(SÖYLEŞİ) EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan: “Sosyalistler için anti-emperyalist mücadele Türkiye’deki kapitalistlerin iktisadi ve tekelci sisteminin de alaşağı edilmesini gerektirir”

0
63

ODAK Dergisi, ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeleri Türkiye ve dünya devrimci hareketi açısından anlamaya çalışıyor. Değişik konu başlıklarından oluşan söyleşilerimizde, sosyalist örgütlerden ve kişilerden aldığımız görüşler ile ortak bir eleştirel düşünceye varmayı umuyoruz. ABD ve Batı emperyalizmi ile İsrail Siyonizmi’nin saldırı ve savaşlarının dünyayı, özellikle de bölgemizi kan gölüne çevirdiği bu süreçte bu kez konumuz “emperyalizm ve NATO”. Emperyalist güçler bir yandan fiili saldırganlıklarına hız kesmeksizin devam ederken öbür yandan da ülkemizde ve dünyadaki ilerici, sol güçleri etki altına almaya, onları manipüle etmeye çalışmaktadır. Bu insanlık düşmanı güçlerin birliği olan NATO, 2004 yılında ülkemizde yaptığı toplantının ardından bu kez de 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. Bu süreçte anti-emperyalist güçlerin birliği önem kazanıyor. Sosyalist ve ilerici güçlere ilettiğimiz sorularımızı onlardan gelen cevapların sırasına göre yayınlıyoruz.

Aşağıda, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan’ın cevaplarını iletiyoruz. İyi okumalar dileriz…

ODAK: NATO dünya ve Türkiye açısından bugün ne anlam ifade ediyor? 

    SEYİT ASLAN: NATO 2. Dünya Savaşı sonrasında kapitalist-emperyalist sistemin iktisadi ve siyasi çıkarlarını korumak, sosyalizmle mücadele etmek amacıyla kurulmuş bir silahlı güçtür. Uzun yıllar boyunca başlıca stratejik hedefi bu olsa da SSCB’nin dağılmasının ardından da işlevi bitmemiştir. NATO dünya mali sermayesinin sömürgeleştirme pratiğine refakat etme rolünü 90’lı yıllar boyunca sürdürmüş, yeni stratejik hedefler belirleyerek kendisini güçlendirmiştir. Bu rolü bugün de geçerlidir.

    NATO; Dünya Bankası ve IMF gibi merkezinde ABD’nin olduğu finans kurumları, Pentagon-CIA gibi operasyon örgütleri, DTÖ ve AB gibi oluşum ve ittifak yapıları ve ayrıca tek tek her ülkede oluşturduğu bağımlılık ilişkilerinin ‘yerel’ muhatapları ile birlikte düşünülmesi gereken büyük bir kompleksin parçasıdır. NATO, emperyalist mihraklarda belirlenen sömürgeleştirme, yayılım ve fetih politikaları ile stratejilerinin hayata geçirilmesinde yıldırıcı tedbirler uygulayarak ve doğrudan silahlı müdahalelerde bulunarak hareket eder. Sayısız ülkede oluşturduğu üsler, istihbarat tesisleri sayesinde kürenin yüzeyinde ABD’nin atlama taşlarını döşemiştir.

    Bu üslerin bulunduğu ülkelerden biri de Türkiye’dir. ABD’ye ait nükleer depolamanın da yapıldığı bu üslere ek olarak yeni tesislerin de hazırlığı yapılıyor.

    Batı emperyalizmi ile onun karşısına yükselen bir güç olarak çıkan Çin-Rusya bloğu arasındaki rekabetin şiddetlendiği bu dönemde, bu durum Türkiye ve Ortadoğu halkları için hem bir tehdit hem de tehlike kaynağıdır. Çünkü ABD ve NATO üslerinin bulunduğu her yer -İran saldırısında görüldüğü üzere- bir ABD toprağı olarak muamele görmeye açıktır.

    ODAK: Sosyalist solda ve toplumda ABD emperyalizmine ve NATO’ya karşı mevcut duyarlılığı nasıl görüyorsunuz?

    SEYİT ASLAN: NATO ve ABD emperyalizmi, 6. Filo askerlerini denize döken 68 devrimcilerinden bu yana sosyalistler, ABD emperyalizmine ve NATO’ya karşı sürekli mücadele halindeler. Geçmişte Türkiye’nin tam bağımsız bir ülke olmasını istedikleri için Deniz Gezmişler idam edildi. Onlar bağımlılık ilişkilerinin sadece dışsal bir müdahaleyle kurulmadığının farkındaydılar. NATO, devletin her kademesindeki yönetici ve bürokratlardan, ordu ve hükümet mensuplarından, kontrgerilla başta olmak üzere paramiliter örgütler ile en gerici en milliyetçi partilerden devşirilmiş sokak çetelerinden oluşan ve bütün bir ülkeyi bir ahtapot gibi sarıp kuşatan ‘iç güçler’den beslenir.

    Türkiye’de sosyalizmin ve sol eğilimlerin geniş bir yelpazesi vardır; bu nedenle herhangi bir konudaki duyarlılık sorununu genelleştirmek zordur. Kendisini solda konumlandırmasına rağmen NATO’nun Türkiye’yi bir kalkan gibi koruduğunu düşünenler, ABD sistemine hayranlık duyanlar da vardır. Bunlar bir yana bırakılırsa sömürüsüz, savaşsız bir dünya hedefleyen sosyalizm cephesinde emperyalizmin, sömürgeciliğin her türü, kapitalizmin NATO gibi silahlı koruyucuları lanetlenmiştir. 

    Öte yandan NATO ve emperyalizme karşı bağımsız Türkiye’nin şartı sadece bu güce karşı nefret duymaktan ibaret olamaz. NATO’ya karşı olmak, sömürgeciliğe karşı çıkmak onun iç uzantılarını, bağlantılarını da kesip atmak anlamına gelir. Sosyalistler için anti-emperyalist mücadele Türkiye’deki kapitalistlerin iktisadi ve tekelci sisteminin de alaşağı edilmesini gerektirir. Sosyalistlerin NATO karşısındaki duyarlılığı ancak bu çerçevede anlam kazanır.

    ODAK: Coğrafyamızda emperyalizmin tezgahladığı Arap Baharı adı verilen büyük karşı-devrimler sürecinde Türkiye solunun ve demokratik muhalefet güçlerinin NATO’ya ve ABD emperyalizmine karşı zayıflamış olan tutumunu nasıl açıklayabilirsiniz?

    SEYİT ASLAN: Bu sorudaki öncül ile sonucun doğru olmadığını düşünüyoruz. Bize göre Arap Baharı diye adlandırılan Tunus’tan başlayarak sonra Mısır’a ve diğer Arap ülkelerine yayılan ayaklanmalar bir karşı devrim süreci değildir. Bu ülke halkları doğrudan doğruya neoliberal kapitalizmin yoksullaştırıcı pratiklerine karşı ayaklandılar. Ayaklananların kendi diktatörlerini devirmekten öteye geçen amaçları olmadığı için ABD ve NATO müdahalesiyle yenilgiye uğradılar. Karşı devrimci olan bu emperyalist müdahaledir.

    Türkiye solunun, “Arap Baharı karşı devrimcidir, dolayısıyla ABD emperyalizmi ve NATO müdahalesine karşı sessiz kalalım” gibi genelleştirilebilir bir tutumu olduğunu düşünmüyoruz. Evet, bazı odakların aynı saiklerle ortaya çıkan Gezi Direnişi’ni onaylayıp Arap Baharı’nı emperyalizmin oyunu olarak gördüklerini biliyoruz. Ancak bu tekil ve sınırlı bir tutumdur.

    Hiç kimse veya hiçbir örgüt kendi talepleri, bıkkınlıkları ve acıları dışında bu kadar geniş bir coğrafyadaki kalabalıkları ayaklandırma gücüne sahip değildir. Ortadoğu meydanlarında ortaya çıkan, ezilen halkların gücüdür; programsız-partisiz ve bu yüzden kırılgan gücü ezerek Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için ayaklanmaları fırsata çeviren de ABD ve NATO’dur.

    ODAK: Türkiye solunun 1960’lı yıllardaki anti-emperyalist yükselişten bu yana ABD emperyalizmine ve NATO’ya karşı duyarlılığı ve birlikte mücadelesi nasıl değişti?

    SEYİT ASLAN: Bu soruyu ikinci soru bağlamında yanıtladığımı düşünüyorum. 

    ODAK: Sosyalist solda ve toplumda anti-emperyalist duyarlılığı ve birlikte mücadeleyi geliştirebilmek için düşünceleriniz nelerdir? Bu birliğin sağlanması için siz neler yapıyorsunuz?

    SEYİT ASLAN: Partimizin programında emperyalizme ve içerdeki uzantılarına karşı mücadele esastır. Bugün Gazze’de soykırım yapan Siyonist İsrail’in arkasında olan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçıracak kadar gözü dönmüş, Grönland’ı Danimarka’dan almaya çalışan, Küba’yı kuşatan, İran’a saldıran ve Ukrayna’nın zenginliklerine el koymaya çalışan, Suriye’de 15 yıl boyunca cihatçı örgütleri destekleyerek iç savaş çıkaran ABD emperyalizminin ve müttefiklerinin bütün üsleri, tesisleri ve silahlı güçleri ile birlikte bölgeden çıkmasını defalarca ileri sürdük. Bölgede barışın ilk koşulu budur, demokratik bir Ortadoğu’nun nasıl olacağına da halklar karar verecektir. Türkiye’de ise görünürde NATO’ya bağlı işleyişte ABD’nin çıkarları için kullanılan üsler de sökülmeli, bölgeden emperyalizm bütün kurumları ile birlikte süpürülmelidir.

    Bugün ülkelerin egemenlik haklarını hiçe sayan, uluslararası hukuk kurallarını tanımayan, halkların kendi kaderini tayin hakkını çiğneyen emperyalist rekabet ve paylaşım savaşı dünyayı ateşe verecek kadar çığırından çıkmıştır. İşçi sınıfının ve emekçilerin örgütsüzlüğü bunun için bir fırsat olarak görülüyor. 

    Öte yandan emperyalizm bugün Türkiye halkları açısından mülksüzleşme ve daha fazla yoksullaşma anlamına da gelmektedir. Ülkeye yabancı sermayenin sıcak parasını çekmeye çalışan Erdoğan-Şimşek yönetimi 2023’ten bu yana enflasyonla mücadele adı altında uyguladığı ekonomi programı ile enflasyonu değil ücretleri düşürmüştür. Tarihte ilk kez, asgari ücret daha işçinin eline geçmeden açlık sınırının altında bırakılmıştır. “Enflasyona sebep oluyor” denilen ücret zamları hedef enflasyona endekslenerek milyonların emeği emperyalist tekellerin daha büyük kârlara ulaşmasının imkanı haline getirilmiştir.

    Son iki yılda tüm itirazlara rağmen Saray düzeni tarafından Meclisten geçirilen maden yasaları ile enerji ve maden tekellerinin işgal ve toprak yağması önündeki her bir engel kaldırılmış, üretici köylülerin meraları emperyalistlere peşkeş çekilmiştir. Bununla da yetinmeyen iktidar acele kamulaştırma kararları eliyle çöktüğü üretici köylülerin tarlasını, bağını, bahçesini yine emperyalist maden ve enerji tekelleri ile onların yerli işbirlikçilerine teslim etmiştir.

    Temmuz’da NATO zirvesi Ankara’da toplanacak. NATO üyeleri kendi aralarındaki çelişkileri çözmek için pazarlıklar yapacaklar, NATO’ya dönemsel stratejik öncelikler belirlenecek. Emperyalistlerin bu zirvesine karşı hem partimizin hem de bu süreçte işbirliği yaptığımız sol-sosyalist güçlerin, sendikaların, emek ve meslek örgütleri ile çeşitli halk kesimlerinin ortak eylemleri için belirli adımlar attık. Ülkemizin her ilinde NATO karşıtı gösteriler düzenleyeceğiz. 

    NATO üyesi olmanın Türkiye’yi koruyacağına dair naif inanç azımsanmayacak kadar etkili. Bununla da mücadele ediyoruz ve emekçilere bu silahlı emperyalist örgütün gerçekte koruyan değil başa bela açan, varlığının bir tehdit olduğunu da anlatmaya ve halkı aydınlatmaya çalışıyoruz. Örgütümüz bunun için seferber olmuş durumda. 

    NATO ve koruduğu emperyalist güçler bölgemizden ve ülkemizden defolup gitmelidir. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. 

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.