Göteborg’da Denizleri, Mahirleri ve İboları andık

0
50

7 Mayıs Perşembe akşamı Göteborg merkezindeki dernekler binasında toplanan Türkiye kökenli bir grup sosyalist Denizleri, Mahirleri ve İbrahimleri andı. Toplantı saygı duruşuyla başladı.

Hamza Yalçın toplantıya bir sunum yaptı. Katılımcılar gerek sunum sırasında gerekse sonrasında sık sık söz aldılar. Aşağıda Hamza Yalçın’ın toplantıda yaptığı sunum için hazırladığı notlarını yayınlıyoruz:

Denizler-Mahirler-İbrahimler

1- Neden bu sıralama?
Bazı arkadaşlar 68’li devrimci liderleri anarken neden İbrahim’i sona koyuyorsunuz, diye eleştiriyorlar. Zamanlama bakımından TKPML-TİKKO en son çıktı. İbrahim yaşamını en son kaybetti. Sıralama ondandır.
İsim sıralamasının duygusal sorun yaratmasına 28/29 Ocak gecesinde idam edilen Ömerler’de de rastladık. Annesi Ramazan’ın adının en son anılmasına üzülüyordu. Ömer, Mehmet, Erdoğan ve Ramazan adlı dört arkadaşımızın adlarının ilk harfleri sıralandığında ÖMER oluyordu.

Türkiye solunu derinden etkileyen genç liderler arasında Mahir’in teorik görüşleri ile daha çok ilgilendik ancak hepsine de güçlü duygusal yakınlığımız var.

2- Neden çok itibarlılar?
Sonraki kuşaklar bu liderlerden haliyle çok daha fazla okuma olanağını buldu. Örgütler çok daha fazla kadro yetiştirdi, çok daha geniş kitlelerle buluştu. Onlardan çok daha fazla askeri ve politik eylem yapıldı. Onların yaşadığı baskıların fazlasıyla karşılaştık. Defalarca ağır işkencelerden geçip de ifade vermeyen devrimciler var. Ölüm oruçları, yıllarca yoğun aranma, otuz yılı aşkın hapislik cezaları yaşandı. Ancak sonraki kuşaklar bu liderlerin yarattığı etkiyi yaratamadı. THKP-C ardılı hiç bir örgütün liderinin prestiji Mahir’in prestijine yaklaşamaz. TKPML geleneğinden kimse İbo kadar güçlü prestij sahibi değildir. Deniz’in prestijine yaklaşan bir gençlik önderi çıkmadı.
Burada THKO’nun asıl liderinin Hüseyin İnan olduğunu belirtmeliyiz. Ancak Deniz Gezmiş örgütleri aşan bir ün kazandı.

Denizler, Mahirler ve İbrahimler her şeyin en doğrusunu mu söyledi ve yaptı? Hayır. Kuşkusuz olağanüstü irade, yetenek, ahlak ve inisiyatif sahibi devrimcilerdi. Onlar sosyalist hareketin çok önemli bir dönemecinde ve etkili şekilde ortaya çıktılar. Emperyalizme, faşist diktatörlüklere ve burjuvaziye karşı mücadele ateşlerinin Türkiye’yi sardığı bir dönemde ileri atıldılar. O koşullarda çok güçlü ışık saçtılar. Bu yüzden geleceğe damga vurdular.

3- Güçlü ve zayıf yanları
Denizlerin amaçları doğrultusunda (Hüseyin İnan liderliğinde) çok hızlı adımlar atmaları, Filistin’e gitmeleri, şehir ve kır gerillası çabaları çok etkileyicidir.

Mahir’in işçi sınıfına, solda birliğe ve devrimci dayanışmaya önem vermesi, eylemlerinde çok cüretkar mücadelede olması etkileyicidir.
İbrahim’in ezilen ulus gerçekliğine daha fazla yaklaşma çabası ve işkencede direnişi özellikle etkileyicidir.

Pratik ise bu devrimcilerin çok hazırlıksız çıkışlar yaptıklarını gösteriyor. Sonuçta savundukları eylem çizgisi sadece Kürdistan’da bir örgütlü etki yaratabildi. Kaldı ki PKK olarak gelişen silahlı mücadele, bugün bambaşka bir noktaya geldi. Baştan itibaren milliyetçi çizgiler taşıyan, bir dönem Suriye devletine yaslanan ve Sovyetler Birliği’ne dayanmaya çalışan bu çizgi, 1990 sonrası koşullarında ABD’ye yanaştı. Bugün ise devletle bütünleşmeye çalışıyor.

Mahir’in “suni denge” teorisini ve devrimci hareketin geçmişine bakışını yalnızca kısmen paylaşabiliriz. Kemalizm ile kastettiğinin aslında sola açık, aydınlanmacı ve halkçı yurtseverlik olduğunu biliyoruz. Ancak bunun genellenmesini hatalı buluyoruz. (Gene de Mahir’in Kemalizm görüşü kendisini Atatürkçü ya da Kemalist gösteren faşistlere karşı kullanılabilir). İbrahim’in o zamanki Sovyetler Birliği’ni sosyal emperyalist gören yaklaşımını, kızıl siyasi üsler kurmayı amaçlayan halk savaşı görüşünü, Kemalizmi faşizme eşitlemesini geçerli görmüyoruz. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının nasıl büyük bir karşı-devrim olduğunu doğrudan yaşadık. Kemalist devrimin kazanımlarını ise halk AKP iktidarı ve Arap Baharı ile gördü. 1970’li yıllarda dahi Türkiye devrim öncesi Çin örneğinden hayli farklıydı. İbrahim’in Türkiye solunun geçmişine ve kendi dönemindeki devrimci örgütlere yaklaşımını da isabetli bulmuyoruz.

Üstelik bu devrimcilerin ardından dünya çok değişti.

4- Ortak yanları
Peki bu devrimci hareketlerde ortak olan nedir?
Onlar kapitalizme karşı sosyalizmi savundular.
Burjuvaziye ve ezenlere karşı işçi sınıfını ve ezilenleri, emperyalizme karşı ezilen halkların bağımsızlık mücadelelerini, faşizme karşı halk iktidarını savundular.

Bu devrimcilerin en ortak yanlarından biri devrimci samimiyetleriydi. Kendilerini devrimci mücadeleye adadılar. Devrimci mücadele çizgisinde var güçleriyle yürüdüler. Yüksek düzeyde devrimci öğrenme çabası ortak yanlarıydı. Dayanışmacılık ortak yanlarıydı.Kısacası bu kahramanların ortak yanları pratiklerinde cisimleştirdikleri DEVRİMCİLİKTİR.

5- Sonuç
Bu kahramanların ölümü ardından Mahircilik, Hüseyin İnancılık ve İboculuk adına yapılan grupçuluk devrimci harekete büyük zararlar verdi, vermeye de devam ediyor. Denizlere, Mahirlere ve İbolara yakınlığın ölçütü grup etiketleri değil devrimciliktir. Onların adına grupçuluk yapanlar bu devrimcilerin anılarına hürmet adına saygısızlık ediyorlar.

Aralarındaki ortak yanlar görüş ayrılıklarının çok çok üzerindedir. Deniz, Mahir, İbrahim geleneğinden gelen devrimcilerin önünde günümüz koşullarında söylenmesi gerekeni söylemek, yapılması gerekenleri yapmak görevi var. Denizler Mahirler ve İbrahimler devrimci örnekleri, teorik ve pratik çalışmalarıyla mücadelemizde esin kaynağımızdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.