Bugün İsveç Göteborg’da “Türkiye’de Muhalefete Yönelik Baskılara Karşı Direnişle Dayanışma” konulu bir eylem düzenlendi. Eylemde Hamza Yalçın’ın yaptığı konuşmanın hazırlık metnini yayınlıyoruz. Odak Dergisi
Böyle bir bayram gününde toplanmamız baskılara karşı duyarlılığımızı gösteriyor. Çoğumuz Türkiye’den geliyoruz. Türkiye’de yaşanan baskılar, adaletsizlikler ve direnişler yalnızca Türkiye’yi değil, Avrupa’yı ve İsveç’i de etkiliyor. Türkiye’ye duyduğumuz sorumluluk, yaşadığımız ülkeye karşı duyarlılığımızı da güçlendiriyor.
Türkiye’de siyasi iktidarın muhalefeti ezmek amacıyla yargıyı kullanmasını protesto ediyoruz. Ana muhalefet partisi CHP’nin 20 belediye başkanı, iktidarın örgütlediği yargı operasyonlarıyla tutuklandı. CHP’liler birbirlerine karşı itirafçı olmaya zorlanıyor. Son olarak muhalefet partisinin iki yıl önceki genel kurulu yasa dışı ilan edildi. CHP Genel Merkezi polis tarafından basıldı; binanın kapısı kırılarak içeri girildi ve içeridekilere yoğun gaz sıkıldı.
İktidar, yargıyı ve yandaş medyayı kullanarak muhalefet partisi içindeki bölünmeleri kışkırtıyor. Böylece kendisini rakipsiz bırakmayı ve bugüne kadar yaptıklarından daha kötüsünü yapmayı amaçlıyor.
Halk, son yıllarda artan ekonomik sorunlar nedeniyle çok bunalmış durumda. İşçiler, emekçiler ve öğrenciler her şeye rağmen protesto gösterileri düzenliyor. Umutsuzluk içindeki halk umut arıyor. Bu koşullarda AKP’den bıkmış olan halk, CHP’nin etrafında toplandı. Nitekim 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde CHP açık arayla birinci parti durumuna geldi. İktidarın CHP’ye yargıyı kullanarak saldırmasının nedeni de budur.
Biz, muhalefet partisi CHP’nin de ne yazık ki halkı değil, emperyalizme bağımlı sömürü düzenini savunduğunu; zaman zaman AKP’den bile daha NATO’cu olduğunu; CHP yöneticilerinin kendi iktidarları için mücadele ettiklerini biliyoruz. CHP liderliği için mücadele eden iki taraf da haksızdır. Her iki taraf da yoğun bir şekilde halkı şartlandırıyor. Bunları tasvip etmiyoruz.Bu şartlanmadan kendimizi korumalıyız.
Türkiye’yi, emperyalizme bağımlı düzenin politikacıları arasındaki iktidar mücadelesi değil; halkın kendi hak ve özgürlükleri uğruna vereceği bağımsız mücadele kurtarabilir. CHP içindeki kutuplaştırma politikasına kapılıp birbirimizi anlayamaz hale düşmemeliyiz.
Her şeyden önce, siyasal iktidarın muhalefeti yargı ve baskılar yoluyla saf dışı etmesine karşıyız. Bugün CHP’ye karşı yoğunlaşmış olan bu baskılar, yarın toplumun tamamını hedef alacaktır.
Bizler; halkın AKP’den ve mevcut düzenden kurtulma umudunu, hakları ve özgürlükleri uğruna verdiği mücadeleyi savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki halkın örgütlü gücünden daha büyük bir güç yoktur. Baskı, korku ve zorbalık ne kadar büyürse büyüsün; dayanışma, mücadele ve özgürlük özlemi mutlaka kazanacaktır.
Bayramınızı kutluyoruz.
Kurtuluş yok tek başına! Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!


























