Ağrı’da anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın evinde yaşamını yitirmiş halde bulunması, eğitim çalışanlarının uzun süredir gündeme getirdiği mobbing, idari baskılar, zorlayıcı görevlendirmeler ve ağır çalışma koşullarına ilişkin tartışmaya açtı. Görev yeri değişikliği talepleri kabul edilmeyen Koparan’ın yaşadığı sıkıntıları anlattığı ses kayıtlarının sosyal medyada paylaşılmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında okul müdürü görevden uzaklaştırıldı ve gözaltına alındı.
Konuyla ilgili ulaştığımız Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü, soruların Ağrı Valiliğine yöneltilmesi gerektiğini belirtti. Ağrı Valiliği ise yürütülen soruşturmanın gizlilik kararı kapsamında sürdüğünü ifade ederek konuya ilişkin bilgi paylaşımında bulunmadı.
İzmir’de yaşayan Koparan’ın, Ağrı’nın Hamur ilçesine bağlı Soğanlıtepe köyündeki çalışma koşullarının zorluğu nedeniyle kendi isteğiyle Karakazan köyüne geçici görevlendirildiği öğrenildi. Ancak burada okul müdürü Melahat İleri ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından hakkında soruşturma açıldığı ve sonrasında yeniden Soğanlıtepe’ye gönderildiği belirtildi. Koparan’ın köyde karşılaştığı barınma, ulaşım ve güvenlik sorunlarını gerekçe göstererek yaptığı tayin taleplerinin ise kabul edilmediği ifade edildi.
Sosyal medyada yayılan mesajlarında Koparan, görev yaptığı köyde yalnızca tek bir lojman bulunduğunu ve bu lojmanda bir erkek öğretmenin kaldığını aktardı. Ulaşım konusunda da ciddi güçlükler yaşadığını belirten öğretmenin, günlük yaklaşık 3 bin liralık taksi masrafıyla okula gidip geldiğini dile getirdiği görüldü.
Yetkililer, ölüm olayına ilişkin soruşturmanın sürdüğünü ve ilk incelemelerde ölümü şüpheli hale getirecek herhangi bir bulguya rastlanmadığını açıkladı. Soruşturma kapsamında okul müdürü Melahat İleri görevden uzaklaştırılarak gözaltına alınırken, kaymakam ve ilçe milli eğitim müdürü hakkında da “görevi kötüye kullanma” ve “ölüme sebebiyet verme” iddiaları çerçevesinde işlem yapılabileceği kaydedildi. İfadesinde suçlamaları kabul etmeyen İleri ise Koparan’a yönelik herhangi bir mobbing ya da baskı uygulamadığını, görev yeri değişiklikleri konusunda yetkisinin bulunmadığını ve yaşanan olayda sorumluluğu olmadığını savundu.























