Haftanın Özeti: AKP Saldırıda, Sosyalist Sol İki Yanlış Kutup Etrafında 

0
73

AKP bir yandan CHP’li belediyelere saldırılarını artırırken öbür yandan da Kürt hareketi ile beraber “demokratikleşme” sürecine devam ediyor. Yeni çözüm sürecinde geliştirilmesi beklenen “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan yasal adımlarla ilgili gelişmenin gelecek haftaya kaldığı belirtiliyor. Dünyada ise İran’a dönük saldırıların tırmandırılması öne çıkan gündem. 

Türkiye 

Özgür Özel liderliğindeki 91 milletvekili, CHP’den istifa ederek Yeni Parti’yi kurdu. Özel, Hacı Bayram-ı Veli Camisinde namazını kıldı, ardından ise Anadolu Kulübü’nde Kurucular Kurulu ile bir araya gelerek “oy birliği” ile Genel Başkan seçildi. Mevcut değişiklik ile Meclis’teki dengeler de değişti. Yeni Parti ana muhalefet partisi olurken, CHP ise beşinci sıraya geriledi. Özel, 200’den fazla belediyenin CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçeceğini belirtti, istifalar ve geçişler başladı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın Yeni Parti’ye geçmemeleri ise dikkat çekti. Özgür Özel, “Kimse Mansur Yavaş’a butlancı demesin” dedi. Zeydan Karalar’a ise büyük baskılar yapıldığını, tehdit edildiğini söyledi. CHP’de hangi belediye başkanı tehdit edilmiyor ki?, sorusu akla geliyor. 

AKP, CHP’li belediyelere saldırılarına devam ediyor. Geçtiğimiz hafta gözaltına alınarak tutuklanan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırıldı. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da 6 kişi ile birlikte gözaltına alındı. Ardından bir operasyon da Ankara Etimesgut Belediyesi’ne yapıldı. Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun da aralarında bulunduğu 55 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Erdal Beşikçioğlu da daha önce yaptığı açıklamada CHP içerisindeki saflaşmada taraf olmadığını belirtmiş, Yeni Parti’ye geçmeyen isimler arasında yer almıştı. Bu sırada Sinem Dedetaş’ın gözaltına alınmasına karşı da Üsküdar’da Yeni parti öncülüğünde bir eylem gerçekleştirildi. 

Özgür Özel’in bir camide abdest alırken çekilen görüntülerinin paylaşıma sokulması, birçokları tarafından tepki çekti. Gelen eleştiriler, dinin siyasete alet edilmesi kapsamında idi. TV100’de yayımlanan bir programda konuyu değerlendiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Ben Özgür Özel ile 3 yıl milletvekilliği yaptım, bir gün camiye gittiğini görmedim” dedi. Özgür Özel tarafı ise görüntülerin 3 Temmuz’da, Özgür Özel’in Kastamonu programı sırasında bir vatandaş tarafından çekildiğini ve paylaşıldığını, Özel’in bu paylaşımla ilgisinin olmadığını belirtti. Geçen hafta özetimizde, “CHP sağa yönelerek büyümeyi amaçlarken bölündü” başlığını kullanmıştık. Gelişmeler, yorumumuzu doğrulamaktadır. AKP, CHP içerisindeki sevgisizliği, rekabeti ve bireycilikleri kullanarak onu bölebilmeyi başardı. 

Bir sorun da sosyalist hareketin bir kısmının bu rekabette saflaşması meselesi. ODAK, daha önce çok kez sosyalist hareketin bağımsız birliğine dikkat çekmiş, bu birlik sağlanmadan dışındaki güçlerle girilecek ilişkilerin “yedeklenmeye” dahi varabileceğini belirtmişti. Sosyalist sol, elbette AKP’nin saldırılarına karşı sokakta halk kitleleri temas kurabilmek için çabalayacaktır. Ancak bu, CHP ya da şimdilerde Yeni Parti ile yan yana gelmeyi, sol güçlerle yan yana gelmekten daha fazla önemsemeye kadar varmaktadır. Örneğin Sol Parti’den arkadaşlarımızın “Yan Yana” ismini koydukları kampanya incelenir ise bu görülecektir. Daha önce Birleşik Haziran Hareketi çatısı altında yan yana geldiğimiz bu arkadaşlarımızın “birleşik muhalefet” iddiası ile Yeni Parti ile yan yana gelmesini abartılı buluyoruz. 

Geride bıraktığımız hafta bir önemli gündem de CHP’nin İstanbul Sarıyer’de gerçekleştirdiği “yeni üye toplantısına” figüranların getirildiği iddiası idi. Olayı BirGün’den Ebru Çelik ortaya çıkardı. Çelik figüranların arasına karıştı, yaşadıklarını haberleştirdi. İddia üzerine Gürsel Tekin, olayı yalanlayıcı ve Ebru Çelik’e hakaretlerin de yer aldığı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya “figüran” olarak katıldığını belirten Sezer Çakmak’ın ANF’den Zeynep Kuray’a verdiği röportaj da olayın doğruluğuna dair iddiaları güçlendirdi. Aktarılanlara göre yaklaşık 900 kişi kapasiteli salona 300’e yakın insan “cast ajansı” aracılığı ile 950 TL ücretle çağrılmıştı. Konu yargıya taşındı. BirGün’den Ebru Çelik, Uğur Koç ve Berkant Gültekin savcılık tarafından ifadeye çağrıldı. 

Siyaseten bir önemli gelişme de Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun parti siyasetinden çekildiği ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırdıkları kararı idi. Gelecek’in, Yeniden Refah ve Saadet Partisi ile birleşme görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması ile böyle bir karar aldığı belirtiliyor. 2023 seçimlerinde CHP tarafından kurulan 6’lı Masa’nın bileşenlerinden Gelecek Partisi’nin 10 milletvekili olmuş, süre içerisinde bu 10 milletvekilinin 4’ü AKP’ye geçmiş, 2’si ise Gelecek’ten istifa ederek yollarına bağımsız şekilde yürümeye karar vermişti. Gelecek Partisi şu anda Saadet Partisi ve DEVA ile birlikte mecliste “Yeni Yol” grubunu oluşturmaktadır. Davutoğlu yaptığı açıklamada “kirlenmiş siyaset”ten, “otoriterleşme”den vb. söz etti. Hatırlayalım, Dışişleri Bakanı ve Başbakan olduğu dönemlerde IŞİD, şimdilerde siyaseti “kirli” bulan Davutoğlu tarafından “öfkeliler” olarak adlandırılmış, Türkiye oldukça karanlık bir süreçten geçmiş, bu süreçte de Erdoğan’ın “tek adam” olmasını sağlayacak onca gelişme yaşanmıştı. 

AKP muhalefete saldırmaya devam ederken Türkiye’de konuşulan bir önemli gündem de yeni çözüm süreci. Bu süreç kapsamında çıkarılması beklenen “çerçeve yasa”nın içerisinde bulunduğumuz bu haftada TBMM Başkanlığı’na sunulması bekleniyordu ancak 8-10 maddeden oluşacağı belirtilen bu çerçeve yasanın haftaya kaldığı ifade edildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, meclisteki siyasi partilerle yapılan görüşmeler neticesinde bu yasanın meclis tatile girmeden çıkarılması yönünde bir ön mutabakat oluştuğunu belirtti. Kulis bilgilerine göre yasa yürürlüğe girdikten sonra bu çözüm süreci bir “hukuki koordinasyon” ile yürütülecek. Koordinasyona bağlı sürece katkı sağlayacak kişi ve kurumlardan alt komisyonlar oluşturulacak. Yasa taslak metni herhangi bir kişi ya da grubu dışlayacak şekilde oluşturulmuyor. Meclis Genel Kurulu 1 Temmuz’da tatile girmesi beklenen meclisi kapatmamış, çalışma sürecini uzatmıştı. Yasanın haftaya meclise gelmesi, Genel Kurul’da onaylanması, ardından meclisin tatile girmesi ve 1 Ekim itibariyle yeni yasama yılında tartışmaların devam etmesi bekleniyor. 

Öcalan ile geçtiğimiz hafta yapılan son görüşme ardından DEM tarafının yaptığı açıklamada Öcalan’ın 27 Şubat tarihli çağrısına bağlı kaldığı aktarılmış, “Kürt-Türk tarihsel ittifakını” yeniden vurguladığı belirtilmişti. Süreç içerisinde pazarlıkların devam ettiği belirtiliyor. Kendisini bir süre önce fesheden PKK ise, “Hareket Yönetimi” sıfatıyla yaptığı son açıklamasında, “yasayı görmeden atılacak adımları belirlememiz mümkün değil” mesajını verdi. Türkiye’deki bu çözüm sürecinin, Ortadoğu’daki gelişmelerle, İsrail ve ABD planları ile doğrudan ilgisi bulunduğunu daha önce de ifade etmiştik. 

Öcalan daha önceki çeşitli söylemlerinde de “darbe mekaniği” ifadelerini ileri sürmüş, Türkiye’nin “demokratikleşmesi gerektiğine” dikkat çekmiş, bu sürecin gerçekleşmemesi halinde “darbe mekaniğinin” yeniden gündeme geleceğini eklemişti. Bu söylem 2005 süreci sonrasında gündeme gelen “vesayet rejimi” tartışmalarına da benzemektedir. O dönem Cemaat ve liberaller tarafından da tekrarlanan “demokratikleşme” manipülasyonu ile tasfiye edilen ulusalcı güçlerin yerine AKP’nin iktidarı perçinleniyordu. Kürt ulusal hareketi o “demokratikleşme” söyleminin ardında kendisine alan açmaya gayret ediyordu. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki BOP planlarında da benzer şekilde yürütüldü. “Diktatörlükler” yıkıldı, “demokrasiler” inşa edildi! 

Aniden çözümlenen Gülistan Doku cinayeti, Selahattin Demirtaş’ın şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in babası ve amcası ile görüşmesi, Diyarbakır’da öldürülen Narin Güran’ın babası ile görüşme planlanması, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Çetin Emeç dosyalarının yeniden incelenmeye alındığına dair açıklaması ve Sırrı Sakık’ın Akın Gürlek’e yaptığı ziyaret ile faili meçhul dosyaların yeniden gündeme alınacağına dair görüşme yaptıklarını açıklaması vb… Adalet arayan ailelerin içini ferahlatacak gelişmelerin öneminin elbette farkındayız ancak bu sürecin AKP açısından ne gibi amaçlarla değerlendirildiği de dikkat edilmesi gereken bir konudur. İktidarın 20 yıldan fazladır her “demokratikleşme” hamlesinin halklara sonuçta nasıl zulüm getirdiği ortadadır. 

Emek Alanı

Yeni istatistiklere göre açlık ve yoksulluk sınırı rakamları hızla artıyor. Türk-İş Sendikası’nın yeni açıkladığı rakamlara göre açlık sınırı 36.940 TL olurken, yoksulluk sınırı 120.325 TL’ye yükseldi. Bekar bir çalışanın aylık geçim maliyeti ise 47.758 TL’ye ulaştı. Asgari ücret ile yoksulluk sınırı arasındaki fark ise 9 bin TL’lere kadar ulaştı.  

DİSK Araştırma Merkezi’nin Sendikal Haklar Raporu’na göre her 100 işçiden sadece 13’ü sendikalaşabilirken, özel sektörde sendikalaşma oranı yüzde 5,7 seviyesinde kaldı. Rapora göre her 100 kadın işçiden yalnızca 9’u sendikaya üye durumunda. Her 100 kayıtlı genç işçinin yalnızca 6’sı sendikalaşabiliyor. Her 4 sendikadan 3’ü işkolu barajının altında kalıyor. Her 100 özel sektör işçisinden 96’sı toplu iş sözleşmesinden mahrum bırakılıyor. Her 4 sendika üyesinin 1’i (628 bini aşkın işçi) toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kalmış halde. Grev sayısı, greve katılan işçi sayısı ve grevde geçen işgünü sayısı ise en dip seviyelere kadar düşmüş durumda ve 1980 yılında greve çıkan işçi sayısı 70 binin üzerindeyken AKP döneminde greve çıkabilen işçi sayısı 4 bin 669 seviyesine kadar gerilemiş durumda. 

Milli Eğitim Bakanlığı, çocuk işçi cinayetleri hakkında Meclis’te verilen soru önergesine cevap olarak 2016 yılından bu yana sadece 13 çocuğun çalışırken iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirterek gerçekliği çarpıttı. İSİG Meclisi’nin verilerine göre sadece 2023 yılından bugüne kadar 20 çocuk işçinin MESEM projesi nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. 

Türk Maden-İş üyesi Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’da Yıldızlar SSS Holdinge karşı mücadelesi sürerken dün işçiler holding önünde kendilerini zincirledikleri gerekçesiyle polis tarafından şiddete uğrayarak gözaltına alındılar. İşçi düşmanlığıyla anılan şirket yaklaşık 580 işçinin kıdem tazminatını ödemedi ve birçok işçinin maaş, mesai ve diğer alacaklarını gasp etti.

Nakliyat-İş Sendikası’nın Çayırova’da bulunan Hödlmayr Lojistik’te başlattığı grev 2. gününde devam ediyor.  

Yine Nakliyat-İş Sendikası’nın Tüvtürk Araç Muayene İstasyonlarında işçi ve sendika düşmanlığına karşı başlattığı direniş sürüyor. 

Aksa Holding bünyesinde bulunan Bursagaz’da emek ve sendika düşmanlığına karşı Enerji-Sen’in başlattığı direniş 52 gündür kararlılıkla devam ediyor. 

İBB’de Ağaç A.Ş. işçilerinin güvenlik soruşturması bahanesiyle işten çıkarmalara karşı başlattığı direniş sürüyor. İşçiler sendikalarıyla ve dernekleriyle birlikte seslerini duyurmak amacıyla birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdiler fakat bu zorbalıktan sorumlu tutulan belediye yöneticileri geri adım atmamış durumdalar.  

Van Büyükşehir Belediyesi’nde kayyum belediye yönetimi tarafından işten atılan 223 belediye emekçisi dün kalabalık bir eylem gerçekleştirerek Musa Anter Barış Parkı’na kadar yürüdüler. 

Temel Conta işçileri uzun süredir devam eden grevlerini sonlandırarak 600 güne yaklaşan direnişlerini hukuki mücadeleyle sürdüreceklerini açıkladılar. İşçiler mücadelelerinin hem kamuoyu hem de sendika genel merkezi tarafından yeterince sahiplenmediğinden rahatsızlık duymuşlardı.

Dünyadan Gelişmeler

Trump 7-8 Temmuz’da Türkiye’de NATO Zirvesinde iken İran ile ateşkesin sona erdiğini belirtmiş, ardından saldırıların yoğunlaştırılacağını belirtmişti. Ukrayna, Hazar Denizi’nde İran’a ait bir ticaret gemisini vurdu, saldırıda bir denizci yaşamını yitirdi. İran, bu saldırıyı şiddetle kınadı ve saldırının kaynağı olarak İsrail ve ABD’yi işaret etti. İran tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’in kendilerine dönük saldırılarına ek olarak Batı’nın da bu savaşa doğrudan çekilmeye çalışıldığı vurgusu yapıldı. 

ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırıları ve ekonomik yaptırımları son günlerde eş zamanlı olarak genişletildi. Önce Washington yönetimi, Çinli şirketleri de kapsayacak şekilde yaptırım ablukasını derinleştirerek İran’ın enerji ihracatını ve uluslararası ticaret kanallarını hedef aldı. Ardından İran, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiği ve Ürdün’deki ABD askeri varlığına yönelik misillemelerle karşılık verdi. Gerilimin tırmanması üzerine ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın güneyindeki askeri hedeflere yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurdu; Bender Abbas, Ebu Musa, Kiş, Keşm ve Abadan gibi stratejik noktalarda patlama sesleri duyuldu. İfade edilene göre yaptırım kapsamına alınan Çin, Hong Kong ve Marshall Adaları merkezli 8 şirket, İran ham petrolü ve petrokimya ürünleri taşınmasında rol oynuyor. 

Ortaya çıkan tablo, yalnızca iki devlet arasındaki bir askeri gerilimden ibaret değil; bölgeyi ekonomik yaptırımlar, askeri baskı ve deniz ticaret yollarının denetimi üzerinden yeniden şekillendirme girişimi olarak değerlendiriliyor. Emperyalist müdahalelerin yaptırım, kuşatma ve doğrudan askeri operasyonlarla sürdürülmesi, Ortadoğu halklarını daha büyük bir savaş ve istikrarsızlık riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Süreç emperyalistler tarafından, Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in “tam hakimiyet” sağlayacağı bir duruma yönlendirilmeye çalışılsa da İran’ın direnişi bu planları tersine çevirmiş ve emperyalizme karşı direnen ezilen halklara umut aşılamıştır. 

ABD dünyanın dört bir yanında saldırılarını sürdürüyor. Küba hükümeti, ABD’nin uzun yıllardır sürdürdüğü ekonomik ambargonun daha da ağırlaşması nedeniyle gıda, ilaç, enerji ve su altyapısı için yasal yollarla satın alınan yükleri taşıyan 7 binden fazla konteynerin uluslararası limanlarda bloke edildiğini açıkladı. Havana yönetimi, yaptırımların Küba halkını hedef alan bir “toplu cezalandırma” politikasına dönüştüğünü belirtti. Temel ihtiyaç malzemelerinin ülkeye ulaştırılmasının engellenmesinin ekonomik krizi ve insani sorunları daha da derinleştirdiği de eklendi. ABD çok uzun zamandan beri karşısında duran ülkeleri ekonomik açıdan istikrarsızlaştırmakta, ardından ise saldırılarını artırmaktadır. Suriye’de “Sezar Yasaları” bunun açık örneklerindendir. 

ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’ta Haşdi Şabi mevzilerine yönelik ortak hava saldırıları dikkat çekiciydi. Emperyalistler uzun zamandır Haşdi Şabi’nin “silah bırakması” yoluyla zararsız hale getirilmesi planını benimsiyor. Bağdat, Ninova, Basra, Kerkük ve Diyala dahil birçok noktayı hedef alan saldırılarda çok sayıda Haşdi Şabi mensubu yaşamını yitirirken veya yaralanırken, yaralıların bir kısmı İran’a sevk edildi. Saldırıların ardından Haşdi Şabi bünyesindeki bazı gruplar, silah bırakma ya da tasfiye yönündeki çağrıları reddederek direnişi sürdüreceklerini açıkladı. Irak yönetimi ise operasyonları ülkenin egemenliğine yönelik açık bir ihlal olarak nitelendirdi. Bugün Haşdi Şabi, Ortadoğu’da önemli bir anti-emperyalist güç olarak bulunmaktadır. Aynı zamanda bu güç IŞİD’e karşı verdiği mücadele ile de öne çıkmıştı. Batılı emperyalistlerin bu mücadeleyi görmezden gelirken neden yalnızca SDG’yi parlattığı ise anti-emperyalist güçler açısından ayrıca düşünülmelidir. 

“Nikaragua’da seçimler yasaklandı” haberi geride bıraktığımız haftada sosyal medyada oldukça yüksek oranda paylaşılan haberler arasında yer aldı. Özellikle BBC gibi İngiltere ve ABD merkezli haber kuruluşları, Daniel Ortega’nın 19 Temmuz’daki bir konuşmasını maksatlı şekilde kesmiş, “ABD’de bir daha seçim olmayacağı” ifadesini öne çıkararak manipülasyon yapmaya çalışmıştı. Halbuki Ortega, “ABD destekli muhalefetin bir daha iktidara gelemeyeceğini” belirtiyordu. “Nikaragua’da seçimler yasaklandı” söylemi ile yayınlan haberlerin sol fikre yakın kişiler tarafından bu denli sık paylaşılıyor olması, solun emperyalistler tarafından nasıl kolayca manipüle edilebildiği üzerine düşünmemizi gerektiren bir durumdur. 

Sonuç

Biri Kürt ulusal hareketi diğeri ise CHP yörüngesindeki iki tutum Türkiye soluna zarar veriyor. Solun bağımsızlığını savunan devrimci güçlerin yakınlaşması gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.