İki Fatma… Ve çürüyen sistem.

1
60

Nadiye Karahan

Fatma’yı koruyamadık.
Bu cümle bir haber başlığı değil.
Bu cümle, bir ülkenin utancıdır.
Bir devlet düşünün…
Sınırlarını koruyor ama kadınını koruyamıyor. Binalar yapıyor ama çocuklarını yaşatamıyor. Büyük projeler anlatılıyor ama mezarlıklar büyüyor.

Kadın cinayetleri artık istisna değil, neredeyse sıradanlaştırılmış bir vahşet.

Taciz haberleri birkaç saatlik gündem.
Uyuşturucu ise mahalle aralarında, okul kapılarında, gençlerin hayatında zehir gibi dolaşıyor.


Yokluk var.
Açlık var.
Umutsuzluk var.
Ama en tehlikelisi ne biliyor musunuz?
Alışmak var.

Alışıyoruz.
Bir gün ağlıyoruz, ertesi gün unutuyoruz.
Bir isim daha ezberliyoruz, sonra başka bir isme yer açıyoruz.
İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı.
Bir annenin feryadı bu kadar duyulmaz olmamalı.
Bir çocuğun çığlığı bu kadar sahipsiz olmamalı.
“Bu kader” deniyor. Hayır.
Kader ihmalkârlık değildir.
Kader denetimsizlik değildir.
Kader caydırıcılığın yokluğu değildir.
Devletin en temel görevi yaşatmaktır. Yaşatamıyorsanız, orada ciddi bir sorun var demektir.
Güç, sert açıklamalar yapmak değil; kadınların, çocukların ve halkın güvenliğini gerçekten sağlayabilmektir.

İki Fatma’yı koruyamadık.
Bu sadece onların ailesinin acısı değil. Bu, bir toplumun güven duygusunun çöküşüdür.
Eğer çocuklar korkuyorsa,
Eğer kadınlar korunamıyorsa,
Eğer gençler uyuşturucunun pençesindeyse,
Ortada sadece bir asayiş sorunu yoktur.
Ortada çürümüşlük ve vicdan sorunu vardır.

Bugün iki Fatma için yazıyorum. Yarın başka bir ismi yazmamak için.
Çünkü her kaybedilen can, toprağa gömülen sadece bir beden değildir; adalet duygusudur, güven duygusudur, insanlık duygusudur.

Ve artık sormak zorundayız:
Daha kaç Fatma?

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.