Haftanın özeti: Sağın gelişmesi ve solun görevi

0
476

Ekolojik denge bozuldukça dünyada doğal afetler ile ilgili haberler daha çok görülür oldu. Kasım ayı olmasına karşın kış Avrupaya erken geldi ve birçok ülke karakışa teslim oldu. Geçen haftalarda Akdeniz bölgesi yağmur ve fırtınalara teslim olmuş ve birçok şehir sular altında kalmıştı. Avrupa’nın ardından Türkiye’ye gelen yağışlı hava altyapı sorunu yıllardır çözül(e)meyen bir çok şehri sular altında bıraktı.

Kapitalist aç gözlülük nedeniyle doğayı yok eden sistem ve dere yataklarına yapılan plansız şehirleşme sonucu mal kaybının yanı sıra can kayıpları da devam ediyor. Türkiye’de son bir haftadır etkili olan yağışlar ve fırtına nedeniyle Karadeniz’de birçok noktada seller meydana geldi. Neredeyse her etkili yağışta taşkınlar nedeniyle bozulmaların yaşandığı Karadeniz sahil yolu yine sele teslim oldu. Dev dalgalar 4.2 milyar dolara mal olan yolu adeta yutarken yıllar önce uzmanlar tarafından yapılan uyarıları tekrar akıllara getirdi. TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, yaptıkları her uyarının gerçeğe dönüştüğüne dikkat çekti. “Yağmur suyu ve derelerin denizle buluşmasının kesildiğini” belirten Muhçu, “Karadeniz’in kıyıyla ilişkisi koparıldığı gibi yerleşim yerleri ve deniz arasına da set oluşturuldu. Bu müdahale sonucunda yoğun yağışlı bölgede her yıl sel felaketi yaşanıyor, birçok can kaybına neden oluyor. Buna karşın hâlâ yanlış projeler devam ediyor. Trabzon’da şehir hastanesi ve stat dolgu alanına yapıldı. Benzer bir şekilde Rize-Artvin Havalimanı ve Ordu-Giresun Havalimanı da dolgu alan üzerine inşa edildi. Bu bölgelerde felaketlerle karşılaşabiliriz” ifadelerini kullandı.

Her yıl düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi bu yıl çeşitli ülkelerden 70 binden fazla delegenin katılımı ile Dubai’de başlıyor. Bu yıl zirvede fosil yakıtlardan çıkış ve fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması, Kayıp Zarar Fonu gibi konular üzerinde durulacak. Fosil yakıtlardan çıkışın tartışılacağı toplantının en büyük fosil yakıt ihracatçısı ülkelerden birisi olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Dubai’de olması ise trajikomik bir durum.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması talebiyle açılan davanın 7’nci duruşması Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, TTB’nin Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına karar verdi. TTB, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada, “Siyasi iktidar eliyle egemen kılınmak istenen hukuksuzluk rejimi bir meyvesini daha vermiş; Türk Tabipleri Birliği’ni hedef alan davada, bir yıldan bu yana süregelen hukuksuzluklar silsilesi Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması ile sonuçlanmıştır” dedi.

Tanınmış futbolcuların karıştığı “Yüksek karlı gizli fon” skandalı bir haftadır gündemde. Yüksek kar sözü ile futbolculardan toplanan milyonlarca doların geri verilememesi ile ortaya çıkan skandalda paraları alan DenizBank Florya Şube Müdürü Deniz Seyrek tutuklandı. Kılını bile kıpırdatmadan milyonlarca dolar kazandırmak vaadiyle kurulmuş olan gizli fonun patlaması ardından gazeteciler seferber oldu. Böylece kamuoyunda büyük ilgi yaratıldı. Günden güne artan geçim zorluğu içindeki halk dolar milyoneri futbolcuların gizli fona ne kadar para kaptırdığını izledi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Türkiye’de 2023’te gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) büyümesinin önümüzdeki yıllarda zayıflayacağını duyurdu. Raporda 2023 Türkiye büyüme beklentisi yüzde 4,3’ten yüzde 4,5’e çıkarıdı. 2024 beklentisi yüzde 2,9, 2025 beklentisi yüzde 3,2 oldu. 2023 enflasyon beklentisi yüzde 52,1’den yüzde 52,8’e, 2024 tahmini de yüzde 39,2’den yüzde 47,4’e yükseltildi.

Ekonomik krizin en çok etkilediği ülkelerden Türkiye’de emekçiler baskılara karşın haklarını aramaya devam ediyor.

30 Kasım’da CHP’li belediyeler tarafından işlerinden haksız şekilde çıkarılan Şişli Belediyesi direnişçisi Kakil Yazar, İBB işçisi Tülay Çal ve Ataşehir Belediyesi’nde direnen emekçiler İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Saraçhane’de bulunan binası önünde bir araya geldi. CHP’li belediyelerde sistematik hale gelen emek düşmanı politikalara karşı güçlerini birleştiren işçiler hep birlikte “Belediye işçisi köle değildir” diye haykırdı.

Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi’nde, Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’nda (BİRTEK-SEN) örgütlenen Özak Tekstil işçilerinin direnişe geçmesinin ardından valilik kentte 4 gün süreyle eylem yasağı ilan etti. Yasağı dinlemeyen işçilere Jandarma saldırırken BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen gözaltına alındı. Yaptığı paylaşımda “Valilik kararından sonra işçilere bir açıklama yapmamıza bile izin verilmeden jandarmanın saldırısına uğradık. Zorla yaka paça gözaltına alındım. Özak patronunun emriyle…. Özak direnişine sahip çıkın! Direne direne kazanacağız” diyen Türkmen tüm Türkiye’ye Özak işçilerine sahip çıkma çağrısında bulundu.

Agrobay seracılıkta insanlık dışı koşullarda çalışan, tazminat ve maaş alacakları verilmeden işten atılan işçiler bir binanın çatısına çıkarak “yeter artık” diyerek seslerini duyurmaya çalıştılar. Patron zorbalığına karşı aylardır direnen kadın işçiler polis müdahalesiyle keyfi şekilde gözaltına alındı.

Sputnik önünde direnen basın emekçileri, Corning Kablo işçileri, Aluform Pekintaş işçileri, Urfa Polçak Tüvtürk araç muayene istasyonu işçileri, asgari ücret altında güvencesiz çalışan öğretmenler, norm kadro talebiyle seslerini yükselten belediye işçileri, haklarını alabilmek için sendikalarıyla birlikte patronlara karşı mücadele eden inşaat işçileri ülkemizde öne çıkan işçi direnişlerinin kahramanlardır.

Grevler bir çok Avrupa ülkesinde de yaşanıyor. Almanya Berlin’de 6000 anaokulu öğretmeni ve öğretim görevlisi zam ve daha iyi çalışma koşulları için greve gitti. Devam eden görüşmelerde henüz bir anlaşmaya varılamadı.

Kosova’da itfaiye emekçileri hakları için eylem yaptı. Kosova’nın başkent Priştine’de yüzlerce itfaiye çalışanı, Başbakanlık binası önünde toplandı. İtfaiyeciler eylemde “Hükümet, adaletsizliğin kanun haline gelmesine izin verme!”, “Kosovalı itfaiyeciler adalet istiyor!” yazılı pankartlar taşıdı.

Dünyadan gelişmeler ile devam ediyoruz.

NATO’nun Ukrayna savaşında yaşadığı başarısızlık örgütün dağılması riskini artırırken İsveç’in NATO’ya üyeliğinin yolda olduğu belirtildi. İsveç Dış İşleri Bakanı Thomas Billström, Hakan Fidan’ın kendisine birkaç hafta içinde bu konuyu halledecekleri müjdesi verdiğini söyledi. NATO yanlısı muhalefet partilerinin bu işe dünden razı oldukları biliniyor. ABD ve İngiltere NATO’daki çatlak sesleri İskandinavya ve Baltık ülkeleri yardımıyla bastırmaya çalışıyor. Diğer yandan ise savaşı sürdürmeye çalışan Batılı ülkeler daha çok sayıda Ukrayna askeri eğiteceklerini açıkladılar.

7 Ekim’de HAMAS’ın İsrail’e saldırması ile başlayan savaşta bugüne kadar 6 binden fazlası çocuk 15 bini aşkın kişi hayatını kaybederken İsrail tarafında da ilk saldırıdan bu yana 1500 kişi hayatını kaybetti. İsrail’in sivilleri ve çocukları ayırt etmeden katletmesine batılı devletlerin sessiz ve destekleyici durumda olmasına karşın her hafta yer yer yüz binleri bulan gösteriler düzenlendi. Mısır ve Katar’ın arabulucuğu ile başlatılan ateşkes bugün İsrail tarafından sona erdirildi. Tutsak değişimi sürerken, Hamas abluka ve saldırılar bitmeden rehin tuttukları askerleri serbest bırakmayacaklarını açıkladı.

Hollanda’dan sonra Arjantin’de de seçimleri aşırı sağcı parti kazandı. Avrupa devletlerinin sağcı politikaları tartışılırken halkın da aşırı sağcı partilere verdiği oylardaki artışın gündemde olduğu bir dönemde Arjantinde de aşırı sağın kazanması dünya nereye gidiyor sorusunu akıllara getirdi. AB devletlerinin uyguladığı sağ politikalar, göçmen karşıtı yasalar ve söylemler gerginlikleri beraberinde getiriyor. Geçen haftaki özetimizde İrlanda’dan örnek vermiştik. Bu hafta ise benzer bir duruma Fransa’dan örnek verceğiz. Geçen hafta Fransa’nın Lyon kentinde gençlerin karıştığı bir kavgada 16 yaşında bir Fransız genci hayatını kaybetti. Olay medyaya yabancılar Fransızların eğlencesini bastı ve 1 kişiyi öldürdü diye servis edildi. Arkasından basın ve politikacılar olayı kınadı. Meclis’te 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Ancak bağımsız gazeteciler olayın gençler arasında bir kavga olduğu ve dendiği gibi yabancı kökenlilerin baskın yapmadığını açıkladılar. Bu olaydan sonra aşırı sağcılar göçmenlerin yaşadığı bölgelere gidip saldırı girişiminde bulundu ve sokaklarda Fransızlara «ayağa kalkın ve yabancılara karşı savaşın!» sloganları attılar.

Nobel Barış ödüllü katil Henry Kissinger 100 yaşında öldü. ABD emperyalizminin ileri gelen devlet adamlarından Kissinger 1970’te Vietnam savaşındaki rolüyle tanınıyor. 1963-1975 yılları arasında Vietnam Savaşı’na dahil olan ABD ordusu savaş sırasında işkence, tecavüz, toplu infaz, sivillerin öldürülmesi ve kimyasal silah kullanmak gibi pek çok savaş suçu işledi.

Kissinger Kamboçya’da gizli bombardımanlar ve Vietnam Savaşı, Güney Amerika’daki ölüm saçan askeri rejimlere destek vermek gibi ABD dış politikasının en eleştirilen hamlelerinden bir çoğuna dahil olmuştu. ABD’nin en uzun dönem dışişleri bakanlığını ve birçok başkana danışmalık yapan Henry Kissinger’a Vietnam savaşının bitirilmesi sürecinde görev alması nedeniyle verilen Nobel Barış Ödülü tartışmalara sebep olmuştu. Batılı emperyalistlerin dağıttığı Barış Ödülü’nün 1973 yılında hem Kissinger’a hem de Kuzey Vietnam adına ABD ile görüşmelerinde baş müzakereci olmuş Le Duc Tho’ya verilmesi kararlaştırılmıştı. Le Duc Tho ödülü almayı reddetmişti.

Kapitalist sistemin giderek daha baskıcı rejimlere dönüşmesi devam ediyor. Ukrayna savaşı gibi İsrail-Filistin savaşının da dünyada faşist eğilimleri geliştirdiği görülüyor. Trump’ın seçimleri kazanma şansı artıyor. Hindistan’da muhalefet üzerindeki baskıları artıran Modi bir yandan da Müslümanlar hakkında soykırımcı bir söylem kullanıyor. İsrail’de Netanyahu-Gir-Smotrich yönetimi Gazze’de soykırıma devam ediyor. Arjantin’de seçimleri kazanan Milei, sosyal hakları ortadan kaldırmayı ve organ ticaretini serbest bırakmayı vadediyor. Hollanda’da Müslüman düşmanı ve ırkçı Wilders, eğer yeni hükümeti kurabilirse, Kuranı ve Müslüman kültürünü yasaklamayı vadediyor. Almanya’da sosyal demokrat partinin oy oranı Yeşillerin de altına düşerken ırkçı parti gelişmesini sürdürüyor. Irkçı ve faşist partiler diğer ülkelerde de yükseliş içindeler. ABD’nin batılı ülkelerdeki baskın egemenliği devam ediyor. Hükümetlerin aldığı anti-demokratik kararlar tartışılamıyor. Batıda medya tamamıyla kontrol altında ve aksi söylemlerde bulunan gazeteciler, sanatçılar ve politikacılar linç kampanyasına uğruyor. Sosyal demokrasi dünya genelinde ağır bir çöküş yaşıyor. Halkların bu emperyalist boyunduruğa karşı çıkabilmesi için sosyalist solun yeniden ayağa kalkması gerekir. Türkiye solu bu süreçte etkili bir ortak mücadele örgütleyebilirse hem bölgemizde hem de dünyada gidişin ezilenlerin lehine değiştirilmesine büyük bir katkıda bulunacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.