Odak Dergisi kolektifinin görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz. İyi okumalar diliyoruz.
Ülkemizde Mevcut Sistem ve Devrimci Hedefimiz
Türkiye emperyalizme bağımlı ve sömürülen bir kapitalist ülkedir ve dinci faşist bir diktatörlük tarafından yönetilmektedir. Emperyalizm ülkemizin ekonomik, toplumsal, siyasi, askeri ve kültürel tüm hayatına nüfuz etmiştir. Bu yüzden halkın sömürü ve baskı sistemine karşı kurtuluş mücadelesi birbiriyle iç içe bir şekilde bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm hedefleri doğrultusunda gelişebilir. Halkımızın özgürleşmesi yolundaki ilk devrimci adım sosyalizm yolunda demokratik halk devrimi olacaktır.
Devrimde Öncü Güç: İşçi Sınıfı
Sosyalizme yönelik demokratik devrim mücadelesinde öncü güç, işçi sınıfı olmalıdır. Çünkü emperyalizme ve faşizme karşı bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi tutarlı bir şekilde ancak kapitalizme karşı mücadele temelinde sürdürülebilir. İşçi sınıfı kapitalist sömürüyle doğrudan muhataptır ve kurtuluşu kapitalist sisteme son vermekten geçen tek sınıftır. Bu yüzden sosyalizm onun sınıf ideolojisi olarak formüle edildi. Türkiye işçi sınıfının sayısı ve eğitim düzeyi sürekli artmakta ve yoksullaşan diğer ezilen sınıf ve katmanların çıkarları işçi sınıfının çıkarlarına yakınlaşmaktadır. Emperyalizm ve faşizmin boyunduruğu altında ezilmekte ve sömürülmekte olan işçi sınıfı kendi güçlerini birleştirebilmek için sosyalist bilinç ve örgütlenmeyle demokratik devrime öncülük etmek zorundadır. Bütün bunlar işçi sınıfını bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin öncüsü olma nitelikleri kazandırır.
Dolayısıyla işçi sınıfının öncülüğü öncelikle ideolojiktir çünkü işçi sınıfının öncülüğü onun mücadele içinde sosyalist bilinçle donanmasıyla mümkündür. İdeolojik öncülük sınıfın fiili (örgütsel ve eylemsel) öncülüğünü dışlamaz; tam aksine, onu hem gerekli hem de olanaklı kılar.
Devrimin Temel Güçleri
İşçi sınıfı ve emekçiler yanında gençlik, kadınlar, demokratik hak ve özgürlükleri için mücadele eden Kürt halkı, Aleviler, ezilen milliyetler, ezilen cinsiyetler, ve emperyalizme bağımlı kapitalist ve dinci faşist sisteme karşı mücadele eden tüm ilerici kitle hareketleri devrimin potansiyel temel güçlerini oluşturur.
Hareketimiz anti-emperyalist temelde birleşik bir devrimci gençlik hareketi geliştirilmesini devrimci mücadelenin en önemli grevlerinden biri görür.
Kadının özgürleşmesi ve ataerkil sistemin aşılması yolunda mücadele hem laikliğin hem de insanın özgürleşmesinin temel dinamiklerinden biridir. Odak kadın mücadelesinde ve erkek egemenliğine karşı mücadelede anti-emperyalist sosyalist çizgiyi savunmaktadır.
Odak işçi sınıfının, gençliğin ve kadınların milli ya da dinsel temelde bölünmesine karşı çıkarak sınıf temelinde örgütlenmeyi savunur.
Devrim, Örgütlenme ve Mücadele Anlayışımız
Odak çalışmalarında daima düşünce ve davranışın, teori ve pratiğin kopmaz bütünlüğünü gözetir. Odak devrimci eleştiriciliği esas alır ve hiçbir örgütü, hiç bir görüşü, kurumu ve kişiyi devrimci eleştirinin üzerinde tutmaz.
Hareketimiz devrimi insan ilişkilerinin devrimcileşmesi yoluyla bugünden başlayan; kitle hareketinin gelişmesi temelinde örgüte, iktidarın ele alınmasına ve sosyalist kuruluşa varacak şekilde gelişen bir süreç olarak görüyor. Devrimin temel birimi; devrimci eleştiricilik, direniş ve dayanışma temelindeki yoldaşlık ilişkileridir. Mücadelede aslolan, yeni-insan ilişkileri yani yoldaşlık ilişkileri geliştirmektir. Leninist devrim örgütünü bu yaklaşımla benimseyen Odak kadrolaşmada devrimci tutarlılığı, sağlamlığı, örgütçülüğü ve militanlığı gözetir.
Odak’ın sözcüsü olduğu anlayış hiç bir örgütlenme ve mücadele biçimini abartmaz. Devrimci güçlerin kendilerini savunmasını ve özgürlükçü temelde gelişmesini sağlayan bütün örgütlenme ve mücadele biçimlerini meşru görür; yasal ve yasadışı örgütlenme ve mücadeleye bu şekilde yaklaşır.
Mücadele metotları ve araçları mücadelenin devrimci, özgürlükçü, eşitlikçi ve dayanışmacı amaçlarına uygun olmalıdır. Bu anlamda Odak grupçuluğa ve egemenlik ilişkilerine hizmet eden propaganda ve sol içi polemikler yerine ortak ve özgürleştirici devrimci bilince ulaşmayı amaçlayan diyalog metodunu gözetir.
Devrimci Yenilenme ve Solda Birlik
Odak örgütlenmeye solda devrimci yenilenme ve birlik temelinde yaklaşır. Yenilenme öncelikle ezilenleri örgütsüzleştiren ve devrimci hareket saflarında rekabetçiliği körükleyen bireyciliğin aşılmasından geçmektedir. Solda birlik grupçuluğun aşılmasından geçer. Bu da hem her bir örgütün kendi içindeki ilişkilerinde hem de devrimci hareketler arasındaki ilişkilerde devrimci yenilenme doğrultusunda bir dizi çalışmayı gerektirir. Sosyalist hareket devrimci amaçlarına yürüyebilmek için reel-sosyalizm döneminden kalma parti diktatörlüğü teori ve pratiklerinden bağımsızlaşmalıdır. Kitle çalışmasında amaç kitle inisiyatifini örgüt iktidarı amacıyla ele geçirmek ve şekillendirmek değil bu inisiyatifle diyalog içinde onun devrimci hedefler doğrultusunda gelişmesini desteklemek olmalıdır. Her bir devrimci örgüt sosyalist hareketin bir parçasıdır ve çalışmasını bu hareketin genel ve uzun vadeli hedeflerine uygun olarak planlayıp yürütmelidir. Her bir devrimci örgüt kendi gelişmesini devrimci mücadelenin ve sosyalist hareketin bütününün gelişmesine hizmet edecek şekilde planlamalı ve yürütmelidir.
Odak devrimci yenilenmeyi Türkiye solunun bağımsız temelde birliğinin sağlanması ile bir ve aynı süreçte görmektedir. Atacağımız her adımda sosyalist hareketin bağımsızlığını ve kendi içinde birliğini gözetmeliyiz.
Yurtseverlik, Enternasyonalizm ve Ulusal Sorun
Odak yurtseverlik ve enternasyonalizmi devrimci hareketin birbirini destekleyen dinamikleri görmekte ve Türkiye’nin aydınlanmacı ve anti-emperyalist birikimini ve bütün ilerici geçmişimizi proleter yurtseverlik anlayışıyla sahiplenmektedir. Bu anlayışla aynı zamanda geçmişte yaşanmış, bugün yaşanan her türlü ulusal baskıya karşı çıkar. Kürtlerin ve ulusal toplulukların ulusal demokratik haklarını savunan Odak halkların ulusal kimliğine, demokratik hak ve özgürlüklerine ve ayrılma hakkına saygıyı eşit-özgür temeldeki birliğin koşulu görür. Odak Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes gibi ülkemiz halklarına Sünni, Alevi, Hristiyan gibi inanç topluluklarına empoze edilen, birbirine karşı üstünlük iddia eden, birbirini dışlayan, birbirine karşı ön yargılar aşılayan, birbirinden uzaklaştıran, birbirine karşı düşmanlaştıran kimlik anlayışlarını eleştirirken özgürlük mücadelesi içinde yakınlaşmayı, birliği, kaynaşmayı amaçlayan karşılıklı saygıya, sevgiye, dostluk ve dayanışmaya dönük bir halk kimliği stratejisini savunmaktadır.
Türkiye Solu’nun Geçmişine Bakışımız
Odak Türkiye solunun Mustafa Suphilerden Şefik Hüsnülerden Denizlere, Mahirlere, İbrahimlere ve günümüze uzanan geçmişini bir bütün olarak ve devrimci eleştiricilik temelinde sahiplenir. Kendisini militan sol gelenekten gören Odak; örgütlü ve örgütsüz Türkiye soluna bir bütün olarak yaklaşır ve hepsinin mücadelesinin dayanışma halinde eşgüdümünü savunur.
Sonuç
Türkiye, emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinden oluşan egemen güçler tarafından iradesizleştirildi. On yıllardır ülkemizin iç ve dış politikaları, emperyalistler ve onların yerli ortakları tarafından belirleniyor. Tek kişi diktatörlüğüne geçildikten sonra emperyalistlerin Türkiye’den yeni tavizler koparmaları için Erdoğan’la kapalı kapılar ardında görüşmeleri yeterli oldu. Türkiye’yi Irak’ın ve Libya’nın yıkılmasına ortak ettiler. ABD ve İsrail, Suriye’yi AKP sayesinde yıktı. İsrail karşısındaki Lübnan ve Direniş Ekseni, AKP sayesinde ağır darbeler aldı. Yapılanların hepsi doğrudan İsrail’e yaradı. ABD, Türkiye’ye haraç alır gibi Boeing uçaklarını satıyor. Haraç alır gibi doğal gazın yüzde 20’sini kendisinden, hem de daha pahalıya satın almaya mecbur bırakıyor. ABD ile Türkiye’nin çıkarlarının birbirine nasıl karşıt olduğu ve ortaya çıkacak bir krizde ABD’den alınanlardan mahrum kalınacağı biliniyor. ABD, Türkiye’nin Akdeniz’deki karasularında petrol ve doğal gaz aramasını yasaklıyor ve hükümet bunu halktan gizliyor. Burjuva muhalefeti de ABD’ye karşı çıkamıyor. CHP eyleme geçemiyor. Çok milliyetçi geçinen Zafer Partisi ve İyi Parti’den ise çıt yok!
Bunlar, bir ülkenin iradesizleştirilmesinin fotoğraflarıdır. Ülkemiz o denli iradesizleştirildi ki, Türkiye denilince akla sadece AKP iktidarı ve egemen güçler geliyor; Türk denilince de Bahçeli ve Erdoğan gibiler akla geliyor.
Halkın iradesizleştirilmesinin en önemli sebebi, ülkemizdeki en tutarlı yurtsever ve devrimci güç olan sosyalist solun saf dışı bırakılmasıdır. Sosyalist örgütlerin, birbiriyle dayanışma ve koordinasyon içinde mücadele edeceği yerde, rekabet anlayışına saplanmış olması, sosyalist hareketi etkisizleştiriyor. Egemenler, güçlerini koordine edemeyen ve birbiriyle rekabet içindeki solu kolaylıkla saf dışı edebiliyor. Sosyalist hareket, ülke politikasında bir türlü etkin duruma gelemiyor. Aydınlar, gençlik ve işçiler saflarında gelişen direnişler, sosyalist hareketten güç alamıyor. Bu nedenle emperyalizm ve yerli egemenler, etkili bir direnişle karşılaşmaksızın halkı soyup soğana çeviriyor. İşçiler ve öğrenciler haklarını arayamıyor. Örgütsüz insanlar, karşı koyacak, hak ve özgürlükleri uğruna mücadele edecek ve ülkesine sahip çıkacak gücü kendilerinde bulamıyor. Bireysel çözümlerin peşine kanalize edilmiş olan insanlar, zulüm ve sömürü gerçeğine doğal olarak göz yumuyor; hatta tuttukları yol nedeniyle o gerçeğin parçasına dönüşüyor. Ülkesine sahip çıkacak kolektif mücadele bilinci ve davranışından mahrum bırakılmış gençliğin bir kesimi, mafyaya tetikçi ya da uyuşturucu bağımlısı oluyor. Daha elverişli bir yaşam aramak amacıyla Batılı ülkelere kapağı atanları ise oralarda benzer bir iradesizleştirilme süreci bekliyor. Çünkü emperyalizm dünya halklarını iradesizleştirdi!
Diğer yandan, sosyalist sol örgütsüz, dağınık ve çok etkisiz olmasına rağmen, milyonlarca insan hâlâ sola sempati duyuyor. Gençlik ve kadınlar arasında ve işçilerde, sosyalist harekete eğilimli güçlü bir dinamik mevcut. Adalet, dayanışma, yurtseverlik ve mücadele bayrağını yükselterek halkın önüne düşecek örgütlü ve mücadeleci bir sol, iradesizleştirilmiş halkı iradeye kavuşturacaktır. Egemen güçler tarafından kolayca dağıtılamayacak bir devrimci gücün ortaya çıkması, mücadele eden sol güçler arasında rekabetçilik aşılarak koordinasyon sağlandıkça ve sosyalist solun ve halk hareketinin ortak örgütlenmeleri yolunda sürekli adımlar atıldıkça gerçekleşecektir. Mücadele ve birlik yolunda ilerleyen bir devrimci hareket yaratarak, sosyalist hareket içinde mücadele birliğini sağladıkça halkımıza büyük bir hizmette bulunmuş olacağız ve ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın kaderi değişecek.
28 Eylül 2025























