Hamza Yalçın
Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenli kitle içinden, Avrupa ülkelerindeki ve Türkiye’deki mücadelelere duyarlı bir hareket yaratmaya çalışıyoruz. Devrimci Okul çabamız esas olarak bu amaca yöneliktir. Devrimci Okul, bir özgürleşme ve insanlaşma aracıdır. Örgütlü mücadele içinde öğrenme faaliyeti olarak devrimci eğitim, devrimcileşmenin anasıdır. Aşağıdaki yazı Devrimci Okul başlatma yolunda bugüne kadar atılan adımları ileri götürme çağrısıdır.
Özgürleşme ve Devrimcileşme
Ünlü eğitimci Freire Ezilenlerin Pedagojisi adlı eserinde, “İnsan özgürleşmeye mahkûmdur” diye yazıyor ve özgürleşmenin bireysel değil, kolektif çabayla mümkün olabileceğini savunuyordu. Bu düşünceye, özgürleşmenin devrimcileşmekle mümkün olabileceğini ekliyoruz. Bu anlamda her insan, bir kolektif özgürleşme potansiyelidir.
Devrimcileşmek, insanı insan yapan özellikleri geliştirerek özgürleşmektir. Sömürücü s istem içinde kalarak özgürleşmek mümkün değildir. Örneğin “özgür birey” olarak sunulan burjuva birey, kapitalist sistemin tutsağıdır. Ücretli emekçi, yaşamak için işgücünü satarak emeğine yabancılaşmak zorundadır. Bu nedenle ona “ücretli köle” denilmiştir. İnsanlar üzerinde karar verme yetkisine sahip işletme yöneticileri, devlet memurları, patronlar, hükümet üyeleri ve diktatörler de sermayenin ve egemenlik ilişkilerinin, yani sistemin tutsağıdırlar. Milyonlarca insanın geleceğini etkileyen Erdoğan ve Trump gibileri, özgür insan olmaktan çok uzak durumdadırlar.
Özgürleşme; insanın insanı sömürmediği, ezmediği, her bireyin kendisini çevresine karşı sorumlu gördüğü dayanışmacı bir dünyanın kurulması yolunda verilen kolektif mücadeleyle gerçekleşir. Bu mücadele yalnızca özgürlükçü bir iddia ile yetinmez; her türlü düşünceyi, görüşü, ilişkiyi ve eylemi devrimci eleştirinin süzgecinden geçirir. Kapitalist sistem kadar, sol adına bireyciliği yücelten ya da devrimcilik adına bireysel veya grupçu egemenlik ilişkileri kuran yaklaşımlar da sonuçta mevcut kapitalist sistemi meşrulaştırmaya hizmet eder.
Kendine devrimci isimler almak, kızıl bayrak sallamak ya da devrimci unvanlar edinmek yeterli değildir. Devrimci eleştiri sınavından sürekli olarak başarıyla geçmek zorunludur.
Türkiye Solu ve Avrupa’da Yaşayan Büyük Potansiyel
Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenli devrimciler ve ilerici insanlar, hem Avrupa hem de Türkiye solu açısından çok önemli bir güçtür. Avrupa’da milyonlarca Türkiye kökenli insan yaşamaktadır. Bunların büyük bir kısmı göçmen işçi olarak gelmiştir; politik mülteci olarak gelenler de vardır. Bu kesimin sonraki kuşaklarının önemli bir bölümü kendilerini hem yaşadıkları ülkelerin bir parçası hem de Türkiye ile ilişkili görmektedir. Avrupa’da kendisini Türkiye solu ile tanımlayan bir potansiyel de mevcuttur.
Türkiye kökenli kitlenin, başta kadınlar ve gençler olmak üzere, yaşadıkları ülkelerin ve Türkiye’nin sorunlarına ilgisinin artmasına katkı sunmak, Avrupa’daki Türkiye solunun temel görevlerindendir.
Bilindiği üzere Avrupa ülkeleri, Rusya ile girdikleri mücadele nedeniyle ağır bir ekonomik krizin içine sürüklenmiştir. Avrupa’da devrimin nesnel koşulları vardır. Ancak bireycilik, halk kitlelerini birbirinden izole etmiş durumdadır. Avrupa solu da uzun süredir devrimci bir nitelik taşımamaktadır. Sosyalist sol; bireyciliğin, küreselciliğin, AB fonlarının ve Sorosçuluğun etkisiyle etkisizleşmiştir. Devrimci örgütlenme yaratamayan, bu yüzden de demokratik hak ve özgürlükleri kararlılıkla savunamayan sistem içi bir sol ortaya çıkmıştır.
Reformist sol partiler, emperyalizmin güdümündeki feminist hareketler, LGBT+ hareketleri ve çevreci akımlar, solu ve demokrasi mücadelesini sistem içine hapsetmiştir. Türkiye kökenli sol grupların önemli bir kısmı ise bulundukları ülkelerdeki mücadeleye yeterince ilgi göstermeksizin yalnızca Türkiye’ye yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Sol gelişemediği sürece sağ gelişmektedir. Avrupa’daki Türkiye kökenli toplum içinde de sağın güçlendiği görülmektedir.
Sosyalist Sol Birlik Halinde Davranmaya Mecburdur
Avrupa’da Türkiye solunun Türkiye kökenli kitleyi etkileyebilmesi için örgütlü, aktif ve birlik halinde olması gerekmektedir. Birbiriyle yarışan, birbirine ilgisiz bir sol, kendi kendisiyle çelişmektedir. Sosyalist soldaki dağınıklık hem solu etkisizleştirmekte hem de devrimciliğin değerini düşürmektedir. Tutarlı sosyalist faaliyetler, hangi devrimci örgüt tarafından yürütülürse yürütülsün değerlidir.
Ancak solun bölünmüşlüğü, bu faaliyetlerin değersizleştirilmesine zemin hazırlamaktadır. Bölünmüşlük koşullarında hem devrimcilik hem de devrimciler kolaylıkla itibarsızlaştırılabilmektedir. Grupçuluk, devrimci emeği grup etiketine bağlı olarak değerlendirmektedir. Grup etiketi taşımayan emekler yararlı kabul edilmemektedir.
Para ve ün için çalışan bir sporcu bile rakip takım taraftarları tarafından takdir edilirken, hiçbir kişisel çıkar gözetmeksizin fedakârca çalışan devrimciler sırf etiketleri nedeniyle değersiz görülebilmektedir. Çünkü grup etiketi rekabetçi bir bakış açısını öğretmektedir. Bu grupçu etiket, çeşitli sol çevrelerde devrimciliği küçümseyen bireyciliği körüklemektedir. Birbirinin karşıtı gibi görünen bireycilik ve grupçuluk, bu noktada şaşırtıcı bir uyum sergilemektedir.
Sosyalist solda, birbiriyle koordinasyon ve dayanışma içinde çalışan dinamik devrimci örgütlere ihtiyaç vardır. İşte Devrimci Okul, Avrupa’da solu desteklemeyi ve Türkiye kökenli kitlenin sınıf mücadelesine olan ilgisini geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Grupçuluğu Aşan Birlikte Öğrenme
Devrimci Okul’un sosyalist solda birliği desteklemesi, devrimci eğitimin planlanmasına ve yürütülmesine bağlıdır. Çeşitli konular üzerinde rekabetten uzak bir tutumla ortak görüşlere ulaşmayı, eleştirel düşünceyi geliştirmeyi ve dayanışma içinde çalışmayı hedeflemeliyiz. Tartışmalarımızı yoldaşça, yani bir güç mücadelesine dönüştürmeden yürütebilmemiz büyük önem taşımaktadır.
Solda birlikte öğrenme ve birlikte mücadele kültürünü geliştirmeyi hedefleyen bir çalışma; liberalizmi, bireyci ve grupçu sekterliği sorgulamayı, birbirimizi anlama ve eleştirel düşünme yeteneğimizi güçlendirmeyi, örgütlülüğü, mücadeleciliği, dayanışmayı ve devrimciliği teşvik edecektir.
Birlik yolunda birlikte öğrenme faaliyetinin, Marksist solun bütün kesimlerinin; öğretmenlerin, öğrencilerin ve tüm katılımcıların ortak katkılarıyla planlanıp yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz.Okul çalışmasında, Avrupa solundan devrimcilerin katkılarına da başvurulması gerekecektir.
Bu anlamda Devrimci Okul:
- Solda devrimci anlamda birlikte öğrenme kültürünü,
- Eleştirel düşünceyi,
- Dayanışma kültürünü,
- Güven ilişkilerini geliştirecektir.
Yapılan ve Yapılması Gereken
Devrimci Okul çalışmasında, birikim sahibi ve fedakâr öğretmenler bulmayı kolaylıkla başardık. Ele alınacak konular üzerine düşünce üretmekte de zorlanmadık. Ancak eğitimi birlikte planlayıp yürütecek, sola açık gençlere ve kadınlara ulaşmanın yolunu henüz bulamadık.
Bu konuda Almanya’da ve İsveç’te yürüttüğümüz arayışlar ne yazık ki genellikle Türkiye’den çok önce gelmiş mülteci kökenli sosyalistlerle sınırlı kaldı. Bunun üzerine Almanya ve İsveç’te yerel derneklerde eğitim etkinliklerine ve televizyon çalışmalarına yöneldik. Ayrıca aynı içerikli bir devrimci eğitim faaliyeti olan Demokrasi Okulu toplantılarını, belirli periyotlarla Devrimci Okul formatında değerlendirmeyi düşündük.
İçinde bulunduğumuz aşamada, bir yandan toplantıları ve televizyon yayınlarını sürdürürken, diğer yandan da küçük ama kararlı adımlar atarak yürünecek yol hakkında daha net bir perspektif geliştirebiliriz.
İlk toplantıya çağrıyı yapmanın zamanıdır.
İlk Dersin Konusuna Öneri
- Devrimci Eğitim Nedir?
Özgürleşme Neden Devrimcileşmeyi Gerektirir? - Devrimci Okul çalışmasında ne öğrenelim, nasıl öğrenelim?
Tarih: 31 Ocak 2026
Saat: 11.00-14.00
Yer: 21 Rue Jean Jaures, 94 800 Villejuif- Paris
Dijital katılmak isteyenler için toplantı linki, ZOOM: https://us02web.zoom.us/j/85280906330

























