Haftanın Özeti: Halk Güçleri İçin Büyük Olanaklar ve Büyük Riskler 

0
86

Bu haftayı da, çevremizde hangisini dile getireceğimizi şaşırdığımız saldırılar, katliamlar, tehditlerle; içimizde ise açlık, sefalet, işten çıkarmalar, kadın cinayetleri gibi her biri birbirinden kötü haberlerle geçirdik.

Hemen yanıbaşımızda Türkiye’nin de içinde olduğu onca olay yaşanırken dünyanın diğer taraflarına bakmaya ne yazık ki pek fırsat kalmadı.

Onlardan birincisi İran’a yönelik ABD’nin saldırı tehditi ve buna yönelik gelişmeler.

Halklar uyanık ve örgütlü olduğunda kendilerine yönelik tüm oyunları bozabilecek güçtedir. Ancak bir çok neden bu örgütlenme becerisini engellediğinden iktidar yetkisini eline geçiren hastalıklı zihinler cesurca adımlar atmaktan geri durmuyor. ABD’nin bölgemizdeki planları Condoleezza Rice’ın 22 ülkenin sınırının değişeceği açıklamasından sonra herkes için açık ve bilinir durumda.  Ancak bölge halklarının ortak politika ve mücadele hattı geliştiremeyişi ve yöneticilerinin en masumane ifadelerle öngörüsüzlüğü ama büyük ölçüde ihaneti sayesinde, farklı kimlikler öne çıkarılarak ülkeler dilim dilim parçalanıyor, sınırları değişmeye devam ediyor. halklar ölüm ile göç seçenekleri arasına sıkıştırılırken yer altı ve yerüstü kaynakları ABD lehine el değiştiriyor.

 Anlaşılan o ki Trump ahtapot gibi her yeri sarmaya, hızla dünyanın üzerinden geçmeye çalışıyor. Venezuela’dan sonra Grönland’a saldırması beklenirken yönünü Ortadoğu’ya çevirdi. Süreçle ilgili baş döndürücü bir trafik var. Saldırıya hazırlık koşullarını hızlandırmış görünüyor. Yani bir yandan saldırının lojistiği hızla tamamlanırken, diğer taraftan işini zorlaştıracak potansiyel hedeflerini de tehditle, şantajla bertaraf etmeye çalışıyor.

Karşılıklı mesajlar havada uçuyor. İran’ı yemeye karar veren Trump İran’a “nükleer anlaşması için masaya oturma çağrısı” yaptı. İran; “nükleer teknolojisinin barışçıl olduğunu  İran’ın nükleer teknolojisini güvence altına alan, nükleer silahının olmadığını garanti eden, eşit şartlarda, zorlama, tehdit ve sindirme içermeyen, karşılıklı yarar sağlayan, adil bir nükleer anlaşmaya her zaman hazır olduğu” cevabını verdiyse de Trump’ın bir cevap almak için bu çağrıyı yapmadığı açık. Öte yandan İran devrim muhafızları lideri biri ABD’den diğeri İsrail’den olmak üzere iki mesaj aldıklarını söyledi. ABD mesajının “ben seni vurayım sen de sembolik cevap ver, konuyu burada kapatalım”, İsrail mesajının ise “ben ABD saldırısına doğrudan katılmayacağım, sen de beni vurma” anlamına geldiği söylenebilir. .ABD mesajına İranın mesajlara yanıtı değişmedi; çıkarlara dayalı diyaloğa hazırız ancak saldırıya “daha önce hiç olmadığı gibi” karşılık veririz şeklinde oldu.

İsrailli kanal 14 haberine göre İsrail’e gizli bir mesaj gönderilerek hazırlıkların 2 hafta içinde tamamlanabileceği, önümüzdeki aylarda saldırının olabileceği söylenerek İran saldırısına hazır olmaları istendi.

Trump’ın şamar oğlanına dönen Avrupa’da ise AB 27 ülkesi İran Devrim Muhafızları’nın terör örgütü kategorisine alınması kararı aldı. Diğer yandan aynı AB ile Hindistan arasında 2 milyar insanı kapsayan bir serbest ticaret anlaşması için müzakereler sonuçlandı. Ayrıca bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması da imzalandı. Çin rekabeti ile karşı karşıya olan ve ABD ile ilişkileri giderek bozulan AB için dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olan Hindistan ile ilişkilerin çok boyutlu olarak geliştirilmesinin jeostratejik dengeler açısından büyük önem taşıdığı söyleniyor. STA, AB Konseyi’nin onayının ardından imzalanacak ve Avrupa Parlamentosu’nun onayına sunulacak.

Saldırı hazırlıkları kapsamında içinde iki nükleer reaktör olduğu bu nedenle yakıt sıkıntısı çekmeyeceği iddia edilen Amerika’nın Abraham Lincoln uçak gemisi eşliğindeki bir çok savaş gemisini içeren büyük bir filo Basra körfezine doğru yol almakta, bir kısmı da konuşlanmış durumda. Siyasi analistlerin bir kısmı bu yığınağın saldırı değil gözdağı amaçlı olduğunu düşünse de analistlerin büyük çoğunluğu saldırının kaçınılmaz olduğu görüşünde.

Türkiye egemenleri sahnenin önünde ABD’nin İran saldırısına karşı olduğunu söyleyerek arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Fakat arka planda neler çevirdiği tam olarak bilinmiyor. Libya, Mısır, Suriye, Filistin ve daha bir çok noktada Amerikan çıkarlarına hizmet eden AKP iktidarının İran saldırısında farklı tutum almasını beklemek hayal olur.  Trump’ın bu hafta Erdoğan ve Şara ile yaptığı görüşmeden sonra “iyi gidiyor, memnunuz” açıklaması da bu görüşü ne yazık ki destekler nitelikte.

Kimine göre 150 km kimine göre 380 km duvar ördüğü İran sınırında yandaş basınına göre Türkiye hükümeti gerekli güvenlik önlemlerini almış. Yandaş basının tampon bölge hazırlığı iddiaları devam ederken MC TV nin haberine göre İranlı insan kaçakçıları güvenli geçişle ilgili reklam filmi çekip sayfalarında paylaşmaya başladı bile. Biz güvenli bölge cümlelerini Suriye sınırı için dinlerken sınırın bu yanında çoktan konteyner kentler kurulmuş hatta Suriyeliler Türkiye’nin içlerine yayılmıştı bile. Sonrasında Afganların kalabalık kitleler halinde İran’dan Türkiye’ye girişlerine de tanık olduk. Yani Türkiye’nin sınır güvenliği yönündeki sözde çabalarının demagojiden ibaret olduğu gerçeğini bilmek gerekir. 

Dahası bu hengame içinde zaten siyasi bürosu çoktan Türkiyeye taşınmış olan Hamas üst düzey yetkilileri ile önce İbrahim Kalın sonra da Hakan Fidan’ın görüşme yaptığı basına yansıdı. İddialara göre kimler olduğunu, kaç kişi olduğunu bilmediğimiz Hamas üyeleri Türkiye’ye yerleşecekmiş. Türkiye’de uyuyan İŞİD hücrelerine bir de HTŞ’nin eline geçen kamplardan sözde firar edenleri de eklersek, iktidarın özel çabalarıyla Türkiye her geçen gün artan sayıda çeşit çeşit radikal dinci örgütlerin yaşam yapılmaya devam ediyor.

Suriyenin parçalanma süreci devam ediyor. ABD tarafından ihanete uğradıklarını düşünen Kürtlerin şaşkınlığı ve hayal kırıklığı devam ediyor. Süreçle ilgili yaşananlara geçen haftaki özette ve haftanın yorumunda genişçe yer verilmişti.

HTŞ ile SDG arasındaki ateşkes devam etmesine rağmen HTŞ’nin petrol kuyuları,sınır kapıları gibi stratejik noktaları ele geçirme hedefi nedeniyle çatışmalar devam ediyor. Bu hafta Salih Müslim BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada ABD’nin tavrını bir dereceye kadar sürpriz olarak değerlendirdi. Yaşananları “Kürtlere karşı komplo” olarak yorumladı. Müslim, Şam yönetiminin ele geçirdiği hapishanelerdeki IŞİD’lileri serbest bıraktığını belirterek, Suriye’nin Afganistan’a dönüştüğünü belirtti. Suriye yönetimiyle diyaloğa açık olduklarını, anlaşamamaları durumunda ise direneceklerini belirtti.

Müslim, müzakere sürecinde en zorlu başlıkların meşru savunma, eğitim sistemi ve kadın hakları olduğunu söyledi.

Kobaniye sıkıştırılan siviller ise çok zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Şehirde elektrik, su, yakıt hatta ekmeğe erişim bile oldukça sıkıntılı.

Ajanslara çocukların donarak öldüğü bilgileri düşüyor. İHD ise derhal insani yardım koridorlarının açılması ve yardım ulaştırılması çağrısı yaptı. Türkiye hükümeti ise dalga geçer gibi 500 binden fazla insanın sıkıştırıldığı bölgeye 24 TIR insani yardım gönderdiğini açıkladı. BM nin yardım konvoylarının da ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu söyleniyor. HTŞ’nin saldırılarına karşı DEM Parti ve Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) çağrısıyla İstanbul’da yapılan yürüyüşe ise polis saldırdı. 

Ayrıca HTŞ’nin saldırılarını konu alan paylaşımlar nedeniyle 32 Kürt yayıncıya ait toplam 39 sosyal medya hesabı erişime kapatıldı. Engellenen hesapların 23’ünün gazetecilere, 16’sının ise ajans, gazete ve televizyon kuruluşlarına ait olduğu bildirildi.

Bir yanda tüm bunlar yaşanırken Suriye İçişleri Bakanlığı, ülke toprakları içerisinde ikamet eden Kürt kökenli kişilere vatandaşlık verilmesi yönündeki Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması talimatı verdi. Bakanlık yazısında, “Vatandaşlık verilen Kürtlerin hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitliğe sahip olacağına yer verilen kararname kapsamında Kürt kökenlilere yönelik tüm idari işlemlerin hızlandırılması gerektiği” belirtildi. Bilindiği gibi bu karar aslında Esat iktidarı döneminde alınmıştı. 

Suriye de ABD ve Türkiye’nin açık veya örtülü desteğiyle HTŞ’nin neredeyse tüm kontrolü eline geçirmesinden sonra Irak’ta cumhurbaşkanlığı için Maliki adı öne çıktı. Trump bunun üzerine Irak’ı yardımların kesileceği ve yoksulluğa mahkum olacağı ile tehdit etti. El Maliki ise buna karşılık  “Irak’ın iç işlerine yönelik bu açık Amerikan müdahalesini kategorik olarak reddediyoruz,” dedi. Irak yönetimi tehdite boyun eğersek arkası gelir kaygısı taşıyor.

Diğer gelişmelere de kısa kısa değinmek gerekirse;

Fed Başkanı Jerome Powell ABD’nin ulusal borcunun 38.5 trilyon dolara ulaşmasına ilişkin, mevcut borç seviyesinin sürdürülebilir olmadığını söyledi. Bu açıklama ABD saldırganlığının altında yatan nedeni bir nebze açıklar gibi.

Savunma sistemlerinde Avrupa’nın ABD’ye ne denli bağımlı olduğunu göz önüne seren açıklamayı bu hafta Hollanda eski başbakanı, şimdi ise NATO Genel Sekreteri olan Mark Rutte’den duyduk. Mark Rutte “Eğer birileri Avrupa’nın ABD olmadan kendini savunabileceğini düşünüyorsa, hayal kurmaya devam etsin. Yapamazsınız” dedi.

Çalışma şekline ve kullandığı yöntemlere göre değerlendirirsek bizdeki özel kuvvetlere benzer yapıda diyebileceğimiz ICE (Göç ve Gümrük Muhafaza Polisi) bu hafta sonu Minneapolis’te yine bir sivili öldürdü. Bir yılda 27 kişiyi öldüren ICE, Trump’ın gözde kurumlarından biri. Yasalar onları çok ilgilendirmiyor, çünkü her koşulda Trump’ın desteğini alıyorlar. ICE’ın terör boyutuna varan eylemlerine karşı tepkiler de artarak devam ediyor. Sokak protestoları ve gözaltılar bir çok bölgede artarak devam ederken ünlüler ve siyasilerden de açıklamalar geliyor. Sundance Film Festivali’nde katılımcılar ve ünlüler ABD göçmen politikasını protesto etti.

Clinton ve Obama ise Amerikalılara “ayağa kalkma” ve “haklarını ve değerlerini savunma çağrısı” yaptı. 

 Bir yandan saldırganlığının koşulsuz aparatı olan  AKP, diğer yandan aç gözlülüğüne bir türlü ket vurmuyor. Çin merkezli e ticaret platformu TEMU’nun ,önce gümrüksüz satışı yasaklanmış, ardından geçen hafta otasında Türkiye ofisine baskın yapılarak dijital materyallere el konmuştu. Pazar günü ise TEMU, Türkiye’den yapılacak alışverişler için yurtdışı seçeneğini kapattı. Benzer kısıtlamanın Alibaba Express için de uygulanacağı söyleniyor. Böylece en çok gençlerin tercih ettiği neredeyse her türlü ihtiyaç malzemelerinin bulunabildiği, Türkiye’den yapılan alışverişe göre oldukça ucuz alım yolu kapatılmış oldu. Pazar, bu platformlardan ithalat yapacak olan ayrıcalıklı kesimin insafına bırakılmış oldu. Yerli üretimi yapılamaz hale getirerek bitiren bu politika, yıllardır tahıldan samana, etten canlı hayvana kadar hemen hemen her alanda aynı yöntem uygulanıyor.

Türkiye’de siyaset ise bildiğimiz gibi. 

Özgür Özel haftada iki mitinge devam ediyor. Büyük emeklerle sürdürülen bu mitingler çok önemli olsa da mücadeleyi yükseltecek bir etki yaratamıyor. Hukuki temeli olmayan yargılamalar ise son hız. AKP’li vekiller mecliste muhalefetle, ekranlarda halkla dalga geçmeye devam ediyor. Hemen her gün ortada olmayan seçimler için seçmen tercihleriyle ilgili anketler yayınlanıyor. Erdoğan son hız belediyelerden milletvekillerinden insan devşirmeye devam ediyor. 

27 Ocak’ta Lazkiye’de Brezilya’dan gelen gemide yağ tenekelerine gizlenmiş sıvı kokain yakalandı, neredeyse haber bile olmadı.

Yine 27 Ocak’ta Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde,  Meyra Madencilik’e ait atık barajı çöktü. Kimyasal atıklar doğaya yayıldı. Çevre bakanlığında maalesef kılını kıpırdatan olmadı. Yapımı sırasında yöre halkının protestolarını dikkate alan da olmamıştı.

Tüpraş İzmit Rafinerisi’nde patlama meydana geldi. Kurumdan yapılan açıklamaya göre henüz nedeni bilinmiyor. Sevindirici olan söylenene göre can kaybı olmaması.

Hıyarın 150 TL olduğu günlerde çalışanların özellikle emeklilerin ücretleri halen en büyük protesto konusu. Topluma yayılan sefalet gittikçe derinleşiyor. En mağdur kesimi oluşturanlardan biri olan emekliler en son 29 Ocak’ta Eskişehir’de eylemdeydi.

Aziz İhsan Aktaş üzerinden muhalefeti susturma son hız. Artık yasaların göstermelik olarak bile kalmadığı günümüzde muhaliflere kamu kurumlarının kapısı kale duvarına dönüşürken, yandaşlar için otobana dönmesi herkesce sıradan karşılanıyor.

AKP’nin ülkeyi peşkeş çekerek vatana ihanet halkasına Boğaziçi ve Yavuz Sultan Selim köprüleri de eklendi. CHP’li Deniz Yavuzyılmaz’ın açıklamasına göre köprüyü özelleştirmek için “BTY Construction” adlı şirkete fizibilite çalışması yaptırdığını açıkladı.

Kadın katliamları da ne acıdır ki hız kesmeden ve gittikçe daha da vahşileşerek devam ediyor. Özbekistanlı Durdona Khokimova’nın  İstanbul’un Şişli ilçesinde bir çöp konteynerinde parçalara ayrılmış halde cesedinin bulunması üzerine başta İstanbul ve Ankara olmak üzere farklı yerlerde protesto gösterileri yapıldı.

Buradan mücadele haberlerine geçiyoruz.

İşçi haberleri 

Migros depo işçileri birçok depoda bu hafta direnişe başladı. İşçiler sefalet ücretlerini reddediyor ve  bir arada durarak mücadelesini sürdürüyor. Direniş devam ederken yüzlerce işçi bu mücadeleye dahil oldu. DGD-SEN’in çabalarıyla ve mücadeleci kurumların dayanışmasıyla Migros direnişine yeni depolar eklendi ve A101, BİM gibi marketlerin bazı depolarında işçiler benzer talepleri savunarak iş bırakmaya, içinde bulundukları şartları reddetmeye başladılar. 

Migros direnişi mücadeleci kurumların dayanışmasını öne çıkaran bir etki yarattı. 

Dilovası’nda gerçekleşen katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri, gerçekleştirdikleri basın açıklamasında bu katliamda sorumluluğu bulunan tüm sorumlularının cezalandırılmasını yeniden hatırlattı. Aileler nöbet ve direnişlerini belediyenin önüne taşımaya kararlılar. 

Beşiktaş Belediye İşçileri 46 gündür direnmeye devam ediyor. Şişli Belediyesi’nde toplu sözleşme hakları gasbedilerek işten atılan ve uzun süredir belediyenin önüde işini geri isteyen Şişli Belediyesi işçileri kayyum zulmüne karşı mücadele etmeyi sürdürüyorlar. 

Adana’da Çukurova Belediyesi işçileri ödenmeyen farklar, ikramiye ve tediyelere karşı eylem yaptı. Günden güne alacaklarının eridiğini anlatan işçileri haklarını alana kadar mücadele edeceklerini duyurdular.

Yapı Yol-İş üyesi inşaat işçileri Mina Towers’ın gerçekleştirdiği hak gaspına karşı direnişe geçtiler.

Limter-İş Sendikası 16. Olağan Genel Kurulu’nu topladı ve yeni dönem yönetim kurulunu belirledi. 

Yemeksepeti kuryeleri İstanbul’da iş bıraktılar. İş cinayetlerine, kazalara, güvencesiz çalışmaya karşı kuryeler bir araya geldiler ve kontak kapattılar. 

Direnen Elsa Dikim Tekstil İşçileri , Digel Tekstil işçilerini ziyaret etti. Deneyimlerini paylaşan işçiler dayanışma vurgusu yaptılar.

Soma Termik Santrali işçileri toplu sözleşme haklar için eylem yaptılar. Tabut getirerek eylemi sürdüren işçileri haklarını almak için bir arada olacaklarını duyurdular.

Temel Conta işçileri grev kırıcılığına, baskılara ve her türlü patron hilesine karşı direnmeye devam ediyor. 

Türkiye’de emekliler, inşaat işçileri, sağlık çalışanları, öğretmenler, kamu çalışanları ve çeşitli sektörlerde çalışan özel sektör çalışanları haklarının gasp edilmesine karşı, işten atmalara, baskılara ve her türden adaletsizliğe karşı eylem ve etkinlikler yaparak seslerini büyütmeye çalışıyorlar.

Demokratik mücadeleler 

Özetimize mücadele haberleri ile devam ediyoruz. Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1087. haftasında Galatasaray Meydanı’nda yeniden bir araya gelerek 1995 yılında katledilen Ayşenur Şimşek’in akıbetini sordu. İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutsaklar için eylemlerine devam ederken, 2025 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde toplamda 1326 hak ihlali saptandığını da bir basın açıklaması ile duyurdu. 

Ülke genelinde Kürt hareketinin öncülüğünde Rojava ile dayanışma eylemlerine devam edildi. İHD İzmir Şubesi Kadın Komisyonu’nun, İzmir Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu’nun, İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin, yine İstanbul’da Demokratik Kurumlar Platformu’nun eylemleri dikkat çekiciydi. Eylemler, bu saydığımız kentlerin dışında da birçok yerde gerçekleşti. Odak Dergisi okurları ve Genç Direnişçi’ler de Rojava ile dayanışma eylemlerine bulundukları yerlerde dahil oldular. Demokratik Kurumlar Platformu’nun Aksaray Meydanı’nda gerçekleştirdiği eyleme ise polis saldırdı ve onlarca kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar bir süre sonra serbest bırakıldı. 

İstanbul’da iki erkek tarafından katledilen Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova için yüzlerce kadın yürüyüş gerçekleştirdi. Şişli Pangaltı’da bir araya gelen kadınlar hep bir ağızdan, “Kadın cinayetleri politiktir” diye haykırdı. Bu sırada iki katil zanlısının Gürcistan’a kaçmak isterken yakalandığı da belirtildi. Kadınların, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerine karşı yükselen tepkisi toplumu bu soruna karşı daha duyarlı hale getiriyor. Bu arada Kürt kadınlarına destek vermek için saçını örmesi sebebiyle gözaltına alınan ve hakkında soruşturma başlatılan hemşire için Kocaeli Kadın Platformu da bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 

Filistin Eylem Komitesi, Taksim Tünel Meydanı’nda bir araya gelerek, İsrail’e ham petrol sevkiyatının durdurulması için açıklama gerçekleştirdi. Ceyhan Limanı’ndan İsrail’e petrol sevkiyatının devam ettiğini vurgulayan kitle, “soykırım vanaları kapatılsın” çağrısı yaptı. Bizler de eylemde yerimizi aldık. 

Sarıgazi’de Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin gerçekleştirdiği kahvaltı etkinliği, bu bölgede oturan insanlarımızın bir araya gelmesi sebebiyle morallerimizi yükseltti. Etkinlikte hem hep birlikte güzel vakit geçirdik hem de önümüzdeki sürece dair planlar yaparak, politik süreci değerlendirdik. Çalışmalarımıza gençlerimizi, çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan uzak tutacak etkinlikler organize ederek ve toplumun birbiri arasındaki dayanışmasını kuvvetlendirecek faaliyetler geliştirerek devam edeceğiz. 

CHP’nin İstanbul’da her hafta Çarşamba günü düzenlediği eylemlerin 85’incisi Bağcılar’da gerçekleşti. Mitinglerin halka coşku verdiği görülüyor. Mitingde konuşan Özgür Özel’in son süreçte direnişleri ile coşku yaratan Migros ve Yemeksepeti işçilerine desteği dikkat çekiciydi. Mitingde kürsüde bir motorlu kurye işçisi de konuşma gerçekleştirdi. Özel, Migros ve Yemeksepeti firmalarına, işçilerle anlaşma çağrısında bulundu ve aksi taktirde “karşılarında CHP’yi bulacaklarını” belirtti. Özel’e bu açıklamaları yaptırtan elbette işçilerin haklı ve kararlı direnişleridir. Öte taraftansa CHP’nin Beşiktaş, Şişli gibi belediyelerde işçi düşmanı tavırlarını tekrardan gözden geçirmesi ve atılan işçilerin mağduriyetlerine bir an önce son verilmesi için çabalaması anlamlı olacaktır.

Sonuç

Avrupa’nın Hindistan ve Çin ile geliştirdiği ekonomik ilişkiler ABD ile Avrupa arasındaki uzaklaşmanın ilerlemesi anlamına geliyor. ABD’nin İran’a yeni saldırı tehdidi aslında ABD ve İsrail’in güçlerinin sınırlı hale gelmiş olduğunu ortaya koydu. ABD çok istemesine rağmen saldırmakta tereddüt ediyor. ABD İran’a şok saldırılarla büyük zarar vermeyi başarsa bile elde edeceği zafer kalıcı olamayacaktır. Kürt hareketinin Suriye’de karşı karşıya kaldığı durum milliyetçiliğin büyük hesap hatasının ürünüdür. Yaşanan faciaya rağmen AKP ile Öcalan arasındaki çözüm sürecinin sürmesi güçlü bir olasılıktır. Türkiye ve Suriye’de dinciliğe karşı anti-emperyalist mücadelenin gelişmesi olanakları artıyor. Dünya hızla değişiyor. Devrimci güçler için çok büyük olanaklarla büyük risklerin arttığı bir durumdur bu. 

Odak taraftarı Direnişçiler olarak İşçi eylemlerine bu hafta da destek olduk. Suriye’de HTŞ saldırılarına karşı Türkiye’de ve Avrupa’da Kürt halkıyla dayanışma eylemlerine katıldık. Genç Direnişçi aynı zamanda devrimci eğitim çalışmalarına yoğunlaştı. Paris’te bu hafta yapacağımız toplantıda Avrupa’da Türkiye solunun birliğine katkı düşüncesiyle Devrimci Okul çalışmasını ele alacağız. Dönemin hazırlanmamız için çalışmalarımızı hızlandırmaya çalışıyoruz. Solda devrimci koordinasyon yolunda adımlar atabilirsek zorlukları olanağa dönüştürme şansımız artacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.