Berke Bozkurt
“Ya özgür vatan, ya ölüm!” şiarıyla başta Küba halkı olmak üzere Latin Amerika ve dünyanın ezilen halklarının onurlu mücadelesinin büyük temsilcisi haline gelen Küba devrimi, 1 Ocak 1959’dan beri emperyalist barbarlığa karşı umudumuzu diri tutuyor. Devrimin lideri Fidel Castro, Küba’nın ABD’nin saldırılarını önlemekten sorumlu istihbarat liderlerinden Fabian Escalente’nin ifadesine göre 638 suikast planı ve girişimine maruz kalmıştı!
Devrimden 1 yıl sonra, 1960’ta, devrimci Küba ABD şirketlerine ait şeker rafineleri ve başka bazı işletmeleri kamulaştırınca, ABD’nin ilk ticari kısıtlaması başlamıştı. ABD Başkanı John F. Kennedy ise Şubat 1962’de, Küba’ya karşı tam kapsamlı ilk ticaret ambargosunu resmen yürürlüğe koymuştu.
66 yıllık bu ambargo sürecinde, Küba’nın şeker ihracatı büyük ölçüde durduruldu, petrol ve bazı ürünlerin ithalatı sınırlandırıldı, ABD himayesindeki devletlerin Küba ile ticareti tamamen yasaklandı, finans ve seyahat ambargoları gerçekleştirildi; Torricelli Yasası, Helms-Burton yasası gibi yasalar ile Küba ekonomisi uluslararası boyutta yıpratılmaya çalışıldı. Rahatlıkla görüleceği üzere Küba halkını insanlık-dışı, sefalet koşullarına mahkum etmeye çalışan emperyalizm, bir de sanki bundan kendileri sorumlu değilmiş gibi dünyaya, “Küba halkı fakirlikten perişan halde” propagandasını yaydı.
60 yılı aşkın süredir ABD emperyalizminin gözünü diktiği Küba’ya şimdilerde, şu ana kadarki en büyük ekonomik ve insani ambargo/yaptırımlar uygulanmaya çalışılmaktadır. Geçtiğimiz ay Venezuela lideri Maduro ve “ilk savaşçı” lakabı ile halkın büyük sevgisine sahip olan Cilia Flores’in ABD tarafından kaçırılması ile Venezuela üzerinden Küba’ya gönderilen petrolün tamamen durdurulması Küba’da büyük bir insani ve ekonomik krizi geliştirmeye başlamıştır.
29 Ocak’ta ABD Başkanı Trump’ın Küba hükümetini “ulusal güvenlik tehdidi” olarak ilan eden başkanlık kararnamesini imzalamasının ardından Küba’ya petrol sağlayan ülkelere yönelik ek cezai tedbirler ve gümrük tarifleri uygulanacağını açıklaması ile petrol akışı tamamen engellenmişti. Bu sebeple şimdi ülkede yaşamın neredeyse durma seviyesine geldiği ifade ediliyor. Bu son ABD saldırısının sonucunda çeşitli kaynaklar şunların yaşandığını ifade etti:
• Ortaokuldan üniversiteye kadar, 1 ay boyunca eğitim durduruldu.
• Küba’nın en önemli gelir kaynaklarından turizm sektörü uçuşları durdurdu ve çoğu otel elektrik kesintisi nedeniyle kapanmaya başladı.
• Gıda ürünlerine ciddi oranda zam geldi.
• Çöp arabaları yakıt tasarrufu nedeniyle büyük oranda durduruldu ve kentlerde çöpler birikmeye başladı. Örneğin bu ay başkent Havana’da bulunan 106 çöp kamyonunun yalnızca 44’ü çalışabildi.
• Havana Uluslararası Kitap Fuarı gibi kültürel faaliyetler iptal edildi.
• Başkent Havana olmak üzere birçok kentte ulaşım durduruldu.
• İnsanların araç yakıtları için dolduracakları bir depo benzin fiyatı neredeyse bir aylık maaşlarını geçti.
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, ABD’nin Küba’ya yaptığı bu saldırılar ilk değil. Domuzlar Körfezi saldırısı, Castro’ya gerçekleştirilen sayısız suikast girişimi, ekonomik/ticari ambargolar, insani kısıtlamalar, devrim karşıtı geliştirilen anti-propaganda ve dahası… Bu saldırıların altında yatan temel sebep ise belli: Küba’nın hala taşımaya devam ettiği devrimci, anti-emperyalist duruşu ve bu duruşun büyük insanlığımıza katkısı!
Küba Halkı Yurduna Sahip Çıkıyor!
Küba’da halk, büyük bir yurtseverlik duygusuna sahiptir. Gerek birbirine, gerekse de dünyanın öteki ezilen halklarına bağlılık duyarlar. Yüksek bir dayanışma ve diğerkamlık refleksine sahiplerdir. İşte bundandır ki Küba halkı, ABD emperyalizmine 67 yıldır direnmeye devam etmektedir.
1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ona bağlı ülkeler birer birer çözülmüş; bu sırada herkes Küba’nın da kısa zamanda düşeceğini beklerken, aksine, Küba bu “yeni dünya düzeni”ne karşı sahip olduğu o sosyalizm anlayışı sayesinde müthiş bir kararlılıkla direnebilmişti. Devrimin lideri Fidel, Sovyetler’in çöküşünün ardından verdiği şu mesajla bizlerin umudu olmuştu: “Sosyalizm yenilmedi!” Ve Fidel, ABD emperyalizmine karşı mücadeleye devam edeceklerini belirtmişti.
Küba’da bu yurtseverlik ve direniş ruhu hala ayaktadır. Bu sebepledir ki 67 yıldan bu yana olduğu gibi geçtiğimiz haftalarda da Küba, emperyalist ambargoya karşı hükümetin çağrısıyla, 700 bin insan ile birlikte Havana’da bulunan ABD Büyükelçiliği’ne yürümüş, ablukayı ve ABD’nin saldırılarını protesto etmişti.
Küba Halkı ile Dayanışma ve Devrimci Görevlerimiz
Çok değil, daha birkaç sene önce dünyanın Covid-19 pandemisi ile yok olacağı korkusu etrafta kol gezerken “kocaman” devletlerin pis hırsızları aratmazcasına birbirinden maske çaldığı günler hala hafızalarımızda. O çaresizlik anında bulunan aşıların milyar dolarlık patentler alınarak satıldığı, halkın can korkusunun “rant” haline dönüştürüldüğü o günlerde, Küba’nın ürettiği kendi aşılarını dünya halklarıyla ücretsiz bir biçimde paylaşması ve dünyanın dört bir yanına yolladığı gönüllü doktorlar, dayanışmanın müthiş örnekleriydi. Küba, büyük devrimci lider Che’nin, “Dayanışma ezilenlerin inceliğidir” sözünü bir an olsun bile yere düşürmedi!
ABD’nin petrol rezervlerini ele geçirmek ve anti-emperyalist direniş hattını parçalamak için Venezuela’ya yaptığı saldırıda savaşarak düşen 32 Kübalı enternasyonalist devrimci bu dayanışma örneklerinin en sonuncularından oldu. Şimdi ise Küba büyük bir dayanışmayı hak ediyor!
Anti-emperyalizmin, ABD karşıtlığının kimilerince “modası geçmiş” ve “kaba” bulunduğu, yurtseverliğin ise “şovenizm” diye yaftalandığı bu günlerde biz tam da bu mücadele çizgilerinin baş devrimci görevlerimiz olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden Filistin direnişini sahipleniyoruz, bu yüzden emperyalist barbarlığa karşı mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz.
Şimdi dayanışılma sırası Küba’da. Türkiye devrimci hareketi olarak, Güney Amerika’ya gözünü dikmiş ABD emperyalist barbarlığına karşı mücadeleyi büyütmek, Küba devrimine sahip çıkmak sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Eğer Küba bu son saldırıdan alnının akıyla çıkarsa, emperyalizm büyük bir yara alacaktır.
Yaşasın Devrimci Küba!
El Pueblo Unido Jamás Será Vencido!

























