Mert Şahin
Türkiye’de devrimciler on yıllardır mahallelerde dayanışmayı teşvik edecek çalışmalar örgütlüyor. Çeşitli eksiklikler olsa da bu çalışmalar anlamlı ve önemlidir. Kapitalizmin halk üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltıcı, hatta tersine çevirici niteliğe sahip bu çalışmalar sayesinde devrimcilerin halkla bağları güçlenecek; bilinçleri ve yetenekleri gelişecektir.
Bir mahalle çalışmasında yapılacaklar, mahalleliye dertlerinin ve devalarının vaaz edildiği –tıpkı burjuva partilerinin uyguladığı gibi– bir metotla değil, halkın sorunlarını hep beraber tanıyıp çözüm için birlikte özneleşebileceğimiz bir yaklaşımla belirlenmelidir. Mahalle dayanışmasının kalıcılığını sağlamanın yolu da buradan geçer. Mahalleliyi dışarıdan şekillendirilecek birer nesne olarak görmek yerine, dayanışmanın kurulmasında bizlerle birlikte birer özne olmaya teşvik etmemiz gerekir. Toplum üzerindeki dönüştürücü güçlerinden ötürü bu teşviğin muhatabı da büyük çoğunlukla kadınlar ve gençler olacaktır.
Mahallelerde kalıcı bir dayanışma kurabilmek için bu amaç konusunda samimi olmak gerekiyor. Sadece kendine insan kazanmayı amaçlayan bir mahalle çalışması uzun vadede yok olup gider. Mahallelerdeki örgütlenme anlayışı, mahalle halkına ve aynı zamanda sosyalist hareketin bütününe yarayacak şekilde kurulmalıdır. Bunun yolu propaganda ve alan kapatma çabası değil, halk dayanışması yaratmayı ana amaç edinmek olacaktır. Kalıcı bir mahalle dayanışması için mahalle halkının farklı kesimlerinin dışarıda bırakılmamasına da gayret edilmelidir. Örneğin şovenist akımlardan etkilenmiş bir insan, bu çalışmalarda özneleşerek dayanışmayı tanıma imkânı bulabilmelidir. Yaratmamız gereken ortam aslında tam olarak budur.
Bu çerçevede bizler İstanbul ve İzmir’de mahalle çalışmaları yürütüyoruz. Temas ettiğimiz mahallelerde psikolojik danışmanlık, mahalle şenlikleri, çocuk eğlenceleri, satranç, sanat ve öğrencilere ders yardımı gibi çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Bunları yaparken mahalleliyle iletişimimizi güçlendiriyor; bu çalışmalardan öğrenerek dayanışma kurmayı, eğitimimizi ve örgütlenmemizi geliştirmeyi hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde mahallelerdeki çalışmalarımızda odaklanacağımız ana nokta uyuşturucu ve çeteleşme olacak. Mahallelerdeki deneyimlerimizde, halkın bize işaret ettiği en önemli sorunlardan birinin uyuşturucu ve çeteleşme olduğunu gördük. Karşılaştığımız bu problem, mahallede oluşturmak istediğimiz dayanışma ortamına yönelik yıkıcı ve yaygın bir tehdittir. Bu sorun, işe başlayacağımız mahallelerde henüz gençliğin geniş kesimlerini etkisi altına almamış olsa bile hızla yayılma riski taşımaktadır. Esas olan ise sorun büyüyerek başa çıkılması zor bir duruma gelmeden gerekli önlemleri almaktır. Anne, baba ve aile büyüklerinin bu belayı kendi çocuklarına yakıştırmamaları anlaşılır bir durumdur; ancak ne yazık ki bazı durumlarda en dikkatli ailelerin bile bireysel çabaları yetersiz kalmaktadır. Ailelerin duyarlılığı ve diğer faktörlerin yanı sıra, aileler ile gençler arasındaki sağlıklı ilişkiler de bu beladan korunmak için hayati önem taşımaktadır.
Yazının ilk paragrafında bahsettiğimiz gibi, bu tehlikeye karşı mücadelenin en önemli özneleri kadınlar ve gençler olmalıdır. Uyuşturucu ve çeteleşmeden en çok muzdarip olan kesimler de aslında bu gruplardır. Mevcut sistemin güçsüzleştirdiği ve geleceğini kararttığı gençler, bireysel bir kurtuluş yolu olarak gördükleri çetelere katılma eğilimi gösteriyor ya da bir umut göremedikleri ve ağır bir buhran içinde oldukları için uyuşturucu batağına saplanıyorlar. Bu durum, doğal olarak en çok anneleri ve mahallesinde güvende yaşamak isteyen kadınları derinden etkiliyor. Bu sebeple uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı yürüteceğimiz çalışmada, sorunun muhataplarının çözüme dâhil olabilmelerini sağlamak amacıyla özellikle kadınların ve gençlerin özneleşmesini sağlayacak bir ortam kurmamız gerekiyor.
Mahallelerde uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadelenin zorlukları olsa da bu mücadelenin ne kadar önemli olduğu kavranmalıdır. Sadece arkadaşlık ilişkileri bile özel bir sorunu olmayan bir genci bu batağa çekmeye yetebiliyor. Sosyalist solun bu konudaki tecrübelerinden de ders çıkarmalıyız: Sorun tek tek sinekleri avlamak değil, bataklığı kurutmaktır. Bilinçlenme ve dayanışma bu yolda en büyük yardımcımız olacaktır.





![“BÜYÜK BİRADER”İN “AKIL VE YÜREKLERİ KAZANMA” MÜCADELESİ: CIA VE “KÜLTÜREL SAVAŞ”[*]](https://odakdergisi2.com/wp-content/uploads/2026/08/UREP1eGIxXcsG9n0BEXkGlu7AIsKdl0JgfPMoSpR-218x150.jpg)













![“BÜYÜK BİRADER”İN “AKIL VE YÜREKLERİ KAZANMA” MÜCADELESİ: CIA VE “KÜLTÜREL SAVAŞ”[*]](https://odakdergisi2.com/wp-content/uploads/2026/08/UREP1eGIxXcsG9n0BEXkGlu7AIsKdl0JgfPMoSpR-100x70.jpg)




