Haftanın Özeti: NATO Zirvesine Sayılı Günler ve Anti-Emperyalist Israr

0
81

Haftanın Özeti’nde Türkiye ve dünyadan gelişmeleri yorumlamaya devam ediyoruz. Özetimize önce Türkiye’den gelişmelerle başlayacağız. 22 yıl aradan sonra bir kez daha Türkiye’de yapılacak olan NATO zirvesi, gündemdeki yerini koruyor.

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi öncesinde iktidar adeta fiili bir OHAL rejimi uyguluyor, haftalardır büyük bir telaşla emperyalistlere yaranmak için elinden geleni yapıyor. Karabük, Eskişehir ve Mersin Valilikleri peş peşe antidemokratik şekilde eylem yasakları koydu. Geçen hafta ifade etmiştik, Macron sabah koşusunu “huzur ve güven içinde” aksatmasın diye parklar halkımıza kapatılıyordu. Şimdi de taksicilere getirilen gri pantolon ve beyaz gömlek giyme, taksilerde ise lokum ve kolonya bulundurma zorunlulukları dikkat çekti. Ülkenin derin yoksulluğu emperyalistlerin göz zevki bozulmasın diye brandalarla örtülüyor. ABD Büyükelçiliği’nin önündeki yolda yapılan “antik görünümlü vazo” süslemeleri ise iktidarın işbirlikçiliğinin kanıtıdır.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise bu telaşı “güzelliyor”. İktidarın bu çalışmalarını olumlu bulan Yavaş, “yıllardır özlemini çektiğimiz koordinasyonla çalıştık” diyor. “Milliyetçi” geçinen Mansur Yavaş için halkımızın ve ülkemizin onurunun iki paralık edilmesi ise pek önemli değil.

NATO gelecek diye Ankara’ya bir hafta boyunca ağır tonajlı araçların girmesi bile yasaklandı. NATO, sendikal haklara da engel oldu. Sendikaların işyerlerinde toplu iş sözleşmesi için yaptıkları yetki tespiti başvurularının yanıtlanması için tanınan son gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki çalışanların NATO toplantısı nedeniyle idari izinli olduğu günlere denk geldiğinden, yanıt bir sonraki haftaya kalacak. Bu, çalışanların toplu iş sözleşme görüşmelerinin başlangıcını da bir hafta erteletmiş olacak.

İktidarı NATO telaşı bürümüş, NATO toplantısı günü çıt çıksın istemiyor ama bu korkuları da boşuna değil. Ülkemizde anti-emperyalist mücadele şimdi solun gündemine daha fazla girmiş, sosyalistler sokakta bu mücadeleyi büyütme arayışında. NATO’ya Hayır Koordinasyonunun 27 Haziran Cumartesi günü İstanbul, İzmir ve Ankara’da gerçekleştirdikleri coşkulu ve başarılı eylemler, halkın emperyalistlere karşı sokakları terk etmeyeceğini de gösterdi. Bu sırada muhalif sesleri kısmak amacıyla birçok ilerici ve devrimci kurumun X hesabı kapatıldı veya erişime engellendi.

29 Haziran’da İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen NATO Parlamenter Zirvesi, 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek Liderler Zirvesi’nin ön hazırlığı oldu. Erdoğan’ın da katıldığı toplantının en önemli gündem başlıkları savunma harcamaları, Ukrayna’ya verilmesi gereken destek ve NATO 3.0’dı. “3.0” ifadesi temel olarak Avrupa’nın Ukrayna savaşının yükünü omuzlamasını ve silahlanmaya ayırdıkları bütçeyi artırmalarını temel alan, Avrupa’nın çok daha militarize edilmesi süreci olarak da ifade edilebilir. Elbette bu süreç ABD’nin hegemonyasını merkeze alacak şekilde inşa edilecek. 29 Haziran’da Dolmabahçe ve çevresinde bulunan gençlik örgütleri de zirveyi protesto etmek amacıyla gösteriler yaptı. Gözaltına alınan gençler gece saatlerine doğru serbest bırakıldı.

Hatırlayalım, bundan onlarca yıl önce Türkiye’nin NATO’ya girdiği süreçte de ulusal değerlerimizin aşağılandığı, halkımızın hiçe sayıldığı koşullar bizlere dayatılmıştı. Bugün AKP iktidarı bir kez daha göstermektedir ki NATO ve onların emperyalizmle olan iş birliği, halkın değerlerinden, ülkemizin onurundan ve vatanımızın bağımsızlığından çok daha önemlidir.

Gündeme Türkiye’deki öteki gelişmelerle devam ediyoruz. Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli gösterisi topluma umut ve cesaret verirken, iktidar dini değerleri aşağılama iddiasıyla soruşturma başlatarak sanatçıyı yurt dışından dönerken havalimanında gözaltına aldı ve gösteriye dair içeriklere erişim engeli getirdi. Deniz Göktaş çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Savunması ise söylediklerinden bir adım geri atmayan, cesaret barındıran bir savunma idi. İktidarın baskı aracı olarak kullandığı bu saldırı, mizahın ve sanatın özgürlük alanına yönelik açık bir müdahaledir. Deniz Göktaş’ın oyununun topladığı takdir ise aslında Türkiye halklarının uzun zamandır hasret kaldığı cesaretli sanatçılara, politik mizaha özleminin göstergesidir. Göktaş’ın YouTube videosu bir haftada 9 milyona yakın kişi tarafından izlendi.

Uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Kadir İnanır’ın vefatı sevenlerini üzdü. Toplumsal mücadelelere kayıtsız kalmayan ve dik duruşuyla tanınan usta sanatçının canlandırdığı “Tatar Ramazan” isimli, haksızlıklara karşı cesaretle mücadele eden karakteri toplum tarafından çok sahipleniliyordu. Sistem, 70’li, 80’li ve 90’lı yılların adalet savunucusu kabadayı filmlerinin yerine uyuşturucu satıcısı mafyacıların “rol model” gösterilmeye çalışıldığı filmleri öne çıkarması boşuna değildir. Öte taraftan İnanır’ın 2013 yılındaki çözüm sürecinde “Akil İnsanlar Heyeti” içerisinde yer alması, eleştirilmesine de neden olmuştu.

Kapitalizmin yarattığı yozlaşma sonucu toplum uyuşturucu ve çeteleşmeyle kriminalleştirildi. Bunun son örneklerinden birisi de İstanbul’un Göktürk semtinde esnafı haraca bağlayan mafyatik yapılar oldu. Bu organize suç ağını deşifre eden gazeteci Gülnur Saydam’ın hızlıca gözaltına alınması ise iktidarın çetelere alan açarken gerçeği söyleyenleri susturmayı seçtiğini bir kez daha kanıtladı.

CHP de kendi içinde çalkalanmaya devam ediyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayını geçersiz sayan “mutlak butlan” kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa oturması sonucu görevden uzaklaştırılan Özgür Özel ve seçilmiş yönetim, yargı eliyle yapılan bu operasyona karşı temmuz ayı sonunu hedefleyen yeni bir parti kurma senaryolarını masaya yatırdı. İmamoğlu’nun “yeni parti” konusunda ısrarcı, Özel’in ise “biraz daha temkinli” olduğu söyleniyordu. İktidar, CHP içerisindeki kliklerin bencil, bireyci yönlerini kolay görüyor olacak ki onları birbirine düşürmekte pek zorlanmadı. CHP içerisindeki kavga öyle bir hal aldı ki, CHP’nin seçmen kitlesi bile birbirine artık saldırır halde.

İktidarın Meclis’e sunmayı planladığı “çerçeve yasa” tasarısı, PKK üyelerine silah bırakma karşılığında etkin pişmanlık öngören ve örgütle ilişkileri düzenlemeyi amaçlayan taktiksel bir manevra olarak öne çıkıyor. KCK kanadı “Hareketimizin görüşü alınmadı, emrivakiyi kabul etmiyoruz” açıklamasıyla yasanın tek taraflı dayatılmasına tepki gösteriyor. Aslında KCK kanadı bu hamle ile biraz da Öcalan’ın elini kuvvetlendiriyor çünkü onlar sadece Öcalan tarafından “ikna edilebilir” durumda. Bu sırada mevcut “çerçeve yasa” ile ilgili Öcalan ile görüşme yapıldığı, Öcalan’ın görüşlerinin de birkaç kez AKP ile tartışıldığı aktarılıyor. Çerçeve yasanın sadece PKK’yi kapsayacağı ifade edilse de kulislerde yeni bir infaz düzenlemesinin de geleceği ayrıca konuşuluyor.

Bu yoğun gündemin içinde, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 33. yılında alanları dolduran binlerce kişi, faillerin zaman aşımı ve aflarla korunmasına tepki göstererek laiklik ve adalet istedi. “33 Can” gibi kolektif sanat projeleriyle hafızalar taze tutulurken tarikatlara ve faşist gericiliğe meydan okuyan halkın ve gençlik örgütlerinin kararlı duruşu, mücadele umudunu artırdı. İstanbul Sarıgazi’de düzenlenen kitlesel yürüyüş, bir yandan iktidarın gerici saldırılarına karşı tepkiyi ortaya koyarken diğer yandan da NATO’cu katil sürüsüne karşı sloganların da haykırıldığı yer oldu. Katliam, başta Sivas olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir gibi birçok şehirde yeniden lanetlendi.

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz.

Sivas Katliamı’nın yıldönümünde başta İzmir ve İstanbul olmak üzere çeşitli yerlerde eylemler gerçekleşti. Sarıgazi’de gerçekleşen eyleme ODAK olarak bizler de katılım gösterdik.

Ankara’da temel hakları için direnen özel sektör öğretmenleri, NATO yasaklarından dolayı eylemlerine ara verdi. Öğretmenler Kadıköy Rıhtım’da eylem gerçekleştirdi. Öte yandan öğretmenler İzmir’de Alsancak TSKM önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Öğretmenlerin eylemlerinde bizler de yanlarındaydık.

6 Haziran 1982 yılında kaybedilen Doğan Özzümrüt ve Ercan Yurtbilir mezarları başında anıldılar.

Deniz Göktaş, Ölü Deniz isimli gösterisinin ardından “Milli Değerleri Aşağılama” suçlaması ile gözaltına alındı. Bugün Çağlayan Adliyesi önünde Göktaş ile dayanışma için bir araya gelindi.

2 Temmuz İnisiyatifi Sarıgazi’de bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. Bildiri sırasında “33 yıl önce katledilen insanları anmak için Vatan Ortaokulu önünde olacağız” dendi.

Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerine devam etti. 1109. haftada tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen grup İbrahim Kartay için adalet talep etti.

Emek haberleri ile devam edelim.

Açlık sınırı rakamları 36 bin TL seviyesine ulaştı. Asgari ücret hızlı şekilde eriyerek neredeyse 8 bin lira civarında bir gerilemeyle açlık sınırının altında kaldı. Çalışanların yüzde 50’sinden fazlasını oluşturan asgari ücretli işçiler ve milyonlarca emekli açlık sınırının diplerine doğru hızla itiliyor. Türk-İş verilerine göre yoksulluk sınırı 116.478 TL oldu. İktidarın bugün açıklayacağını belirttiği yeni enflasyon rakamlarıyla çalışan, çalışmayan ve bu ülkede yaşayan herkes derinleşen sefaleti daha yoğun hissedecek.

DİSK’in paylaştığı yeni işsizlik rakamlarına göre geniş tanımlı olarak belirtilen işsiz insan sayısı 12 milyon 627 bin kişiye ulaştı. Rapora göre işsiz kalmış olan çalışanların yüzde 84.4’ü devletten işsizlik ödeneği alamıyor. Kadın işsizlik oranı ise erkeklere göre çok daha yüksek seviyelerde.

Gebze Sendikalar Birliği Salı günü bir araya gelerek NATO’yu protesto etti ve asgari ücretin artırılması talebini, vergide adalet talebini kitlesel bir basın açıklamasıyla dile getirdi. Sendikalar ve emek mücadelesi veren kurumlar arasında son aylarda NATO’ya karşı tepkiler giderek yükseliyor.

Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 kişinin yanarak katledildiği işçi cinayetinin ardından katliamın sorumlularının adil yargılanması için Gebze Kent Meydanı’nda oturma eylemi yapan Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, 3. duruşmanın yapılacağı 21 Temmuz’a kadar eylemlerine devam edeceklerini belirtiyorlar. Aileler davalarının Kandıra’ya kaçırılmasını reddediyor, meclis araştırma komisyonu kurulmasını istiyor ve katliamda sorumluluğu olanların tahliye edilmesine son verilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Aksa Holding’e ait olan Bursagaz’da enerji işçilerinin yetkili sendikası olan Enerji-Sen’i yok sayan ve işçileri işten atan, baskıyla, tehditle sindirmeye çalışan şirkete karşı işçiler sendikalarıyla birlikte mücadele etmeyi sürdürüyor.

Belediye işçileri, işleri ve gasp edilen hakları için çeşitli belediyelerde mücadele etmeye devam ediyor. İBB’de güvenlik soruşturması bahanesiyle işten atılan Ağaç AŞ işçileri Saraçhane’de belediye binası önünde direnişlerini sürdürüyor. Beşiktaş Belediyesinde Turan Çil işi için direnmeye devam ediyor. Şişli’de işten atılan işçilerin mücadelesi uzun yıllara rağmen devam ediyor.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası emekçileri ara verdikleri açlık grevlerinin ardından mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyor.

Nakliyat-İş Sendikasının Tüvtürk Araç Muayene İstasyonlarında başlattığı grev 194 gündür kararlılıkla sürüyor.

Temel Conta işçileri 571 gündür hakları için direniyor.

Gebze’de bulunan Procter and Gamble (P&G) adlı işyerinde işçilerin grevi 53. gününde kazanımla sonuçlandı. İşçiler bu mutluluk verici paylaşımlarında, “Onurla, gururla direnen, tüm süreci kardeş gibi dayanışma içinde geçiren P&G işçilerine, desteklerini esirgemeyen, her sıkıntımızda yanımızda olan sendikamız LASTİK-İŞ SENDİKASI yönetimine, tüm kardeş sendikalara, bizleri yalnız bırakmayan işçi sınıfına, siyasi partilere, değerli basın mensuplarına, tv kanallarına çok teşekkür ediyoruz” dedi.

Şimdi de dünyadaki gelişmelerle devam ediyoruz. ABD ile İran arasında ilan edilen ateşkese rağmen ABD ordusunun İran’a saldırıları ve Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditleri taraflar arasında bir uzlaşmayı zora sokuyor. ABD, İran’ın ateşkesi ihlal ettiği iddiaları ile saldırılarını gerçekleştiriyor. Bu son saldırı Haziran ayında İsviçre’de imzalanan çerçeve anlaşmanın ardından ABD’nin İran’a yönelik gerçekleştirdiği ikinci saldırı oldu. ABD emperyalizmi Ortadoğu’daki enerji koridorları üzerindeki denetimini ve çıkarlarını diplomatik masalar kurarak güvence altına almaya çalışmaktadır. Bu süreç, bölgedeki petrol tekellerinin güvenliği için yürütülen faydacı bir paylaşım savaşı olarak öne çıkmaktadır.

Almanya’nın, Ukrayna’daki savaşı bahane ederek İsrail’den milyarlarca dolarlık bütçeyle satın aldığı Arrow 3 füze savunma sistemi, Avrupa’nın nasıl bir militarizm bataklığına saplandığını kanıtlıyor. Halk yoksullukla mücadele ederken silah şirketlerine milyarlarca dolar aktarılarak NATO’nun güçlendirilmesi, küresel güç savaşlarının faturasını işçilere çıkaran kapitalist sistemin çarpıklığını gösteriyor. NATO 3.0, Avrupa’nın silahlanma ve savaş bütçelerini artırmayı hedefliyor. Trump, kendi sosyal medyası aracılığı ile yaptığı son paylaşımda da Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerini savunmaya ayırdıkları “düşük” bütçeler nedeniyle eleştirdi. Trump, NATO üyesi ülkelerin GSYİH’lerinin yüzde 5’ini bu harcamalara ayırmalarını “emretmişti”.

Pew Research Center’ın 36 ülkede yaptığı küresel anket, ABD’nin dünyadaki “güvenilir ortak” algısının hızla çöktüğünü belgeleyerek emperyalist hegemonyanın iflasını gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin gümrük tarifeleri ve işgal politikaları nedeniyle ankete katılanların %57’si ABD hakkında olumsuz görüş bildirirken, Kanada ve Almanya gibi en yakın müttefiklerinde bile güven oranlarının radikal şekilde çakılması, kapitalist emperyalizmin koruyuculuğunu üstlenen bu suç odağının, artık kendi müttefiklerinin gözünde bile meşruiyetini kaybettiği net bir şekilde gösteriyor.

Soykırımcı İsrail diplomatik manevra olarak Ermeni soykırımını tanıdı. Ermenistan’ın dahi samimiyetsiz bularak mesafeyle karşıladığı bu hamle, İsrail’in kendi suçlarını örtme ve ikiyüzlülük politikasının bir parçasıdır.

UBS’nin Küresel Servet Raporu, dünya genelindeki servetin bir yıl (2025 yılında) içinde %10,8 oranında büyüdüğünü ancak bu zenginliğin sadece bir avuç finans baronunun kasasına aktığını belgeliyor. 100 milyar doları aşan ultra zenginlerin sayısının 19’u bulduğu bu tabloda halk kitlelerinin payının azalması, neo-liberal sömürü düzeninin milyarlarca emekçi için mutlak bir sefalet ürettiğini gösteriyor. Rapora göre küresel özel servetteki artış 2023 ve 2024 yıllarında ise yüzde 4-5 seviyelerinde idi.

Avrupa genelinde faşizmin tırmandığı bir dönemde, Avusturya’nın Graz kentindeki seçimlerden Avusturya Komünist Partisi’nin (KPÖ) oylarını artırarak zaferle çıkması, dünya halklarının alternatifsiz olmadığını müjdeliyor. Elke Kahr öncülüğünde %35,7 oy alan KPÖ, boş liberal vaatler yerine işçi sınıfının barınma ve yaşam hakları için ürettiği somut dayanışma modelleriyle kapitalist piyasa düzenini yerle bir etti. Burjuvazinin merkez sağ temsilcisi ÖVP’nin eridiği, sosyal demokrasinin (SPÖ) %5,6 ile tarihi bir çöküş yaşadığı ve aşırı sağcı FPÖ’nün hayal kırıklığına uğratıldığı bu tablo, halkçı bir programın faşist gericiliğe karşı ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor.

Çin ekonomisi, 2025 yılındaki 735 milyar dolarlık performansının ardından 2026’nın ilk çeyreğinde de 184,3 milyar dolar cari fazla vererek dış ticaretteki güçlü konumunu korudu. Çin Devlet Döviz Takas İdaresi (SAFE) verilerine göre; hizmet sektöründeki 59,6 milyar dolar ve yatırımlardaki 7,4 milyar dolarlık açığa rağmen, mal ticaretinde elde edilen 247,5 milyar dolarlık devasa fazla bu yükselişin ana motoru oldu.

Bölgemiz ve dünya emperyalistler tarafından karanlığa sürüklenirken, bu kötü gidişatın faturası ise emekçilere, ezilenlere kesilmeye çalışılmaktadır. Kötü gidişatın yanında bu süreç öbür yandan da anti-emperyalist duyarlılığı geliştirmektedir. AKP iktidarı emperyalistlerin “öncelikli seçeneği” olmaya çalışırken halkımızın onurunu beş paralık etmektedir. İktidarın 7-8 Temmuz telaşı ve onların karşısındaki mücadele, gerçek halk ve yurt sevgisinin turnusolü olmuştur. Bu ise mücadelede, sosyalist hareketin bağımsızlığında ve bu temeldeki birliğinde ısrarlı davrananların açacağı bir yol olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.