Haftanın Özeti: Sosyalist Solda ”Bir Oy Kılıçdaroğlu’na, Bir Oy Partimize” Kampanyası Kılık Değiştirdi

0
42

CHP’nin mutlak butlana ve yargı saldırısına direnişi ve parti içindeki mücadele devam ediyor. Gelişme halkın mücadelesi açısından  olanaklar ve riskler yaratıyor.i

Ukrayna’daki savaş bu hafta belirgin bir şekilde şiddetlendi. İsrail’in Filistin’e ve Lübnan’a saldırıları devam ederken İran’da ateşkes ihlal edildi. Gelişmeleri yorumladığımız haftalık özetimize ülkemizden başlayacağız.

Bilgi Üniversitesi’nde işler, bilinen bir musluk reklamındaki “Açıyorum, kapıyorum; ben bunu hep yapıyorum” sözlerini hatırlatır duruma geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Mayıs 2026’da Resmî Gazete yoluyla kapattığını duyurduğu üniversiteyi, 28 Mayıs’ta aynı yoldan geri açtı. Üniversitenin kurucu vakfına kayyım atanmıştı. Ancak Erdoğan’ın kapatma kararı, musluk reklamındaki gibi güldürmeyip öfkelendirdi. 

Öğrencilerin ve üniversite personelinin kararın açıklanmasının ardından yaptıkları kararlı direnişin, açılma kararında etkili olduğu biliniyor. 22 bin öğrencinin okuduğu, 1100 personelin çalıştığı üniversite, Can Holding tarafından 2009 yılında satın alınmıştı. Eylül 2025’te yapılan bir operasyonla Can Holding’in malvarlığına TÖSF tarafından el konulmuştu. Can Holding, sermaye içi bir hesaplaşma sonucunda hedef alınmıştı. Bilgi Üniversitesi, 7 Haziran 1996 tarihinde İstanbul’da kurulmuş bir vakıf üniversitesidir. Öğrenciler, üniversitelerin sermaye egemenliğinde olmasına karşı çıkıyorlar.

Bilgi Üniversitesi deneyimi, bir yandan iktidarın ülkeyi nasıl keyfî yönettiğini, diğer yandan ise birleşik ve kararlı direnişlerin nasıl etkili olduğunu gösteriyor.

CHP’ye yönelik polis operasyonları bu hafta da devam etti. Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği CHP Kurultayı’nda çıkar sağlanması yoluyla sahtekârlık yapıldığı iddiasıyla gözaltına alınan 14 kişiden 9’u tutuklandı. 26 Mayıs günü “imar usulsüzlükleri” iddiasıyla gözaltına alınan CHP İzmir Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ile İmar ve Şehircilik Müdürü Özgür Bayraktar da 27 Mayıs günü tutuklandılar. Başkanlığı mutlak butlan mahkeme kararıyla düşürülen Özgür Özel ise, İzmir ve Manisa’da düzenlenen kitlesel mitinglerde güç gösterileri yaptı.

Dün cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Bir oy partimize, bir oy Kılıçdaroğlu’na” kampanyası yapan bir kısım sol, şimdi CHP içindeki iktidar mücadelesinde Kılıçdaroğlu’nu hain ilan eder duruma geldi. Bir kısım solun, saldırılar karşısında CHP’nin direnişini desteklerken işi Özgür Özel yönetiminin yanında yer almaya kadar götürmesi dikkat çekti. CHP içindeki iktidar mücadelesi bütün şiddetiyle devam ederken, sosyalist sol saflarda aradaki düşmanlaştırıcı propagandadan etkilenme göze çarpıyor. Bu tutumu, Türkiye solunun kendisi dışındaki güçlere yaslanma hastalığının bir ürünü olarak görüyoruz.

Bu kavgada CHP basınında yer bulamayan Kılıçdaroğlu çevresi, yandaş medyayı kullanıyor. Sosyal medyada Kılıçdaroğlu hain ilan edilirken, İmamoğlu ve Özgür Özel ekibi hakkında da hırsızlık ve ahlaksızlık suçlamaları devam ediyor. CHP’nin bu iktidar mücadelesinde aşırı yıpranmasını Bahçeli’nin dahi sistem açısından riskli gördüğü belirtiliyor. CHP’nin saf dışı olması sol muhalefeti de olumsuz etkileyecektir.

Doruk Madencilik işçilerinin hakları için çözüme kavuştuğu bildirilen mücadelede yeniden başa mı dönülüyor kuşkusu oluştu. Ödenmeyen alacakları ve diğer ekonomik-demokratik hakları için Bağımsız Maden-İş liderliğinde başlattıkları direniş, 17. gününde kazanımla sonuçlanan Doruk Madencilik işçilerine; İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın garantisiyle yapılan anlaşma kapsamında alacaklarının bir bölümü yatırılmış, kalan alacakları için ise 15 Mayıs’a kadar süre verilmişti. SSS Yıldızlar Holding adlı patron örgütü, ödemelerin bayram sonrasında yapılacağını ileri sürdü. Madenciler, kendilerine verilen sözün tutulmadığını, alacaklarının yatırılmadığını belirterek 1 Haziran’da Ankara’da olacaklarını ifade etti. 

Mücadele Haberleri

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz. 

CHP’ye yönelik mutlak butlan kararının ardından protestolar bu hafta da devam etti. Halk AKP’ye yönelik öfkesini bu protestolarda dile getirdi. 

Öte yandan Özgür Özel bayramlaşma sebebi ile gittiği İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda polis halka yönelik saldırı gerçekleştirdi. Saldırılar sırasında kendilerine müdahale eden TOMA’ya karşı eylem gerçekleştiren bir yurttaş polis tarafından işgenceye uğrayarak tutuklandı. 

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek zirveye karşı Bakırköy’de bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. 

Taksim Dayanışma’sı Gezi Direnişi’nin 13. yılında Taksim’de buluşma çağrısı yaptı. Gezi’de yitirdiğimiz değerleri anmak için orada olacağız.

Bilgi Üniversitesi’ne yönelik kapatma kararına karşı öğrenciler 3 gün boyunca kararlı bir direniş sergiledi. Direnişleri sonucunda üniversitenin kapatma kararı geri çekildi. Üniversite direnişinde ön saflarda olan Hafize isimli arkadaşımız kazanımın ardından gözaltına alındı. Aynı gün ise arkadaşımız serbest bırakıldı. 

Devrimci gruplar bayramda yitirdikleri değerleri anmak için mezarlarda ziyaret ve anma gerçekleştirdi. ODAK dergisi olarak bizler de Metin Adil Toraman, Ali Aktürk, Müslüm Çakıcı ve Cemalettin Yalçın gibi değerlerimizi yaşatmak için mezarları başındaydık. 

Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerine bu hafta da devam etti. 1104. haftada tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen grup Piro Ay’ın akıbetini sordu.

Eğitim ve Dayanışma Hareketi Avrupa Örgütü (EDH Avrupa) geçtiğimiz hafta sonu boyunca dönem toplantısını yaptı. Türkiye’den gençlerin de Cumartesi günü online katıldığı toplantıda Avrupa’da ve Türkiyede’ki gelişmeler tartışıldı, önceki dönemin çalışmaları gözden geçirildi ve önümüzdeki 3 aylık dönemin çalışmaları planladı. 

Dış Haberler

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta hafta içinde ciddi bir tırmanış yaşandı. Rusya, Donetsk bölgesine yapılan bir saldırıda bir öğrenci yurdunun hedef alındığını ve 14 gencin öldüğünü bildirdikten sonra Kiev’i balistik füzelerle vurdu. Saldırıda 4 kişinin öldüğü, 80’i aşkın kişinin de yaralandığı bildirildi. Putin, Ukrayna’da konsoloslukları olan ülkelerden Kiev’i boşaltmalarını istedi. Kiev’in bombalanması 29 Mayıs’a uzanan gece de sürdü. Rusya SİHA’ları bu kez Romanya içine de isabet etti. Rusya’nın henüz üstlenmediği bu olay Romanya ve Polonya’nın batı Ukrayna’ya atılan Rusya füzelerini engelleme imkanını artırdı. Rusya’ya ait olduğu iddia edilen bir füze de Karadeniz’de Türk gemisini vurdu. Avrupa ve özellikle Baltık ülkelerinin, bu savaşta kışkırtıcı tutumlarıyla kendilerini hedef durumuna getirme yolunda oldukları belirtiliyor. 2024 yılında NATO’ya kabul edilen İsveç’in savaş kışkırtıcılığı da bu hafta da dikkat çekti. İsveç bu kez de Ukrayna’ya Jas Gripen savaş uçakları vereceğini açıkladı. 15-20 uçağın karşılıksız verileceği belirtildi. Bu durumda uçakların bedeli İsveç halkına ödettirilecektir.

ABD ile İran arasında barış görüşmelerinin devam ettiği bilinirken, ABD, Hürmüz Boğazı girişindeki Bender Abbas isimli limanda İran güçlerine ateş açtı. Saldırıda 4 askerin öldürüldüğü açıklandı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, saldırıya karşılık olarak ABD’nin Kuveyt’teki hava üssünü füze ve SİHA ile vurdu ve saldırıların tekrarlanması halinde misillemelerinin bölge sınırlarını aşacağını belirtti. İsrail ise Lübnan’a ve Filistin’e saldırmaya ve öldürmeye devam etti. Trump iktidarı İran ile barış anlaşması yapmanın karşılığında Türkiye dahil 6 ülkenin (Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün) İsrail ile Abraham Anlaşması yapmasını istedi. Bilindiği gibi Abraham Anlaşması İsrail’e hem güvenlik hem de üstünlük sağlamaktadır. 

Bolivya’da ABD yanlısı yönetim, polis ve askerlere halkın üzerine ateş açtırdı. “Sosyalizme Doğru Hareket” (MAS) yönetimi sonrasında “herkes için kapitalizm” söylemiyle iktidara gelen Devlet Başkanı Rodrigo Paz’ın aşırı sermaye yanlısı ekonomi politikalarına karşı sokağa çıkan halk, ülke genelinde eylemler örgütleyerek Paz’ın istifasını istiyordu. İşçiler, köylüler, sendikalar, yerli örgütleri, öğrenciler ve öğretmenler hep bir ağızdan Paz yönetiminin piyasa yanlısı özelleştirme ve kemer sıkma programına karşı çıkıyor. Küçük üreticiler ve işçiler bu eylemlerde birlikte davranıyor. Latin Amerika ülkelerinde gelişecek mücadele ABD emperyalizminin Küba’ya saldırmasını da engelleyebilir.

Colani iktidarı, Suriye’de sözde parlamentonun oluşması yolunda yeni adımlar attı.

Baas iktidarının yıkılmasının ardından, 5 Ekim 2025 tarihinde yapılan ve halkın doğrudan oy kullanmadığı sözde seçimlerde 210 sandalyeli meclisin 127 üyesi seçilirken, SDG/YPG ve Dürzilerin kontrolündeki bölgelerin 13 üyesinin seçimi yapılmamıştı. Kalan 70 vekili ise doğrudan Colani atayacak. 24 Mayıs tarihli sözde seçimlerde Suriye Kürtlerinin, Halk Meclisi’nde Afrin’den 3, Sefira’dan 1, Kobani’den (Ayn el-Arab) 1, Kamışlı’dan 2, Malikiye’den 1 ve Haseke’den 1 olmak üzere toplam 8 vekil ile temsil edilmesi kararlaştırıldı. Colani’nin 70 vekili doğrudan atamasıyla bu sayının yükseleceği iddia ediliyor. Seçilen vekillerin çoğu, Barzani yanlısı Kürt Ulusal Konseyi’ne (ENKS) yakındır. SDG (PYD), Kürtlerin Suriye nüfusunun yüzde 20’sini teşkil ettiğini iddia ederek sonuca itiraz ediyor. Bağımsız kaynaklar ise bu nüfusun gerçekte yüzde 8-10 arasında olduğunu belirtiyor. İsrail desteğiyle özerklik ilan etmiş olan Süveyda’ya henüz vekil atanmadı.  

Suriye’de işgalci Batılı güçlerin birleştirdiği Kürt milliyetçileri, sırtlarını emperyalizme dayayarak Suriye arazisinin yüzde 30’una, hem de en önemli kısmına el koymuşlardı. Sonra güvendikleri emperyalistler, IŞİD-El Kaide örgütlerinin Suriye’de liderliğini yapmış olan Colani’yi başlarına getirdi.

Sonuçta Kürt gençleri, IŞİD’e karşı mücadele adı altında ABD için savaşmış; 10 binin üzerinde Kürt genci ne yazık ki ABD planı uğruna yaşamını kaybetmiş duruma düşmüştür. Emperyalizme karşı net bir tutum alınamadığı sürece kötü şeylerin ardı arkası gelmez.

Çin’de 90 işçinin öldüğü maden kazası soru işaretleri yarattı. 75 yıl önce devrimini yapmış, sosyalizm iddiasındaki ve dünyanın en ileri teknolojik ve bilimsel gelişme kapasitesine sahip ülkelerinden biri olduğu iddia edilen Çin’de bu maden kazası, sistemin ne denli işçiden yana olduğu konusunda soru işaretleri yarattı.

Sonuç yerine

CHP üzerindeki baskılar ve parti içi mücadele, hafta boyunca siyasi ortama damgasını vurmaya devam etti. Bu mücadele kitleleri sokağa çekmesi ve muhalefeti cesaretlendirmesiyle olanak, CHP taraftarlarını şartlandırması, emekçilerin hak ve özgürlükleri uğruna ve artan hayat pahalılığına karşı mücadeleyi gölgelemesiyle ise sorun yaratıyor. Bu koşullarda işçilerin hak ve özgürlük mücadelelerinin yükseltilmesi için özel çaba gerekmektedir. CHP belediyeleri tarafından işlerinden atılan emekçiler, eğer güçlü davranırlarsa daha büyük etki yaratabilirler. 

Mücadelenin kesin galibinin bugüne kadar İmamoğlu-Özgür Özel liderliği gibi görünüyor. Ancak AKP’nin CHP’ye karşı sürdürdüğü yolsuzluk operasyonları ve itirafçılaştırma politikalarının önümüzdeki süreçte etkili olup olmayacağını bilemiyoruz. Solun bir kesiminin, saldırı altındaki CHP ile dayanışmayı Özgür Özel’in arkasına düşmeye kadar götürdüğü görülüyor. Bu eğilim, sosyalist hareket için üzüntü verici ve tehlikelidir. Bazı yayın organlarının gelişmeleri eleştiricilikten tutumdan uzak  bir tutumla vermesi sonucunda sosyalistler bile bu konuda birbirine karşı kamplaşabilmektedir.

Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Bir oy Kılıçdaroğlu’na, bir oy partimize” tutumunun Özgür Özel taraftarlığına dönüşmesini Türkiye solu açısından çok sakıncalı görüyoruz. Bu hataya düşenler, oluşacak hayal kırıklığından sorumlu olacaklardır. Türkiye solu, katıldığı eylemlerde ve yaptığı yayınlarda bağımsız tutumunu korumalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.