Haftanın Özeti: Gün Anti-emperyalist Barış Hareketi Geliştirme Günüdür

0
121

Haftalık özetimize Türkiye’den gelişmelerle başlıyoruz.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hafta içinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve geldikten sonra şaşırtıcı derecede artmış olan malvarlığına dikkat çekti. Yüz milyonlarca liralık malvarlığının maaşla edinilemeyeceğini ileri süren Özel, yargı sistemine dair eleştirilerini de sertleştirerek siyasi iktidarın yargı üzerindeki etkisine dikkat çekti; “istenmeyen kararlar veren hâkimlerin sürgün edildiği, istenen kararları alanların ise ödüllendirildiği” yönündeki iddialarını yineledi. Buna karşılık Gürlek, söz konusu suçlamaların gerçeği yansıtmadığını belirterek hukuki süreç başlatacağını duyurdu. Böylece yolsuzluk tartışması yargının siyasallaştırılması tartışmasıyla birleştirilmiş oldu.

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu Saraçhane’de gerçekleştirildi. Miting öncesinde söz alan üniversite öğrencileri, üniversitelerde artan baskılara ve emperyalist politikalar olarak nitelendirdikleri gelişmelere dikkat çekti. Kürsüye çıkan Arzu Çerkezoğlu ise emek mücadelesi vurgusu yaptı. Mitingde, Mansur Yavaş’ın sahneye çıkışı sırasında yükselen protesto sloganları, muhalefet içindeki gerilimlerin de görünür hale geldiğini gösterdi.

Kuşadası Belediye Başkanı CHP’li Ömer Günel, “rüşvet” suçlaması kapsamında tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırıldı. Bakanlık, kararın soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla alındığını belirtirken, bu adım yerel yönetimlere yönelik yargı müdahaleleri tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlendiği ileri sürülen ve Türkiye sınırları içinde düşürülen balistik mühimmatla ilgili teknik incelemelerin devam ettiğini açıkladı. Aynı zamanda hava savunma kapasitesinin artırılması kapsamında Malatya’nın ardından Adana’ya ek bir Patriot sistemi konuşlandırıldığı duyuruldu. Bu gelişme, bölgedeki askeri hareketliliğin ve savaş riskinin sürdüğüne işaret ediyor.

ABD ve İsrail’in saldırıları Türkiye’de de yakından takip ediliyor. İktidar, sürece karşı tarafsız bir tutum sergilemeye çalışsa da bağımsız kalmakta zorlanıyor. İran’a yönelik saldırılarda İsrail eleştirilirken, ABD’ye yönelik herhangi bir eleştirinin yapılmaması dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katıldığı Körfez ülkeleri toplantısının ardından yapılan açıklamada ise sorumluluğun büyük ölçüde İran’a atılması ve ABD eleştiri yöneltilmemesi dikkatlerden kaçmadı. Bu tablo, ABD Senatosu’nda dahi bu denli tek taraflı bir metnin zor ortaya çıkacağı yönünde yorumlara neden oldu.

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan direnişlerle devam ediyoruz.

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik geçtiğimiz hafta emperyalizme ve siyonizme karşı ABD Başkonsolosluğu’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş sırasında anti-emperyalist sloganlar ve söylemler gerçekleşti. Öte yandan başta Küba olmak üzere emperyalizme karşı direnen bütün halklara selam gönderildi.

Kuyu Tipleri Kapatılsın İnsiyatifi, Taksim’de salon etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte birlik ve kuyu tiplerine karşı mücadele vurgusu yapıldı.

19 Mart direnişinin yıldönümünde başta İstanbul, İzmir ve Ankara olmak üzere çeşitli illerde protestolar gerçekleşti. Öğrenci gençliğin aktif olduğu basın açıklamalarında, gençliğin karanlığa teslim olmayacağına, oluşturulan bu karanlığı mücadele ederek aydınlatabileceğimize değinildi.

Bu hafta Cumartesi Anneleri’nin basın açıklamasına da devam edildi. Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri basın açıklamasının 1094. Haftasında tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bir araya gelen grup, gözaltında kaybedilen Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu. Öte yandan İzmir, İstanbul ve Ankara’da hasta mahpuslar için basın açıklamasına da devam edildi.

İşçi Haberleriyle devam ediyoruz.

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen fabrika patronlarının şikâyeti üzerine tutuklandı. Türkmen, sermayedarları ifşa ettiği konuşması ile gündem olduktan sonra ve Sırma Halı direnişi hız kesmeden devam ederken gözaltının ardından tutuklandı. Kararın ardından emek, barış ve demokrasi güçlerince Edremit, Adana, Antep, Kayseri, İstanbul, Ankara ve birçok farklı noktada kitlesel eylemler düzenlendi. Mücadeleci sendikalar ve akademisyenler, Türkmen’in serbest kalması çağrısı ile bildiriler yayınladılar. Sırma Halı işçileri ise bu durumu kabul etmediklerini ve mücadeleye devam edeceklerini duyurdu.

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, 7 işçinin can verdiği iş cinayetine karşı bir arada olma çağrısında bulundu. Aileler 24 Mart’ta görülecek ilk duruşması öncesi kamu görevlilerinin de yargılanması için savcılığa dilekçe verdiler. Tüm kamuoyunu dayanışmaya davet eden aileler, davanın sahibinin tekrar bu katliamların yaşanmamasını isteyen herkes olduğunu açıkladılar.

Haber-Sen, hayatını kaybeden emekçi Samet Cingöz için basın toplantısı düzenledi. Konya’da posta emekçisinin trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesindeki ağır çalışma koşullarına dikkat çekildi. Haber-Sen öncülüğünde posta ve haberleşme emekçileri PTT’de yıllardır uygulanan taşeronlaştırma, güvencesiz çalışma, ağır iş yükü ve performans baskısının buna sebep olduğunun altını çizdiler. Geçmişte PTT, anonim şirket yapısına geçmesinin ardından engellenen sendikal faaliyetler ile de gündeme gelmişti.

Yaklaşık 300 Şenpres işçisi Ramazan ayında alacaklarının gasp edildiğini belirterek fabrika önünde toplandılar. Düşük ücret ve ağır çalışma koşullarına karşı Arnavutköy’deki işçilere çeşitli kurumlar ziyarette bulundular. Fabrikada üretim durmasına rağmen resmi olarak hala sigortalı gözüken işçiler farklı bir yerde işe giremediklerini belirttiler. Kasım ayından beri alacaklarını alamayan işçiler, haklarını almakta kararlı olduklarını belirttiler.

Dudullu’daki Dardanel fabrikasında Suşi bölümünde çalışan yaklaşık 200 kadın işçi taşınma gerekçesi ile işten çıkartmalara ve tazminat haklarının gaspedilmesine karşı eylem yaptılar. 15 gün boyunca direnen işçiler 8 Mart’a katılıp tutuklanan sendikacı Mehmet Türkmen için çağrıda bulunup mücadelelerini sürdürdükten sonra direnişlerini kazanımla sonlandırdılar. Eylemlerini yönetim kurulu üyesinin evinin de önüne taşıyan ve her yeri eylem alanına çevireceğini bildiren işçiler direnişin gücüyle kazandıklarının altını çizdikten sonra işçilerin tüm tazminatları yatırıldı.

Genel Maden İşçileri Sendikası tıkanan toplu iş sözleşmesi ve tamamlanamayan arabulucuk sürecinin ardından grev hazırlıklarına başlandığını duyurdu. Gübretaş Söğüt Altın Madeni işyerinin önünde açıklama yapan Genel Maden İşçileri Sendikası, üyelerinin ve işçilerin hak ettiklerinin patron tarafından verilmediği ve bu sebeple grev haklarını kullanacaklarını açıkladılar.

Mersinde Tüm Emekliler Sendikası eylemdeydi. 4 bin liralık ikramiyeyi “müjde” olarak aktaranlara karşı çıkan emekliler, sadaka değil insanca yaşam taleplerini dile getirdiler. Yoksulluğa ve görmezden gelinmeye karşı bir arada olmanın çare olduğunu açıklayan emekliler en düşük emekli maaşının 39 bin TL ve kira desteği gibi haklı taleplerini her alanda vurgulayacaklarını yinelediler.

Sine-Sen öncülüğünde Benim Hikayem dizi seti çalışanları için açıklama yapıldı. ED Pictures’e seslenen işçiler, ihbar tazminatları ve hakları için mücadele edeceklerini duyurdu. Yapımcı Erol Demir’in sendikaya ve işçilere defalarca ödeme sözü verdiği söylenen açıklamada, bu sözün yerine getirilmediği aktarıldı. Set emekçileri haklarının derhal verilmesi talebiyle mücadeleye devam edeceklerini duyurdular.

Hiçyılmazlar şirketinde çalışan inşaat işçileri, İnşaat-İş ve Dev Yapı-İş öncülüğünde direnişe başladılar. Emlak Konut önünde açıklama yapan sendika temsilcileri ve işçiler geceyi Adım GYO’nun Finans Merkezi otel şantiyesinde geçirdiler. Örgütlü bir biçimde mücadele ederek, haklar eksiksiz ödenene dek sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan işçiler “inşaat işçisi köle değildir” sloganlarıyla ses çıkarttılar.

Ağrı’da görev yapan Emrullah Akyüz’ün sosyal medyada sağlık sistemindeki aksaklıklara dikkat çektiği video gündem olmuştu. Akyüz, hakkında idari soruşturma başlatıldığını ve görevinden uzaklaştırıldığını açıkladı. Yaşananların münferit olmadığını, halk sağlığının hiçe sayıldığını söyleyen doktor için Ağrı’da KESK öncülüğünde yürüyüş düzenlendi. Kitlesel katılım ile halkın Doktor Emrullah Akyüz’ü yalnız bırakmaması gerektiğine dikkat çekti.

Beşiktaş Belediye Emekçisi Turan Çil’in işe iadesi için CHP il binası önünde eylem yapıldı. Yaklaşık 3 aydır direnen Turan Çil kendisine verilen sözlerin tutulması için direnmeye devam edeceğini yineledi. Diğer belediye işçileri ve öğrenciler Çil ile dayanışmak için açıklamasında Turan Çil’in yanındaydı. Şişli Belediyesi işçileri ise kayyum zulmüne karşı yılmadan mücadele etmeyi sürdürüyor.

Yapı Yol-İş öncülüğünde Antalya Park Yaşam Otel şantiyesinde çalışan inşaat işçileri İzka İnşaat’ın haklarını ödememesine karşı eyleme geçmişlerdi. 5. günün sonunda Yapı Yol-İş ve işçiler, direnişlerinin kazanım ile sonuçlandığını duyurdular. Arabulucuk sözleşmelerinin yapıldığını duyuran işçiler, sürecin takipçisi olacaklarını duyurdular.

Temel Conta işçileri, Türvtürk Araç Muayene İstasyonu işçileri haklarını alabilmek için grevlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Savaş ve dünyadaki diğer gelişmelerle devam edelim.

İran’a yönelik saldırılarda 21. gün geride kalırken, savaş tüm hızıyla devam ediyor. ABD ve İsrail, İran’ın üst düzey isimlerine yönelik saldırılar düzenlerken aynı zamanda altyapıyı da hedef alıyor. Altyapısı tahrip edilen ve onlarca çok önemli liderlerini kaybeden İran karşılık olarak hem İsrail’e hem bölgedeki ABD üslerine hem de Körfez ülkelerinin petrol tesislerine yönelik saldırılarda bulundu. Körfez ülkeleri ekonomik tesislerine saldırının ABD’ye stratejik üstünlük sağlayan petro-dolar sisteminin zayıflatılmasını amaçladığı görülüyor.

19 Mart tarihinde ABD’nin yeni nesil savaş uçağı olan F-35’in İran tarafından vurulduğu iddia edildi. Bu durum, İran’ın hava savunma gücünün tamamen imha edildiği ve hava sahasının ABD-İsrail kontrolüne geçtiği yönündeki açıklamaların ardından gelmesi bakımından dikkat çekti.

ABD cephesinde ise önemli bir istifa gündeme geldi. Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent 17 Mart’ta görevinden istifa etti. Kent, İran’la yaşanan savaş sürecine ilişkin sert eleştirilerde bulunarak, savaşın İsrail ve ABD içindeki lobi baskılarıyla şekillendiğini öne sürdü ve kamuoyunun yanıltıldığını savundu. Açıklamalarında Irak Savaşı sürecine benzer bir manipülasyon yaşandığını ifade eden Kent, ABD’nin yeni bir tarihsel hataya sürüklendiğini dile getirdi.

Kent’in sözleri, yalnızca kilit bir görevdeki bir bürokratın istifası olarak değil, ABD’nin dış politika yönelimlerine dair iç çatlakların bir göstergesi olarak da değerlendirilmelidir. İran’a yönelik politikaların meşruiyeti ve savaşın gerçek nedenlerine ilişkin tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi bekleniyor.

Kent’in istifası 10 Eylül 2025 yılında suikast sonucu öldürülen Charlie Kirk’ü akla getirdi. Cumhuriyetçi Parti içinde Trump’a alternatif olması beklenen Kirk ABD’nin İsrail savaş politikalarına alet olmamasını savunuyor ve İran’a saldırıya engel olunmasını istiyordu. Bugüne kadar çözülemeyen Kirk cinayetinin arkasında ABD derin devleti ve İsrail’in olduğu ileri sürülmektedir.

İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell’ın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısından hemen önce Cenevre’de yürütülen nükleer müzakerelere katıldığı ortaya çıktı. İngiliz heyetine göre İran’ın sunduğu kapsamlı teklif, diplomatik çözüm ihtimalini güçlendirecek nitelikteydi. Ancak bu sürece rağmen müzakere masasının dağılması ve saldırının başlatılması, savaşın peşin bir kararla başlatıldığını ortaya koydu.

ABD emperyalizmi, İsrail’in baskısıyla girdiği bu savaşta hem içeride hem de müttefikler cephesinde zorlanıyor. Bir yandan savaş nedeniyle yükselen enerji fiyatları, diğer yandan NATO müttefiklerinden beklediği desteği alamaması Trump’ın zorluklarını artırıyor. İran tarafından kontrollü şekilde kapatılan Hürmüz Boğazı’na yönelik müdahale çağrıları da henüz net karşılık bulmadı. Bu durum, ABD’nin küresel ölçekteki etkisinin sorgulanmasına yol açıyor.

Öte yandan İran’ın petrol ve doğalgaz satışlarını yalnızca Çin yuanı üzerinden gerçekleştirme yönündeki adımları, doların küresel konumuna ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Yukarıda belirttiğimiz gibi savaşın bu şekilde devam etmesi halinde dolar egemenliğinin gerilemesinin hızlanacağı görülüyor.

Küba’ya yönelik sıkılaştırılan ekonomik abluka tarihte İmam Hüseyin güçlerinin Kerbela’da kuşatılmasını hatırlatıyor. Venezuella Devlet Başkanı Maduro’nun esir alınması ardından duran petrol sevkiyatının sonucu olarak Küba’da bir enerji krizi yaşanıyor. Dünyadan ilaç ve gıda yardımlarının yola çıktığı belirtilirken Rusya ve Çin’den yapılan yardım açıklamlarının sonucu ise belirsizliğini koruyor. Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Washington yönetiminin ülkenin anayasal düzenini hedef aldığını vurgulayarak, olası bir saldırıya karşı direneceklerini ifade etti.

Bu hafta içinde Ukrayna’da savaş sürerken önümüzdeki süreçte Rusya’nın takviye askere alınmalar yaparak saldırıya geçeceği belirtildi. Rusya yönetiminin ABD-İsrail saldırganlarına yalnızca sözde kalan açıklamalarla yetinmesi Ukrayna konusunda Putin ile Trump arasındaki Alaska’da varılan anlaşmanın devam ettiğini gösteriyor. Zelenski’nin İran’a saldırılara yardım etme çabasının Trump tarafından ilgi görmemesi de aynı bağlamda değerlendirilebilir.

Sonuç

İran halkı bu adaletsiz savaşta ne yazık ki yalnızdır. Yanında esas olarak yalnızca Lübnan Hizbullah’ı, Yemen’deki Husiler ve Irak’taki Haşdi Şabi güçleri bulunmaktadır. Bu direniş güçlerinin en büyük desteği, dünyada yükselen anti-emperyalist barış hareketleri olacaktır.

ABD’nin müttefiki olan emperyalist devletler ve özellikle Avrupa’nın kişiliksiz emperyalist liderleri, savaşa katılmaları yönündeki ABD baskıları karşısında direnmekte zorlanmaktadır. ABD-İsrail saldırıları karşısında, bir yandan tedirgin durumdaki Türkiye egemenleri, diğer yandan da kendi paylarına ne düşeceğinin hesabını yapmaktadır. Uzun süredir ABD ve İsrail’in zaferine yatırım yapan Kürt milliyetçileri de bu tutumlarıyla Kürt halkını çok büyük risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.

Gün, ülkemizde anti-emperyalist bir barış hareketini yükseltme günüdür. ABD-İsrail saldırısı, ülkemizi ve bölgemizi Irak, Libya, Suriye, Lübnan ve Filistin’de yaşananlara benzer yıkımlarla karşı karşıya bırakacaktır. Solda anti-emperyalist, birleşik bir barış hareketine ihtiyaç vardır. Halka ve insanlığa karşı sorumluluğumuzu yerine getirme yolunda yürütülecek kararlı devrimci çalışma, başta devrimci gençlik ve kadınlar olmak üzere ülkemizin vicdanlı insanlarında karşılık bulacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.