğu Genel-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası 3 Nolu Şube ile belediye yönetimi arasında imzalanan sözleşmeye göre kadın işçilerin 8 Mart izinleri sözleşmede şu şekilde yer alıyor:
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadın işçiler 1 gün ücretli izinli sayılır. Söz konusu izin, gerektiği durumlarda takip eden hafta içinde kullandırılır. Bu izinler, olayın oluşundan itibaren en geç 7 iş günü içinde kullanılır.”
Belediye işçisi kadınlar önce çalışanlardan izinlerini hafta içi hangi gün kullanmak istediklerine dair bilgi alındığını, daha sonra ise işçilerin verdiği izin tarihlerinin iptal edildiğini belirtiyorlar.
İşçiler izin kullanma haklarını sözleşmede belirtildiği gibi 7 iş günü içinde de kullanabileceklerini ifade ederek üyesi oldukları sendikanın işverenin bu tutumuna karşı tepki göstermediğini söylüyorlar.
Konuştuğumuz bazı kadın işçiler şunları ifade ediyor.
Büro çalışanı bir kadın emekçi:
“365 günün sadece bir günü değil her günü kadınların emeği ve değeri bilinmeli, takdir edilmeli ve karşılığı verilmeli. Bence bu çok daha iyi bir geleceğe köprü olur ve çok büyük faydalar sağlar. Atatürk’ümüzün sayesinde kadınların edinmiş olduğu haklar ve eşitlik düşünüldüğü zaman onun kurucusu olduğu partinin kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü bile fazla görüp iznimizin verilmemesi yanlış bir karardır. Kadına verilen değer ve kadınların haklarına verilen değer ortadadır. Kadın emeği kutsaldır. Erkek egemen toplumda bu yaklaşım kabul edilemez. Umarım bir daha bu hataya düşülmez.
Sendikaya bu konuda sorular sorduğumuz zaman hep yuvarlak kelimeler kullanılıyor. 8 Mart izni konusunda ciddi anlamda herhangi bir şey yapılmadı. Bana kalırsa el ele kolkola kararlar alınıyor gibi de düşünülebilir. Çünkü aslında toplu iş sözleşmesinde bu bir hafta içerisinde kullanılabilir ibaresi var. Ve orada yönetim inisiyatif alır gibi bir durum söz konusu değil. Sendika pasif ve her zamanki gibi eylemsiz bir duruş sergiliyor. Bu durum tabiki umut kırıcı. Biz kadın işçiler olarak iki tarafı da farklı görmüyoruz. Yani hak araması gereken bir sendikada bile yok. Atatürk’ün partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin etkisindeki bir yerde böyle bir tutum kabul edilemez. Kadınlar vakti gelince gereğini yapar, bu unutulmasın.”
Destek çalışanı bir kadın emekçi:
“Bir kadın olarak duygu ve düşüncemi aktarmak istiyorum. Toplu iş sözleşmesinde geçen bir hakkı yok sayan ve iş veren karşında sus pus kalan bir sendika var. 8 Mart sıradan bir gün değil, bizler için çok değerli bir gün. İzin hakkımızın yok sayılmasını asla kabul etmiyorum. Bir kadın olarak hem işverenin hem de Genel-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası 3 Nolu Şubenin haklarımıza saygı göstermesini istiyoruz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, her yıl dünya genelinde kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmak ve mücadele geleneği oluşturmak amacıyla kutlanıyor. 8 Mart 1908 yılında başlayan işçi kadın hareketlerinden günümüze uzanan özel bir gün. Kadınlara sözde değer vermenin emekçi kadınlar için hiçbir anlamı yok. Bir gün ile olacak bir şey değil. Bizlerin TİS ile kazandığımız 1 günlük 8 Mart izni bir lütuf değil kazanılmış bir haktır. Hak verilir, hak alınmaz. Bunu hatırlatmak istiyorum.”
Kadın eğitmen:
“Ben pazar günü çalıştığım için 8 Mart iznini hafta içi kullanabildim. İmza altına alınan sözleşmede hafta sonu çalışmayan bu izni kullanamaz diye bir ifade yok. İşverenin bunu kendine uygun biçimde yorumlayarak kadın işçilerin izin hakkını vermemesi kabul edilemez. Bu iznin 7 iş günü içinde kullanabileceğine dair bir ifade var. Sendikanın bu konudaki tutumunu da işveren yanlısı buluyorum. Zaten her tarafta yok sayılan kadınların bu iznini kullanmalarına nasıl ses çıkartmıyorlar anlaşılır değil. Umarım bu bir daha tekrarlanmaz.”


























