Haftanın Özeti: Türkiye’nin emperyalizmden bağımsız bir sol harekete ihtiyacı artıyor

0
706

Söze Çin ile Rusya arasında gelişen ilişkilerle başlayalım. Çin’e ve Rusya’ya Fidel Kastro’nun heykelleri dikildi. Büyük anlamı var bunun. Kastro ABD’nin saldırganlığının çok tehlikeli olduğunu ve onu ancak Çin-Rusya İttifakının durdurabileceğini söylemişti. Bu ittifakın geliştiğini görüyoruz. Rusya, Batılı güçlerin ekonomik yaptırımlarına rağmen petrolünü ve tahılını Çin’e, Hindistan’a satmakta zorlanmıyor. Çin ile Rusya alternatif küresel ödeme sistemi için çalışıyorlar. Aralarında önemli çelişkiler bulunmasına rağmen Çin ile Rusya ekonomik işbirliğini geliştirmekle yetinmeyip politik ve askeri alanda da bağlarını sıklaştırıyorlar. Bunun son adımlarından biri Çin’in Astana sürecine gözlemci olarak davet edilmesiydi. Yeni bir adım ise Rusya ile Çin’in Pasifik Okyanusunda ortak askeri tatbikat yapması oldu. Çarşamba günü Pasifik Okyanusu’nun batısında yapılan bu tatbikat sırasında Çin uçakları ilk kez Rusya’ya ve Rusya uçakları da ilk kez Çin’e iniş yaptılar. Uçaklar Japon Denizi ve Doğu Çin Denizi üzerinde uçtular. Güney Kore, hava sahasının ihlal edildiğini ileri sürdü. Bilindiği gibi Pasifik Okyanusu’nun doğu yakası Amerika kıtasına çıkmaktadır.

Ukrayna’da NATO ile Rusya arasındaki savaş devam ediyor. Rusya’nın kışı avantaja çevirerek taarruza geçmesi ihtimali üzerine Belçika ve İskandinavya ülkelerinden temsilciler Ukrayna’ya gittiler. Avrupalı emperyalistler savaşın uzaması için Ukrayna’ya her türlü desteği vereceklerini açıklarken ABD’nin Ukrayna’ya Patriot füzeleri vereceği haberleri Rusya’da gerginlik yarattı. Rusya eski devlet başkanı Medvedev “Bunu yaparsanız meşru hedefimiz olursunuz” dedi.

Almanya bu savaşın bedelini en ağır ödeyen ülkelerden biridir. Almanya’nın geçmişte ABD’den görece bağımsız adımlar atmasına öncülük etmiş olan eski Başbakanı Angela Merkel, Ukrayna sürecinin buraya varmasını engellemek için çok çalıştığını fakat görev süresi biteceği için kimseden destek görmediğini, görev süresinin bitmesinden sonra da çabalarının hiç dikkate alınmadığını söyledi. Merkel savaşı önlemek maksadıyla başlatılan Minsk sürecinin işletilmediğini de itiraf etti. Mevcut Almanya yönetimi tümüyle ABD politikalarının arkasında gidiyor. ABD, savaşı kullanarak Almanya’nın AB içindeki etkisini zayıflatırken onu sıkı sıkıya kendine bağlıyor. Aynı zamanda AB ile ABD arasındaki çelişkiler de gelişiyor. Bu çelişkiler AB ülkelerindeki işçi hareketilerinin ve halk muhalefetinin gelişmesine olanak sağlıyor. İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Yunanistan, Avusturya ve Almanya işçileri artan ücretlerinin hayat pahalılığı karşısında erimesine ve özelleştirilmelere karşı etkili direnişler ortaya koydular. İşçi hareketinde kitlesel grev eğiliminin geliştiği görülüyor.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde demokrasi savunucusu kesilen Batılı emperyalistler 243 milyon insanın yaşadığı Pakistan’da seçimle gelmiş İmran Han’ın devrilmesini, siyasetten yasaklanmasını ve silahlı saldırıya uğramasını küçük haberlerle geçiştiriyor. Çünkü bu işin arkasında kendileri var ve İmran Han kendilerinden yana değil.

İsveç’in NATO’ya katılmasını geciktiren AKP hükümeti, İsveç’ten bir karşı hamleyle karşılaştı. İsveç’in yarı resmî medyasına haber yapan bir gazeteci ekibiyle Türkiye’ye gitti ve AKP’nin dünyada kriminal suçlular için bir cennet olduğunu, İsveç’in Interpol kararıyla aradığı suçlularını iade etmediğini, Türkiye’ye kara para getirenlere yurttaşlık ve iade edilmeme koruması bile sağlandığını belirten haberler yaptı. İsveçli gazeteci, Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın ile de görüştü. Kalın, gazeteciye çok sinirlenerek onun peşin yargılı olduğunu, PKK ve FETÖ ağzıyla konuştuğunu söyledi ve görüşmeyi sonlandırdı. AKP hükümetinin karıştığı iddia edilen uyuşturucu skandalı haberleri günden güne artıyor.

Seçmen desteği giderek azalan AKP rejimi, iktidarda kalmak maksadıyla dışarıda savaş politikası izliyor. Yandaş basın yoğun olarak Suriye’de Kürtlere karşı askeri harekattan söz ediyor. Muhtemel bir askeri harekatın en önemli amacı ABD’yi ve Kürtleri AKP iktidarına razı etmektir. Diğer bir amaç da şovenizm yoluyla halkın desteğini almak ve hatta gerekirse savaş gerekçesiyle seçimleri yaptırmamak olabilir. Rusya ile başı belada olduğu için AKP’ye bir şey yapamayan ABD emperyalistleri “IŞİD ile mücadelemize zarar vermeyin” uyarıları yapıyor. Bilindiği gibi “IŞİD ile mücadele” aslında ABD’nin Kürt halkını kullanarak Orta Doğu’da yeni çatışma bölgesi yaratma bahanesidir. IŞİD onların Irak’a ve Suriye’ye saldırıları sonucunda ortaya çıktı. Savaşta Bilaller ve Conilerin değil Türk ve Kürt çocuklarının öleceği biliniyor.

Herkesle kavgalı ve her tarafa laf yetiştiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Suriye’deki Kürt milliyetçilerinin ABD’nin bayrağı altında devrimcilik yapmakta olduklarını belirtti. Bilindiği gibi Kürt ulusal hareketi adına YPG ve PYD, Suriye’de ABD ve Batılılarla ittifak halindedir. ABD’nin bayrağı altında elbette devrimcilik yapılamaz fakat bunu hatırlatan Soylu ve Vatan Partililer nedense AKP’nin ABD, İsrail ve AB operasyonuyla Erbakan’ı tasfiye edip tam bir sivil darbe yoluyla hükümete getirildiğini ve gene aynı yardımla bütün muhaliflerini tasfiye ettiklerini unutmuş görünüyorlar.

Hafta içerisinde Türk İş’in Kasım ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırması yayınlandı. Araştırma dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 7 bin 786 liraya yükseldiğini, yoksulluk sınırının ise 25 bin 364 liraya ulaştığını ortaya koydu. Türkiye’de net asgari ücret ise 5500 liradır.

Hafta boyunca işçiler (İZBB İzmir Evde Sağlık ve Bakım İşçileri, Bursa Almaxtex tekstil işçileri, Gebze Pulver Kimya işçileri, Zonguldak Çaycuma Nersoy Tekstil İşçileri, Kınık’ta Polyak Maden işçileri, JW Marriott Oteli işçileri, Adana SASA’da petrol işçileri vb.) Türkiye’nin çeşitli merkezlerinde eylem ve direnişlerdeydiler. Geçtiğimiz hafta sonunda kadına şiddete karşı yapılan gösteriler kadınların toplumsal muhalefetin gelişmesinde önde bir rol oynayacaklarını bir kez daha ortaya koydu. İşçi ve kadın hareketinin Türkiye’de gelişecek muhalefetin en güçlü potansiyeli olacağı görülüyor. Bir süredir İran’da yaşanan gelişmelerin benzerinin Türkiye’de yaşanması olasılığı hesaba katılmalıdır.

Muhalefet adına davranan Millet İttifakı, demokrasi adına yarı-başkanlık sistemi anlamına gelecek bir rejim hazırlıyor olduğunu ortaya koydu. Altılı Masa adı verilen ittifak, sırtını Batılı güçlere yaslamış durumda. Tele 1 Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ CHP’nin Batılı bloka fazla angaje olmasını eleştiren, Rusya Aymazlığı başlıklı bir yazı yazdı. CHP kitlesinin ne denli önemli demokratik potansiyel taşıdığını biliyoruz. Fakat yönetim sırtını Batılı emperyalist güçlere dayıyor. CHP iktidara gelirse Ukrayna’daki savaşta ABD yanlısı davranacağı mesajı veriyor ve gözü de hep sağa bakıyor. HDP de aynı şekilde Batılı güçlerle ittifak kurarak gelişmeye çalışıyor. Hatta HDP’nin asıl gücünü oluşturan Kürt hareketi bugün Suriye’de ne yazık ki ABD’nin Ortadoğu’ya saldırısının parçası durumuna düştü. Türkiye’nin AKP iktidarına karşı demokratik mücadelenin Batılı emperyalistlerin yedeği durumuna düşmemesi için bağımsız bir sola çok ihtiyacı var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.