Haftanın Özeti: Direnen Emekçiler, Direnen Küba

0
106

İktidar Türkiye’de, ABD emperyalizmi de Güney Yarımküresi’nde saldırıyor.

AKP iktidarı, kabinede yaptığı değişiklikle Akın Gürlek’i Adalet Bakanlığı’na, Mustafa Çiftçi’yi de İçişleri Bakanlığı’na getirdi. Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken Gezi Davası başta olmak üzere Canan Kaftancıoğlu, HDP milletvekilleri ve yöneticileri ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verdiği fazlaca AKP yanlısı kararlarda kim olduğunu belli etmişti. Diğer yandan Akın Gürlek aynı zamanda 12. Yargı Paketi’nin şubat ayında Meclis’e geleceğini ifade etti. “Terörsüz Türkiye” denilen süreçle bu atamanın bağlantılı olduğu da söylenmektedir. İçişleri Bakanı yapılan Mustafa Çiftçi ise Kurtuluş Savaşı sırasında gerici çetelere destek veren İskilipli Atıf’ı anmasıyla gündem olmuştu. Bu iki atamayı, iktidarın siyasi baskıların artırılması yolundaki adımlar olarak değerlendiriyoruz.

Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in TBMM Genel Kurulu’na gelmesi sırasında yaşanan tartışma, CHP milletvekilleri ile AKP milletvekilleri arasında kavgaya dönüştü. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, AKP’li milletvekilleri tarafından darp edildi. Saldırı, AKP’nin karakterine uygundur.

AKP aynı zamanda yolsuzlukları kullanarak CHP’ye zarar vermeyi sürdürüyor. Keçiören Belediye Başkanı, MHP geleneğinden Mesut Özarslan’ın CHP’den istifası bu yöndeki olaylardan biriydi. Özarslan’ın yolsuzluklarının saptandığı için AKP tarafından gizlice tehdit edildiği ve sonuçta AKP’ye geçme yönünde istifa adımı attığı düşünülüyor. Bu süreçte Özgür Özel’in Özarslan’a telefonda küfür etmesi basına yansıtıldı. Özarslan, Özgür Özel’den davacı oldu. AKP, şantaj yoluyla Meclis’te ve yerel yönetimlerde gelişmesini sürdürüyor. Bu zamanda kadar İyi Parti’den 9 milletvekili ve 7 belediye başkanının; Yeniden Refah Partisi’nden 29, bağımsızlardan 15, CHP’den 10, DEVA Partisi’nden 3, Saadet Partisi-Demokrat Parti ve DEM Parti’den ise birer belediye başkanının AKP’ye geçtiği belirtildi.

AKP iktidarı üniversitelerdeki baskı politikalarını sürdürmeye devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odalarının boşaltılması sonrası kampüs çevresi polis tarafından kuşatıldı. Üniversitelerin özgür düşüncenin ve eleştirel üretimin alanı olması gerekirken polis ablukası altına alınması, AKP’nin yaratmak istediği gençlik profilini açıkça ortaya koymaktadır.

Mücadele Haberleri

İktidarın baskılarına ve sömürücü sisteme karşı direnişler esas olarak işçiler, emekçiler, gençler ve devrimcilerden geldi. Hafta boyunca yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz.

CHP İstanbul’un her ilçesinde gerçekleştirdiği mitingine bu sefer de Adalar’da devam etti. Geçtiğimiz mitingde Özgür Özel “işçinin hakkını yiyen, beni bulsun” ifadelerini kullanmıştı. CHP’nin yönetiminde olan Beşiktaş Belediyesi’nde Turan Çil hâlâ işe alınmış durumda değil. Bu duruma karşı Genç Direnişçi, Adalar mitinginde Turan Çil ile dayanışma göstermek için açıklamada bulundu.

İHD İzmir Kadın Komisyonu, Ege Bölgesi’nde en az 50 kadının cinayetle veya şüpheli durumla öldürüldüğünü açıkladı. Öte yandan hasta tutsaklara PTT üzerinden para gönderdiği için tutuklanan Hatice Onaran ile dayanışma eylemleri de sürüyor.

Geçtiğimiz hafta Cumartesi Anneleri’nin açıklaması tekrar Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşti. 1089’uncu haftada kayıp yakınları, 1995’te gözaltında kaybedilen 17 yaşındaki Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sordu.

ESP’ye yönelik operasyonun ardından sosyalist partiler ve devrimci gruplar dayanışma açıklamaları yapmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta hasta mahpuslar için basın açıklamasına da devam edildi. İstanbul ve Ankara’da gerçekleşen basın açıklamasında, ağır hasta tutsak Enver Yanık ve Mahmu Atan’ın durumuna dikkat çekilerek derhal serbest bırakılmaları talep edildi.

İşçi Gündemi

Kocaeli Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yanarak katledildiği iş cinayetinin 100. gününde aileler, pazar günü katliamın yaşandığı yerde bir araya gelecekler.

Migros işçileri, yapılan uzlaşma görüşmelerinin sonuçsuz kalması nedeniyle sendikaları DGD-SEN ile birlikte yarın yine Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki evinin önünde olacaklar.

Öte yandan Türkiye genelinde işçilerle dayanışma eylemleri Migros mağazalarında yapılan eylemlerle devam ediyor.

Trabzon’da Şok Depo işçileri de bu hafta iş bıraktı. Migros işçilerinin ardından güvencesiz ve insani olmayan çalışma şartlarına karşı iş bırakan Şok depo işçileri, Migros işçilerine selam gönderdi. İşten atılan ve direnişe başlayan işçiler Trabzon’da halkla birlikte bir yürüyüş gerçekleştirdiler.

Asgari Ücret İnisiyatifi, bu hafta 3 ilde ortak basın açıklaması düzenledi. Açlık sınırının asgari ücreti geçtiğini vurgulayan emek güçleri, asgari ücrette mart ayında zam talebiyle mücadeleye devam edeceklerini bildirdiler.

İzmir’de Buca Belediyesi işçileri, taahhüt edilmesine rağmen gasp edilen alacakları için iş bıraktı. Belediye önünde bir araya gelen işçiler, geçinmek için ikinci iş yapmak durumunda kaldıklarını belirtti. İşçilerin mücadelesi sonuç verdi ve iş bırakma eylemi kazanımla sonuçlandı.

Şişli Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi işçilerinin işe dönüş ve haklarına sahip çıkma mücadelesi kararlılıkla sürüyor.

Nakliyat-İş Sendikası’nın TÜVTÜRK Araç Muayene istasyonlarında başlattığı haklı grev 59 gündür devam ediyor.

Temel Conta işçileri 431 gündür hakları için direniyor.

Haber-Sen’li emekçiler, PTT’nin günlük 240 TL olarak belirlediği yemek bedeline karşı eylem gerçekleştirdi. Ayrıca eşit işe eşit yemek bedeli isteyen emekçiler, tutarın yemek tutarı değil adeta hakaret olduğunu anlattılar.

İletişim-İş emekçileri, 2026 yılında teşvik uygulamasına karşı bir aradaydı. Türk Telekom Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelen emekçiler, bu uygulamanın sendikalaşmaya karşı olduğunu belirttiler. Eyleme katılımı azaltmak için işçilere iş çıkış saati güncellemesi mesajı gönderildi. Buna rağmen bir arada olan işçiler, yaşadıkları haksızlıkları özelleştirmenin bir parçası olarak aktardılar.

Birleşik Metal-İş öncülüğünde Totomak işçileri, yüzde 21 zam oranı dayatmasına karşı grev kararı aldı. MESS’in bile gerisinde kalan orana karşı birleşen işçiler ayrıca İş Sağlığı ve Güvenliği önlemlerine dair taleplerini yinelediler.

Antep Başpınar’da Çengel İplik işçileri, iş yeri patronunun yüzde 27’lik zam oranlarını kabul etmeyerek eylem düzenlediler. İşçiler 2 ayrı üretim tesisinde iş bıraktı.

Jade Tekstil’de binlerce işçi iş bıraktı. Türkiye’de Yeşim Tekstil olarak bilinen Yeşim Grup’un patronu Mısır’daki fabrikası Jade Tekstil’de başlayan grev için Mısır Çalışma Bakanı devreye girdi. Yapılan toplantıda anlaşmaya varılması sonucu eylem sonlandırıldı.

İbrahim Halil Doğan, bir Zoom toplantısına katıldığı için haksızca tutuklandı. Haber-Sen Genel TİS ve Hukuk Sekreteri olan Doğan’ın tutukluluğuna Haber-Sen emekçileri de ses çıkardı. Emekçiler sürecin sendikal faaliyete bir darbe olduğunu anlattı.

Smart Solar işçileri 114 günlük direnişin ardından mücadelelerini kazanımla sonuçlandırdı.

Gençlik haberleri

Boğaziçi Üniversitesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılacağı yurt açılışı programı nedeniyle yoğun güvenlik önlemleriyle ablukaya alındı. Beş yıldır kayyım rektör tartışmaları ve akademisyenlerin eylemleriyle gündemde olan Güney Kampüs’te giriş çıkışlar kısıtlandı; yalnızca görevli personelin ve kız yurdunda kalan öğrencilerin içeri alınacağı bildirildi. Derslerin çevrim içi yapılacağı duyurulurken sabah saatlerinde bazı yurtların boşaltılması istendi. Öğrenciler Kuzey Kampüs’e geçene kadar üç kez arandıklarını belirtirken, pankart taşıdıkları gerekçesiyle kuzey kapısı önünde en az üç kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Devrimci öğrencilere yönelik baskılar artıyor. İTÜ’lü bir öğrenci, polisler tarafından telefonla aranarak tehdit edildi. Ertesi sabah yine polisler tarafından kaldığı yurttan alınarak sivil bir araca bindirildi. Tehdit edilen arkadaşımız, kendisine dayatılanları kabul etmediğini bildirmesinin ardından yaklaşık 15 dakika sonra plakasız siyah bir araçla yeniden kaçırıldı. Kaçırılan öğrenciye ise saatler sonra ulaşılabildi.

Öğrenciler, Migros işçileriyle dayanışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Ege Forum’un çağrısıyla Ege Üniversitesi kampüsünde bulunan Migros önünde bir araya gelen öğrenciler, 15 gündür grevde olan depo işçileriyle dayanışmayı büyütmek amacıyla eylem gerçekleştirdi. “Migros Depo İşçileri Yalnız Değildir, Yaşasın İşçi Sınıfının Örgütlü Mücadelesi” pankartı arkasında toplanan öğrenciler, basın açıklamasının ardından marketin içine girerek alışveriş yapanlara “Satın alma, boykot et!” çağrısı yaptı. Genç Direnişçiler de İzmir ve İstanbul’da Migros eylemlerini sürdürmeye devam ediyor.

Dünya Gündemi

ABD emperyalizminin egemenlik alanlarını koruma ve genişletme mücadelesi hafta boyunca devam etti. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın 9-11 Şubat 2026 tarihlerinde Ermenistan ve Azerbaycan’a ziyaretler gerçekleştirerek anlaşmalar yaptığı belirtildi. İran ve Rusya’yı sıkıştırmayı amaçlayan bu hamleler Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesini de sabote etmeye çalışıyor. Bilindiği üzere Ermenistan ve Azerbaycan yakın zamana kadar Rusya’nın egemenlik alanıydı. ABD, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlayan Zengezur Koridoru’nu İran, Rusya ve Çin aleyhine denetimi altına almıştı.

İran’a saldırmak isteyen ABD Başkanı Donald Trump ile Gazze’de soykırım yapan Netanyahu arasındaki görüşmede tarafların İran’a saldırıda anlaşamadığı belirtiliyor. Taraflar o kadar katliam yapmış oldukları hâlde Gazze’de Hamas’ı dahi teslim alamadılar. Lübnan’da Hizbullah gücünü önemli ölçüde koruyor. ABD’nin işgal ettiği Irak’ta Nuri el Maliki’nin tekrar başbakan olması söz konusu. ABD, eski başbakanlardan Nuri el Maliki’nin yeniden başbakanlığa aday olmasını istemiyor. Irak’ta ya mevcut Sudani hükümetinin devam etmesi ya da Nuri el Maliki’nin adaylıktan çekilmesi isteniyor. Trump, Maliki başa gelirse Irak’ın petrol gelirlerini Irak hükümetine vermemekle tehdit ediyor. Bilindiği gibi Irak’ın petrol gelirleri New York’taki Federal Rezerv Bankası’nda toplanıyor ve Irak’a öylece gidiyor.

13-15 Şubat’ta Almanya’nın Münih kentinde gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı öncesinde yayımlanan rapor, küresel güçler arasındaki ayrışmaları açık biçimde ortaya koydu. Mevcut dünya düzeninin sürdürülemez olduğuna değinen rapor, NATO ve Avrupa’nın “değerler birliği” söyleminin arkasındaki çıkar çatışmalarının nasıl derinleştiğini gösterdi.

Fransa Başkanı Emmanuel Macron’un Rusya ile yeniden diyalog kurulması gerektiğine yönelik açıklaması, özellikle Almanya tarafından tepkiyle karşılandı. Bu durum, Ukrayna savaşı konusunda Avrupa’nın ortak bir hat oluşturmakta zorlandığını göstermektedir. Hatırlanacağı gibi savaşın ilk günlerinde Rusya’ya yönelik izolasyon kültürel ve sportif alanlarda da kendini göstermişti. Ukrayna savaşı sonrasında Rusya’nın kedilerinin bile uluslararası yarışmalara alınmadığı bir süreçten, bugün bazı uluslararası organizasyonlara yeniden kabul edilmesine gelinmesi Batılı emperyalistler arasında görüş ayrılıklarını gösteriyor.

Bu sene İtalya’da gerçekleşen Kış Olimpiyatları’na yönelik halk protestosu, ekonomik kriz koşullarında kamu kaynaklarının kullanımına dair tepkinin yükseldiğini gösterdi. İtalya, demokratik ve anti-emperyalist kitlesel eylemlerin yükseldiği ülkelerin başlarında gelmeye devam ediyor.

Japonya’da 8 Şubat 2026’da yapılan erken genel seçimlerde Başbakan Sanae Takaichi’nin liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP) kazandı. Japonya güvenlik alanında ABD ile ittifakını sürdürmeye devam ederken, bu iş birliği sebebiyle askerî harcamalarının artırılması da gündemde. Bu durum özellikle Çin’e karşı bölgesel denge stratejisinin bir parçası olarak okunuyor. Diğer yandan ise Japonya’nın bu şekilde yeniden dünyanın en saldırgan emperyalist güçlerinden biri hâline gelmesinin yolu açılmış oluyor. Benzeri durum Alman emperyalizmi için de geçerli.

ABD emperyalistlerinin Latin Amerika ve Karayipler’de saldırganlığı devam ediyor. Venezuela’nın ardından Kolombiya ve Küba da hedefte. Kolombiya’nın Filistin halkıyla dayanışmacı Devlet Başkanı Gustavo Petro, bir suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı. Söz konusu olay pazartesi gecesi yaşandı. Gustavo Petro, o gece Kuzey Kolombiya’daki Karayip sahiline gitmek üzere bindiği helikopterin saldırıya maruz kalacağı yönünde istihbarat alınması üzerine rotasını değiştirerek bir suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı.

Küba üzerindeki kara bulutlar ise yoğunlaşmaya devam ediyor. ABD emperyalistlerinin Maduro’yu kaçırması ardından Venezuela Küba’ya petrol satmaya son verdi. ABD yaptırımlarından korkan Meksika ve Brezilya da Küba’ya yardım yapmaktan ve onunla ekonomik ilişkilerden çekiniyor. ABD saldırganlığı nedeniyle yakıt bulamayan Küba ortaokuldan üniversiteye kadar öğrenimi bir ay boyunca durdurduğunu açıkladı. Uçaklara yakıt temin edilemediğinden Küba’ya turist akışı da durmuş bulunuyor. Bilindiği gibi turizm, Küba’nın en önemli gelir kaynakları arasındadır. Rusya, Küba’ya petrol göndermeye, Çin yardım etmeye devam edeceğini açıklasa da bunların çok sınırlı olacağı düşünülüyor. Küba 1959 devriminden bu yana ABD’nin ekonomik ablukası altındadır. Ülke başarısız kalan Domuzlar Körfezi çıkarmasında olduğu gibi askerî saldırılara da uğradı. Fidel Castro, CIA’nın organize ettiği rekor sayıda suikast girişiminden kurtuldu. Küba iktidarı bütün saldırılardan halkın devrimi savunması ve enternasyonal dayanışma sayesinde kurtuldu. ABD saldırısına karşı asıl direniş kuşkusuz yine Küba halkından geliyor. Küba Devrimi 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla çok büyük bir desteğini kaybetmiş olmasına rağmen ayakta kalmayı başarmıştı. Küba halkının direnişine en etkili yardım ise enternasyonal dayanışmadan gelecektir.

Sonuç

CHP, AKP’nin ağır saldırıları altındadır. CHP yönetiminin saldırılara karşı direnişi olumludur. Ancak CHP yönetimi işçilere karşı haksızlıklar yaparak, sağcı ve çürümüş insanları bünyesine katarak ve Batılı emperyalistlere yaranmaya çalışarak kendisini başarısızlığa mahkûm ediyor. Aslında CHP’den bin kat daha kirli ilişkiler içindeki AKP de devlet olanaklarını kullanarak CHP’lileri sıkıştırıyor. CHP belediyelerinin işçi düşmanı politikalar izlemesi seçmende güvensizlik yaratıyor. CHP yönetiminin yaslanmaya çalıştığı Batılı emperyalistler her seferinde AKP’yi tercih ediyorlar. Bütün bunlar ülkemizin emekçiden yana ve anti-emperyalist bir muhalefete ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

ABD emperyalizminin dünya egemenliği doğrultusunda Güney Kafkasya, Ortadoğu ve Latin Amerika’da sağladığı başarılar önemlidir ancak kalıcı olmaktan çok uzaktır. ABD emperyalizmi olağanüstü dış ticaret açığı vermeye devam eden bir ülkedir. Doların dünya egemenliği zayıfladıkça bu dış ticaret açığı kan kaybına dönüşüyor. Latin Amerika ülkelerinin ve Küba’nın karşı karşıya bulunduğu durum kuşkusuz çok önemlidir. Küba’yla dayanışma ve Filistin direnişiyle anti-emperyalist dayanışmanın el ele gelişmesi, ABD emperyalizmine verilecek en iyi karşılık olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.