(SÖYLEŞİ) Kızıl Parti MK Üyesi Metehan Akman: “Emperyalizme ve savaşlara karşı ancak devrimciler kararlı bir muhalefeti örebilir”

0
82

ODAK Dergisi, ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeleri Türkiye ve dünya devrimci hareketi açısından anlamaya çalışıyor. Değişik konu başlıklarından oluşan söyleşilerimizde, sosyalist örgütlerden ve kişilerden aldığımız görüşler ile ortak bir eleştirel düşünceye varmayı umuyoruz. ABD ve Batı emperyalizmi ile İsrail Siyonizmi’nin saldırı ve savaşlarının dünyayı, özellikle de bölgemizi kan gölüne çevirdiği bu süreçte bu kez konumuz “emperyalizm ve NATO”. Emperyalist güçler bir yandan fiili saldırganlıklarına hız kesmeksizin devam ederken öbür yandan da ülkemizde ve dünyadaki ilerici, sol güçleri etki altına almaya, onları manipüle etmeye çalışmaktadır. Bu insanlık düşmanı güçlerin birliği olan NATO, 2004 yılında ülkemizde yaptığı toplantının ardından bu kez de 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. Bu süreçte anti-emperyalist güçlerin birliği önem kazanıyor. Sosyalist ve ilerici güçlere ilettiğimiz sorularımızı onlardan gelen cevapların sırasına göre yayınlıyoruz.

Aşağıda, Kızıl Parti MK Üyesi Metehan Akman’ın cevaplarını iletiyoruz. İyi okumalar dileriz…

ODAK: NATO Dünya ve Türkiye açısından bugün ne anlam ifade ediyor?

METEHAN AKMAN: Emperyalizm, günümüzde artık yeni ve daha saldırgan bir aşamada. Evet, geçmişte de Yugoslavya’da, Irak’ta, Afganistan’da bu sistemin katliamlarını gördük. Ancak günümüzde artık Ortadoğu’da dünyanın gözü önünde planlı bir soykırıma destek olan, İran örneğinde gördüğümüz üzere devletler arasında bölgesel, hatta küresel çapta bir savaşı tetikleyebilecek saldırılardan kaçınmayan bir hâlde. Baskı, sömürü değil doğrudan emperyalist barbarlık diye tanımlayabileceğimiz bir saldırganlık mevcut. Teknoloji yatırımları aracılığıyla yükselen yeni tekelci sermayenin yoğunlaşma sürecinde siyaset-sermaye ilişkisinin yeniden belirlendiği koşullarda, bu yeni büyük patronların doğrudan askeri yatırımlarla ve Trump örneğinde gördüğümüz gibi, açık siyasi tutumlarıyla siyaset ve askeri kararlar üzerinde eskisine nazaran daha belirleyici hâle geldiği bir dünyadan bahsedebiliyoruz.

Bu koşullarda NATO, bu yeni tekelciliğin ihtiyaçları doğrultusunda kendisini yeniden biçimlendiren emperyalist devletlerin temel savaş gücü olarak varlığını sürdürüyor. ABD’nin askeri ve siyasi zor gücünü kullanarak kendi önderliğini pekiştirmeye çalıştığı bu yeniden şekillenme süreci, emperyalist hiyerarşi içinde rekabetle ve Kıta Avrupası’nda birtakım itirazlarla karşılaşsa da ilerliyor.

ABD, günümüzde NATO’nun maliyetinin daha büyük kısmının diğer ortaklar tarafından karşılanmasını istiyor. Emperyalist sistemin koruyuculuğunu tek başına yapmak, bu maliyeti sadece kendisi üstlenmek istemiyor. Aynı zamanda, İran örneğinde Trump’ın NATO ülkelerine çağrılarında gördüğümüz gibi, kendi öncülüğünde yürütülen savaşlara diğer NATO ülkelerinin ortak olmasını istiyor. Türkiye açısından önemli bir sonuç bu. Çünkü artık geçtiğimiz on yılda olduğu gibi iktidar bir Rusya’ya yanaşan, bir ABD’ye göz kırpan bir esnekliği kaybediyor. NATO ülkesi olarak tarafını net olarak ortaya koyması isteniyor. ABD’nin İran’a saldırısı sırasında Türkiye’deki NATO üslerini hedef alan füzeler, bölgesel bir savaşın Türkiye’ye her an taşınabileceğini gösteriyor. Bu koşullarda Türkiye, yeniden biçimlenen NATO içinde, Ortadoğu’da İran tehdidine karşı bir karakol olarak kullanılmak isteniyor.

ODAK: Sosyalist solda ve toplumda ABD emperyalizmine ve NATO’ya karşı mevcut duyarlılığı nasıl görüyorsunuz?

METEHAN AKMAN: Türkiye’de sosyalist hareket, geleneksel olarak emperyalizm ve NATO karşıtlığı üzerine yükselmiştir. 68 kuşağını biçimlendiren eylemler, NATO askerlerinin denize döküldüğü 6. Filo eylemleridir. Bunun karşısında faşist ve gerici hareket de, anti-komünist doğasının gereği olarak, emperyalizmin ve NATO’nun karşı devrimci iç savaş organizasyonunun bir parçası olarak büyütülmüştür. Bu damar içinde büyüyen sosyalist hareket, aynı karakteristik özelliği hâlâ koruyor olsa da geçmişe nazaran çok daha zayıf durumda. Politik etkisi ve kitlesel örgütlenme kapasitesi bağlamında söylüyorum bunu. Ancak sosyalist hareket, hâlâ bu çizgiyi koruyor, özellikle Avrupa’daki tarihsel örneklerin aksine, emperyalist propagandanın çekim alanına girmiyor.

Toplumun geneline bakıldığında ise, örneğin 2004’teki NATO zirvesiyle karşılaştırırsak, anti-emperyalist duyarlılığın ve NATO karşıtlığının eskisi kadar keskin olmadığını söyleyebiliriz sanırım. Kuşak değişimiyle, yeni sağcılığın tabanının genişlemesiyle, sosyalist hareketin kitle bağlarının zayıflamasıyla açıklanabilir bir durum olsa da bir olgu olarak bununla karşı karşıyayız. Temmuzdaki NATO zirvesi, toplumun gündemini belirleyemiyor, hatta o gündemin bir parçası bile olamıyor diyebiliriz. ABD-İran savaşında Türkiye’ye yönelen füzelerin NATO üslerindeki savunma sistemleri tarafından engellenmesi de NATO’nun Türkiye’yi savunduğu algısını yaratmış olabilir. Bu üslerin varlığının ve Türkiye’nin NATO üyeliğinin savaş tehdidini ülkemizde hissetmemizin temel sebebi olduğunu, emperyalizmin savaş politikalarının maliyetini anlatmak, derinleşen yoksullukla savaş yatırımlarının bağını kurmak ve bu zeminde örgütlenmeyi genişletmek, önümüzde bir görev olarak duruyor.

ODAK: Coğrafyamızda emperyalizmin tezgahladığı Arap Baharı adı verilen büyük karşı-devrimler sürecinde Türkiye solunun ve demokratik muhalefet güçlerinin NATO’ya ve ABD emperyalizmine karşı zayıflamış olan tutumunu nasıl açıklayabilirsiniz? 

METEHAN AKMAN: Türkiye solu, az önce bahsettiğim gibi, anti-emperyalist tarihsel kodlarını koruyor. Bu politikayı etkin biçimde örgütlemek konusunda zayıflığı ayrı bir konu. Demokratik muhalefet güçlerinin geneli için ise durum biraz daha farklı. Bugün demokratik muhalefet güçlerinden, AKP karşıtı muhalefetin sağcı muhalefet dışında kalan kesimlerinin tamamını anlayacaksak, yekpare bir tutumdan söz etmek mümkün değil. Bir yandan sosyal demokrasi ve onun temsilcisi CHP, düzen içi muhalefetin en büyük parçası olarak zaten böyle bir karşıtlık taşımıyor. Aksine, iktidar olmak için küresel sermayenin desteğine de şu ya da bu ölçüde muhtaç.

Kürt siyaseti söz konusu olduğundaysa doğrudan böyle bir sermaye bağından söz edemiyoruz belki. Ancak yine de ABD emperyalizminin İsrail ve Türkiye’yle birlikte yeniden şekillendirmeye çalıştığı Ortadoğu’da kendi siyasetiyle, kendi alanını açmak için, emperyalist aktörlere bir karşıtlık gütmeden onlarla iletişim kurmayı tercih ediyor bu siyaset. Dolayısıyla, doğrudan ABD emperyalizmine ve NATO eksenine angaje olmasa da keskin bir karşıtlığı da yok. Bu durumda bu karşıtlığı taşımak ve büyütmek, devrimcilerin sorumluluğudur, çünkü anti-emperyalist bir hattı örgütleyebilecek olan tek kararlı güç, devrimcilerdir.

ODAK: Türkiye solunun 1960’lı yıllardaki anti-emperyalist yükselişten bu yana ABD emperyalizmine ve NATO’ya  karşı duyarlılığı ve birlikte mücadelesi nasıl değişti?

METEHAN AKMAN: En başta dediğimiz gibi, anti-emperyalizm Türkiye sosyalist hareketinin en temel kurucu unsurlarından. 68 kuşağının önderleri de gençlik hareketi de bu mücadele içinde yükseldi. Devrimci dayanışma, emperyalizme ve onun ortağı olan Türkiye kapitalizmine karşı mücadele, belirleyicidir. Vietnam kasabı Komer’in arabasının yakılması, İsrail Başkonsolosu Elrom’un öldürülmesi vb. bunlar hep tarihsel eylemlerdir, kolektif tarihimizin parçasıdır.

Günümüze gelindiğinde, hâlâ anti-emperyalist duyarlılığın yüksek olduğunu görsek de birlikte yürümek, birleşik bir devrimci odağı oluşturmak konusunda başarısızız. Bunun sebebi statükoculuk, kendi gücüne güvenmeme, devrimci arayıştan korkma gibi farklı şekillerde açıklanabilir. Ancak, emperyalizm ve NATO karşıtlığı herhalde tamamen, neredeyse tamamen hemfikir olabileceğimiz tek konu olabilir. NATO karşısında da birleşik bir çizgiyi örgütleyemeyeceksek, nerede bunu başaracağız? Yani, duyarlılık ortada duruyor hâlâ, ancak birleşik mücadeleyi geliştirecek inisiyatif ve özgüven, hareketin genelinde yok. Biz bu özgüvene sahibiz. Birleşik mücadele konusunda, sadece NATO gündeminde de değil, ısrarcı ve kararlıyız.

ODAK: Sosyalist solda ve toplumda anti-emperyalist duyarlılığı ve birlikte mücadeleyi geliştirebilmek için düşünceleriniz nelerdir? Bu birliğin sağlanması için siz neler yapıyorsunuz?

METEHAN AKMAN: Az önce dediğim gibi, biz bu konuda ısrarcı ve kararlıyız. Daha kuruluşumuzu yeni yapmışken, 15 gün ya olmuş ya olmamışken, “gelin Taksim’de 1 Mayıs’ı birlikte örgütleyelim” dedik ve bir iradenin ortaya çıkması için katkımızı yapabildik. Bizim için birleşik mücadele, “güçsüzüz, hadi gelin bir olalım” demek değil. Böyle olacaksa olmasın zaten. Ancak az evvel de söyledim, emperyalizme ve savaşlara karşı ancak devrimciler kararlı bir muhalefeti örebilir. Bu tek gündem değil. İktidar karşısında düzen muhalefetine yedeklendi sol uzun bir süredir. Gelinen aşamada görüyoruz, Erdoğan iktidarı ana muhalefet partisinin genel başkanlık pozisyonuna dahi kayyum atayabiliyor ve anlamlı bir direnişle karşılaşmıyor. Çünkü düzen muhalefetinin nefesi buraya kadar! Bunun ötesini, yani hayatı kilitleyecek yıkıcı bir mücadeleyi örmeyi göze alamazlar. Bunu ancak biz yapabiliriz!

Bunu başarmak için biz, geçtiğimiz yıl 19 Ekim’de birleşik mücadelenin önünü açması için devrimci kurumlarla bir araya geldiğimiz bir etkinlik düzenledik. Bunu o günle sınırlandırmadık, hâlâ her gündemde dirsek temasını sürdürüyoruz. Her gündemde bizim refleksimiz şu: “Acaba birleşik ve güçlü bir duruş örgütleyebilir miyiz?” Aynı mantıkla, her yakıcı gündemde devrimci kurumlarla ortak ve kararlı bir eylemi nasıl örgütleyebileceğimizi düşünüyor, varsa öneri sunuyor, yoksa da önerilere açık bir şekilde iletişim kuruyoruz.

Türkiye’de toplumun da siyasetin de bağımsız ve devrimci bir odağa ihtiyacı var. Bu birleşik odağın gerçek bir siyasi güç olarak örgütlenmesi, hem emekçiler için kazanım olacak hem de devrimci siyasetin önünü açacaktır. Dolayısıyla bu, bizim için stratejik bir konu. Bu yüzden, birleşik mücadelede ısrarımızdan ve kararlılığımızdan ödün vermeyeceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.