1 Mayıs, Direnişler ve Savaşlar

0
57

Kapitalist sistemin krizleri derinleşirken, dünyanın dört bir yanında emekçiler ve ezilenler yeni mücadele başlıklarıyla karşı karşıya kalıyor. Türkiye’de 1 Mayıs alanları, maden ocaklarından yükselen direniş ve Orta Doğu’da giderek büyüyen savaş tehdidi, bu haftanın öne çıkan başlıklarını oluşturdu.

1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Chicago’da sekiz saatlik iş günü talebiyle başlayan mücadele, bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında milyonlarca emekçinin ortak sesi olmaya devam ediyor. Avrupa’da sosyal ve ekonomik talepler, Latin Amerika’da eşitsizlik karşıtı hareketler, Asya’da güvencesiz çalışmaya karşı yükselen mücadeleler öne çıkarken; Afrika’da ana tema işsizlik, düşük ücretler, sosyal güvenlik ve iş güvencesi oldu. Küba’da ise sokağa çıkan yüzbinler ABD ambargosunu hedef aldı ve protesto etti. 1 Mayıs, emek mücadelesinin evrenselliğini bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye’nin birçok şehrinde alanlara çıkan işçiler, emekçiler, öğrenciler ve kadın örgütleri demokratik haklarını savunurken, İstanbul’da tartışma Kadıköy–Taksim hattında yoğunlaştı. Taksim, emek mücadelesinde tarihsel bir anlam ifade etmektedir.

1977 1 Mayıs’ında yaşanan olaylar, Taksim’i işçi sınıfı için yalnızca bir meydan olmaktan çıkarıp tarihsel bir simgeye dönüştürmüştür. Bu nedenle Taksim iradesi, yalnızca bir mekân talebi değil; hafızaya, tarihe ve mücadele geleneğine sahip çıkma iradesidir.

Bu yıl da Taksim’e yürümek isteyen sendikacılar, sosyalistler, gençler ve emekçiler polis barikatları ile karşılaştı. İstanbul’un merkezi adeta abluka altına alındı. Çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı. Polis müdahalesi, iktidarın emekçilerin tarihsel meydanına yaklaşımına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Taksim yasağı, yalnızca bir güvenlik meselesi değil; işçi sınıfının hafızasına yönelik siyasal bir müdahale olarak değerlendirildi.

Kadıköy’de ise yüz binlerce işçi, emekçi, genç, kadın ve emek dostu örgüt bir araya gelerek ekonomik krize, yoksulluğa, güvencesizliğe ve baskı politikalarına karşı taleplerini yükseltti. Alan, işçi sınıfının ve sosyalist hareketlerin örgütlü gücünü ve mücadele iradesini bir kez daha ortaya koydu.

Taksim alanının tartışılması ve sürekli gündemde olmasının nedenlerinden biri, iktidarın alanı yasaklı hale getirerek emekçilerin birliğini zayıflatma çabasıdır. Bu tartışma içinde, bir kısım sol Taksim’i fiilen zorlanmasını zaman zaman solda keskin gruplaşma yaratacak şekilde  aşırıya götürebilmektedir. Taksim’i fiilen zorlayanlar ile başka alanlarda 1 Mayıs kutlayanlar arasındaki davranış farklılığına rağmen arasında ortak hedefin emek ve özgürlük mücadelesi olduğu açıktır.

Kadıköy’deki kitlesel katılım ile Taksim’deki fiili ısrar çabasını, birbirini tamamlayan iki önemli 

Yeraltından yükselen mücadele 

Haftanın sınıf mücadelelerine Doruk maden işçileri damga vurdu. Aylardır maaşlarını alamayan, kıdem ve tazminat hakları gaspedilen, kötü şartlarda çalıştırılan ve sendikal örgütlenme özgürlükleri tanınmayan maden işçileri direndi ve kazandılar. Bağımsız Maden İş öncülüğündeki direniş tüm ülkede ve yurt dışında ses getirdi. Bu direniş sınıf hareketinin, birleştiren dinamiğini ortaya koydu ve tüm sol harekete cesaret verdi. 

Maden ocakları, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en sert mücadele alanlarından biridir. Soma’dan Ermenek’e uzanan acı deneyimler, çalışma koşullarının vahametini defalarca ortaya koymuştur. Bu alanda sarı sendikacılığa karşı devrimci sendikacılık temelinde örgütlü mücadele geleneği şekillenmektedir. 

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz.

Geçtiğimiz hafta sosyalist gruplar ve emek hareketleri 1 Mayıs çalışmalarını bildiri, afiş ve çeşitli çağrılar yaparak yineledi. Bu yıl 1 Mayıs’ta işçi hareketinin yaşadığı yükseliş alanlara yansıdı. İzmir, İstanbul, Ankara ve diğer illerde gerçekleşen 1 Mayıs’ta emekçiler ve gençler taleplerini yineledi. İzmir’de işçi düşmanlığı ve beşli çete ile olan ilişkisiyle tanınan Cemil Tugay’ın kürsüye çıkarılmaması, İstanbul’da devrimci grupların Disk’e karşı eleştirel sloganları ve 1 Mayıs’a Taksim’de çıkan gruplara yönelik saldırılar gündem oldu.

Bizlerde ODAK dergisi olarak ülkemizde İzmir, İstanbul ve Ankara’da Yurdışında ise Fransa, Almanya ve İsveç’in 3 şehrinde kortejlerimizle 1 Mayıs’ta yer aldık.

Bu hafta Cumartesi Anneleri’nin basın açıklamasına da devam edildi. Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1101. haftasında tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bir araya gelen grup JİTEM tarafından kaçırılan Mehmet Şerif Avşar için adalet talep etti. Bu hafta hasta mahpuslar için eylemlere de devam edildi. İzmir, İstanbul ve Ankara’da gerçekleşen basın açıklamasında, ağır hasta mahpuslar için derhal serbest bırakılmaları talep edildi.

Dünyadan Gelişmeler

Bölgemizi derinden sarsan İsrail-ABD ile İran ve müttefikleri savaşı ateşkes ortamında sürüyor. İsrail Lübnan’ın bombalamaya devam ediyor. Hizbullah direniyor. ABD İran’a yeniden saldırabileceğinin işaretlerini verirken İran savaşa hazırlıklı olduğunu ifade ediyor.  Pakistan’ın arabulucu inisiyatifiyle görüşmeler devam ediyor. İran Hürmüz’de hapis tutulan binin üstünde yük gemisini serbest bırakmayı reddediyor, ABD’den saldırmama garantisi istiyor ve Hürmüz Bpğazı’nın denetimini Umman ile paylaşmayı istiyor. 

İsrail tarafı hala İran’ın yıkılması hayallerini kuruyor. Azerbaycan Türklerinin ve Kürtlerin ayaklanmasını bekliyor. Kazakistan, Azerbaycan ve başkaca devletlerle can ciğer durumdaki Siyonistlerin en büyük özlemi de İsrail’in himayesinde bir Kürt devletidir. Kürt milliyetçilerinin önemli bir kesimi İsrail’in etkisinde bulunuyor. 

İsrail ve ABD saldırıları ile başlayan İran gerilimi, yaklaşık 40 günün ardından Pakistan’ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk girişimleriyle geçici olarak yavaşlatılmıştır. ABD, İran’ı anlaşmaya zorlamak için baskısını sürdürürken, İran sahada elde ettiği kazanımları diplomasi masasında kaybetmek istememektedir.

Bölgedeki gerilim, yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel ekonomiyi de etkilemektedir. Hürmüz Boğazı’ndaki riskler petrol fiyatlarını artırırken, dünya siyasetinde yeni gerilim hatları oluşturmaktadır.

Savaş İsrail’in bölgedeki işbirlikçilerinin arasını açıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, 1967 yılından bu yana üyesi olduğu, Petrol Üreten Ülkeler İşbirliği örgütü OPEC’ten ayrıldı. Kararın 1 Mayıs’ta yürürlüğe gireceği açıklandı. Böylece OPEC zayıflamış olsa dahi Suudi Arabistan ile Rusya sayesinde örgütün etkisi devam ediyor. OPEC’in 12 üyesi var. İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela tarafından 1960 yılında Bağdat’ta kurulmuş olan OPEC petrol fiyatlarını kontrol ediyor. 

Ukrayna’da savaş hızlanarak devam ederken Rusya ilerlemesini sürdürüyor. Ukrayna önümüzdeki 6 ay içinde 25 bin robot askerin savaşa ön cepheye sürüleceğini açıkladı. Açıklamaya göre robotlar şimdiden savaşın içindeler. 

Bir süredir dünya basınında yaygın olarak dile getirilen iddiaya göre  Birleşik Arap Emirlikleri İran ve Irak’ın yağmurunu çalmış ve kuraklığa yol açmıştır. iddialar bilimsel olarak kesin doğrulanmış değildir; ancak bölgede su krizi ve çevresel sorunların siyasi gerilimlerle birlikte tartışıldığı görülmektedir.

ABD eğer İran’da kaybederse Venezuela’daki başarısını da kaybedebilir. Bu süreçte Avrupa’da ABD ve İsrail karşıtı gösterilerde savaş karşıtı sloganlar da daha görünür hale gelmiştir.

ABD’de de savaş karşıtı hareketler büyürken, Trump yönetimi Kongre’yi devre dışı bırakarak bazı ülkelere milyarlarca dolarlık silah satışlarını onaylamıştır.

Çin ise Afrika ile ekonomik ilişkilerini genişletmeye devam etmektedir. 2024’te başlattığı gümrük vergisiz ithalat anlaşmalarına yeni ülkeler ekleyerek Afrika ile ticaret hacmini artırmıştır. 

Aynı Mücadelenin Farklı Cepheleri

1 Mayıs meydanları, maden ocakları ve Orta Doğu’daki krizler ilk bakışta farklı görünse de, aslında aynı tarihsel çelişkilerin ürünüdür. Sermaye, sömürü ve emperyalist rekabet; emekçilerin yaşamını ve halkların geleceğini etkilemeye devam etmektedir.

Ancak tarih yalnızca egemenlerin yazdığı bir metin değildir. Meydanları dolduran işçiler, yer altında direnen madenciler ve savaşa karşı çıkan halklar, tarihin öznesi olmaya devam etmektedir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey açıktır: daha fazla örgütlenme, daha fazla dayanışma ve daha kararlı bir mücadele.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.