İsrail yanlısı Zafer Partisi taraftarı faşistler ile Kürt milliyetçileri bu hafta çok aktifti. Bahçeli Öcalan’a resmi statü önerdi. Ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmelerden derlediğimiz özetimize geçmeden önce önemli bir tarihsel sürecin yıldönümüne denk düşen bugüne ilişkin bir kaç söz ile başlayalım.
Dünya
Bugün 8 Mayıs, Orta Avrupa saatine göre 8 Mayıs’a, Rusya’da ise 9 Mayıs 1945 yılına denk düşen bu tarihsel süreç büyük bedeller ödenerek faşizme karşı zaferin kazanıldığı günün yıldönümüdür.
Sovyet Kızıl Ordu birliklerinin gösterdiği büyük direnişle Nazi faşizminin yenilgiye uğratılması yalnızca Sovyet halklarının değil Avrupa halklarının da faşizm belasından ve esaretinden kurtarılmasını sağladı. 1945 yılının baharında Berlin’de dalgalandırılan kızıl bayrak dünya halklarının hafızasından asla silinmeyecek bir iz bıraktı.
Büyük Bulgar devrimci Georgi Dimitrov faşizmi, “Büyük sermaye ve finans sermayesinin, en gerici, en baskıcı ve en şovenist, terörist diktatörlüğü” olarak tarif etmişti.
Rusya kutlamalar dolayısıyla 8-10 Mayıs günlerinde Nazizm’e karşı zaferin yıldönümü kutlamaları dolayısıyla ateşkes ilan ederken Ukrayna bugün Rusya’ya yüzlerce füze ve SİHA saldırısı düzenledi. Rusya saldırıya uğraması halinde Kiev’i bombalayacağını açıkladı.
Günümüzde dünya halkları aynı cehennemin içine sürüklenme tehdidi ile karşı karşıya. Artan savaş bütçeleri ve askeri hazırlıklar ülkelerin içte ve dışta böyle bir ortama sürüklendiğine işaret ediyor.
Başta ABD olmak üzere emperyalizminin yol açtığı yıkımların alanı giderek genişliyor. ABD Başkanı Donald Trump, “Beni durduracak tek şey kendi ahlakımdır, uluslararası hukuka ihtiyacım yok” diyor. “Demokrasi ve özgürlük” yalanlarını sığınma ihtiyacı da duymuyorlar artık. Yakın zamanda Venezuela Devlet Başkanlığı’na yapılan saldırıda, Küba’ya uygulanan ambargo ve ablukada, Filistin’deki soykırımda Lübnan ve İran’a yapılan saldırılarda nasıl bir ahlakı temsil ettikleri görüldü. Trump’ın ahlakı küçük çocuklara tecavüzler örgütleyen Epstein’in ahlakıdır.
ABD-İsrail saldırganları Hürmüz Boğazı’na saplanmış durumdalar. Yaklaşık iki buçuk ay önce ABD ve İsrail’in, İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail topraklarını balistik füzelerle hedef almasıyla bölgesel bir hal alan savaş Hürmüz Boğazı’nda kilitlenmiş durumda. Hürmüz’deki sıkışmış durumdan çıkmanın hesaplarını yapan Trump’ın İran’a yeniden saldırı tehdidinin şimdiye kadar bir işe yaramadığı görüldü. Ateşkes sürecinde yapılan müzakerelerde de henüz bir anlaşmaya varılamazken, ABD ve İsrail ittifakının bölgedeki en işbirlikçi rejimi olan BAE ile İran arasında gerilim de tırmanıyor. İsrail’in hain işbirlikçilerinden Suudi Arabistan ise Pakistan ile anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre Suudi Arabistan’a saldıran Pakistan’a da saldırmış sayılacak.
Trump cephesinden kısa aralıklar içerisinde yapılan farklı açıklamalar artık şaşırtmıyor. İran’a yönelik bugün savaş ve yok etme tehdidi savuran Trump ertesi gün anlaşmaya çok yakın olunduğu açıklaması yapabiliyor. Trump son olarak yaptığı açıklamada İran ile bir mutabakata varma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu yineledi. Yine de hatırdan çıkarmamak gerekir, 28 Şubat’ta İran’a yapılan büyük saldırı müzakerelerin sürdüğü bir anda ve tüm uluslararası hukuk yok sayılarak yapılmıştı.
Avrupalı emperyalistler Kafkasya’da Rusya’ya karşı yeni ataklar yapıyor. Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) sekizinci toplantısı Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlendi. “Geleceği inşa etmek: Avrupa’da birlik ve istikrar” sloganıyla düzenlenen bu yılki toplantıya AB yöneticileri, AB’ne üye ülkelerin liderleri, birliğe komşu ülkelerin temsilcilerinin yanı sıra Kanada ve İngiltere başbakanları ve Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da aralarında olduğu kırka yakın ülkenin hükümet ve devlet başkanı katıldı.
ABD ve Rusya gibi önemli aktörlerin yer almadığı Erivan’daki buluşmada her iki ülkeye de mesajlar verildi. Avrupa’nın, savunma ve güvenlik konularında daha fazla bağımsız hale gelmesi gerektiği ve NATO’nun Avrupa kanadının güçlendirilmesi çağrılarının yanı sıra Kanada, İngiltere, Türkiye ve Norveç gibi NATO ülkelerinin toplantıda bulunması ABD’ye mesaj olarak yorumlanırken, toplantının Ermenistan’da yapılması ve bu toplantının ardından AB-Ermenistan Zirvesi’nin gerçekleştirilmesi Rusya’nın bölge üzerindeki etkisini kırmaya yönelik bir hamle olarak yorumlandı.
Romanya yeni gerginliklere gebe görünüyor. Romanya’da Avrupa emperyalizmi yanlısı hükümet düştü. Romanya’da merkez sol Sosyal Demokrat Parti (PSD) ve aşırı sağcı Rumenlerin Birlik İttifakı (AUR) tarafından Başbakan Ilie Bolojan liderliğindeki hükümetin düşürülmesi için yapılan gensoru oylaması kabul edildi. “Ekonomiye zarar veren, halkı yoksullaştıran ve devlet varlıklarını hileli satmayı amaçlayan ‘Bolojan Planı’ durdurulsun” başlığıyla hazırlandığı belirtilen gensoru oylamasına katılan 402 milletvekilinden 281’i gensoru için “evet” oyu kullandı. Bolojan hükümeti Haziran 2025’te parlamentoda dört Avrupa yanlısı partinin desteğiyle, güvenoyu alarak göreve başlamıştı.
Gensoru oylaması öncesinde siyasi partilere sorumluluk çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, sonuç ne olursa olsun ülkesinin “Batı yönelimini” koruyacağını kaydetmişti. Rusya ve Batı yanlısı siyasi eğilimlerin karşı karşıya geldiği ülkede iki yıl önce yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde de bir siyasi “kriz” yaşanmıştı. Batılı emperyalistler yanlısı güçler seçimi çok sayıda hile ve entrika yoluyla elde ettiler.
Romanya’nın Moldova ile birleşmesi söz konusudur. Moldova seçimleri de tıpkı Romanya seçimleri gibi Avrupa emperyalizminin baskı ve hilelerine hedef oldu. Her iki ülkenin Romen halkının yarısı Rusya ile düşmanlık politikası istemiyor. Gagavuzlar ve Trans Dinyester halkı ise kendilerini Rusya’nın parçası görüyorlar.
Ticaret anlaşmasına uymadığı gerekçesiyle AB menşeli otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25’e çıkarılacağını duyuran ABD Başkanı Donald Trump, AB’nin ticaret anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için 4 Temmuz’a kadar süre tanıdığını, aksi takdirde AB’ye yönelik tarifelerin daha yüksek seviyelere çıkarılacağını bildirdi. ABD ile AB arasında geçen yıl sağlanan ticaret anlaşması kapsamında AB ülkeleri, ABD ürünlerine gümrük tarifesi uygulamamayı kabul ederken ABD’nin AB menşeli ürünlere yüzde 15 oranında tarife uygulayacağı açıklanmıştı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa’nın silah üretimini hızlandırmak için daha fazla para ayırmalı ve yatırım yapmalıyız” açıklaması ve İngiltere’nin önceki Genelkurmay Başkanı’nın “kaynakları sosyal harcamalardan savunma harcamalarına kaydırma” önerisi dünyada artan silahlanma yarışının emekçilerin yaşamlarından çalınacağını ortaya koyuyor. Batıdan doğuya ülkelerin savaş bütçelerindeki ve askeri hazırlıklarındaki artış dikkat çekici boyutlara varmış durumda. Bunlar arasında Almanya ve Japonya’nın da yüksek oranda silahlanması yeni savaşların riskini artırıyor.
Türkiye
Zafer Partili faşistler ODTÜ’deki konserde provakasyon yarattılar. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 5 Mayıs 2026’daki grup konuşmasında Öcalan için “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” görevini önermesi haftanın çok önemli bir gelişmesiydi. Devlet Bahçeli, 1 Ekim 2024 tarihindeki TBMM açılışında DEM Parti sıralarına gidip milletvekilleriyle tokalaşmış, 22 Ekim 2024 tarihindeki MHP grup toplantısında Abdullah Öcalan için “tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun” çağrısını yapmış, Kasım 2025’te yaptığı grup konuşmalarında da siyasi partilerin süreci Öcalan ile görüşmesini istemişti. Bu adımlar MHP geleneğinde tepki yarattı. Faşistler 6 Mayıs tarihinde ODTÜ’de yapılan İlkay Akkaya konserini Türk bayrağıyla provake ettiler. Sol görüşlü öğrenciler provokatörlerle çatışınca Türk bayrağına saldırı görüntüsü ortaya çıktı. Bilindiği gibi Zafer Partisi İsrail yanlısı NATO milliyetçisidir. Sosyal medyada bu görüntü faşistler tarafından yaygın olarak istismar edilirken İsrail yanlısı Kürt milliyetçileri de Türk-Kürt düşmanlığını kışkırtan yönde yoğun yayın yaptılar.
AKP iktidarının ülke ekonomisinde yol açtığı sorunlar giderek ağırlaşıyor. Kaynak arayışına yönelen İktidarın uygulamaya koymak istediği yeni düzenleme ana muhalefet partisi CHP tarafından tepkiyle karşılandı. İktidarın “varlık barışı” olarak nitelendirdiği ve bir “torba teklif”le TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesine başlanan düzenlemeye göre kayıt dışı para, altın, döviz, menkul kıymet gibi varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesi halinde hiçbir vergi incelemesine tabi tutulmaması öngörülüyor. İktidarın 18 senede 9. kez uygulamaya koyduğu kaynağı belli olmayan kazançların affedilmesinin bir “varlık barışı” olmayacağını belirten CHP’li vekiller yeni düzenleme ile suç örgütü liderlerinin, uyuşturucu ve kumar baronlarının ülkede cirit atmasına yeni bir fırsat daha sunulacağını ifade ettiler.
Ülkeye döviz girişini arttırmayı, ekonomik istikrarı sürdürme ve istihdam olanaklarını genişletilme iddiasındaki iktidarın ülkemizdeki gelir dağılımı adaletsizliğini vardırdığı boyut küresel çaptaki raporlara da yansıdı. Knight Frank tarafından yayımlanan “The Wealth Report 2026” verilerine göre, Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı 5 yılda yüzde 93,5 artarak 4 bin 208’e ulaştı. Türkiye büyük servet sahibi sayısındaki bu hızlı artış oranıyla dünyada ilk üçte yer aldı. Sıralamada Polonya yüzde 109 oranıyla ilk sırada yer alırken, yüzde 107 ile Katar ikinci, yüzde 93 oranıyla Romanya dördüncü sırada yer aldı. En zengin yüzde 1’lik kesimin toplam servetin yüzde 39,5’ine sahip olduğu ülkemiz, 21 Avrupa ülkesi arasında gelir eşitsizliğinde birincidir. Ülkemizde toplam verginin yüzde 15’ini holdingler, yüzde 85’ini ise dar gelirliler ödemektedir.
1 Mayıs’ı geride bıraktık fakat tartışmaları sürüyor. Birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın Taksim tartışması üzerinden rekabetçi bir zemine çekilmesinin, sola zarar verici olduğu düşünüyoruz. 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyenleri de Kadıköy’de veya başka alanlarda toplananları da devrimci niyetleri ölçüsünde değerlendirmenin, bu yılki 1 Mayıs’ta Türkiye solunun, emek hareketinin belirgin bir gelişme gösterip göstermediği üzerinden bir değerlendirmenin yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz. Sol hareket olarak durumumuz ortadadır, kendimizi abartmamalıyız. Birbirimizi suçlayarak ya da yarıştırarak sorunlarımızı aşamayız. Birbirini aşağılayarak yükselmeye çalışmak devrimci bir tutum değildir. Eğer birlik hedefleniyorsa, çabaların dışlayıcı değil tamamlayıcı olması sağlanmalıdır.
Emek mücadelesi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin son paylaştığı iş cinayetleri raporuna göre Nisan ayında 5’i “çocuk işçi” olmak üzere en az 189 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu cinayetlerin yüzde 25’i inşaatlarda ve yollarda çalışma halindeyken gerçekleşirken, yüzde 22’si tarım ve orman çalışma alanlarında yaşandı. Taşımacılık, ticaret/büro ve metal sektöründeki iş cinayetleri ise yaşanan ölümlerin yaklaşık yüzde 20 sini oluşturuyor.
Açlık ve yoksulluk sınırı rakamları her ay hızlı şekilde artıyor. Türk-İş verilerine göre nisan ayında açlık sınırı 35 bin TL’ye dayanırken yoksulluk sınırı 113 bin TL’ye ulaştı. Paylaşılan verilere göre açlık sınırı her ay yaklaşık 2 bin TL artarken asgari ücret ise her ay neredeyse 1,5-2 bin TL arası eriyor. Yıl sonuna doğru asgari ücret erime nedeniyle adeta bir ölüm ücretine dönüşüyor.
Sarı sendikacılar çoğu zaman iktidarın takdirini toplarken mücadeleci sendikacılar işçi haklarını savundukları için hapsediliyor. Yakın zamda tutuklanarak hapsedilen BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen 20 kişinin kalması gerekirken 60 kişinin kaldığı koğuşta bir tutuklunun sağlık hakkına erişmesini sağlamak için gardiyanlara itirazda bulununca darp edilerek tek kişilik hücreye kapatıldı.
Geçtiğimiz günlerde okullara yapılan saldırıların ardından ülke genelinde öğrenmelerin iş bırakmasıyla birlikte Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde çalışan KESK üyesi 4 kamu emekçisi hakkında keyfi şekilde soruşturma açıldı.
Beşiktaş Belediyesi işçisi Turan Çil ve Şişli Belediyesi direnişçileri işini istemeye devam ediyor. Turan Çil için bu hafta Emekçiler Dayanışması çağrısıyla CHP Beşiktaş İlçe Binası önünde bir basın açıklaması düzenlenerek haksızlığa son verilmesi çağrısı yapıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde güvenlik soruşturması bahane edilerek işten atılan işçiler Saraçhane’de belediye binası önünde ses yükseltmeye devam ediyor. Karşıyaka Belediyesi işçileri Belediye Başkanı’nın emekçilerin taleplerini dikkate almayan ve işçileri tehdit ederek mevcut sözleşmelerini askıya almasına karşı mücadele nöbetine başladı.
Adıyaman İndere Emlak Konut şantiyesinde çalışan emekçilerin ücretleri alacakları ve tazminatları ödenmediği için Yapı Yol-İş Sendikası üyesi işçiler inşaat çatısında eylem yaptı. Bir işçi fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Ege Üniversitesi Hastanesi’nde çalışan sağlık emekçileri, ek ücretlerin ödemesinin yapılmamasına ve giderek artan iş yüküne karşı bu hafta iş bıraktı.
Schindler Türkeli Asansör işyerinde TİS görüşmeleri sürerken işyeri patronları tarafından baskı ve yıldırma politikalarına Türk Metal Sendikası Esenkent Metro çıkışında bu hafta bir eylem gerçekleştirdi. Temel Conta işçileri 515 gündür hakları için direniyor, mücadele ediyor. Nakliyat-İş Sendikası’nın ise yaşanabilir bir ücret ve işçilerin insanca koşullarda çalışması için Tüvtürk Araç Muayene İstasyonlarında başlattığı grev 141 gündür devam ediyor.
Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri haberleri ile devam ediyoruz. Geçtiğimiz hafta Deniz Gezmiş ve yol arkadaşları başta İzmir, İstanbul ve Ankara olmak üzere çeşitli illerde anıldı. Anmalarda göze çarpan 3 Fidan ve devrimci önderlerin anti-emperyalist mücadelesini yaşatan sloganların atılması oldu. Öte yandan Temmuz ayında Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesi de eylemlerin ana gündemleri arasındaydı. Odak ve Genç Direnişçiler de 6 Mayıs’ta NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik ile İstanbul AKM önünden Dolmabahçe’ye yürüyüş gerçekleştirdi. İzmir’de ise Karşıyaka İzban önündeydik.
ODTÜ’de geleneksel Bahar Şenliği’nin bu yıl yenisi gerçekleşti. Şenlik sırasında sahneye çıkan sanatçılara saldırı yönelten bir grup devrimci öğrenciler tarafından uzaklaştırıldı. Yandaş medya ne kadar bunu Türk Bayrağı’na yönelik bir saldırı olarak lanse etse de gerçekleşen durum faşist çetelerin provokasyonu üzerine oldu.
1 Mayıs’ta gözaltına alınan devrimciler için İzmir’de basın açıklaması gerçekleşti. Açıklamada Mecidiyeköy’de yapılan yürüyüşün engellenmesine, 576 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterildi.
Geçtiğimiz hafta İşçi Filmleri Festivali kapsamında İzmir’de 21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali açılış yürüyüşü gerçekleşti. Yürüyüşün ardından Bir Yürüyüşün Not Defteri Mising filmi izlendi.
Bu hafta Cumartesi Anneleri’nin basın açıklamasına devam edildi. Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1101. haftasında tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bir araya gelen grup, 32 yıl önce gözaltında kaybedilen Mehmet Şerif Avşar’ın akıbetini sordu.
Sonuç Yerine
Bahçeli’nin Öcalan’a resmi statü vermesi aralarındaki ilişkiyi ileriye götürme potansiyeli taşımaktadır. Bizler Kürt halkının ulusal demokratik haklarını savunurken yaşanan sürecin emperyalistlerin ve yerli egemenlerin inisiyatifinde yürümesinden endişeliyiz. Süreci İsrail yanlısı Türkçülük ve Kürtçülükle karşılayanların ise Türklerin ve Kürtlerin düşmanları olduğu açıktır. Ne denli tutarsız bir siyasetçi olursa olsun, Öcalan’ın Kürtleri İsrail’in oyununa gelmemeleri yolundaki uyarıları mantıklıdır. Türkiye solu da Türk kimliğinin ve bayrağının İsrail yanlısı milliyetçiliğe malzeme edilmesine izin vermemelidir.























