Gezi Direnişinin Yıldönümünde CHP ve Sokağın Öfkesi

0
111

Gezi Direnişi’nin yıldönümüne yaklaşırken Türkiye’de sokaklar yeniden hareketlendi. Yargı darbesine karşı İstanbul, Ankara, İzmir ve çeşitli kentlerde CHP’liler ile onlara destek veren sol güçler meydanlara çıktı. Halkın içinde biriken öfke; geçim sıkıntısı, adaletsizlik, baskılar ve geleceksizlikten besleniyor.

Bu hareketliliğin ateşleyici nedeni, CHP’nin mevcut yöneticilerini görevden alıp partiyi Kılıçdaroğlu’na teslim eden mahkeme kararı oldu. Özgür Özel yönetimi bu kararın ardından kitleleri harekete geçirdi. Başta CHP Ankara Genel Merkezi olmak üzere yurdun birçok yerinde gösteriler düzenlendi. Bu gösterilerde, yargı kararının CHP’nin iktidar yürüyüşünü engellemek amacıyla alındığı savunuldu.

Eylemler haklıdır. Bir partiyi kimin yöneteceğine iktidar yargısı değil, o partinin üyeleri karar vermelidir. Parti devletinin hizmetindeki yargı mekanizmasının bir partinin iç işleyişine müdahalesi, demokratik hakların gasp edilmesidir.

Bilindiği gibi yargı kararı, Ekrem İmamoğlu–Özgür Özel ikilisinin partinin başına bazı delegelerin oylarını satın alarak geldiği iddiasına dayanıyor. Kılıçdaroğlu ve çevresi kendilerini haksızlığa uğramış görüyor. İmamoğlu–Özgür Özel yönetimi ise yerel seçimlerde CHP’ye tarihi bir başarı kazandırdıklarını ve bu nedenle hedef alındıklarını söylüyor. Bu yaklaşım sonucunda Kılıçdaroğlu, CHP tabanının önemli bir bölümünde AKP’nin adamı, hatta “hain” ilan ediliyor.

AKP iktidarı ise tartışmalı kurultay sonucunu, ayrıca bir kısmı maalesef gerçek, bir kısmı ise iftiraya dayanan yolsuzluk iddialarını kullanarak CHP’yi güçten düşürmeye çalışıyor. Oysa yargı gerçekten halktan yana çalışsaydı, bugün başta AKP olmak üzere yıllardır ülkeyi yoksullaştıran, hukuksuzluğu ve yolsuzluğu büyüten iktidar sahipleri yargılanırdı. Ancak mevcut düzende yargı, halkın adalet arayışının değil, siyasal hesaplaşmaların aracı haline getirilmiştir.

Mitinglerde “Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Genel Grev Genel Direniş” sloganları atılıyor. Bu sloganlar yalnızca CHP içindeki bir iktidar kavgasının değil, toplumda biriken büyük öfkenin de dışavurumudur. Gençlik geleceksizlikten, işçiler yoksulluktan, emekliler geçim sıkıntısından; halk ise baskı ve adaletsizlikten bunalmış durumdadır. Sokağa çıkan insanlar aynı zamanda sömürüye, baskıya ve düzenin çürümüşlüğüne karşı da ses çıkarmaktadır.

Biz iki tarafı da, yani hem Kılıçdaroğlu’nu hem de İmamoğlu–Özgür Özel yönetimini haksız buluyoruz. İki taraf da yıllardır sömürücü düzen içinde sağ politikaları savundu. Emekçilerin gerçek sorunlarına çözüm üretmek yerine sermaye düzeniyle uyumlu hareket ettiler. Aralarındaki temel sorun halkın kurtuluşu değil, partide kimin söz sahibi olacağıdır. Bu nedenle yaşanan çatışma halkın değil, düzen içi iktidar mücadelesinin ürünüdür. Ayrıca taraflar halkı yoğun propagandayla şartlandırıyorlar. Sosyalist soldan bir çok insan bu şartlandırmanın etkisine kapılarak birbirini anlayamaz duruma gelebiliyor. Sosyalist örgütler yayınlarında daha dikkatli olmalıdırlar.

CHP’li belediyelerin işlerinden attığı direnişteki emekçiler açısından bu şartlandırma ortamı hem zorluk hem olanak yaratıyor. Dikkatlerin AKP’nin CHP’ye saldırılarına ve CHP içindeki iktidar mücadelesine kayması işten atılan emekçilerin taleplerini geri plana düşüren bir rol oynuyor. Ancak bu talepleri tam da bu koşullarda etkili bir şekilde ifade etmenin olanakları vardır. AKP iktidarının adaletsizliğine isyan edenlerin işçilere yaptıkları adaletsizlikler, kamuoyu önünde güçlü bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Kitlelerin sokağa çıkması çok önemlidir. Çünkü halk; adalet, eşitlik, özgürlük ve dayanışma sloganlarıyla mücadeleye atıldığında bilinçlenme ve örgütlenme imkânı da kazanır. Antifaşist, anti-emperyalist, demokratik ve sınıfsal taleplerin büyümesi açısından bugün ortaya çıkan hareketlilik önemli bir olanak yaratmaktadır.

Bu yüzden alanlarda ve halkın içinde olmak gerekiyor. Ancak düzen siyasetinin kuyruğuna takılarak değil; bağımsız, mücadeleci ve sınıf eksenli bir çizgiyle ve düzen partilerinin şartlandırmasına kapılmadan… Bayram ortamını değerlendirerek bağlarımızı genişletmeli ve güçlendirmeliyiz. Yeniden gelişebilecek eylemlere çevremizi seferber ederek katılmalı, halkın öfkesini örgütlü mücadeleye dönüştürmek için çalışmalıyız. Çünkü bu düzeni değiştirecek olan, düzen partileri arasındaki iktidar mücadelesi değil, halkın örgütlü mücadelesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.