Serkan Yılmaz: 15-16 Haziran ruhunun işçilerin toplumsal hayatında hala etkili şekilde olduğuna inanıyorum. Eksik olan şey ise birlik ve dayanışma halinde işçilerin örgütlenmesidir

0
301

İstanbul’un emekçi mahallelerinden biri olan Sancaktepe Yenidoğan’da yaşıyorum. Çok fazla iş değiştiren birisi değilim. Depo sektöründe depocu ve sevkiyat şoförü olarak yaklaşık 20 yıldır çalışıyorum. Aldığım ücret ile geçinemediğim için ek iş olarak 15 senedir geri dönüşüm işi ile (atık kâğıt toplayarak) geçimimi sağlıyorum. 2 çocuk babasıyım. İşçiler için emek sömürüsü her yerde olduğundan çalışma saatlerinin yoğun olduğu ve baskının olduğu işyerlerinde çoğunlukla asgari ücret ile çalıştım.

Deprem dayanışması nedeniyle çalıştığım yerden çıkartıldığım için birkaç ay süren LCWaikiki direnişi sonrası dayanışmanın ve mücadelenin başarısı olarak işten atıldığım yerden tüm haklarımı almayı başarmıştım. Şuan ise şoförlük yapmaya devam ediyorum.

1970 yılında gerçekleşen 15-16 Haziran işçi direnişi, işçi sınıfının sarı sendikalara karşı alternatif olarak kendi mücadeleci sendikalarını kurup, örgütlü oldukları fabrikalarda baskılara ve emek sömürüsüne karşı mücadele eden ve hala adından gururla söz ettiren tarihi bir olaydır. 15-16 Haziran büyük işçi direnişi işçi sınıfı mücadelesinde örnek alınmaya devam edecek olan tarihi bir direniştir.

Dünyadaki sosyalist dalgalanma o dönem ülkemizi de etkilemiştir. Sosyalistlerin, işçi sınıfının ve öğrencilerin toplumsal olaylara bakışı değişmiş, toplumsal mücadele ve örgütlenme bu dalgalanma sayesinde ileri taşınmıştır. İşçi sınıfı fabrikalarda ve iş yerlerinde kurdukları mücadeleci sendikalar (DİSK ve bağımsız sendikalar gibi) ile birlikte hareket eden etkili bir güce dönüşmüştür.

Sınıf mücadelesinin gelişmesi nedeniyle yasal düzenlemeler gündeme getirilerek hak aramanın ve mücadelenin önünü kesmek için 274-275 sayılı sendikalar kanununda değişiklik yapılmak istenmiştir. Bu yasa ile işçilerin mücadelesinin önü kesilmek istenmiş ve sendikalaşma hakları ellerinden alınmak istenmiştir. Yasanın iptali için işçiler müthiş şekilde örgütlenerek birlikte yürüttükleri mücadeleleri sayesinde yasayı geri çektirmeyi başarmışlardır.

İşçilerin birbirine karşı taşıdığı ve taşıyacağı güveni, sınıf olarak davranma eğilimini ve tarihten gelen mücadele mirasını 15-16 Haziran direnişi önemli ölçüde etkiledi. İşçi sınıfına büyük bir miras armağan etti. O günün mücadelesini anlamak, o mücadeleyi ilham almak günümüzün işçi mücadelesine rehber oluşturuyor.

Ülkemizde emek mücadelesi eski yıllardaki gibi güçlü değil fakat Türkiye işçi sınıfı onurlu bir geçmişe ve güçlü bir mücadele birikimine sahiptir. Günümüzde çok fazla sorunlar yaşıyoruz. Patronların ve düzen yanlısı sendikaların arasına sıkışmış işçiler olarak sorunlarımıza köklü çözümler üretemiyoruz, güçlü bir mücadele birikimine sahibiz.

Türkiye’de iş kazalarının, işçi ölümlerinin, emek sömürüsünün en fazla yaşandığı bir süreçteyiz. Sendikaların sermaye sahipleri ile anlaşıp işçileri daha fazla yalnız bıraktığı bir dönemdeyiz. Sendika başkanları ve sendikacı yöneticiler işçileri örgütlemek yerine kendi yarınlarını kurmak için işverenlerle sıkı ilişkiler geliştiriyorlar. Güçlü bir işçi sınıfı yaratmak yerine işçilerin sendikalarını basamak olarak kullanıp ödül olarak milletvekili olmaya çalıştıklarını çoğu zaman gördük. Böyle hareket eden düzen yanlısı sayısız sendika var. Bu sendikalar on binlerce üyeye sahip olsa da patronlar tarafından tehdit olarak görülmüyorlar. Düzenle çok barışıklar ve öncelikleri kendi çıkarları oluyor.

İşçiler kendilerine yapılan haksızlıklara karşı bir şekilde direnmeye çalışıyorlar. Yakın zamanda gerçekleşen birçok işçi direnişi örneğini hep birlikte gördük ve bu direnişlere sürekli yenileri ekleniyor. Tekstilde, gıda sektöründe, depoculukta, kurye sektöründe, limanlarda, inşaatlarda, belediyelerde, eğitim alanında, tarımda ve birçok alanda çok sayıda direniş ve mücadele örneği yaşanıyor.

15-16 Haziran ruhunun işçilerin toplumsal yaşamında hala etkili şekilde olduğuna inanıyorum. Eksik olan şey ise birlik ve dayanışma halinde işçilerin örgütlemesidir.

Tekrardan aynı mücadele ruhunun oluşabilmesi Türkiye’deki sosyalist hareketlerin birlik halinde bir koordinasyon oluşturup fabrikalarda sendikaları ve işçileri örgütlemeye yardımcı olması bunun sonucunda da mücadeleci bir işçi sınıfının yaratılabilmesinden geçmektedir.

Türkiye’de bu geleneğin ve bu birikimin olduğuna inanıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.