Haftanın Özeti: Emperyalistler Bölgemizi Karıştırmaya Devam Ediyor  

0
60

ABD emperyalistlerinin Türkiye egemenlerinden beklentilerinin arttığı NATO Ankara Zirvesi yaklaşıyor. Muhalefet partisi CHP, bir yandan kendi içinde didişirken diğer yandan NATO’ya bağlılığını bildiriyor. Dünyada emperyalist sömürüye, silahlanmaya ve savaşa karşı eylemler gelişiyor. Özetimize Türkiye’den başlayacağız.

Türkiye

İç politikada bu hafta hükümet açısından her şey olağan seyrindeymiş gibi gibiydi. Toplandılar, basına memleket meselelerini, Gazze’yi, Lübnan’ı, İran’ı vb. görüştüklerini açıkladılar. Bu konularda hangi şeytanlıkları düşündüklerini ise açıklamadılar. Singapur’a ve Finlandiya’ya sırasıyla Meclis Başkanı ve Dışişleri Bakanı diplomatik ziyaretler yaptılar. İçini karıştırdıkları CHP’de yaşanan kavgayı ilgisizce izliyormuş gibi davrandılar.

İktidarın yargı darbesi ve baskılar karşısında Türkiye solunun desteğini alan Özgür Özel, karşılığında NATO’ya ve Batılı emperyalistlere bağlılığını açıkladı. Özgür Özel, hafta içinde ABD emperyalizminin muteber yayın organlarından Newsweek’te yayımlanan makalesinde Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliği için mücadele ettiklerini belirtti. Özgür Özel ve İmamoğlu bu tarz açıklamaları ilk kez yapmıyor. Batılı ülkeler onları her seferinde yalnız bıraktılar.

CHP’deki iç mücadele ise bütün hızıyla sürdü. Özgür Özel, grup başkanı seçilmiş olmasına dayanarak CHP’yi Mecliste topladı ve bunu bir güç gösterisine dönüştürdü. Özel’in grup başkanlığına Kılıçdaroğlu’nun yaptığı itiraz, AKP’li Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kabul edilmedi. Böylece hükümetin Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında ayrım yapmadığı görünümü verildi. Yargının CHP’ye karşı yeni yolsuzluk operasyonları başlatacağı ve bazı AKP’lilerin de kapsam içine alınacağı belirtildi.

İç politikada bunlar yaşanırken açlık ve yoksulluk sınırı yeni bir rekor kırdı.

TÜRK-İŞ’in yayımladığı Mayıs ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 35.174 TL’ye, yoksulluk sınırı da 114.576 TL’ye yükseldi. Bekâr bir çalışanın aylık hayatta kalma maliyeti ise 45.488 TL olarak açıklandı. Yıllık mutfak enflasyonu %40,58 olarak hesaplandı. Hükümet, yaptığı toplantıda bu yoksullaşmanın yol açacağı tepkilerle nasıl baş edileceğini konuşmuş olmalıdır.

Türkiye, işçi haklarında dünyadaki en kötü 10 ülkeden biri seçildi. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC)’nun yayımladığı 2026 verilerine göre Türkiye, dünya sıralamasında işçi hakları konusunda en kötü 10’uncu ülke arasına girdi. Sıralama Arjantin, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Panama, Tunus ve Türkiye şeklinde. Egemen güçler ise Afrika’da, Ortadoğu’da, Kafkasya’da ve Balkanlar’da büyük devlet rolleri oynuyorlar.

Türkiye solu, 6-7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’ne hazırlanırken Trump’ın zirveye katılacağı açıklandı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, NATO Zirvesi ile ilgili Temsilciler Meclisi üyelerine bilgi verirken, “Başkan bir sonraki NATO Devlet Başkanları Zirvesi’ne bizzat katılacak” dedi. Mayıs ayında İsveç’te yapılan zirvede Ukrayna’nın Rusya’ya saldırılarının daha etkili nasıl destekleneceği baş gündem maddelerinden biriydi. Trump, NATO ülkelerinin askerî harcamalarını artırarak ABD’nin savaş tekellerini güçlendiriyor. Artan askerî harcamalar Avrupa ülkeleri işçileri ve öğrencileri arasında tepkilere yol açıyorken Türkiye’den az ses çıkıyor.

Mücadele Haberleri 

Doruk Maden işçileri, sendikalarının öncülüğünde ve kamuoyunun desteğiyle sürdürdükleri direnişlerinin başarıyla sonuçlandığını duyurdu. Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi işçiler, Ankara’daki direnişleri sonrasında üç bakanlığın garanti vermesiyle 28 Nisan’da eylemlerini sonlandırmıştı. Ancak 15 gün içinde ödeneceği söylenen ücretleri yatırılmayınca yeniden Ankara’ya gitme kararı aldılar. Valilik ve emniyet baskısıyla tuttukları otobüsler birçok defa iptal edildi ve Ankara Ayaş yolunda yoğun kimlik kontrolüyle ve baskıyla karşılaştılar. Ankara’ya ulaşan işçiler, AKP’den aldığı destekle büyüyen Yıldızlar Holding önünde haklarını alana kadar yeniden direneceklerinin mesajını verdiler. Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın üyeleriyle birlikte verdiği mücadele sonucunda, toplamda 300 milyon TL gibi çok büyük rakamlara ulaşan alacakların ödenmeyen kısımlarının hesaplara yatırılmasıyla direnişlerini sonlandırdılar. Doruk Maden işçilerinin sendikalarıyla birlikte yürüttüğü kararlı direniş, mücadelenin ve dayanışmanın önemli kazanımlarından biri oldu. Çok sayıda kurum ve mücadeleci insan, bu direnişin yanında durarak kazanımı sevinçle karşıladı.

Belediye işçileri, çeşitli belediyelerde işleri ve emekleri için direnmeye devam ediyor. Bakırköy Belediyesi’nde sözleşmeleri yenilenmeyerek işten atılan işçiler, belediye binası önündeki direnişlerini sürdürüyor. Şişli Belediyesi’nde işten atılan Kakil Yazar, Turan Aktaş ve TİS haklarına sahip çıktıkları için işten atılan işçilerin direnişleri sürüyor. Beşiktaş Belediyesi önünde direnişini sürdüren Turan Çil, 172 gündür kararlılıkla direniyor. İBB’de güvenlik soruşturması bahane edilerek işten atılan ve tüm belediye emekçilerinin iş güvencesi hakkının yok edilmesine karşı çıkan Ağaç AŞ işçilerinin direnişi devam ediyor. Ataşehir Belediyesi’nde işten atılan 22 kadın emekçi direnme kararı alınca, belediye yönetimi işsiz bırakılan işçilerin yeniden işe girişlerinin yapılacağını belirterek geri adım attı.

Limter-İş Sendikası, hukuksuz şekilde tutuklanarak hapsedilen sendika yöneticilerinin serbest bırakılması için bugün Kadıköy’de bir basın açıklaması gerçekleştirerek tutuklu sendikacılara özgürlük mesajları vermeyi sürdürecek.

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde direnen Özşen Maden işçilerinin kararlı direnişi 17 gündür devam ediyor.

Tokat’ta Şık Makas işçileri hakları için direnmeye devam ediyor.

Temel Conta işçileri, sendikal hakları, toplu sözleşme hakları ve insanca yaşama talepleri için 543 gündür kararlılıkla direniyor.

Nakliyat-İş Sendikası öncülüğünde başlayan TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonu işçilerinin grevi 168 gündür devam ediyor.

DGD-SEN, Tuzla’da Sedef Tersanesi’nde hakları gasbedilerek işten atılan işçilerin kararlı mücadelesini kazanımla sonuçlandırdıklarını duyurdu.

Türkiye’de çeşitli sendikalar, antiemperyalist bir tutumla ABD’nin Küba halkına karşı saldırganlığını yaptıkları açıklamalarla, eylemlerle ve düzenledikleri imza kampanyalarıyla lanetliyor; dayanışmacı tutumlarını açıklayarak Küba’nın yanında olduklarını belirten çalışmalarını büyütüyorlar.

Özetimize, geride bıraktığımız hafta yaşanan hak ve özgürlük mücadelesi haberleri ile devam ediyoruz.

Haziran Direnişi’nin 13. yılında başta İzmir, İstanbul ve Ankara olmak üzere çeşitli illerde eylemler ve basın açıklamaları gerçekleşti. İstanbul’da gerçekleşen eylemde, kitlenin açıklama yapılacağı alana girememesi için yollar kapatıldı ve otobüs seferleri iptal edildi. Kitlenin farklı alanlardan eylem alanına girmesine karşı polis, barikatları açmak zorunda kaldı. Ankara’da ise Ethem Sarısülük’ün katledildiği yerde gerçekleşecek anmaya polis saldırısı gerçekleşti.

Nurhak’ta katledilen Sinan Cemgil ve arkadaşları İzmir, İstanbul ve Ankara’da anıldı. İstanbul’da Sinan Cemgil ve arkadaşlarının mezarı başında dört anma gerçekleşti. NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, Sinan Cemgil ve arkadaşlarının yoldaşları, İGD ve EMEP olmak üzere ayrı ayrı anmalar düzenlendi.

Cumartesi Anneleri, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1105. haftasında yeniden Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bir araya gelen grup, bayram nedeniyle yitirdikleri değerlere duydukları özlemi dile getirdi.

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne karşı bu hafta da Kadıköy’de bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

Dünya

Haftanın en önemli gördüğümüz gelişmesi, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye, Irak ve Suriye’nin farklı çıkarlarının birleştirilmesi gerektiği yönündeki açıklamasıydı. Bu açıklama, ABD’nin Türkiye’ye çok kapsamlı müdahalesi niteliğindedir. Bilindiği üzere Barrack, İsrail ile Türkiye’nin Hazar Denizi’nden Akdeniz’e uzanan bölgede gayet uyumlu çalışacaklarını söylemişti. Hazar bölgesindeki uyumla kastedilen, Kafkasya ve Orta Asya’da ABD çıkarlarına hizmet edilmesidir. Azerbaycan ile Ermenistan’daki iktidarlar bu konuda gayet hevesli görünmektedir. Barrack ayrıca Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı bölge ülkeleri için en uygun rejimlerin krallıklar olduğunu söylemişti. İktidar bu açıklamalar karşısında ses çıkarmadı. 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi bu bakımdan da önem kazanıyor.

Ateşkese rağmen İran ile ABD arasında çatışmalar sürdü. İran, ABD saldırısına derhal askerî yanıt vererek Katar ve Bahreyn’deki ABD üslerini bombaladı. İran ayrıca İsrail’in, eğer Lübnan’a saldırılarına son verilmezse, İsrail’e yanıt vereceğini açıkladı. Bunun üzerine Trump’ın Netanyahu’yu arayarak küfürler eşliğinde ikaz ettiği belirtildi. İran’ın verdiği karşılıkların dünyada nasıl sempati uyandırdığını biliyoruz.

Trump, İran’a karşı yürüttüğü savaşta bir darbeyi de ABD Temsilciler Meclisi’nde yedi. ABD Temsilciler Meclisi, İran’a yönelik savaşın durdurulmasını, Trump’ın bu savaşı sürdürme yetkisinin sınırlandırılmasını ve Amerikan güçlerinin geri çekilmesini talep eden karar tasarısını onayladı. Kararın yasalaşması beklenmiyor olsa da, İran’a karşı savaş aleyhine bir gelişmedir. Trump’ın partisi Cumhuriyetçilerden 4 milletvekili de karar lehine oy kullandı.

Batı’nın NATO’cu kuruluşlarının yaptığı kamuoyu araştırmaları bile dünyada ABD ve İsrail’e karşı tepkilerin nasıl büyümeye devam ettiğini gösterdi.

84 ülkede on binlerce insanla Mart-Nisan 2026 döneminde gerçekleştirilen ve Democracy Perception Index (2026) olarak yayımlanan bir küresel kamuoyu araştırmasına göre Amerikalıların %60’ı İsrail hakkında olumsuz (unfavorable) görüşe sahip. Bu oran, 2022 yılına kıyasla 20 puan artmış durumda. İsrail hakkında “çok olumsuz” düşünenlerin oranı ise son 4 yılda üç katına çıkmış durumda. 50 yaş altı Demokrat seçmenlerin yaklaşık yüzde 80’i İsrail’i olumsuz, yarıya yakını ise çok olumsuz görüyor. Netanyahu’ya güven, 50 yaş altındaki Cumhuriyetçiler arasında bile yüzde 30’da kalıyor.

Çalışma, eski NATO Genel Sekreteri ve eski Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen liderliğindeki Alliance of Democracies (Demokrasiler İttifakı) adlı Batılı örgüt tarafından hazırlandı. Bu örgüt, AB, Microsoft ve Tayvan gibi Batı yanlısı güçler tarafından fonlanmaktadır.

Dünyaya demokrasi ve özgürlük dersleri veren Birleşik Krallık (İngiltere), Hasan Piker ve Cenk Uygur’a ziyaret yasağı getirdi. ABD’de tanınan solcu siyasi yorumcular olan Cenk Uygur ve Hasan Piker’in Birleşik Krallık’a olan ETA (Elektronik Seyahat Belgesi) vizeleri, kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edildi. Cenk Uygur ve Hasan Piker, Londra’da düzenlenen yaratıcılık ve teknoloji festivali SXSW London (South by Southwest) bünyesindeki panellere katılmak ve ayrıca Oxford Union öğrenci topluluğunda konuşma yapmak istiyordu. Cenk Uygur, sosyal medyada paylaştığı mesajda Londra uçağına alınmadığını söyledi ve “İsrail’i eleştirdiğim için yasaklandım. Hâlâ özgür müyüz?” diye sordu. Avrupa’nın demokrasi ve özgürlük makyajı, Filistin’de yürütülen soykırım karşısında dökülüyor. Bu imaj zayıflaması, Batılı ülkelerdeki iktidarların silah tekellerini önceleyen savaş yanlısı politikaları dolayısıyla daha da etkili hâle geliyor.

Arnavutluk’ta binlerce kişi, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump bağlantılı bir turizm projesini protesto etmek amacıyla dün gösteri düzenledi. Projenin çevre tahribatı yaratacağı ve yolsuzluklara dayandığı iddia edilen gösterilerde eylemciler polisle karşı karşıya geldi. Polisin saldırısı nedeniyle yaralananlar oldu.

İsrail’e karşı artan nefretin cezasını İsrailli turistler çekiyor. “Crown Iris” adlı İsrail turist gemisi, Yunanistan’ın Pire Limanı’nda Filistin yanlısı yüzlerce Yunanlı tarafından protesto edildi. Aynı gemi Yunanistan’da geçen yıl da protesto edilmişti.

Hafta içinde Rusya ile Ukrayna savaşı kızıştı. Rusya Kiev’i yoğun bir şekilde bombalarken, Ukrayna devleti de buna karşılık Moskova ve Petersburg şehirlerine 

SİHA’larla saldırdı. Saldırı, Rusya’da 3–6 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenen ülkenin en prestijli ve en büyük uluslararası ticari etkinliği olan St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu (SPIEF 2026)’nun açılışına denk geldi. Ukrayna saldırıları giderek Rusya’nın petrol üretimini ve satışını daha ciddi etkileyecek duruma geliyor. Avrupalı emperyalistlerin aktif olarak desteklediği bu saldırıların dünya savaşına yol açması ihtimali günden güne artmaktadır.

Uluslararası İşçi ve Gençlik Eylemleri

Hafta boyunca dünya genelinde artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, kemer sıkma politikaları ve hükümetlerin kaynakları sosyal haklar yerine savaş sanayisine aktarmasına karşı işçi sınıfının tepkisi ciddi şekilde arttı. Şu eylemler dünya çapında öne çıktı:

Bolivya’da maden ve enerji işçileri, mayıs ayı sonu ve haziran ayı başlarında giriştikleri büyük genel grev eylemiyle ülkeyi sarstılar. Eylem, sağcı hükümetin neoliberal ekonomik reform paketi ve lityum gibi stratejik yeraltı kaynaklarını çok uluslu şirketlere açma girişimi nedeniyle yapıldı. Eyleme ülkenin en büyük işçi konfederasyonu olan COB (Central Obrera Boliviana) öncülük ediyor. Eylemde madenciler, enerji sektörü çalışanları ve yerli halk komiteleri yolları barikatlarla kapattı. Başkent La Paz ve El Alto’da işçiler ile ordu/polis güçleri arasında sokak çatışmaları yaşandı. İşçiler, madenlerin ulusallaştırılması ve kemer sıkma politikalarının durdurulmasını talep ediyor.

Haziran ayında Londra’da gerçekleşecek olan uluslararası anti-militarist ve sendikal buluşma öncesinde ülkede işçiler, “Savaşa Değil Ücretlere Bütçe”, “Savaş Değil, Refah” talepleriyle eylemlere başladılar. Enflasyon karşısında işçilerin ücretleri erirken hükümet askerî harcamaları millî gelirin yüzde 5’ine çıkarmaya çalışıyor.

Endonezya’nın Cakarta kentinde işçiler, taşeron işçiliği yasallaştıran ve iş güvencesini yok eden yeni çalışma yasalarına karşı hafta boyunca eylemler yaptılar. Sağcı ve uzlaşmacı “sarı sendikalardan” kopan radikal işçi bloku GEBRAK ve 100 bin üyeli KASBI sendikası eylemlere öncülük ediyor. İşçiler Cakarta’da kitlesel fabrika grevleri ve parlamento önü işgalleri başlattı. Endonezya’da prekarya adı verilen kuryeler, tersane işçileri ve tekstil emekçileri gibi güvencesiz emekçiler, kapitalist esneklik modeline karşı “bağımsız sınıf sendikacılığı”nı geliştiriyor.

Güney Afrika’da maden ve imalat sektörlerinde genel grev hazırlığı dâhil kapsamlı iş bırakma eylemleri planlanıyor. Eylemler, kalıcı işsizlik, kronik elektrik/enerji krizi dolayısıyla fabrikaların kapanması ve işçi kıyımları nedeniyle yapılıyor. Sol güçlerin öncülüğündeki işçiler, egemenlerin körüklediği yabancı düşmanlığına karşı işçi sınıfının birliğini savunuyor.

Geçtiğimiz hafta NATO toplantısı yapılan İsveç’te de bazı sol eğilimli liman işçileri grupları, askerî kargo ve lojistik sevkiyatlara karşı protestolar ve iş yavaşlatma eylemleri gerçekleştirdi.

İşçi eylemlerinde Bolivya, solun birlikte davrandığı çok değişik bir örnektir. Endonezya’da güvencesiz iş kollarında sarı sendikacılığa karşı devrimci sendikacılığın geliştiği görülüyor. Ülkemizde bağımsız sendikalar öncülüğünde buna benzer eylemler yaşandı.

Gençlik Eylemleri

3-4 Haziran 2026 tarihlerinde Şili’nin Santiago kentinde militan öğrenci hareketleri yaşandı. Eylemlere Şili Öğrenci Konfederasyonu (CONFECH) ve liseli gençlik örgütleri öncülük etti. Barınma, akademik haklar ve beslenme haklarının kısıtlandığını ileri süren öğrenciler, sağcı hükümetin kamu harcamalarını kısma ve kemer sıkma politikalarını protesto ettiler. Kolluk kuvvetleriyle yaşanan çatışmalarda en az 25 öğrencinin yaralandığı bildirildi. Öğrenci liderleri eylemleri büyüteceklerini belirttiler.

2 Haziran 2026 tarihinde Fransa genelinde bir eğitim grevi gerçekleşti. CGT, SUD ve FSU gibi sendikaların öncülüğünde örgütlenen “Eğitim Asistanları (AED) Grevi”ne gençlik örgütleri ve öğrenci sendikaları (Union Étudiante, UNEF) çok güçlü destek verdi. Paris, Lyon ve Marsilya’da yapılan yürüyüşlerde gençler, paralı eğitime, kadro eksikliğine ve güvencesizliğe karşı “Sermayeye değil, eğitime bütçe” sloganlarıyla sendikaların yanında saf tuttu.

İngiltere de etkili öğrenci eylemlerine sahne oldu. Cambridge Üniversitesi ve Londra genelindeki üniversitelerde (Goldsmiths vb.) solcu öğrenciler, Mayıs sonundan 2 Haziran’a kadar mülksüzleştirmeye karşı eylemler yaptı. Eylemleri üniversitelerdeki düşük ücretli destek personeli, kütüphaneciler ve güvenlik işçileri (Unite sendikası üyesi) yürütürken, kampüslerdeki sosyalist öğrenci kolektifleri onlara tam destek verdi.

Bangladeş (Dakka, Rajbari ve Noakhali) ve Brezilya (São Paulo ve Rio de Janeiro) başta olmak üzere birçok ülkede gençlik örgütleri, iklim adaletsizliğine karşı önlemler ve çevreci yatırımlar talebiyle gösteriler yaptı.

İsveç’te de gençler NATO (Shut Down NATO) ve zorunlu askerlik karşıtı gösteriler düzenledi.

2 Haziran 2026 tarihinde İran’ın başta Tahran, Meşhed ve Hemedan olmak üzere birçok büyük şehrinde binlerce öğrenci protesto gösterisi yaptı. Öğrenciler, savaş koşulları nedeniyle eğitimlerinin aksamasını protesto ettiler. Protestolara sol görüşlü öğrenciler önderlik etti.

Tayvan, Paris, Londra ve New York gibi şehirlerdeki gençlik örgütleri, 1989 yılındaki Tiananmen Meydanı katliamının 37. yıl dönümü dolayısıyla 3-4 Haziran’da Çin Komünist Partisi iktidarını protesto eden eylemler yaptı. Öğrenciler mum yakma gibi eylemlerle ifade özgürlüğü talep ettiler.

Şili, Fransa, İngiltere, Bangladeş ve İsveç’teki eylemler sol karakterlidir. İranlı ve Çinli öğrencilerin talepleri de önemlidir.

Sonuç yerine

Bu haftaki özetimizde dünyadaki işçi ve öğrenci eylemlerine özel olarak yer verdik. Dünyayı ezilenlerden yana değiştirecek en önemli dinamik, sınıf mücadelesidir. Yoksullaşmaya, silahlanmaya ve savaşa karşı mücadelenin ağırlıkla işçi ve öğrenci eylemleri olarak geliştiği görülüyor. Türkiye; işçi sınıfı ve öğrenci kitlesiyle; şiddet gören ve çocukları uyuşturucu ve lümpenlik tarafından tehdit edilen kadınlarıyla; ormanları ve yaşam alanları maden şirketleri tarafından imha edilen köylüleriyle bu dinamiğin en güçlü potansiyele sahip olduğu ülkelerden biridir. Bu dinamiğin harekete geçirilmesine öncülük edebilecek birinci güç olan Türkiye solu, burjuva partiler arasındaki kavgalara takılmadan dikkatini bu mücadele temelinde örgütlenmeye vermelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.