4 Kasım Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan Mekke Antlaşması öncesinde İstanbul’da sosyalist ve ilerici güçler bir basın açıklaması düzenleyerek ABD ve İsrail’e kalkan olunmasına karşı sesini yükseltti. Açıklama bugün saat 19:30’da Kadıköy Rıhtım’da gerçekleşti.
Odak’ın da bileşeni olduğu anti-emperyalist güçler, “Mekke Antlaşması’na Hayır – Emperyalizmin Askeri Olmayacağız” pankartı ile bir araya geldi.
Yapılan ajitasyonun ardından sloganlar eşliğinde basın açıklaması okundu. “İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak bugün Kadıköy’de, bu ülkeyi yönetenlerin ve ona payanda olanların Türkiye’yi Suudi Arabistan ve Pakistan ile birlikte emperyalist bir savaş ittifakına sürüklemesine karşı bir aradayız. Halkımızın canını pazarlık konusu yapanlara karşı sesimizi yükseltmek için buradayız!” denilen açıklamada Antlaşma’nın Genel Kurul’a getirilmeye hazırlandığına dikkat çekilirken, “Halkın egemenliğini böylesine hiçe sayan bu anlayış, savunma iddiasının ardına gizlenmiş bir savaş hevesinden başka bir şey değildir. Savaş peşinde koşanlar, bunun hesabını halka vermekten kaçamayacak!” ifadeleri kullanıldı.
Antlaşmanın ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin çıkarları doğrultusunda geliştirildiği belirtilirken, Türkiye egemenlerinin Körfez monarşisi ile bir olarak bu çıkarları savunduğu kaydedildi.
Açıklama şu şekilde devam etti:
“Antlaşma, taraflardan birine yönelen saldırıyı tümüne yönelmiş sayıyor. Bu hüküm uyarınca Suudi hanedanının Yemen’de yürüttüğü savaş, Pakistan’ın Hindistan ve Afganistan ile sürekli gerilimi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığı Türkiye’nin de sorumluluk alanına giriyor. Antlaşma onaylanırsa, çıkış hakkı on yıl boyunca askıya alınmış olacak. Bu düzenleme, Türkiye’nin bölge halkları karşısında emperyalizmin yayılmacı bir uygulayıcısı olarak oynadığı rolü pekiştirecek, ülkeye yeni düşmanlıklar kazandıracak. Filistin için yıllardır sahte gözyaşı dökenler, Gazze’nin, Suriye’nin, İran’ın, Yemen’in üzerine yağan bombaların ortağı oluyor. Bu, iktidarın ikiyüzlü dış politikasının ve emperyalizmle açık işbirliğinin kanıtıdır.
Suudi monarşisi 2015’ten bu yana Yemen halkını hem bombalıyor hem de ambargo ile açlığa mahkûm ediyor. Kıtlık, salgın hastalıklar ve yerinden edilme milyonlarca insanın hayatını yıktı. İktidar şimdi bu kuşatmanın ortağı olmaya hazırlanıyor. Bu topraklar Yemen’i iyi bilir. “Adı Yemen’dir, gülü çimendir, gideni gelmiyor, acep nedendir?” Bu türkü, saray ve paşa hırsları uğruna dönmemek üzere gönderilen yoksul evlatların hafızasıdır. 1950’de NATO’ya kabul edilmek için Kore’ye sürülenler de emekçi çocuklarıydı. Şimdi aynı oyun yeniden sahnede. Körfez sermayesinin kârı, emperyalizmin planları uğruna yoksul halk çocukları cepheye sürülmek isteniyor. Bu ülkenin emekçilerinin ve gençlerinin Körfez sermayesine kurban edilmesine sessiz kalmayacağız.
Biliyoruz ki savaşın bedelini cephedeki askerle birlikte emekçinin sofrası da öder. Silahlanma harcamaları ve genişleyen askeri bütçeler; eğitimden, sağlıktan, barınmadan ve insanca bir ücretten kesilerek savaş ittifaklarına akıtılıyor. Bugün net asgari ücret 28 bin 75 lira iken, açlık sınırı 37 bin 388 lira. Asgari ücretli 29 aydır açlık sınırının altında yaşıyor. Emekçiyi yoksulluğa mahkûm edenler, şimdi de savaşın faturasını onun sırtına yıkmaya hazırlanıyor. “Savaş hâli” gerekçesiyle ücretlerin bastırılmasına, grev ve eylem yasaklarının artırılmasına, baskıların sürdürülmesine asla izin vermeyeceğiz!
Avrupa’nın birçok ülkesinde emekçiler, dayatılan yoksulluğun savaş politikalarıyla bağını sokakta haykırıyor. Geçtiğimiz Cuma günü yüzü aşkın limanda işçiler, silah sevkiyatına ve limanların militarizasyonuna karşı bir araya geldi. Fransa’da liman işçileri greve çıktı; limanların militarizasyonunu da sosyal korumaları budayan bütçe önerilerini de aynı hedefe aldı. İtalya’da liman işçileri, yüksek fiyatlara karşı yapılan genel grevle aynı gün pek çok kentte sokaktaydı. Hükümet ulaşım emekçilerini işbaşına zorlamaya çalıştı, buna rağmen on binler yürüdü. Türkiye’de de Haydarpaşa’da, Mersin’de, Gemlik’te liman işçileri “Soykırıma liman yok” diyerek aynı çağrıya katıldı. Hepsinin ortak sözü aynı: Liman işçileri savaş için çalışmaz! Biz de buradan aynı sözü yineliyoruz: Savaş için çalışmayacağız, savaş için ölmeyeceğiz!
Ülke içinde akan kanın durması için bir süreç yürüttüğünü iddia eden iktidar, bölgede yeni savaş cepheleri açmaktan geri durmuyor. Barıştan söz edip yeni savaş ittifakları kurmalarına razı gelmeyeceğiz. Halklarımızın çıkarı, ülkede ve bölgede barışın, demokrasinin ve bağımsızlığın savunulmasında, anti-emperyalist ve anti-siyonist mücadelede yatıyor. Orta Doğu halklarının geleceği, halkların kardeşliğinde ve birleşik mücadelesinde şekillenecek; emperyalistlerle kurulan ittifaklar bu geleceği kuramaz.
Bu nedenle TBMM’ye çağrımız açıktır: Mekke Antlaşması’nı reddedin, savaş tezkeresine ret oyu verin! Bu savaş ittifakına el kaldıranlar, emekçi halkın vicdanında ve tarihin önünde hesap verecektir.
Buradan bütün işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri, ezilen halkları, bu savaş planına karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Bu savaşın faturasını ödeyecek olanlar, buna dur diyecek olanlardır.
Mekke Antlaşması reddedilsin!
Meclis onayı olmadan çalıştırılan komite feshedilsin!
Yemen’e ve İran’a yönelik ambargo ve yaptırımlar kaldırılsın!
Mekke Antlaşmasına hayır! Emperyalizmin askeri olmayacağız!
Yaşasın Orta Doğu halklarının birleşik mücadelesi!
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri“
Açıklamanın ardından eylem sloganlar ile sonlandırıldı.






![FRANSA 2026: “ÖĞRENCİ OLAYLARI” DEĞİL, SINIF SAVAŞIMI [*]](https://odakdergisi2.com/wp-content/uploads/2026/10/fransa-ogrenci-isyani-toplumsallasiyor-800-bin-insan-cumartesi-sokaktaydi-218x150.jpg)















![FRANSA 2026: “ÖĞRENCİ OLAYLARI” DEĞİL, SINIF SAVAŞIMI [*]](https://odakdergisi2.com/wp-content/uploads/2026/10/fransa-ogrenci-isyani-toplumsallasiyor-800-bin-insan-cumartesi-sokaktaydi-100x70.jpg)


