İsrail-ABD saldırganları ile İran arasındaki savaş dünya gündemini belirlemeye devam ediyor. Yaşam koşullarını zorlaştıran ve bölgede etnik boğazlaşma yaratma tehlikesi barındıran bu savaşın Türkiye’yi içine çekmesi ve hatta nükleer bir çatışmaya dönüşmesi riski sürüyor. Bu ortamda bireysel kurtuluş arayışları ile örgütlü ve dayanışmacı mücadele arasında seçim yapma zorunluluğu kendisini dayatıyor.
Haftalık özetimize bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmelerle başlıyoruz.
Dünya
İran, devlet başkanı Ali Hamaney ile birlikte 48 üst düzey komutanın bir anda saf dışı edilmesine rağmen saldırıya karşı direnmeye devam ediyor. ABD ve İsrail’in itirazlarına rağmen İran yönetimi Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’i seçti.
Dünya petrol ve doğalgazının beşte birinden fazlasının geçtiği Hürmüz Boğazı kapatılmış durumda. İsrail ve ABD, İran’ın direnişini kıramadığı için Suriye ve Irak’taki Kürt örgütlerini İran’a karşı kara harekâtına ikna edemedi. Arap ülkeleri de savaşın piyadesi olmayı kabul etmediler. Türkiye ve Azerbaycan yönetimleri İsrail’e petrol ve istihbarat sağlamakla birlikte savaşa doğrudan askerî güçle katılmıyor. Buna karşılık ABD, NATO sistemi adı altında Türkiye’ye yeni bir hava savunma sistemi kuruyor.
Romanya da topraklarını savaşta ABD’nin kullanımına açtı.
İsrail, İran liderliğindeki Direniş Ekseni’nin en önemli güçlerinden biri olan Hizbullah’ı saf dışı bırakmak amacıyla savaşı Lübnan’a taşıdı. Hizbullah ise İsrail’e füze ve SİHA saldırılarıyla ve gerilla eylemleriyle karşılık veriyor. İsrail bir yandan Lübnan’da iç savaş çıkarmaya, diğer yandan da Suriye’deki HTŞ iktidarını kullanmaya çalışıyor.
Irak’ta İran yanlısı Haşdi Şabi güçleri de saldırıların hedefi oluyor. Suriye’deki HTŞ yönetimi Lübnan ve Irak sınırlarına güç yığarken bazı Lübnanlı subaylar Hizbullah’la çatışmayı reddeden bir bildiri yayımladı. Direniş Ekseni ise HTŞ iktidarına, Hizbullah ve Haşdi Şabi’ye karşı İsrail’le birlikte hareket edilmesi hâlinde İran’ın füzeleriyle karşılık verileceği uyarısını yaptı.
Savaş ABD’de de siyasi bölünmeler yaratıyor. Cumhuriyetçi Parti içinde savaşı desteklemeyen Başkan Yardımcısı J D Vance geri plana çekildi. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail karşıtlığının arttığı görülüyor. Medyadaki Tucker Carlson bu kesimin öne çıkan isimlerinden biri.
ABD emperyalizminin askeri yığınak yaptığı ve İsrail’in yakın ittifak ilişkisi geliştirdiği Yunanistan’da bu hafta NATO ve savaş karşıtı gösteri ve yürüyüşler dünya çapında dikkat çekti. Yunanlı barışseverler ülkelerinin hedef haline getirildiğini
Umman, Mısır, Pakistan ve Türkiye hükümetleri İran’ı ABD ile barış görüşmelerine ikna etmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise barış için İran’ın haklarının iade edilmesini, tazminat ödenmesini ve güçlü uluslararası saldırmazlık garantileri verilmesini şart koştu.
Hürmüz Boğazı’ndan yapılan sevkiyatın durma noktasına gelmesi ve petrol fiyatlarının yükselmesi üzerine Rusya da Avrupa’ya yeni bir mesaj verdi. Avrupa ülkeleri “kalıcı ve istikrarlı işbirliği”ne hazır olduklarını belirtirlerse Rusya’nın petrol ve doğalgaz tedarik etmeye hazır olduğu açıklandı.
Ukrayna savaşı nedeniyle ihracatının bir bölümünü Hindistan, Türkiye ve Çin gibi pazarlara yönelten Rusya, Macaristan ve Slovakya’ya da enerji sağlamayı sürdürüyor. Sabotajlar nedeniyle Avrupa’ya giden iki ana boru hattı devre dışı kalan Rusya’nın yeniden Avrupa’nın başlıca gaz tedarikçisi olup olamayacağını savaşın gidişatı belirleyecek.
Suriye’deki Kürt ulusal hareketinin önde gelen isimlerinden Salih Müslim, böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Erbil’de hayatını kaybetti. Kobani doğumlu olan Müslim, Türkiye’de İTÜ’de eğitim görmüş ve bir dönem PYD eş genel başkanlığı yapmıştı.
Öte yandan Amerikan Forbes dergisinin yayımladığı milyarderler listesi kapitalist sistemin eşitsizliğini bir kez daha ortaya koydu. Dünya genelinde milyarderlerin toplam serveti 20,1 trilyon dolara yükseldi. Milyarder sayısı bir yılda 400 artarak 3 bin 428’e ulaştı. Yirmi kişinin serveti ise 100 milyar doların üzerinde.
Savaşlar ve krizler büyük sermaye sahipleri için zenginliklerini artırma fırsatına dönüşüyor. Covid salgını sırasında da görüldüğü gibi milyarderler salgının ilk 24 ayında son 23 yıldan daha fazla servet artışı elde etmişti. Avrupa halkı yoksullaşıyor ve Batılı ülkelerde eşitsizlikler hızla artıyor. Bu yoksullaşma ve sınıflar arasındaki ekonomik, sosyal ve politik eşitsizlikler Türkiye’yi daha çok etkiliyor.
Türkiye
İran’ın Türkiye’deki ABD üslerini de hedef aldığı iddiaları yeniden gündeme geldi. Dün İncirlik Üssü’ne atıldığı belirtilen bir füzenin imha edildiği açıklandı. İran yetkilileri ise bu saldırıların kendileri tarafından yapılmadığını söylüyor.
ABD bu gelişmeleri gerekçe göstererek Malatya’ya Patriot hava savunma sistemi kuruyor. AKP iktidarının Türkiye’yi savaşa çekebilecek bu adımı kabul etmesi ciddi endişe yaratıyor.
ABD ve İsrail’in Türkiye’yi İran’a karşı savaşa çekme çabalarının sürdüğü bir dönemde Halkbank davasında uzlaşmaya varılması dikkat çekti. Anadolu Ajansı’na göre bu uzlaşmada, Gazze’de Hamas’ın liderliğindeki Filistin direnişinin 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı Operasyonu’nda kaçırılan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması ve Trump’ın Gazze planı doğrultusunda yürütülen ateşkes çabalarına verilen destek etkili oldu.
Bu gelişme Erdoğan ve AKP iktidarına verilmiş bir “hediye” olarak yorumlansa da, bunun Türkiye’nin savaş politikasına bağlanıp bağlanmayacağı önümüzdeki dönemde daha net görülecektir.
ABD’nin 2019’da İran yaptırımlarını delmek ve kara para aklamak suçlamasıyla açtığı Halkbank davası uzun süredir Ankara-Washington ilişkilerinde bir pazarlık konusu olarak kullanılıyordu. Geçtiğimiz yıl Erdoğan’ın Trump ile görüşmesinde davanın kapatılması için 100 milyon dolar ceza ödeme teklifinin gündeme geldiği de iddia edilmişti.
Odak Dergisi sözcülerinden ve eski yazı işleri müdürü Doğan Can Baran aldığı çeşitli cezalar nedeniyle hapse girdi. Baran’ın kısa süreliğine cezaevinde kalması bekleniyor.
Baran’ın Silivri Cezaevi’ne girdiği gün (9 Mart) Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı ana dava da başladı. Davada 107’si tutuklu 407 sanık yargılanıyor. İmamoğlu hakkında 849 yıldan 2430 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Duruşmaların 19 Mart’a kadar sürmesi ve mahkemenin Nisan sonunda ara karar vermesi bekleniyor. CHP’ye ait en az 15 belediye başkanının tutuklu olduğu biliniyor.
Sosyalist solda Ertuğrul Kürkçü ile Muzaffer Oruçoğlu arasında süren tartışmaya bu hafta Oğuzhan Müftüoğlu da katıldı. Kürkçü’nün Kızıldere’de sağ kurtulan isimlerden biri, Oruçoğlu’nun ise İbrahim Kaypakkaya’nın mücadele arkadaşı olduğu biliniyor.
Ancak bu tartışmaların zaman zaman kişilerin şeytanlaştırılmasına varması solda moral bozukluğu yaratmaktadır. Devrimci Yol önderlerinden Oğuzhan Müftüoğlu da 12 Mart darbesinin yıldönümünde verdiği söyleşide Kürkçü’nün bazı hatalarını eleştirdi.
Mücadele Haberleri
Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan hak ve özgürlük mücadeleleri ile devam ediyoruz.
Gezi Direnişi sırasında polisin saldırıları sonucu başına gaz kapsülü isabet ederek katledilen Berkin Elvan ölümünün 15. yıldönümünde mezarı başında anıldı. Anma sırasında gerçekleşen açıklamada “Berkin’in katledilişinin üzerinden 15 yıl geçtiğine ama hala katilin ceza almadığına” değinildi.
Geçtiğimiz hafta kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde meydanları doldurdu. Yürüyüşler ve mitingler sırasında kadınlar ataerkiyi, ekonomik krizi ve Ortadoğu’da gerçekleşen soykırıma karşı sloganlar attı. Özne Kadın İnisiyatifi olarak bizler de İzmir ve İstanbul’da ve Avrupa’da alanlardaydık.
Alevi kurumları Suriye’de gerçekleşen Alevi katliamının 1’nci yılında başta İzmir, İstanbul ve Ankara olmak üzere çeşitli illerde ve yurt dışında eylem ve basın açıklaması düzenledi. Açıklama sırasında “cihatçı çeteler ile mevcut iktidarın işbirliği” içerisinde olduğuna değinildi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri bileşenleri tarafından İsrail Konsolosluğu önünde protesto edildi. “Emperyalizm ve Siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” yazılı pankart arkasında bir araya gelen kitle sıkça anti-emperyalist sloganlar attı.
Bu hafta Cumartesi Anneleri’nin basın açıklamasına da devam edildi. 1093’ncü haftasında tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen grup, gözaltında kaybedilen kadınların akıbetini sordu. Öte yandan hasta mahpuslar için gerçekleşen basın açıklamada da kadın hasta mahpusların serbest bırakılması talep edildi.
Sonuç
İsrail ve ABD emperyalizmi İran’da güçlü bir direnişle karşılaştı. Molla rejimi bütün gerici karakterine rağmen saldırıya karşı direnişiyle objektif olarak anti-emperyalist cephede yer almaktadır.
Yanı başımızdaki savaş petrol ve doğalgaz fiyatlarını hızla yükseltti. Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’de bu durum iğneden ipliğe zamlar ve artan hayat pahalılığı olarak yansımaktadır. İktidarın bu süreci baskıları artırarak yönetmeye çalışması beklenmelidir.
Böyle dönemlerde bireysel kurtuluş arayışı ve mücadeleden kaçış eğilimleri güçlenir. Oysa bu tutum saldırıya uğrayan bir sürünün panikle kaçışmasına benzer. İnsan toplumunun gerçek gücü, tehlike karşısında birleşme ve kolektif bilinçle hareket etme yeteneğidir.
Türkiye’nin bu savaşta ABD ve İsrail safında yer alması büyük bir felakete yol açacaktır. Buna karşılık Ortadoğu halklarının direnişiyle dayanışma içinde barışı savunan bir tutum, yüzyıldır süren emperyalist saldırıya karşı önemli bir güç oluşturacaktır.
Örgütlü ve dayanışma içindeki küçük bir direniş bile kararlı olduğu takdirde toplumun farklı kesimlerindeki kopuk mücadelelerle birleşerek kartopu gibi büyüme imkânına sahiptir.





















