Haftanın Özeti: İran’da ve Türkiye’de Anti-Emperyalist Sol Hareketler Gelişecek

0
70

Dünyada ve bölgemizde hareketli gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Avrupa, ABD ve Rusya arasındaki ilişkilerde çok önemli değişme işaretleri ortaya çıkarken, özellikle bölgemizde suların durulmadığı ve durulamayacağı gözüküyor. Öyle ki, bölgemizdeki gelişmeler içteki gelişmeleri de bastırdı. Bir süredir dış gelişmeleri ağırlıklı olarak sunduğumuz özetimiz bu hafta da öyle olacak.

ABD Başkanlık görevini ikinci kez alan Donald Trump’ın Ukrayna’da “barış” havası estirirken, aslında dünya hegemonya kapışmasında daha saldırgan bir dönemi başlatacağı öngörülebiliyordu. Yeni dönem, İsrail’in Gazze’de Filistin halkına karşı yürüttüğü soykırıma destek ve İran’a yönelik 12 gün savaşı sürecinde kendini açığa vurdu. Trump yönetimi tehditlerinin güneyden kuzeye, doğudan batıya geniş bir alanı kapsadığı biliniyor. Venezuela’ya yönelik saldırı ile başlayan ve İran’a yönelen tehditlerin nasıl karşılık bulacağının belirsizliği sürüyor.

Trump, uluslararası ilişkilerde geçerli kabul edeceği tek kuralın kendi ahlâkı olduğunu açıkça ilan etti! Bilindiği gibi Trump, Epstein’in küçük yaştaki kızlara tecavüz şebekesiyle ilişkili bir ahlâka sahiptir. Ayrıca Gazze’deki soykırıma ortak olarak ahlâkını net bir şekilde ortaya koymuştur. Venezuela’yı askerî kuşatmaya alan ve içeride kurdukları ihanet şebekesinin yardımıyla Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i kaçıran bir ahlâktır bu.

Trump yönetimi, Çin ve Rusya’yı doğrudan hedef alan saldırı hamleleri yapıyor. Trump, yalnızca rakip ve düşman ilan ettiği merkezleri hedef almıyor; bu doğrultuda Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin yeniden düzenlenmesi yönündeki adımların AB’nin birliğini ve NATO’nun geleceğini etkilemesi kaçınılmaz görünüyor.

Grönland’ın ilhak edilmesi tehdidi Avrupa’yı nihayet kımıldattı. İngiltere, adaya asker göndereceğini açıkladı. Almanya buna kendisinin de katılacağını belirtti. Bu adımlar, ABD ile Avrupa arasında bir yarılma olasılığını artırıyor. Buzulların erimesi ile Çin’den Avrupa’ya ticaret yolunun çok kısalması, Grönland’ın içinde yer aldığı Arktik bölgesinin önemini artırdı. Bölge, aynı zamanda bir petrol, doğal gaz ve nadir toprak elementleri deposudur.

Trump, Ukrayna savaşını Avrupa’nın sırtına yıkıp kenara çekilince, Avrupa’nın Rusya’yla barışma ihtimali yönünde açıklamalar artmaya başladı. Almanya Başbakanı Merz’in açıklaması, geçtiğimiz haftalarda Fransa ve İtalya liderlerinin yaptığı açıklamaları izledi. Merz açıkça Rusya’nın Avrupa’nın bir parçası olduğunu belirtti. Bu, çok önemli bir söylem değişikliğidir. Avrupa, ekonomik çöküşü durdurmak için Rusya ile barışmaya mecburdur. Ancak barış yönündeki gelişmelerin devam edeceği henüz netleşmiş değildir.

Dünya kamuoyu ABD’nin İran’a saldırısı yolunda saatler sayarken, İran hükümeti halk isyanının önünü almış görünüyor. 12 Ocak gösterileri, halkın büyük çoğunluğunun hâlâ hükümet yanlısı olduğunu ortaya koymuştu. Böylece 28 Aralık’tan bu yana devam eden halk isyanının bu kez de kontrol altına alınma yoluna girdiği görüldü. ABD’nin, İsrail’in müdahalesi ve Şah yanlılarının açıklamaları İran’da yalnızca ölümlere, diğer yandan ise halkın isyandan çekilmesine yol açtı. İran’ın misilleme olarak bölge ülkelerindeki ABD üslerini vurması, Şii halkları harekete geçirmesi olasılığı karşısında Körfez ülkeleri ve Ürdün’ün Trump’tan saldırmamasını istediği belirtiliyor. Türkiye egemenleri de ortaya çıkacak kaos ihtimali nedeniyle Trump’ın İran’a saldırmasına karşı çıktı. İsrail ile alttan alta ittifak hâlindeki Kürt milliyetçileri ne yazık ki İran’a saldırıyı bir imkân olarak görmekteydiler.

Bilindiği gibi 1979 Devrimi sonrasında İran solu, Humeyni rejimine karşı önlemini alamadığı için çok ağır bir tasfiyeye uğradı. Hayatta kalanlar ülkelerini terk etti ve Batılı ülkelerde yaşamaya başladı. İran solu, Batılı merkezlerde ülkesine yabancılaştı, ABD ve İsrail saldırılarını kurtuluş umudu olarak görmeye başladı. Solda anti-emperyalist perspektifin zayıflaması nedeniyle molla rejimi alternatifsiz kaldı. İran’da her iki yılda bir gerçekleşen halk isyanlarının başarısızlığa uğramasının en önemli nedenlerinden biri, halkına yabancılaşmış muhalefetin Batı hayranlığıdır.

Suriye’de ABD’nin ittifakları arasındaki güç mücadelesi tırmanmaya devam ediyor. Hatırlanacağı üzere ABD, İngiltere ve İsrail, bölgeyi IŞİD ve Kürt hareketi yoluyla dizayn etmeye çalıştı. ABD ve ortakları, Suriye’deki rejimi abluka ve IŞİD yoluyla yaktı. Kürt hareketini de Suriye’yi işgal amacıyla kullandı. Suriye’de Colani hükümeti, aslında IŞİD’in sisteme entegre olmuş şeklidir. Bu entegrasyonda AKP-MHP iktidarı önemli rol oynadı. Colani de Kürt hareketi de ABD ve İsrail güçlerinin çıkarları için en uygun gücün kendileri olduğunu iddia ediyor. HTŞ iktidarı, AKP hükümetinden aldığı akıllar sayesinde bir süredir ABD’nin gözüne giriyor. Durumu kullanan HTŞ iktidarı, Türkiye egemenlerinin askerî desteğini yanına alarak Halep’e saldırdı. Kürt hareketi, İsrail ve ABD’den destek alamadığı için Halep’teki Kürt mahallelerini koruyan askerî güçlerini çekmek zorunda kaldı. Şimdi HTŞ güçlerinin Rakka ve Deyri Zor bölgelerine ilerledikleri bildiriliyor. TSK bu saldırıda HTŞ’nin yanındadır. Nüfusunun büyük çoğunluğu Arap olan bu bölgeleri, ABD işgalcileri yardımıyla Kürt hareketi yönetiyor.

Türkiye

Dışarıda yaşanan gelişmeler, iç siyaseti geriye itti. Bu hafta iç gelişmeler olarak mücadele haberlerini vereceğiz.

Sömürü, denetimsizlik ve iktidarın sermayeden yana politikaları nedeniyle giderek artan ve çocukları da içine alan işçi cinayetleri can almaya devam ediyor. İSİG Meclisi, 2025 yılı içinde en az 2.105 emekçinin iş cinayetlerine kurban gittiğini açıkladı. Ayrıca 2026’da daha bir ay dolmadan 2 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti.

Metal işçileri, sefalet ücreti dayatan MESS’e karşı birçok fabrikada eylemler gerçekleştirdi. Birleşik Metal-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu 43 fabrikada vardiya aralarında ve yemek molalarında kitlesel gösteriler düzenlendi. Yaklaşık 150 bin metal işçisini kapsayan TİS görüşmelerinde salı günü Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) zam önerisini yüzde 18 olarak açıklayınca, işçiler eylemler düzenleyerek grev çağrısını büyüttü.

Kamu emekçileri, 14 Ocak’ta KESK öncülüğünde Türkiye’nin birçok şehrinde ekonomik taleplerle ve çalışma yaşamının iyileştirilmesiyle ilgili iş bırakma eylemleri gerçekleştirdi.

Şişli Belediyesi’nde kayyum yönetimi tarafından toplu sözleşme hakları gasp edilerek işten atılan işçiler ve uzun süredir belediye binası önünde direnen Şişli Belediyesi direnişçileri, mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor.

Beşiktaş Belediyesi’nde işine dönmek için mücadele eden işçiler, direniş nöbetine devam ediyor.

Van’da ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde belediye işçileri, hakları için sesini yükseltiyor, mücadele ediyor.

Nakliyat-İş Sendikası’nın TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonlarında başlattığı grev, grev kırıcılığı ve emek düşmanlığı yapan şirket patronlarına karşı 35. gündür kararlılıkla sürüyor.

Bursa’da PTT-Sen üyesi 3 işçinin işten atılmasına karşı işçiler, dağıtım merkezi önünde eylem düzenleyerek iş bıraktılar.

Limter-İş Sendikası, Hat-San Tersanesi’nde işçilerin ödenmeyen ücretleri için 4 gün boyunca eylemler yaparak çalışanların haklarının ödenmesini sağladı.

Temel Conta işçileri, hakları için direnişlerini sürdürüyor.

Smart Solar işçileri, sendika ve emek düşmanlığına karşı fabrika önündeki direnişine devam ediyor.

Hödlmayr Lojistik işçileri, atılan işçilerin geri alınması talebiyle Doğuş Otomotiv önünde nöbetine devam ediyor.

Eker Süt’te sendikal örgütlenme nedeniyle işten atılan işçiler, mücadeleyi sürdürüyor.

Özetimize, geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz.

Hasta mahpuslara PTT üzerinden para gönderdiği için hapse atılan Hatice Onaran, 14 aydır Gebze Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, tutuklu bulunan Hatice Onaran’ın özgürlüğü için basın açıklaması gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri, “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebi ile gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1085. haftasında, tekrar Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Grup, Güçlükonak Katliamı sorumlularının yargılanmasını talep etti.

İzmir Kadın Platformu, Halep’te yaşanan katliama karşı Alsancak ÖSYM önünden TSKM’ye yürüyüş gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, Halep’te süren katliama karşı dayanışmanın büyütüleceğine değinildi.

İsveç’te Gustav Adolf Meydanı’nda Filistin ile dayanışma eylemi gerçekleştirildi. Eylem sırasında anti-emperyalist sloganlar atıldı.

Halep’te HTŞ ile YPG arasında yaşanan çatışmalar, İsveç’teki Kürt halkı tarafından protesto edildi. Gustav Adolf Meydanı’nda toplanan kitle, “Jin, Jiyan, Azadî” yazılı pankartın arkasında basın açıklaması gerçekleştirdi.

Gençlik Haberleri

Suriye’de cihatçı HTŞ çetelerinin Halep’e yönelik saldırılarına karşı Türkiye’nin birçok kentinde üniversite öğrencileri ve gençlik örgütleri sokağa çıktı. Saldırıların Suriye halkları üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çeken öğrenciler, emperyalist destekli cihatçı gruplara karşı dayanışma çağrısı yaptı.

İstanbul’da gençlik örgütleri, Beyazıt’ta bir araya gelerek HTŞ’nin saldırılarını protesto etmek isterken, basın açıklaması öncesinde polis müdahalesiyle karşılaştı. Müdahale sırasında öğrencilerden 56’sı gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrencilerden 4’ü tutuklandı.

İzmir’de ise gençler ve kadınlar, HTŞ’nin saldırılarına karşı bir araya gelerek Suriye halklarıyla dayanışma mesajı verdi. Yapılan açıklamalarda, cihatçı çetelerin saldırılarının halkların yaşam hakkını hedef aldığı vurgulandı.

Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencileri de sessiz kalmadı. Kampüste bir araya gelen öğrenciler, “Devrim’den sesleniyoruz: Üniversiteliler direnen Suriye halklarının yanında!” sloganıyla AKP destekli HTŞ çetelerinin saldırılarını protesto etti. Öğrenciler, üniversitelerin savaş politikalarına ve gerici yapılara karşı mücadelenin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

Üniversite gençliği, baskı ve gözaltılara rağmen Suriye halklarıyla dayanışmayı sürdüreceklerini vurgularken, tutuklanan öğrencilerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Sonuç

Dünya’da 2000’li yıllardan bu yana en büyük değişmeler yaşanıyor. Ukrayna’da yaşanan başarısızlık ve Çin-Rusya ittifakının gelişmesi sonucunda ABD ve müttefikleri arasında büyük bir bölünme yaşanıyor. Rusya ve Çin üzerindeki baskılar azalırsa, AKP iktidarı da burjuva muhalefet de hesaplarını yeniden yapmak zorunda kalacaktır. CHP’nin aşırı Batı yanlısı ve Rusya karşıtı tutumunun saçmalığını, eski CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bile kabul etti. Hatırlanacağı üzere Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Rusya’yı hedef alan açıklamalar yapmıştı. Bu tutum, CHP’ye ve DEM Partisi ile muhalefete çok zarar verdi. Hesaplarını ABD emperyalistleri ve NATO’nun dünya egemenliği üzerine kuranlar, kaybetmeye devam edecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.