Haftanın Özeti: AKP’nin Alternatifi Sorosçuluk Değildir

0
101

Haftalık özetimize dünyadan gelişmelerle başlıyoruz. ABD emperyalistlerinin İran karşısında burnu sürtülmeye devam etti. 7 Nisan’da BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylama, ABD’nin küresel egemenlik iddiasına yeni bir darbe oldu. İran’a yapılan ABD-İsrail saldırısını meşrulaştırmak amacıyla Bahreyn tarafından sunulan teklif Rusya ve Çin tarafından veto edildi. “Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü korumak ve ticari gemi trafiğini güvence altına almak” iddiasındaki teklif aslında İran’a saldırıya uluslararası destek sağlamayı amaçlıyordu. 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi’nde oylanan tasarıya 11 ülke evet oyu verirken Kolombiya ve Pakistan çekimser oy kullandı.

Bununla kalmadı; 13 Nisan’da bir Çin gemisi ABD’nin Hürmüz Boğazı’na uyguladığı ablukayı deldi. Gemi, ABD’nin İran limanlarına giriş ve çıkış yapan gemilere deniz ablukası başlatmış olmasına rağmen Hürmüz’den geçti.

ABD-İsrail saldırganları İran’ın ısrarı üzerine ateşkes anlaşmasına Lübnan’ı da dahil etmek zorunda kaldılar. 10 günlük ateşkes perşembeyi cumaya bağlayan gece başladı. Trump, Lübnan yetkilileri ile İsrail yetkililerini ateşkesin ardından Beyaz Saray’da buluşmaya davet etti. İsrail Lübnan’ın güneyini işgal etmeye çalışıyor. Hizbullah İsrail’e yiğitçe direniyor. İsrail ve ABD, Lübnan hükümetiyle Hizbullah’ı birbirine düşürmeye, yani Lübnan’da iç savaş çıkarmaya çalışıyor ancak başarılı olamıyorlar. İsrail ateşkes kararını gene ihlal etti ama bu kez Hizbullah da ona karşılık verdi. 

ABD ile İran arasındaki barış görüşmeleri sürerken ABD, İran çevresine askeri kuvvet ve silah yığmaya devam ediyor. Bu yapılan hem İran üzerinde baskı oluşturmaya hem de yeni bir saldırıya imkân sağlamaya hizmet ediyor.

Ancak ABD’nin liderliğinde yapılan İsrail ile Abraham Antlaşmaları (İsrail’e bir biat anlamına geliyor) gücünden çok şey kaybetti. ABD’nin kendilerini savunamadığını gören Körfez ülkeleri bile şimdilerde Çin‘Le diplomatik temaslarını yoğunlaştırdılar.

Avrupalı emperyalistler Trump yönetiminin politikalarına boyun eğmek istemiyorlar. NATO ülkelerinden İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Çin’e ziyarette bulunarak Çin’in Ortadoğu’da inisiyatif almasını istedi. Sánchez İsrail’in Gazze’ye saldırılarına da karşı çıkmıştı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 29-30 Ocak 2026 tarihlerinde Çin’e ziyaret yapmıştı. 24-27 Şubat 2026 tarihlerinde ise Almanya Şansölyesi Friedrich Merz Çin’e ziyarette bulunmuştu. Her ne kadar BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden Almanya, İngiltere ve Fransa 7 Nisan’daki oylamada ABD yanlısı oy kullanmış olsalar da Trump yönetimiyle alttan alta çatışma içindeler. Bu çatışma 12 Nisan 2026 Macaristan seçimlerinde zirveye çıktı.

AB ve İngiltere egemenlerinin var güçleriyle desteklediği Magyar’ın partisi Tisza, Orban’ın partisi Fidesz’i açık farkla yendi. Magyar’ın partisi, 199 üyeli parlamentonun 137 üyesini kazandı. Parlamentodaki bu üçte ikiyi aşkın çoğunluk anayasayı değiştirmeye yetiyor. Orban, Rusya’ya karşı düşmanlık politikalarına uymadığı için AB Macaristan’a yönelik fonları askıya aldı.

Şimdi Ukrayna savaşına 90 milyar Euro kredi verilmesinin yolu açılacak. Bunu Orban bloke ediyordu. Orban Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşıydı. Orban İsveç’in NATO üyeliğini de Erdoğan’dan daha geç onaylamıştı. Magyar’ın dondurulan 17 milyar Euro fonu geri alması beklenebilir. Magyar Macaristan’ı AB’nin LGBT politikasına çekebilir. Macaristan’daki basın özgürlüğünü AB sınırları ölçüde genişletebilir, Netanyahu’ya destek politikasını AB sınırlarına doğru daraltabilir ve Rusya’ya düşmanlık söylemini geliştirebilir. Ancak Rusya’dan petrol ve doğalgaz almaya devam etmesi beklenir. Macaristan’a gerçek demokratik özgürlükler değil Sorosçu özgürlükler gelebilir  Macaristan’ın barışı siyaset izlemesi ise beklenemez. Sorosçuluk Macaristan halkının yolsuzluklara ve yoksulluğa karşı tepkilerini çalmış bulunuyor. 

İsrail’in Filistin’de yürüttüğü saldırılar tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da tepki çekiyor. Bu hafta İsrail hükümeti ile AB hükümetleri arasındaki gerginlikler dikkat çekiciydi. 14 Nisan’da Polonya Parlamentosu’nda bulunan Konfederasyon Partisi’nin milletvekili Konrad Berkowitz, parlamentoda yaptığı konuşma sırasında İsrail bayrağı ile Nazilerin gamalı haç sembolünü birleştirdi. Berkowitz İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’da soykırım yaptığını belirtti. İtalya Başbakanı Meloni, İsrail ile yaptıkları savunma işbirliği anlaşmasının otomatik olarak yenilenmesinin bu şartlarda sürmeyeceğini belirtti. Bu açıklama İtalya’da İsrail’e karşı artan kamuoyu baskısını yumuşatmaya hizmet ediyor. Almanya hükümeti İsrail hükümetinin Lübnan’a saldırılarına ve Batı Şeria’yı ilhak etme çabasına son vermesi çağrısı yaptı. Çağrı İsrail’den tepki aldı. İsrail hükümeti saldırganlığını örtbas etmek için Nazi soykırımı günlerinden dem vurdu. 

Avrupa hükümetlerinin İsrail eleştirisi kamuoyunun ağzına bir parmak bal çalmayı amaçlıyor olsa bile önemlidir. Macaristan’daki iktidar değişikliği ve Trump’ın gerilemesinin Batılı ülkelerde gerçek özgürlüklerin yolunu açması ise ne yazık ki olanaklı değildir. Batılı egemenler halkın tepkilerini manipüle ediyorlar. Diğer yandan Macaristan’da gerileyen aşırı sağcılık Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde gerilemiyor. 

ABD Emperyalistleri Çin ile Tayvan arasında savaş çıkarma hayalleri kurarken Tayvan ana muhalefet parti Komintag lideri Cheng Li-chun Çin’e giderek Şi Cinping ile görüştü. Bu görüşme Tayvan’ın Çin’e barışçı katılmasının yolunun açılması ihtimali lehine değerlendiriliyor. Bilindiği üzere 1979 yılında ABD, Çin Halk Cumhuriyeti’ni “Çin’in tek meşru hükümeti” olarak tanıdı. Batılı ülkeler son zamanlarda bu konuda politika değiştirdiler. 

Türkiye

Şanlıurfa Siverek’te bir lisede ve Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda yaşanan silahlı saldırılar hem Türkiye hem de dünya basınında geniş yer buldu. Daha önceleri ABD ve Avrupa’da yaşanan okul saldırıları Türkiye’de de patlak verdi. 14 Nisan’da Siverek’te bir lisede Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okulun eski bir öğrencisi tarafından silahlı saldırı yaşandı. Saldırganın av tüfeğiyle 20’den fazla öğrenciyi rastgele hedef aldıktan sonra intihar ettiği belirtildi. Saldırıda 4 kişinin yaşamını kaybettiği belirtildi. Ertesi gün yani 15 Nisan tarihinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda daha büyük bir saldırı yaşandı. Okulun 8. sınıf öğrencisi olan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, eski bir emniyet mensubu olan babasına ait 5 ateşli silah ve 7 şarjörle okula girdi ve rastgele çevreye ateş açtı. Saldırıda 10 kişinin yaşamını kaybettiği, 12 kişinin ise yaralı olduğu bildirildi. Saldırılar dikkatleri okulların üzerine çekti. Öğretmen örgütleri okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması, silah ve şiddet olaylarına karşı daha sıkı denetim getirilmesini talep ederek yurt çapında eylemler yaptılar.

İktidarın siyasi ortağı Devlet Bahçeli, geçtiğimiz süreçte Türkiye’nin NATO’ya ilaveten Çin ve Rusya ile ittifakını savunurken bu hafta ittifaka Avrupa Birliği’ni de ekledi. Devlet Bahçeli’nin komşumuz İran’ı dışarıda tutması çok ilginçtir. Bu tutum Bahçeli’nin anti-emperyalist görünüm altında aslında ABD-İsrail ittifakıyla yan yana durduğunu göstermektedir.

İsrail liderleri Erdoğan’a küfür etmesi içeride tepkilerle karşılaştı. Hüsnü Mahalli gibi bir kısım muhalif gazetecilerin zaman zaman açıktan küfüre varan bu sözlü sataşmalara karşılık verdikleri gözlendi. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir Erdoğan’a “Erdoğan, Türkçe anlıyor musun? S…r git.” demişti. CHP lideri Özgür Özel de İsrailli yetkililerin sosyal medyada CHP’yi, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı etiketleyerek Erdoğan’a sataşmalara karşılık verdi. Bu söz düellosunun İsrail ve Türkiye’de atışan tarafların itibarını yükselteceği açıktır.

Yaklaşan 1 Mayıs hazırlıkları tüm yurtta sürüyor. İstanbul haliyle öne çıkıyor. Sol gruplar ve demokratik kitle örgütleri bu hafta toplandılar. Sosyalist hareketlerin önemli bir kısmı Taksim’in zorlanmasını isterken bir kısım sol 1 Mayıs’ı DİSK ile birlikte Kadıköy’de kutlamaya hazırlanıyor. 1 Mayıs 1977 katliamı dolayısıyla Taksim’in sembolik anlamı bulunuyor. Kadıköy’de izinli kutlamanın daha geniş katılıma izin vermesi olanağı bulunuyor. Bununla birlikte 1 Mayıs’ın Taksim’de CHP propagandasına dönüşmesi, sosyalist hareketlerin tepkisiyle karşılaşıyor.

İşçi Eylemleri

Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanmasının ardından, bu duruma tepki gösteren sendikacı Doğukan Akan da tutuklandı. Sendikacılara yönelik tutuklama dalgasına ve adli kontrol taleplerine karşı Gebze Sendikalar Birliği ve pek çok emek örgütü “Sendikacılık suç değildir” diyerek sokağa çıktı. Yapılan açıklamalarda, bu tutuklamaların örgütlü emeği zayıflatmayı amaçladığı ve tüm işçi sınıfına verilmiş bir gözdağı olduğu vurgulanarak Dogukan Akan’ın serbest bırakılması istendi.

Mücadeleci sendikacılardan Mehmet Türkmen’in tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi ve Mehmet Türkmen patronların isteğiyle rehin tutulmaya devam ediyor. 

Doruk Madencilik işçileri, gasp edilen hakları için bekledikleri somut adım atılmayınca Ankara yürüyüşünü başladılar. Eksik ödenen ücretler, sendikal haklar ve işçi sağlığı önlemleri talebiyle yola çıkan madenciler, talepleri karşılanana kadar geri adım atmayacaklarını ilan ederek Ankara’ya doğru kararlılıkla ilerliyorlar.

İzmir ve İstanbul’daki belediye emekçileri hak gasplarına karşı iş bırakma ve eylem takvimini sürdürüyor. Bayraklı Belediyesi işçileri toplu iş sözleşmesi sürecindeki tıkanıklık nedeniyle eylem yaparken, Buca Belediyesi’nde çalışan memurlar sosyal denge tazminatı alacakları için iş bıraktı. Şişli Belediyesi’nde ise benzer şekilde hak arama eylemleri devam ederken, belediye çalışanları son dönemde artan “şiddet” olaylarına karşı da ses yükselterek meslektaşlarıyla dayanışma sergiledi.

Beşiktaş Belediyesi işçisi Turan Çil işe dönme mücadelesini sürdürüyor. Emekçiler Dayanışması’nın çabaları ve dayanışmacı kurumların katkılarıyla bugün belediye binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirilerek belediye yönetiminin derhal bu yanlıştan geri dönmesi gerektiği belirtildi. 

Şişli’de Kakil Yazar, Turan Aktaş ve kayyum tarafından işten atılan işlerin direnişi devam ediyor. 

Belediye işçileri bu hafta Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelerek güvenceli çalışma hakklarının verilmesini gerektiğini tekrar ettiler. 

Turkcell Global Bilgi işçileri, banka promosyonlarının ödenmemesi ve maruz kaldıkları mobbinge karşı şirket önünde toplandı. “Reklama milyonlar, işçiye belirsizlik” diyerek tepki gösteren emekçiler, hakkı olan promosyonların şeffaf bir şekilde ödenmesini ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etti.

Sivas Divriği Demir Çelik işçileri, aylardır ödenmeyen ücretleri ve sosyal hakları için meydanlara indi. Fabrikada yaşanan belirsizliğe ve geçim sıkıntısına dikkat çeken işçiler, yetkililere seslenerek emeğinin karşılığını almak için mücadeleyi büyüteceklerini bildirdi.

İşçiler yarın Oyak’ın İstanbul Genel Merkezi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirecek.  

Bergama’daki Biotrend işçileri, işverenin yetki itirazı yoluyla sendikalaşma hakkını engellemesine karşı Enerji-Sen öncülüğünde basın açıklaması yaptı. İşçiler, anayasal haklarının yargı süreçleriyle gasp edilmeye çalışılmasına tepki göstererek, görülecek mahkeme duruşmasına dayanışma çağrısında bulundu.

İliç maden faciasına dair yürütülen davada, mahkeme heyeti yeni bir bilirkişi raporu alınması talebini kabul ederek duruşmayı 7 Temmuz’a erteledi. Mağdur ailelerin ve avukatların sorumluların cezalandırılmasına yönelik talepleri sürerken, davanın takibi konusunda kararlılık vurgulandı.

Büro Emekçileri Sendikası (BES), kamuda her geçen gün artan şiddet vakalarına ve derinleşen yoksulluğa karşı ses yükseltti. Yaptıkları açıklamalarda, kamu emekçilerinin maruz kaldığı mobbing, ekonomik baskı ve güvencesizliğe dikkat çeken BES, “insanca yaşam, güvenceli gelecek” talebiyle hükümete acil önlem alınması çağrısında bulundu.

Bursa’da Isışah işçileri, birikmiş alacakları ve anayasal hakları için fabrika önünde direnişe geçti. Uzun süredir haklarını alamayan emekçiler, fabrika önünde gerçekleştirdikleri eylemle taleplerini sıralayarak, emeğin karşılığının verilmesi noktasında geri adım atmayacaklarını kararlılıkla ifade ettiler.

Barta Tekstil işçileri, Dev Tekstil öncülüğünde gasp edilen hakları için eylem yaptı. Fabrika önünde bir araya gelen işçiler, ödenmeyen ücretleri ve sosyal hakları için seslerini yükselterek, patronların hak gasplarına karşı mücadelelerini sonuç alana kadar sürdüreceklerini vurguladılar.

Urfa ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar, eğitim emekçileri arasında büyük bir öfke ve yas dalgası yaratarak Türkiye genelinde devasa bir iş bırakma ile protesto eylemliklerine dönüştü. Siverek’te bir lise ve Maraş’ta bir ortaokulda yaşanan, can kayıplarının ve yaralanmaların olduğu bu katliam benzeri saldırıların ardından zaten eğitimde şiddete dair eylem kararı almış olan emekçilerin sendikaları Eğitim-Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim-İş, Eğitim Gücü Sen ve diğer pek çok eğitim emekçisi sendikası 15-17 Nisan tarihlerini kapsayan üç günlük genel grev ve “Yaşam Nöbeti” kararı aldı. “Okullarda şiddet sona ersin, öğretmenler ve öğrenciler ölmesin” çığlığıyla alanlara çıkan on binlerce eğitim emekçisi; Antep’ten Balıkesir’e, İzmir’den Ankara’ya kadar sokakları doldurarak okulların birer şiddet mahalli haline gelmesine sebep olan politikalara tepki gösterdi. Sendikalar yaptıkları ortak açıklamalarda, yaşananların münferit birer olay değil, eğitim sistemindeki yapısal güvenlik krizinin ve eğitimcinin itibarsızlaştırılmasının bir sonucu olduğunu vurgularken; devletin okullarda can güvenliğini sağlama yükümlülüğünü derhal yerine getirmesi ve caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi talebiyle “Güvenli okul, güvenli gelecek” şiarı etrafında birleşti. Liseli öğrencilerin, gençlik örgütlerinin de çağrılarıyla devam eden eylemlikler arkadaşları hakkını ararken üniversiteden uzaklaştırıldıkları için nöbet tutan Hacettepe Öğrencileri’nin çağrılarına da yansıdı.

İzmir’de insanca yaşama hakları için greve çıkan Temel Conta işçileri direnişlerini sürdürüyor.

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz. Gençlik Haberleri ile başlıyoruz, 

Öğrenci Sendikası üyeleri, Ege Üniversitesi kampüsünde stant açıp bildiri dağıtırken, kendilerini Ülkü Ocakları mensubu olarak tanıtan bir grubun saldırısına uğradı. Stand çevresinde toplanan grup, öğrencilerin faaliyetini engellemeye çalışarak fiziksel saldırıda bulundu. Olay anına ait görüntülerde saldırganlardan birinin elinde kesici bir alet taşıdığı görülürken, öğrenciler kendilerini korumaya çalıştı. Güvenlik görevlilerinin saldırıya müdahale etmemesi ise öğrencilerin tepkisine neden oldu.

Benzer bir saldırı haberi de Hacettepe Üniversitesi’nden geldi. 1 Mayıs kapsamında afiş çalışması yapan öğrenciler, “Hacettepe Ülkücü Topluluğu” isimli bir grubun saldırısına maruz kaldı. Üniversitelerde artan bu tür saldırılar, gençlik örgütlerinin tepkisini büyütmeye devam ediyor.

Gençlik örgütleri, Ege Üniversitesi’nde gerçekleşen palalı saldırının ardından bir araya gelerek yetkililere seslendi. Daha önce Yılmaz Tunç’a yönelttikleri soruları bu kez Akın Gürlek’e yönelttiklerini belirten öğrenciler, “Üniversitede eli palalı çetelerin ne işi var? Bu gruplara neden yaptırım uygulanmıyor?” diyerek tepkilerini dile getirdi.

Öte yandan Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısının ardından hem üniversiteli hem liseli gençler sokaklara çıktı. Gençler, Yusuf Tekin’e seslenerek, “Bu düzen çocukları ve öğretmenleri hedef haline getiriyor, tarikatları okullara taşıyor” diyerek ülkenin dört bir yanında eylemler gerçekleştirdi. Sarıgazi’de gerçekleşen eylemde, Sancaktepe Dayanışma’sının çağrısı ile kitle bir araya gelip, “güvenli eğitim” taleplerini dile getirdi.

Tunceli’de Munzur Üniveristesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasının 7. yılında çeşitli gelişmeler yaşandı. Gözaltına alınan isimler haricinde eski polis memuru tutuklandı. Öte yandan eski Tunceli Valisi Tuncay Soner hakkında soruşturma başlatıldı. Adliye önünde ise Gülistan Doku’nun ailesi ve yakınlarına saldırı gerçekleşti.

Geçtiğimiz hafta devrimci gruplar, İzmir’de salon etkinliği gerçekleştirdi. Dem Parti İzmir İl binasında gerçekleşen etkinlikte ESP’li tutsaklar ve diğer tüm devrimci tutsaklar için dayanışma çağrısı yapıldı.

Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri basın açıklamasına devam etti. 1098. haftada tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen grup, gözaltında kaybedilen Nezir Acar’ın akıbetini sordu. Öte yandan İzmir, İstanbul ve Ankara’da da hasta mahpuslar ile dayanışma eylemi gerçekleşti. 

Sonuç

ABD emperyalistlerinin İran’da yaşadıkları başarısızlıklar ABD’nin İngiltere, AB, NATO ve Japonya’yı da kapsayan Batılı emperyalistler ittifakına dayanmaksızın bir şey yapamayacağını ortaya koydu. Kanada’yı ve Grönland’ı topraklarına katmak gibi söylemler ters tepti. AB ülkelerinin bağımsız davranma eğilimi artmış bulunuyor. Almanya ile Japonya hızla silahlanıyor. Düşmanlarının yapacağı bütün hamleleri karşılayacak şekilde hazırlıklar yapan Çin, ABD’nin üst üste yaptığı bütün hataları kendi lehine çevirdi. Şimdi Çin ile AB ülkeleri arasında yakınlaşma gelişiyor. ABD’de Trump iktidarı hızla geriliyor. Ancak Sorosçuluk halkın tepkilerini çalıyor. 

Macaristan’da Orban’ın seçimleri kaybetmesinden ve Trump’ın baş aşağı gidişinden Erdoğan’ın da gideceği beklentisi ciddi bir hesap hatasıdır. Ne AB ne ABD, Türkiye’deki muhalefeti Erdoğan’ın karşısına dikebilir. Kılıçdaroğlu’nun sağı birleştirme politikasının ürünü Altılı Masa’nın nasıl Erdoğan’a çalıştığı hafızalardadır. Erdoğan’ı AB, İngiltere ve ABD desteğiyle bitirme çabaları Kılıçdaroğlu’nun partisini kaybetmesiyle ve İmamoğlu’nun hapse girmesiyle sonuçlandı. Erdoğan Batılı ülkelerle de Rusya ile de Çin’le de anlaşmasını bilir. Sırf bu şahısların iktidardan uzaklaştırılmasıyla solun gelişeceği beklentisi ise aşırı iyimserliktir. Türkiye solu Sorosçu iktidar değişiklikleriyle değil emperyalizme ve faşizme karşı halkın mücadelesiyle gelişecek. Türkiye işçi sınıfı ve halkı haklarını arıyor. Köylüler talan edilen çevreyi savunuyor. Türkiye solunun anti-emperyalist çizgide gelişmesinin sürdürülmesi halkın mücadelesinin yolunun açılmasında çok önemli rol oynayacaktır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.