Hatice Bozdağ
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
Devrimci şair Adnan Yücel’in yukarıda aktarılan dizelerindeki gibi, “yarınlarımız için direnenlerimizden” oldu Ulaş Bardakçı; tıpkı Suphiler, Şefik Hüsnüler, Kıvılcımlılar, Mihri Belliler; Denizler, Mahirler, İbrahimler gibi “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” mücadele etmekte kararlı devrimci geleneğimizin önderlerindendi.
Yoldaşlığın, direnişin ve mücadelenin sembolü Ulaş Bardakçı, 19 Şubat 1972’de İstanbul Arnavutköy’de katledildi. Onunla ilgili birkaç yıl önce Türkiye işçi sınıfı hareketinin liderlerinden Sırrı Öztürk’ün Odak’ta yayınladığımız bir yazısına giriş olması amacıyla şunları yazmıştık: “Lenin’in yazdığı gibi devrimci hareketin yükseldiği dönemde devrimci olmak kolaydır. Çok insan adeta modaya uyarak devrimci olur. Nasıl ki dostluklar en kötü zamanlarda sınanırlarsa devrimcilik de işler zora girdiğinde sınanır. Ulaş Bardakçı Türkiye’nin en kötü zamanlarından birinde kendisini ortaya koymuş bir devrimcidir. Bu yüzden ismi Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir ile birlikte anılmaktadır.”
Türkiye devrimci hareketinde emperyalizme ve Siyonizm’e karşı yükselen mücadelenin direnişçi simgelerinden biriydi Ulaş Bardakçı. 1969 yılında, ABD’nin “Vietnam Kasabı” olarak anılan Ankara Büyükelçisi Robert W. Komer’in ODTÜ’yü ziyareti sırasında, Cadillac marka arabasının ters çevrilerek yakılması eyleminde yer almıştı. Ardından, Denizlerin serbest bırakılması için 1971 yılında İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un kaçırılmasında Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir ile birlikte yer aldı.
Elrom’un kaçırılması ardından başlatılan Balyoz Harekâtı ile yüzlerce devrimci gözaltına alınmış, ağır işkencelere maruz bırakılmışlardı. Bu operasyon ile devrimci harekete ağır bir darbe vuruldu. Yakalanan devrimciler, 29 Kasım 1971’de Maltepe Cezaevi’nden tünel kazarak firar ettiler. Firar edenler arasında THKP-C’den Mahir Çayan, Ziya Yılmaz ve THKO’dan Cihan Alptekin, Ömer Ayna bulunuyordu. Ve elbette onlarla beraber Ulaş Bardakçı. Hiçbir zaman teslim olmayan, örgütlü mücadeledeki ısrarı ile bilinen Ulaş, firarın ardından çalışmalarına İstanbul’da devam etti.
O sıralarda İstanbul’da başlatılan bir başka polis operasyonuyla evi 19 Şubat 1972’de kuşatılmıştı. Çatışma sonucu katledildi. Onun öldürülmesi, yalnızca bir devrimcinin yitip gitmesi değil, aynı zamanda sahip olduğumuz bağımsız ülke umudumuzun sistem tarafından yok edilmeye çalışılmasıydı.
Onun ismi, ardından doğan birçok bebeğin ismi yapıldı. Hakkında kitaplar yazıldı, ağıtlar yakıldı. “Ulaş benzerdi güneşe” sözlerindeki gibi, büyük devrimci kişiliği insanlara tanıtıldı. Bu yüzdendir ki, aradan geçen yarım asırdan fazla zamana rağmen, biz devrimci gençliğin örnek aldığı isimlerden oldu.
Onun arkadaşlarına ve mücadelesine olan bağlılığı ve yoldaşları uğruna göze alabileceği büyük bedeller, bugün hala kendisine devrimciyim diyen insanların örnek alması gereken şeyler arasındadır. Yargılandıkları sırada mahkemede Mahir Çayan ile birbirlerine sarıldıkları görüntülerin içimizde yarattığı duygu, mücadele arkadaşlığının ne demek olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün devrimci mücadelenin ve gençliğimizin o mücadele arkadaşlığına, o duygulara açıkça ihtiyacı olduğu görülmektedir.
Mücadele bir yandan fedakarlık ve kararlılık isterken, öte yandan da belki de onlardan daha büyük bir önem teşkil eden insanlaşabilme cesaretini gerekli kılar. Zaten mücadelenin en zorlu tarafı da tam olarak burasıdır. Odak’ın devrimci yenilenme olarak tariflediği rekabetten, benmerkezcilikten, grupçuluktan uzaklaşan; dayanışmayı, diyaloğu yani eşitlikçi, özgürlükçü ve mücadeleci iletişimi esas alan devrimcileşme pratiği, tarihimizi doğru inceler isek yitirdiğimiz devrimci önderlerimizin hayat pratiğinden rahatlıkla çıkarılabilecektir. Bizler, değerlerimizin salt sloganvari, her yıl tekrar tekrar anılmasını değil, onların yaşamlarının yeni insan ilişkilerimizin bugünden yaratılması doğrultusunda anlaşılmasını savunmalıyız.
Yaşasın bağımsız ve demokratik Türkiye için mücadele edenlerin onurlu mirası!

























