Küresel finans sisteminin derinleştirdiği yoksulluk batıda kitlesel protestoları tetiklerken, Türkiye’de de işçiler hak arayışlarını sürdürüyor. Halk açlık sınırında hayatta kalmaya çalışırken; iktidarın muhalif gazetecileri tutuklaması ve gençlik hareketlerini baskılaması tepki yaratıyor. Ekonomik çöküşün üstünü savaş sanayisi başarılarıyla örtmek isteyen hükümet, emperyalist güçlerin oyunlarıyla Türkiye’yi Yemen’de yeni bir askeri cephenin eşiğine getiriyor. Muhalefet ülkenin bu bataklığa sürüklenmesine karşı çıkarken, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı tehditleri tüm Ortadoğu’yu patlamaya hazır bir bomba haline getiriyor. Eş zamanlı olarak Ukrayna’daki NATO-Rusya savaşı da kritik Starlink istasyonlarına düzenlenen taşeron sabotajlarla yeni bir boyuta evriliyor. Dünyayı sarsan bu çalkantıların gölgesinde, haftalık özetimize ülkemizden başlıyoruz.
Türkiye
Muhalefeti sistematik baskılarla dağıtmaya çalışan iktidar hafta boyunca muhalif basın, belediyeler ve siyasetçiler üzerinde yoğunlaşmaya devam etti. YENİ Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün oğlu Ömer Sarıgül ile eski eşi Aylin Kotil mali soruşturma (kara para aklama) nedeniyle gözaltına alındı ve her ikisi de sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. Mustafa Sarıgül’ün diğer oğlu Emir Sarıgül de aynı gerekçeyle yürütülen soruşturmada daha sonra emniyete gelerek teslim oldu ve o da tutuklandı. Onlar TV’de yayın yapan Murat Ağırel “Sarıgül ailesine yönelik yürütülen kara para aklama soruşturması” kapsamında (örgüte yardım iddiasıyla) 19 Ekim’de tutuklandı.
BirGün gazetesinden Zafer Arapkirli hakkında fon skandalı üzerine yorumları nedeniyle AKP tarafından partinin kurumsal itibarına saldırı iddiasıyla 600 bin TL’lik tazminat davası açıldı. BirGün gazetesi yazarlarından İsmail Arı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla 21 Ekim’de tutuklandı. Arı’yı Eski değil, soruşturmanın açıldığı dönemdeki veya şikayet tarihindeki RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin şikayet etmişti. Üç haftadır cezaevinde tutulan bağımsız muhalif gazeteci Fatih Ergin hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.
Basın üzerine artan baskılara karşı Türkiye genelindeki basın meslek örgütleri 24 Ekim Cumartesi günü 10 büyük kentte “Sansüre hayır, habere özgürlük” eylemleri düzenleme kararı aldı.
Muhalif belediyelere baskılar sürdü. 19 Ekim 2026 tarihinde Adana’da CHP’den istifa ederek YENİ Parti’ye geçen Çukurova Belediyesi’ne yönelik baskında aralarında Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın da bulunduğu 44 kişi gözaltına alındı ve sevk edildikleri mahkemece tutuklandılar. Sanıklar yolsuzluk (ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük) yapmakla suçlanıyorlar. Esenyurt Belediyesi’nde kayyum olarak görev yapan Can Aksoy, yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinde yolsuzluk operasyonuyla büyük miktarda döviz bulunup tutuklanmasının ardından görevden alındı. Yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan yeni kayyum olarak atandı.
21 Ekim 2026’da görülen CHP Kurultayı Ceza Davası’nda savcı, AKP’ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında beraat isterken, Ekrem İmamoğlu dahil 9 sanık hakkında ceza (hapis) istedi. Bilindiği gibi yüzlerce ve binlerce devrimci hiçbir yüz kızartıcı suç işlemedikleri halde yıllarca hatta on yıllarca hapiste tutuluyor. Böylece burjuva muhalif gazeteci, yerel yönetici ya da siyasetçi olmanın bile bedeli bulunduğu netleşmektedir.
Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal skandallarından biri olarak adlandırılan ve 800 milyar liralık boyutuyla gündemdeki yerini koruyan “Fon Krizi”nde yeni gelişmeler yaşanıyor. Kriz kapsamında, Türkiye Sigorta’nın Tera grubuna ait fonlara yatırım yapmasını sağlayarak elden 1 milyon dolar rüşvet aldığı ileri sürülen ve geçen hafta istifa eden eski Genel Müdür Taha Çakmak yeniden gözaltına alındı. Skandalın Türkiye Diyanet Vakfı boyutunda ise Gazze ve Filistin için toplanan paraların fonlarda değerlendirildiği iddiaları önce reddedilmiş, ardından 12punto yayın organı vakfa ait 715 milyon lira değerinde fon payı olduğunu ortaya çıkarmıştı. Sözcü gazetesinin haberine göre bu gelişmenin ardından Vakıf Genel Müdürü İzani Turan ve iki yardımcısı görevden alındı.
İktidar gençliği mücadeleden uzak tutmak amacıyla gençlerin ailelerine baskılarda bulunuyor. DGB adlı gençlik örgütü bu hafta konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyerek aşağıdaki bilgileri verdi:
“TEM bilgilendirme ve önleme bürosu” özel numaradan gençleri ve ailelerini arıyor.
Ailelere “Çocuğunuz yanlış çevrelerde takılıyor, yanlış işler yapıyor, teröre bulaşıyor” denilip Vatan Caddesi’ndeki polis merkezine görüşmeye çağrılıyor. Onlara “Çocuğunuzun kimlerle görüştüğüne dikkat edin, bize bildirin” deniliyor. Ailelerin çalıştıkları işler kullanılarak tehdit ve şantaj yapılıyor.
Bu uygulama ailelerin eğitiminin önemine işaret ediyor. Her genç kendi ailesiyle ilişkisini bu anlamda mücadeleye uygun hale getirmelidir. Devrimci hareketlerin de gençlerin devrimci mücadeleyi bahane ederek yani kötüye kullanarak okullarını ya da işlerini ihmal etmelerine engel olması gerekiyor. Mücadele elbette fedakarlık ister ve devrimci mücadele önceliklidir. Ancak devrimciler okulları ve işleriyle devrimci çalışmayı mümkün olan en iyi şekilde birleştirmelidirler.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı açıklamada eğildiği konular da dikkat çekici idi. Yeni çözüm süreci üzerine duran Bahçeli, Türkiye ile bölgedeki gelişmelerin de birbirinden ayrılamayacağını aktararak Suriye’deki entegrasyon sürecine gönderme yapıp İran’daki PKK kolu PJAK’a silah bırakma çağrısı yaptı. Fransa’daki gençlik eylemleri hakkında da konuşan Bahçeli, ülkemiz gençliğine ise “bu eylemlere özenmeme” çağrısında bulundu. Fransa’da gençlik ve halk, on yıllardır yoksullaştırıldıkları ve geleceksizleştirildikleri için mevcut duruma karşı baş kaldırıyor. Bahçeli bir yandan ülkemiz gençliğini adaletsizliğe karşı başkaldırmama konusunda “uyarırken”, öte yandan ise Mekke İttifakı’na destek olup, Yemen’de ABD, İsrail ve onların işbirlikçisi Suudi güçlerine karşı mücadele eden Husilere tehditler savuruyor; Türkiye’nin Mekke İttifakı’na bağlı kalarak bu sürece müdahil olmasını belirtiyor. İşin özü gençliğin ülkesi ve geleceği için mücadele etmesine dair “uyarılar” yapan Bahçeli aynı gençliğin ABD ve İsrail için ölmesi ve öldürmesinin propagandasını yapıyor.
Emek Gündemi
Ankara Sincan’da bulunan Ulusoy Bakır fabrikasında, Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan işçilerin sendikalarıyla birlikte başlattıkları direniş, 12 gündür kararlılıkla devam ediyor. İşçiler, işten çıkarılan emekçilerin işe iade edilmesini, sendikal haklarına saygı gösterilmesini ve toplu sözleşme sürecinin bir an önce başlatılmasını talep ediyor.
Birleşik Metal-İş Sendikası öncülüğünde devam eden Panelsan direnişi, 82 gündür kararlılıkla sürüyor.
İzmir Aliağa’da bulunan Smart Solar fabrikasında, Enerji-Sen öncülüğünde direnen işçiler, 17 gündür kararlılıkla mücadele ediyor. Enerji-Sen ve Birleşik Metal-İş Sendikası, 25 Ekim Pazar günü saat 15.00’te İzmir Karşıyaka İskelesi’nde bir açıklama yaparak işçi ve sendika düşmanlığına karşı bir araya gelecek.
Bu hafta 63 kurum, ortak bir metin yayımlayarak Smart Solar işçilerinin yanında olduklarını belirtti.
DİSK Basın-İş Sendikası, tutuklu basın emekçileri (gazeteciler) için bir çağrı yaparak 24 Ekim’de Ankara, İstanbul, Diyarbakır, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, Kocaeli ve Van’da sokağa çıkılacağını duyurdu. “Sansüre hayır, habere özgürlük” vurgusuyla basın açıklamaları gerçekleştirilecek.
İnşaat-İş Sendikası üyesi işçilerin Silivri’deki Berluna Vista Villaları şantiyesi önünde başlattığı direniş, 6 gündür devam ediyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde modüler tuvaletlerin temizliğinde çalışan işçilere belediye bünyesine alınacakları sözü verilmesine rağmen işçiler, taşeron düzeninde çalışmaya devam ediyor. Belediye emekçileri 67 gündür hakları için direniyor.
Haksız şekilde hapsedilen Limter-İş Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Hessass, 22 Ekim Perşembe günü görülen duruşmada tahliye oldu. 17 Ekim’de ise Yapı Yol-İş Sendikası yöneticisi Ergül Çiçekler özgürlüğüne kavuşmuştu.
Emek alanında mücadele veren 11 sendika, bir çağrı yayımlayarak 29 Kasım Pazar günü “Yoksulluğa ve yolsuzluğa karşı umut işçilerde, geliyoruz” şiarıyla Kartal Meydanı’nda bir buluşma gerçekleştireceklerini duyurdu.
Nakliyat-İş Sendikası üyesi işçilerin TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarındaki direnişi, 303 gündür kararlılıkla sürüyor.
İstanbul İkitelli’de bulunan, Xiaomi ve Dreame’ye hizmet veren Maitrox’un deposunda çalışan işçiler, yürüttükleri mücadeleyi kazanarak toplu sözleşmelerini imzaladılar. Patronların Ensesindeyiz’in paylaştığı bilgilere göre işçilerin aylık ücretleri iki katına çıktı, yemek ücretleri üç katına yükseldi ve haftalık çalışma süresi 40 saate düşürüldü.
Dünya
Küresel çapta yayılan hayat pahalılığı ve hükümet politikalarına karşı sokaklara dökülen kitlelerin eylemleri tırmanırken, İtalya ve Arnavutluk gibi ülkelerde asayiş önlemleri ve şiddetli çatışmalar en üst seviyeye ulaştı. İtalya’nın Milano kentinde geçim krizi protestolarının yağma ve çatışmalara dönüşmesi üzerine hükümet 500 askeri sokağa indirme kararı alırken, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da ise ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in tartışmalı lüks sahil projesine yönelik haftalardır süren öfke patlama noktasına geldi ve eylemciler Yüksek Mahkeme binasını ateşe verdi. Fransa, Belçika, Yunanistan, Şili, Arjantin, Endonezya ve Hindistan gibi pek çok ülkede öğretmenlerin, öğrencilerin ve sendikaların öncülük ettiği bu gösterileri “kriminal vakalar” olarak yansıtan burjuva medyası ile paralel şekilde konuşan ABD Başkanı Trump ise olaylardan göçmenleri sorumlu tutarak “Bu ülkeleri ve binaları sevmeyen kötü insanlar yapıyor, sınırları kapatın” açıklamasında bulundu.
Ekonomik çöküşün eşiğindeki toplumlarda körüklenen bu kitlesel öfkenin merkezinde, Z kuşağının derin gelecek kaygısı ve neoliberal kemer sıkma politikalarının yarattığı geçim krizi yer alıyor. Çift maaş giren hanelerde bile ev ve araba almanın tamamen imkansız hale gelmesi, genç nesillerin yarınlara dair umutlarını elinden alırken; küresel finans sisteminin merkez üssü olan ABD nüfusunun %44’ü de temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını ve geçinemediğini beyan ediyor. Batılı hükümetler sosyal yardımları artırmak yerine orduyu devreye sokup yasal cezaları ağırlaştırırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres dahi artan gıda ve yakıt baskılarına dikkat çekerek dünya genelindeki sokak protestoları ile küresel çalkantılar arasındaki bağın koparılamaz olduğunu vurguluyor.
Suudi Arabistan ve Pakistan ile yapılan Mekke Anlaşması parlamento önüne geldi. Anlaşma, askerdeki gençlerimizi ABD, İsrail ve Suudi Krallığının çıkarları doğrultusunda Yemen’e sürme potansiyeli taşıyor. Bu tehlikeye karşı sol güçler eylemler yapıyor.
Mekke Anlaşmasına paralel bir anlaşma da Bedir Anlaşması adıyla yapıldı. 21 Ekim 2026 Çarşamba günü askeri sanayi alanında ortaklığı hedefleyen çok taraflı bir anlaşma olan Bedir Mutabakat Zaptı Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında Katar’ın başkenti Doha’da imzalandı. Anlaşma; askeri üretimde işbirliğinin teşvik edilmesini, teknik bilgi ve tecrübe paylaşımının geliştirilmesini, araştırma ve geliştirme kapasitesinin artırılmasını ve askeri sanayi alanını geliştirmeyi hedefliyor.
AKP iktidarı burjuvazi adına bir adım daha atarak, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi’nin de (Halife Hafter kontrolündeki meclis) onayıyla, 2019 yılında yapılmış olan Deniz Yetki Alanları Anlaşmasını tüm Libya sathında meşrulaştırdı. Libya Meclisi kararı onayladı. Karar, Türkiye ile Libya’yı kıyıdaş ülkeler ilan ediyor ve aralarında Akdeniz’de bir deniz sınırı hattı çizdiklerini dünyaya ilan ediyor. Anlaşma, her iki ülkenin belirlenen sınır içerisindeki hidrokarbon (petrol ve doğal gaz) gibi doğal kaynakları arama, çıkarma ve işletme haklarını koruma altına alma anlamına geliyor. Yunanistan, AB, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimianlaşmaya yönelik eleştirileri şiddetlendirirken AB ve ilgili Akdeniz ülkelerinin kararı “hükümsüz” bulduğu vurgulanmalıdır. Rusya ve Mısır’ın ise anlaşmaya itirazlarının yumuşadığı görülüyor. Muhalefet partileri anlaşmayı savunuyorlar. Bazı ulusalcılar, benzeri bir anlaşmanın Gazze’de Filistin ile ayrıca da mevcut Suriye hükümeti ile yapılmasını da öneriyorlar. Mevcut anlaşma Türkiye burjuvazisine önemli olanaklar kazandırırken aynı zamanda uluslararası riskler de yaratıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik önleyici bir saldırı senaryosu üzerinde ortaklaştığı iddiaları, bölgedeki askeri hareketliliği ve gerilimi artırdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya “İran ile yarım kalan bir işimiz var, bunu bitireceğiz” sözleriyle destek verdiği mektup fitili ateşledi. Bu hamlenin ardından İsrail, ABD’nin doğrudan yardımı olmadan da önleyici saldırı yapabileceğini ilan ederken; Washington ise Körfez ülkelerine aniden yayılabilecek karmaşık güvenlik risklerine karşı üst üste acil uyarılar yayınladı. İran Devrim Muhafızları’nın ise geri adım atmayarak olası bir saldırıda Körfez’in tüm enerji ve yapay zeka altyapısını vuracağını açıklaması, küresel piyasaları büyük bir ekonomik kriz tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Türkiye bu krizden etkilenecek ülkelerin başlarında geliyor.
Ukrayna savaşı mevcut şiddetiyle sürerken Rusya iktidarı, ülkesini vuran SİHA’ların bir kısmının ya Baltık ülkeleri yoluyla ya da doğrudan doğruya Baltık ülkelerinden ateşlendiğini iddia ediyor. Almanya hükümeti Rusya’dan saldırı ihtimaline karşı alarmı yükseltti. Diğer yandan ABD Başkanı Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Oslo’da Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve St. Petersburg’da Rusya Devlet Başkanı Putin ile gerçekleştirdiği görüşmeler, Ukrayna savaşına yönelik diplomatik hareketliliği yeniden canlandırdı. Temaslar sürerken Rusya, geçtiğimiz Şubat ayında askıya alınan müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilkesel olarak hazır olduğunu belirtti.
Alman Der Spiegel dergisi, Polonya’da Ukrayna ordusu için kritik önemdeki bir Starlink terminaline düzenlenen kundaklama sabotajının arkasında Türkiye kökenli “Daltonlar” suç örgütünün olduğunu ileri sürdü. Almanya’da iki Türk vatandaşı gözaltına alınırken, örgüt liderinin Rusya’da bulunması nedeniyle çetenin Rus istihbaratı adına taşeronluk yapmış olma ihtimali üzerinde duruluyor.
Avrupa Birliği, uzay teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltmak için Elon Musk’ın Starlink ağına rakip olacak IRIS² projesinde nihai imzaları attı. Yaklaşık 10,6 milyar avro bütçeli ve 348 uydudan oluşacak bu egemen sistem; devlet, ordu ve kritik altyapılara yüksek güvenlikli iletişim sunacak ve ilk fırlatmalar 2029 yılında başlayacak. O tarihe kadar AB yaşarsa elbette.
Sonuç
Avrupa’da ve dünyanın çeşitli merkezlerinde yaşanan eylemler bütün dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkiliyor İktidar Libya ile yapılan anlaşma ve silah sanayii anlaşmasıyla ülkemizin çıkarlarını koruduğunu iddia ederken biz halkın durumuna bakalım. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) verilerine göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı, yani sadece sağlıklı beslenmesi için gereken tutar, 37.801 TL; yoksulluk sınırı da yani kira, faturalar, ulaşım, eğitim ve sağlık dahil toplam hane geliri gereksinimi 123.130 TL’tür. İşçilerin yaklaşık yarısının ücreti olan asgari ücret 17.002 TL olduğuna göre halkımızın çok önemli bir kısmı yoksulluk ve açlık sınırı kıskacında yaşamaktadır.
Artan yoksullaşmayla paralel olarak yolsuzluklar ve iktidarın basın ve muhalefet üzerindeki baskıları büyük tepkiler yaratıyor. Bu şartlar gençliği ve halkı ortak mücadele temelinde direnmeye davet ediyor.
























