Özetimize dış haberlerle başlıyoruz.
Hafta boyunca Ortadoğu’da emperyalist paylaşım savaşının çıplak yüzü bir kez daha görüldü. Financial Times’ın “Trump İran’ın petrolünü almak istiyor” başlığı, savaşın ardındaki amacın önemli bir yönünü ortaya koydu: Enerji kaynaklarına el koyma, stratejik boğazları kontrol etme ve bölgeyi yeniden paylaşma mücadelesi. USS Gerald R. Ford uçak gemisindeki hasarın büyümesi, Pentagon’daki Tomahawk endişesi ve Körfez’deki ABD üslerinin vurulması, emperyalist güçlerin yenilmezliği mitinin nasıl çöktüğünün somut göstergeleri oldu. Ukrayna için hazırlanan mühimmatların İran savaşı nedeniyle kesilmesi, ABD emperyalizminin artık birden fazla cephede aynı anda savaşamayacak hale geldiğini, kendi içindeki öncelik çatışmalarının nasıl bir krize dönüştüğünü gösterdi. The Economist’in savaştan İran’ın kazançlı çıktığını vurgulayan kapağı ise emperyalist saldırganların hesaplarının tutmadığını teyit etti.
Savaşın en önemli sebeplerinden biri de İsrail’in İran engelini aşması isteğiydi. Bir süredir bölgede İsrail’e neredeyse tek direnen güç İran devletidir. İran İsrail’e Filistin’le ve bölgedeki Şii güçleriyle birlikte direniyor.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’na kendi adını verme girişimi klasik sömürgecilik örneği olurken, İran’ın enerji tesislerini vurmama mühletini “İran istedi” yalanıyla uzatması ABD emperyalizminin geri adım atmak zorunda kaldığının itirafı oldu.
ABD Başkanı Trump’ın “İran’ı taş devrine döndürme” tehdidi eşliğinde yürüttüğü diplomasi, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının aksamasıyla birleşerek küresel enerji fiyatlarını 109 dolara fırlatmış ve dünya siyasetini büyük bir belirsizliğe sürüklemiştir. Bununla beraber Trump’ın ateşkes konusundaki ciddiyetsiz açıklamalarının AB ittifakına zarar verdiği dile getirilirken, Rusya’nın arabuluculuk teklifi medyaya servis edildi.
Hafta içerisinde NATO ortakları arasındaki çelişkiler keskinleşti. Trump İspanya, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi NATO ülkelerinin İran’a karşı saldırıya katılmamasını eleştirmeye devam etti. Ulusa sesleniş konuşmasında bu konudaki eleştirilerini dile getirdi. Avrupa emperyalistleri ise savaşın kendi durumlarını daha çok zora sokacağını gördükleri için uzak durmaya çalışıyorlar.
ABD iç cephesinde anketler halkın yüzde 62’sinin Trump’ın performansından memnun olmadığını gösterirken, “No Kings” protestolarında “İsrail ülkeyi (ABD) çöküşe götürüyor” sloganları yükseldi. Fed Başkanı Powell’ın federal hükümet borcunun ekonomiden daha hızlı büyüdüğü uyarısı, savaş ekonomisinin Amerikan toplumuna maliyetini gözler önüne serdi. Avrupa’da doğalgaz ve petrol krizinin derinleşmesi, Almanya’da AfD’nin “ABD askerleri ülkeden çıkarılsın” çıkışı ve İtalya Savunma Bakanı’nın “İran Lüksemburg gibi küçük bir ülke değil” vurgusu, emperyalist ittifaklar içindeki çatlakları gösterdi.
Filistin halkının topraklarını gasp eden ve onlara soykırım uygulayan İsrail, yurdunu savunan Filistinlileri idam ettirecek yasa çıkardı. İsrail devletinin varlığına son verme amacıyla, bir İsrail vatandaşına veya İsrail’de ikamet eden birine zarar vermek niyetiyle kasıtlı olarak bir kişinin ölümüne neden olan herkese idam veya müebbet hapis cezası verilecek. Bilindiği gibi dünyanın çeşitli ülkelerinden getirilip Filistin’e yerleştirilmiş Yahudiler Filistinlileri öldürebiliyorlar. Bu yasaya karşı İsrail’de de geniş protestolar yapıldı.
Sömüren ve sömürülen ülkeler ilişkisinde anlam ifade eden bir diğer gündem: Cihatçı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetiminin lideri Ebu Muhammed el Colani (Ahmed Şara) Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in davetiyle Berlin’e ziyaret gerçekleştirdi. Feminist ve demokrat geçinen Alman emperyalizmi laik Esat iktidarının bu tecavüzcü dinci katil öncülüğünde yıkılmasına destek olmuş ve bu amaçla yüz binlerce Suriyeli göçmeni kabul etmişti. Masada, Suriye pastasındaki Almanya payı konuşulurken, Berlin’deki göçmenlerin geri gönderilmesi de bir diğer el sıkışmaydı.
Odak Dergisi’nin dikkat çektiği bir “kendi kendisini gerçekleştiren kehanet” örneği gerçekleşme yolunda görünüyor. Rusya şehirlerinden Saint Petersburg’u vuran Ukrayna SİHA’larının Polonya, Litvanya, Letonya ve Estonya üzerinden zikzak yaparak geldiği ve bu sayede Rusya hava savunma siteminden kurtulabildiği fark edildi. “Rusya saldıracak” korkutmasının bu durumda hayata geçmesi olasılığı arttı. Rusya’nın Estonya’daki Rus nüfusun yoğun olduğu sınır bölgeyi işgal edebileceği ihtimalinden söz ediliyor.
Türkiye
Emperyalist savaş örgütü NATO’nun ve küresel sermayenin ülkemize uzanmış kanlı elleri haftanın tartışılan konuları arasındaydı. Ülkemizde NATO bünyesinde iki yeni birimin kurulmakta olduğu açıklandı. Bunlar İstanbul Boğazı’nda kurulacak olan NATO Deniz Unsur Komutanlığı ile Adana’da kurulmakta olan NATO Çokuluslu Kolordu Karargahı’dır. Ortadoğu’yu hedef alacağı açık olan Adana’daki yeni NATO askeri varlığının 2-3 yıl önce basına bilgi verilmeksizin başlatıldığı ortaya çıktı. Rusya’yı hedef alacağı açık olan Boğaz’daki NATO varlığının ise Putin’in sert tepkisiyle karşılaştığı ve Putin’in aylardır Erdoğan’ın telefonlarına çıkmadığı belirtilmektedir. Bilindiği gibi Rusya Türkiye’nin çok önemli bir ticaret ortağıdır. Türkiye’nin petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük kısmı Rusya’dan karşılanıyor. Rusya AKP hükümetine ödeme konusunda büyük kolaylıklar gösteriyor. Türkiye’ye yılda 7 milyona yakın Rus turist geliyor. Rusya Türkiye’de nükleer santral inşa ediyor. ABD ve İngiltere emperyalistlerinin NATO şemsiyesi altında Karadeniz’e yerleşmeleri Rusya ile çok ciddi sorunlara yol açacaktır.
AKP iktidarının bu kararları almasında İsrail’den gelen baskıların rol oynadığı görülüyor. Bu bağlamda 11 Kasım 2025’te Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelirken Gürcistan sınırında düşürülen askeri helikopter kazasının gerçekte bir suikast olduğu ileri sürüldü. Olayda 20 TSK askeri hayatını kaybetmişti. Milli Savunma Bakanlığı iddiayı ileri süren Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek’i yalanlayarak hakkında suç duyurusunda bulundu.
ABD-İsrail baskılarına direnemeyen AKP iktidarı Siyonist sermayenin de baskısı altında bulunuyor. Ukrayna ve İran savaşlarının dünyada ekonomik sorunları alabildiğine artırdığı koşullarda Erdoğan çok ilginç bir ziyaretçi karşıladı. Geçtiğimiz cuma günü küresel sermayenin en tepe isimlerinden Larry Fink geldi ve Erdoğan ile kapalı kapılar ardında görüştü. Yahudi kökenli Fink dünyanın en büyük sermaye yönetimi şirketi BlackRock Eşbaşkanı ve Dünya Ekonomik Forumu başkanıdır. Dolmabahçe Sarayı’ndaki toplantıya Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar katıldılar. Fink’in yanında Dünya Ekonomik Forumu eski yöneticilerinden Alois Zwinggi vardı. Toplantıda ABD-İsrail ile işbirliğinin ve ülkemizin nasıl satılacağının görüşüldüğü açıktır.
Emekçi halkın geçim koşulları her geçen gün ağırlaşmaktadır. Birçok ilde 200 gram ekmek 17,5 liraya, 230 gram ekmek 20 liraya yükseldi. Artan yoksullaşma emekli maaşlarına yapılacak düzenleme ve asgari ücret ara zammı çalışmalarını gündeme getirdi. Bu konuda halkın taleplerinin desteklenmesi gerekmektedir.
Kızıldere’nin yıldönümünde yapılan anmalar emperyalist savaşlara ve sömürü düzenine karşı direniş geleneğinin hâlâ yaşadığını hatırlattı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek amacıyla Mahirler ve Cihanların giriştikleri eylem solda birliğin sembolü olmuştu. Kızıldere’nin solda birlik mesajının bilince çıkarılıp sürdürülmesi gerekiyor.
Akbelen’de köylülerin arazilerine yönelik yeni müdahale girişimleri bölgede halk direnişini yeniden ateşlerken Bursa’nın CHP’li Belediye Başkanı’nın sürpriz bir operasyonla gözaltına alınması siyaset kulislerini sarsmıştır. CHP kendisine yönelik saldırıları mitingler yaparak göğüslemeye çalışıyor.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, İran-İsrail savaşının yarattığı yıkım riski nedeniyle çözüm sürecinin derhal hızlandırılması gerektiği çağrısında bulundu. Kürt halkının demokratik hak ve özgürlükleri haklı taleplerdir. Bu talepler ABD-İsrail’n 20 yılı aşkın bir süredir bölgemizde yürüttüğü alçakça saldırılara karşı net bir anti-emperyalist tutumla savunulmalıdır. Aksi halde ezilen ulus hareketi emperyalizmin ve Siyonizmin halkları birbirine kırdırma planının parçası durumuna düşecektir.
İşçi haberleri
Gayrettepe gece kulübü katliamında hayatını kaybeden 29 insanı anmak ve katliamın sorumlularının adil yargılanmasını sağlamak amacıyla aileler ve mücadeleci kurumlar 2 Nisan’da bir araya geldi. Gece kulübünde yaşanan iş cinayetinin üzerinden iki yıl geçti. Kalabalık katılımla gerçekleşen eylemde katliamın peşinin bırakılmayacağı mesajları verildi.
Dilovası’nda 7 işçinin yanarak can verdiği katliamın 3. duruşmasında mahkemeye konuşan aileler ve Revive Kozmetik çalışanları baskının, denetimsizliğin, ağır çalışma koşullarının ve umursamazlığın katliamın temel nedeni olduğunu belirttiler. Kaçak çalışan kozmetik firmasının 300 bin TL maliyeti olacağı için yangın merdiveni yaptırmadığı ve kaçak olmasına rağmen firmanın Defacto, Lc Waikiki, Shauran, Sheliq, Vertus marka parfümler ve A101, BİM, Şok gibi marketlerde satılan parfümleri ürettiği belirtildi.
DİSK-AR Mart ayında yaptığı araştırmada geniş tanımlı işsiz sayısını 12 milyon 109 bin olarak açıkladı. Kadınların yaşadığı işsizliğin erkeklerden çok yüksek olduğu, gençler arasındaki işsizliğin giderek arttığı ve şubat ayında 2.4 milyon işsiz insanın, işsizlik maaşından yararlanamadığı belirtildi.
Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutukluluğu devam ederken patronları koruyan yargı düzenine karşı çeşitli il ve ilçelerde çok sayıda eylemler yapıldı ve tepkiler gösterildi.
Beşiktaş Belediyesi işçisi Turan Çil işine dönebilmek için mücadele etmeyi sürdürüyor. Perşembe günü Emekçiler Dayanışması’nın çağrısı ve dayanışmacı tutum içinde olan kurumların ve halktan insanların katılımı ile belediye binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi.
Şişli Belediyesi’nde kayyum Belediye Başkanı tarafından işten atılan belediye emekçileri ve uzun süredir direnen Kakil Yazar, Turan Aktaş mücadele etmeye devam ediyor. Öte yandan Şişli Belediyesi işçileri dün belediye binası önünde bir araya gelerek içinde bulundukları toplu sözleşme sürecinde emek düşmanlığı yapan belediye yönetimine ve görüşmelere katılan işveren sendikası Miksen’e tepki gösterdiler.
Birleşik Metal-İş’in İzmir Şubesi’nin örgütlü olduğu ve havacılık alanında üretim yapan Fokker Elmo fabrikasında toplu sözleşme görüşmelerinden bir sonuç alınmaması nedeniyle işçiler grev ilanını fabrika binasına astı.
Manisa’da bulunan Ergun Hidrolik’te patronun toplu sözleşme görüşmelerini tıkaması nedeniyle Birleşik Metal-İş üyesi işçiler Akhisar’daki fabrikada eylemler yapmaya başladılar.
Yaklaşık 900 işçinin çalıştığı FEDEX Ekspres Kargo’da Nakliyat-İş Sendikası’nın sürdürdüğü Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine sendika temsilcileri çeşitli şehirlerde işçilerle toplantılar yaparak FEDEX’teki örgütlü mücadeleyi büyütmeye devam ediyor.
Sivas Divriği’nde maden işçilerinin direnişi devam ediyor. OYAK’a bağlı Erdemir Madencilik’in taşeronu Çiftay tarafından işletilen demir madeninin kapatılması sonucu yaklaşık 270 işçi işten çıkarılmıştı.
Nakliyat-İş Sendikası’nın Tüvtürk araç muayene istasyonunda başlattığı grev kararlılıkla devam ediyor. İFM Otel şantiyesinde Adım GYO taşeronu Hiçyılmazlar firması çalışanı işçilerin haklarının gaspedilmesine karşı Dev Yapı-İş ve İnşaat-İş Sendikaları tarafından başlatılan direnişin ardından şirket patronları anlaşma yaparak işçilerin haklarını vermek zorunda kaldı.
İzmir’de uzun süredir sendikalaşma ve toplu sözleşme, insanca yaşama taleplerine sahip çıkan Temel Conta işçileri 480 gündür direniyor. Şık Makas işçilerinin direnişi de devam ediyor.
Mücadele haberleri
Özetimize geride bıraktığımız haftanın mücadele haberleri ile devam ediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Kaldıraç, Özgür Üniversite ve Sosyalist Kadın Hareketi’nden 5 arkadaş, “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla gözaltına alındı. Bu saldırıya karşı İzmir’de TSKM önünde Kaldıraç okurları ile dayanışma amaçlı basın açıklaması gerçekleşti. Gerçekleşen açıklamaya sosyalist gruplar da katılım gösterdi.
Kızıldere Katliamı’nın 54. yılında sosyalist ve devrimci gruplar Mahir Çayan ve dokuz yoldaşını anmak için mezarlık ve alanlardaydı. İstanbul’da NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Gençlik Birliği’nin düzenlediği eyleme polis saldırısı gerçekleşti. Üniversite öğrencilerinin gösterdiği irade barikatın açılıp yürüyüşün devam edilmesine sebep oldu. Göze çarpan bir diğer eylem ise Devrimci Gençlik Dernekleri’nin Kızıldere’ye gitmesiydi. DGD üyesi gençler jandarma tarafından yolları kesilerek otobüslerinden indirildi. 78 genç gözaltına alındı ve daha sonra serbest bırakıldılar.
Bursa Belediye Başkanı Murat Bozbey’in gözaltına alınmasının ardından belediye önünde miting gerçekleşti. Mitingte gerçekleşen gözaltının siyasi bir nitelik taşıdığına değinildi.
Akbelen’de köylülerin arazisi ansızın kamulaştırma ile ellerinden alınmaya çalışılıyor. Bu duruma karşı sessiz kalmayan köylüler tarlaları ve emeği için direniyor. Bu direnişin destekçilerinden olan Esra Işık karara sessiz kalmadığı için geçtiğimiz günlerde tutuklandı.
Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin 1096. haftasında tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bir araya gelen grup İlyas Eren’in akıbetini sordu.
Sonuç
Emperyalist Avrupa ülkeleri bile İran’a karşı ABD’nin yanında davranmaktan kaçınırken AKP iktidarının NATO yanlısı tutumları anti-emperyalist barış hareketi doğrultusundaki çalışmaların ne denli isabetli olduğunu gösteriyor. AKP iktidarının artan baskı ve saldırıları karşısında direnen CHP yönetimi Batılı emperyalistlerin desteğini alma yolundaki çabalarına son verilmelidir. İmamoğlu’nun ya da CHP belediye başkanlarının hapsedilmeleri Batılı emperyalistlerin umurunda olmadı. NATO yanlısı ve sağcı politikalar CHP’yi çaresiz duruma düşürdü. Sosyalist solda anti-emperyalist birlik çalışmalarının ve ortak eylemlerin gelişmesi ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için çok önemlidir. CHP yönetimi sosyalist solda gelişen anti-emperyalist duyarlılığı dikkate almalıdır.























