NATO VE EMPERYALİST SAVAŞ KARŞITI BİRLİK’TEN ULUSLARARASI TOPLANTI: KÜRT ULUSAL HAREKETİNE SORULAN SORULAR VE VERDİKLERİ CEVAPLAR DİKKAT ÇEKİCİYDİ

    0
    116

    NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik bugün saat 14:00 ve 21:00 saatleri arasında Zoom üzerinden Uluslararası Webinar gerçekleştirdi.

    “Emperyalizm Savaş ve NATO” başlıklı toplantı 3 oturumdan oluştu. Birinci oturum saat 14:00’da başladı ve başlığı “Emperyalist Savaş ve Bir Savaş Örgütü Olarak NATO” idi. Bu oturumda 4 konuşmacı vardı. 1. oturumdaki konuşmacılar; Savaşa karşı Savaş’tan Axel, Kıbrıs Sosyalist Partisinden Mehmet Birinci, İşçi Dünyası Partisi’nden Richie Merino ve NATO’ya Hayır’dan David Swanson idi. Konuşmacılar söz almadan önce NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik adına bir girizgah gerçekleşti. Girizgahta, “Emperyalistler halklarımızın özgürlük, eşitlik, insan hakları gibi temel kaygılarını manipüle etmeye, bu kavramları araçsallaştırarak kendi egemenlik politikalarına alet etmeye çalışmaktadır. Tarih bize NATO ile özgürlüğün, eşitliğin gelmeyeceğini; gerçek özgürlük ve eşitliğin emperyalizme, siyonizme ve onların terör örgütü NATO’ya karşı mücadele ile geleceğini göstermiştir. NATO ve emperyalist savaşlara karşı gücümüz, birliğimizden ileri gelir” ifadeleri kullanıldı.

    Girizgahın ardından 1. oturum için ismi geçen gruplar konuşmalar gerçekleştirdi. Sunumların ardından ise etkinliğe katılan katılımcılar tarafından çeşitli sorular yöneltildi. Sorular arasında Kıbrıs Sosyalist Partisi’ne, “Türkiye’yi emperyalist bir devlet olarak görüyor musunuz?” sorusu soruldu ve Mehmet Birinci verdiği yanıtta, “ABD, Almanya veya İngiltere gibi gelişmiş olmasa da sermaye ihracı yaptığı, birçok ülkeye askeri birlikler gönderdiği gibi nedenlerle Türkiye’yi emperyalist sistemin parçası görüyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Tüm sorular ve sunumların ardından Webinar ilk oturumuna ara verdi.

    Aranın ardından ikinci oturum, “Savaşın Yansımaları, Halklar ve Dünya Üzerindeki Etkileri” konu başlığı üzerinden devam etti. 16.30’da başlayan bu oturumda ise, NATO’ya Karşı Barış İçin Kürüsel Kadın Birliği’nden Ulla Klotzer, Climaximo’dan Mariana Rodrigues, akademisyen Amilcar Figueroa ve DKP’den (Alman Komünist Partisi) Dr. Manfred Sohn konuşma gerçekleştirdi. Yine ilk oturum gibi sunum ve sorular üzerinden ilerleyen oturum 18.00’da sona erdi ve yarım saatlik molanın ardından üçüncü oturuma geçildi.

    Üçüncü oturumun moderatörü, direngen kimliği ile bildiğimiz KHK ile ihraç edilmiş akademisyen Yücel Demirer idi. Üçüncü oturum Webinar’ın son ve en ilgi çekici oturumlarından biri oldu.

    NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik “Türkiye ve Ortadoğu” konu başlıklı üçüncü oturum için Türkiye ve NATO ilişkilerini ele alırken sunumunun bir kısmında şunlara değindi: “Kürecik ve İncirlik’e yeni Patriot sistemleri yerleştirilmesi, İstanbul Boğazı’nda NATO için yeni bir Deniz Unsur Komutanlığı’nın planlanması keza hegemonya mücadelesinin bir parçasıdır. NATO, halkların emperyalist efendiler tarafından sömürgeleştirilmesi ve köleleştirilmesinin aracıdır. NATO’nun kendiliğinden dağılacağını ümit etmek boş bir hayaldir. NATO emperyalist sistemin bir parçasıdır. Emperyalist kapitalist sistem ortadan kaldırıldığında, insanın insan tarafından sömürülmediği sosyalist bir toplumda dünyaya barış gelecektir.”

    Normalde üçüncü oturumda ilk konuşmacı Lübnan Komünist Partisi’nin temsilcisi tarafından gerçekleşecekti. Lakin İsrail’in Lübnan’a saldırılarından dolayı etkinliğe katılım sağlayamadılar.

    Lübnan Komünist Partisi temsilcisinin katılamamasının ardından, sırayla İran Komünist Partisi’nden Samad Almasi ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Wael Abed sunumunu gerçekleştirdi.

    En dikkat çekici sunum ise Kürt hareketi adına (Halkların Demokratik Kongresi adına) toplantıya katılan Suat Gökalp tarafından gerçekleşti. Gökalp sunumunda mevcut Kürt hareketinin anti-emperyalist olduğuna ve sosyalist bir perspektif taşıdığına değinirken, İran’daki Molla rejimine karşı ise sert eleştirilerde bulundu.

    Gökalp’in konuşmasının ardından kendisine ODAK adına şu soru yöneltildi:

    “Biz Kürt hareketinin Batılı emperyalistlerin askeri örgütü NATO ya da ABD emperyalizminin karşısında bir tutumunu göremiyoruz ama burada NATO karşıtı bir toplantıda konuşuyorsunuz.

    Rojava’da ABD ile stratejik ittifaktan söz ediliyor, “ABD üslerine dönük drone saldırılarını engelledik” açıklamaları yapılıyor, Rojava modelinin Abraham anlaşmaları ve İsrail ile uyumu dile getiriliyor, Münih Güvenlik Zirvesi’nde emperyalist güçlerle can ciğer görüntüler veriliyor.

    Kürt hareketi NATO-ABD karşıtı mıdır yoksa değil midir, anlamak istiyoruz?”

    Suat Gökalp, ODAK’ın sorusuna karşı tam olarak şunları ifade etti:

    “Soru elbette manidar. Fakat soruyu sorana değil de bu noktadaki algıya dönük bir cevap vermek istiyorum. Kürdistan Özgürlük Hareketi, 50 yıldır büyük bir savaş verdi. 50 binin üzerinde militanını bu savaşta kaybetti. Bu savaşta 1992’de Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kampları üzerinde Amerikan casus uyduları koordinatlar belirledi, Türk devletine verilen koordinatlar üzerine 500 kilodan oluşan kazan bombaları o kamplara yağdı. Alman panzerleri Kürdistan coğrafyasında topyekün savaş dediğimiz 1993-97 arasında Türk devletine savaşta büyük bir teknolojik imkan sundu. 1990-2000 arasında yürütülen savaş bütçesinin büyük bir bölümünü ABD başta olmak üzere bu emperyalist devletler yaptı. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin önderi sayın Abdullah Öcalan’ı 1999’da Avrupa’da herhangi bir ülkeye gitmesini engelleyen Amerika, İngiltere ve İsrail idi. Rojava’da Amerika askeri işbirliği yaptığı Rojava yönetiminin siyasal örgüt modelini hiçbir zaman kabul etmedi. İdeolojik olarak kendisine aykırı gördü. Bilinçli yaptı bunu. Şara gibi işbirlikçi yapıları harekete geçmeden önce İngiltere’de Londra istihbaratı, İsrail istihbaratının, Türk istihbaratının içinde yer aldığı toplantıda planlayıp Suriye’de işbirlikçi bir yapı kurularak ikame edildikten sonra Rojava yönetiminin siyasal olarak tanınmamasının yanısıra askeri olarak da alanını daraltmak için saldırıların önünü açan Amerika’dır. Bizim Amerika ya da herhangi bir emperyalist güçle kurduğumuz ilişkiler müzakere ve mücadele diyalektiğine dayanmaktadır. Bu soruyu soran zihniyeti kişilerden azade ediyorum. Böylesi hakikatlere gözünü kapayarak, kulaklarını kapayarak bakmaları trajikomedidir. Ortadoğu’da bütün bu yapılara, bu emperyalist yapıların işbirlikçi kıldığı ulus devletelere karşı gerçek anlamda bedel vererek mücadele eden bir tek hareket varsa Filistin halkının ve Kürdistan halkının öncülüğünü yapan hareketlerdir. Bu tür yakıştırmalar yapan hareketlerin ve bireylerin devrimci mücadelede verdiği feragat nedir acaba, diye sormak gerekir. Anti-emperyalist mücadele konformist yaşamlarından feragat etmeyenler tarafından anlaşılamaz. Anti-emperyalist, devrimci ve sosyalist mücadeleyi ancak bedel ödeyenler, büyük feragatte bulunanlar, 50 binin üzerinde insanını, militanını kaybedenler verebilir. Devrimciler ve sosyalistler ahlaklı insanlardır. Ahlak ve etik herhangi bir hareketi yargılarken gerçekliğe göre hareket etmeyi gerektirir. Bu soruya vereceğimiz cevabın özeti budur.”

    ODAK’ın sorusu ardından bir başka soru da ATAK Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Güzel tarafından geldi. Toplantının yöneticileri, “bir önceki sorunun aynısı” olması “gerekçesi” ile Mehmet Güzel’in şu iki sorusunun moderasyon tarafından sorulmasını geçiştirdi. Sorulardan birisi şu şekilde idi:

    Mehmet Güzel: Suriye, İran ve Irak coğrafyasında Kürt hareketi ABD ve İsrail ile işbirliği, Türkiye’de de devletle bütünleşme sürecinde olduğu görülüyor. 62. Münih Güvenlik Konferansı’na Kürt Hareketi’nin temsilcileri katıldı ve NATO’nun temsilcileri ile görüşmeler içerisinde bulundu. Bu görüşmeleri NATO karşıtlığı ile nasıl bağdaştırıyorsunuz?

    Mehmet Güzel’in şu sorusu ise moderasyon tarafıdan soruldu:

    Mehmet Güzel: Kürdistan’ın Türkiye, Suriye ve Irak parçalarında “devletle bütünleşme” politikası uygulanıyor ama aynı politika, emperyalizmin saldırıları karşısında direniş mücadelesi veren İran’da neden uygulanmıyor da tersine İran devletine karşı İsrail ve ABD saldırılarıyla paralel olarak silahlı mücadele savunulmaya devam ediyor?

    Kürt hareketi adına soruya cevap veren Suat Gökalp, “devletle bütünleşme” kavramının yeniden ele alınması gerektiğine, İran’da baskı ve katliamlar nedeniyle orada mücadelenin devam ettiğine dikkat çekti.

    Mehmet Güzel’in sadece üçüncü sorusunun sorulmasının ardından Emre Erdoğan’ın sorduğu; “Filistin’de olduğu gibi, anti-emperyalist mücadelede ulus devlet hedefi olan ulusal hareketler ilerici-ulusal devrimci bir karakter taşımaz mı? ‘Ulus devlet eksenli düşüncenin reddi’ bu ilerici mücadele hattının reddini mi gerektirir? Ezilen ulusun ulusal mücadelesi, niye ezen ulus devlet ile aynı düzeyde tehlikelidir? Ulus devlet hedefi olan ulusal mücadelerin reddi tutarlı ve doğru anti-emperyalist bir tutum mudur?” sorusu da Gökalp’e sorulmadı.

    Etkinlik, kapanış konuşmasının ardından sonlandırıldı.

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.