Haftanın Özeti: Migros Direnişinin Başarısı Solda Birlik ve Dayanışmanın Başarısıdır

0
108

Haftanın Özeti’ne Türkiye’den başlayacağız. Direnen Migros işçileri hepimize umut verdi; örgütlü, örgütsüz işçilerin, emekçilerin, gençliğin, aydınların, sanatçıların sahiplendiği direniş kısa zamanda başarıya ulaştı. Kazanım, “solda birlik”in anlamını ortaya koyuyor. Öte yandan bölgemizde ve dünyada biriken anti-emperyalist öfke, anti-emperyalist mücadelenin önemini artırıyor.

Türkiye

“Aileyi koruma” bahanesiyle dinci-gerici toplum inşası için çalışmalarına hız veren iktidarın, LGBT bireyleri hedef alan yeni düzenlemeler hazırlığında olduğu ortaya çıktı. Sosyal medyada anonim hesaplara karşı, kimlik zorunluluğunda ısrar eden Erdoğan’ın “atadığı” yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu ifade ettiğimiz konuda harekete geçtiği duyuruldu. İktidara yakın Türkiye gazetesi, LGBT’yi öven ve özendiren kişilerin üç yıla kadar hapisle cezalandırılacağını yazdı. Yeni Akit ise söz konusu düzenlemeyi, “LGBT’yi övenler işte şimdi hapı yuttu” diye haberleştirdi. İktidarın aileyi koruma hususunda gerçekte ne kadar samimi olduğu ise kadın cinayeti oranlarından, çocuk işçiliği ve iş cinayetlerinden, derinleşen yoksulluktan anlaşılacaktır!

Erdoğan’ın yurt açılışı nedeniyle Boğaziçi Üniversitesi’ni ziyareti üniversite ve çevresinde deyim yerindeyse OHAL ilan edilmesine yol açmıştı. Yandaş medya Erdoğan’ın üniversite içerisinde bazı gençlerle verdiği görüntüyü ve bu gençlerin Erdoğan’a “abartılı” sevgisini öne çıkarmıştı. Bu sırada muhalif öğrencilerin ise gözaltına alındığı belirtiliyordu. Erdoğan ile fotoğraf çektiren “Boğaziçili gençlerin” Boğaziçili olmadığı ortaya çıktı! Aktarılanlara göre AKP Gençlik Kolları yöneticileri ve bir kısmı Haliç, İstinye gibi üniversitelerde okuyan öğrenciler, Erdoğan geliyor diye üniversite içerisine sokulmuştu.

Erdoğan’dan birkaç gün sonra Özgür Özel de üniversiteye ziyarette bulundu. Ziyaretini akademisyenlerin 1262. gününü dolduran “özerk, özgür, demokratik üniversite” talepli nöbetine denk getiren Özel, onlarla beraber rektörlük binasına sırtını döndü. Özel aynı zamanda öğrencilerin sorunlarını dinlerken, kalabalık bir öğrenci grubu ile fotoğraf çekti. Bu sırada öğrencilerin Erdoğan’ın ziyareti sırasında “bindirme kıta” olarak getirilen gençlere gönderme yapmak için Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olduklarına dair kimlik kartlarını paylaşmaları da dikkat çekiciydi.

Kürt ulusal hareketinin önde gelen isimlerinden Sebahat Tuncel’in T24’e verdiği röportajında geçen, “Kürtler taktik olarak emperyalistlerle ittifak kuruyor” ifadeleri, Türkiye solunda ne yazık ki yalnızca küçük bir kesim tarafından eleştirel bir şekilde haberleştirildi ya da eleştirildi. Türkiye solunun büyük bir kesimi üzücüdür ki Kürt hareketinin on yıllardır bölgemizi mahveden ve büyük bir saldırı yürüten Batılı emperyalistlerle girdiği ittifakını “zorunluluk” olarak meşru görmekte veya “küçük eleştiriler” ile şöyle bir geçiştirmekte ve Batılı emperyalistlerin Kürt ulusal hareketi yardımıyla Türkiye solunda anti-emperyalist yurtseverliği tasfiye etmesine direnememektedir. Solda bir kısım gruplar Venezuela’yı sahiplenmez, Küba’yı sosyalist olarak görmezken, Rojava’ya devrim demektedir. Hatırlayalım, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı başta olmak üzere ulusal demokratik haklarını savunan çeşitli gruplar, sırf Rojava’ya devrim demedikleri için saldırılara dahi uğramıştı!

TBMM’de “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun hazırladığı çözüm sürecine dair rapor taslağı oy çokluğu ile kabul edildi. Komisyonda bulunan EMEP ve TİP taslağa ret oyu verdi, CHP adına komisyonda bulunan Türkan Elçi ise çekimser kaldı. DEM Parti’nin ise metni reddetmediği, muhalefet şerhi koyduğu öğrenildi. Raporda en merak edilen konu ise “af” tartışmaları idi. Komisyon raporunda yasal düzenlemelerin toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmaması gerektiğinin altı çizildi ve AYM ve AİHM kararlarına vurgu yapıldı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, komisyon raporunun ikinci aşamanın resmi başlangıcı olduğunu ifade ederek hızlıca Türkiye’de yasal düzenlemelere dair çalışmaların başlaması gerektiğini ifade etti.

Raporun çözüm komisyonu tarafından kabulünden iki gün önce İmralı Heyeti’nin Öcalan ile yaptığı görüşme de dikkat çekiciydi. Öcalan’ın görüşmede demokratik siyaset vurgusuna devam ettiği aktarılırken “entegrasyon” ifadesini kullandığı belirtildi. Silah ve şiddet döneminin terk edildiğini vurgulayan Öcalan, “Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz” dedi. Öcalan’ın son HTŞ saldırıları ardından geliştirilen “Kürtlerin birliği” söylemine gönderme yapacak şekilde, “Kürtlerin demokratik birliği” görüşü de dikkat çekicidir. Son süreçte Batı ve ABD emperyalizmi ile Siyonizm’in Barzani-Talabani ve YPG yakınlaşmasına hizmet edecek şekilde davranması, Orta Doğu’da emperyalistlere uygun bir Kürt bölgesi yaratma hedefleriyle uyumludur.

Kürt ulusal hareketinin emperyalizmle girdiği ilişkiyi eleştirmek solun büyük bir kısmı tarafından “sosyal-şovenizm” diye yaftalanıyor! Kürt halkının ulusal demokratik hakları için mücadele edersin, ezilen ulusların mücadelesini sahiplenirsin, bu uğurda bedeller ödersin ancak yapacağın bir eleştiri “şovenist” diye suçlanmanı sağlar! Türkiye solu uzun bir zamandır ülkesine, tarihine ve gerçekliğe ezilen ulus milliyetçiliğinin gözlükleri ile bakmakta ve bu yoldan kendi gerçekliğine ve Türk halkına yabancılaşmaktadır. Türkiye solunun Kürt halkının mücadelesine sağlıklı katkısı Kürt milliyetçi hareketinden bağımsızlaşması ile mümkün olabilecektir.

İşçi haberleri

Türkiye’de işçi ölümleri her ay yüzlerce işçinin göz göre göre katledildiği bir gerçeklik olmaya devam ediyor. Ağır sömürünün ve güvencesizliğin artmasıyla çocukları da içine alan iş cinayetleri giderek artıyor. İSİG Meclisi Ocak ayında 4’ü çocuk en az 146 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini paylaşmıştı. Bu hafta yoğun şekilde gündem olan İliç katliamı, Dilovası katliamı bu cinayetlerin karanlık yüzünü yeniden hatırlattı.

Başarıyla sonuçlanan Migros direnişi hak arayan işçiler için umut oldu. Dayanışmanın ve mücadelenin öne çıktığı ve DGD-SEN’in öncülük ettiği direnişin başarısı için ülkemizde emekten, mücadeleden yana birçok kurum sokaklarda ve Migros mağazalarında işçilerin sesini büyüttüler. Dayanışmanın etkisiyle büyüyen bu mücadelenin bir grup başarısı olarak görülmesi emekçilerin birliğine ve mücadeleci güçlerin dayanışmasına zarar verecektir. Bu başarı birliğin, dayanışmanın ve mücadelenin başarısıdır. DGD-SEN’in yıllardan beri Migros depolarında yürüttüğü mücadele ise takdir edilmelidir. Sosyalist hareketin işçi sınıfı içerisinde ve emekçi mahallelerde uzun süreli mücadele sonucunda yerleşebilmesinin koşullarını yaratmak gerekiyor.

Beşiktaş Belediyesi işçileri ve Şişli Belediyesi işçileri işe dönme mücadelesini sürdürüyor. Beşiktaş Belediyesi işçisi Turan Çil için Genç Direnişçiler Belediye Başkanı Rasim Şişman’ı SODEV ödül töreninde protesto ederek, belediye emekçilerine karşı düşmanca tutumunu teşhir ettiler. 19 Marta’ta barikatı aşan öğrencilerin bir kısmı kendilerine ödül veren Rasim Şişman ile fotoğraf çektirmeyi reddettiler. Öğrenciler pazartesi günü saat 15.00’da aldıkları ödülleri Beşiktaş Belediyesi önünde Rasim Şişman’a iade edecekler. Protesto sırasında işçi sınıfının dostları olduğundan kuşkumuzun olmadığı bir kısım sol grupların ve mücadele liderlerinin protestoya uzak davranması ve ardından yaptıkları açıklamalarda protestoya yer dahi vermemeleri düşündürücüdür. Bunun bir yanlışlık olduğunu düşünüyoruz. Turan Çil ile ilgili bu hafta DİSK Genel Merkezi önünde bir basın açıklaması yapıldı ve sendika göreve çağrıldı. Şişli Belediyesi’nde Kayyum tarafından toplu sözleşme hakları çiğnenerek işten atılan işçiler ve aynı belediyeden Kakil Yazar, Turan Aktaş işini istemeye devam ediyor.

Şık Makas işçileri kararlı mücadelelerini kurdukları direniş çadırında sürdürüyor. Trabzon Şok deposunda işten atılan işçiler direnmeye devam ediyor. Genç Direnişçilerin de içerisinde bulunduğu çeşitli gençlik örgütleri İstanbul, Ankara, İzmir gibi kentlerde Şok mağazalarında protesto gösterileri düzenliyor.

Tüvtürk Araç Muayene İstasyonu işçileri Nakliyat-İş Sendikası öncülüğünde grevlerini sürdürüyor. Hödlmayr Lojistik’te devam eden mücadele sonuç vererek işveren tarafı Nakliyat-İş Sendikası ile toplu sözleşeme masasına oturmayı kabul etti.

Sivas Divriği’nde kapatılan yer altı maden tesisinde işten atılan işçilerin işe dönmesi ve madenin yeniden açılmasıyla ilgili Dev Maden-Sen’in başlattığı mücadele devam ediyor.

İzmir’de Temel Conta işçileri direnişlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Ücretleri gaspedilen Eskişehir Ilgaz İnşaat işçileri sendikaları Yapı Yol-İş ile birlikte şirket önündeki eylemine devam ediyor. Adıyaman Emlak Konut’a bağlı olan şantiyede bir süredir direnen işçiler ise haklarını aldılar.

Limter-İş Sendikası karşılaştığı tutuklama saldırılarına karşı bu hafta Tuzla İçmeler Köprüsü’nde dayanışmacı kurumlarla bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Soma Termik Santrali işçileri ücretsiz izne çıkarıldıkları için fabrika önünde eyleme başladılar.

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası üyesi emekçiler havacılık tazminatında adalet talebiyle bu hafta iş bıraktı.

Amasya’da bulunan GM Teknik Cam işçilerinin direnişi kararlılıkla devam ediyor.

Hatay’da Yolbulan işçilerinin kararlı grevi sürüyor.

Mücadele haberleri

NATO zirvesi bu sene 7 ve 8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek. Bu duruma karşı anti-emperyalist ve yurtsever sosyalist gruplar şimdiden NATO karşıtı çalışmalara başladı. İşgale Son NATO Defol platformu geçtiğimiz gün İzmir, İstanbul ve Ankara’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Tek tek gruplardan arkadaşlarımızın anti-emperyalist mücadele refleksleri oldukça değerlidir ancak bunu halkın anti-emperyalist direnişine çevirmek için sosyalist hareketin daha büyük bir sorumluluğu bulunmaktadır.

Kuyu Tipleri Kapatılsın İnsiyatifi ve bileşeni gruplar Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. Öte yandan bildiri dağıtan grup, “Tüm devrimci ve ilerici tutsaklar kuyu tiplerine karşı direniyor. Biz de onların sesi olmak için buradayız” dedi.

CHP’nin düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi bu hafta Ataşehir’de gerçekleşti. Özgür Özel miting sırasında CHP içerisinde gerçekleşen tutuklamaları kastederek “adalet” çağrısı yaptı. CHP bir yandan adalet çağrısı yaparken diğer yandan CHP’nin yönetiminde olan çeşitli belediyelerde işçi düşmanlığı yapmaktadır. Şişli Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi bunlara örnektir. CHP eğer AKP’ye karşı alternatif olmak istiyorsa, işçi sınıfına karşı tutumu noktasında da ondan farklı davranmalıdır.

Geçtiğimiz hafta Cumartesi Anneleri’nin basın açıklamasına da devam edildi. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen grup 1090. haftada Rıdvan Karakoç’un akıbetini sordu. Öte yandan Cumartesi Anneleri, Meclis’te yeni çözüm süreci komisyonunda kendilerinin de dinlenmelerine rağmen AKP, MHP, DEM Parti, CHP ve Yeni Yol’dan oluşan yazım ekibi tarafından kaleme alınan süreç raporunda kendilerine yer verilmediği için bu duruma tepki gösterdi. Bu hafta İzmir, İstanbul ve Ankara’da hasta mahpuslar için gerçekleşen basın açıklamasına da devam edildi.

Bu hafta insan hakları mücadelesi açısından sevindirici bir haber de aldık. Geçtiğimiz haftalarda Hatice Onaran’ın hasta mahpuslara para gönderdiği için tutuklandığını yazmıştık. Yaşadığı rahatsızlıklar nedeniyle Onaran’ın infazının sağlık sorunları gerekçesiyle 6 ay ertelendiğini ve tahliyesinin gerçekleştiğini duyduk.

Dünya

ABD emperyalizmi bölgeye çok büyük bir askeri yığınak yaparak İran’a saldırı tehditlerini yükseltti. Bu saldırganlığın amacı İran’ın petrol ve doğal gaz rezervlerine ve zengin nadir elementlerine el koymak ve İran’ı İsrail’e karşı direnemez duruma getirmektir. Cenevre’de yapılan görüşmelerde İran direneceğini ifade ederken bir yandan anlaşma olabileceğini, öbür yandan da saldırı tehditlerini ifade eden ve yineleyen Trump, önümüzdeki 10 günde sürecin netleşeceğine vurgu yaptı.

Uranyum zenginleştirme ve İran’daki yüksek düzeydeki uranyumun ülke dışına çıkarılması gibi konular, anlaşmazlık başlıklarını oluşturuyor. ABD, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini “nükleer silahı” bahane ederek tamamen durdurmasını istiyor. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise nükleer silah üretimi yapmadıklarını, bunu doğrulamaya hazır olduklarını; sağlık, tarım, sanayi gibi barışçıl alanlarda ise kullanılan nükleer sanayiden vazgeçmeyi kabul etmediklerini belirtiyor. Bölgenin en saldırgan ülkesi İsrail’in nükleer tesisleri ise denetime kapalıdır!

Rusya-Ukrayna/NATO savaşı 24 Şubat itibarıyla dördüncü yılına giriyor. Ukrayna-Rusya arasındaki savaşı bitirmeye dönük ABD arabuluculuğunda gerçekleştirilen son görüşmeler ise 17-18 Şubat tarihlerinde Cenevre’de oldu. Bu görüşmelerde savaşın kısa zamanda biteceğine dair bir gelişme görülmedi. Batılı emperyalistler Rusya’nın Ukrayna kapanından çıkmasını istemiyorlar. Rusya’yı Çin’den koparma niyetleri de sürüyor.

AB ülkelerinin ABD’nin güdümünden çıkmayışı dikkat çekiyor. Hatırlanacağı gibi ABD Dış İşleri Bakanı Rubio’nun Avrupalı emperyalistleri Münih Güvenlik Konferansı’nda dünyayı yeniden sömürgeleştirmeye çağırması Avrupalı emperyalist politikacılar tarafından alkışlarla karşılanmıştı.

Batılı emperyalistler Japonya başbakanı Takaiçi’yi parlatıyor. Japonya’nın silahlanmasını savunan Takaiçi’nin Liberal isimli partisi 8 Şubat 2026’da yapılan genel seçimlerde, mecliste üçte iki çoğunluk sağlamıştı. 18 Şubat’ta Japonya’nın başbakanı olarak yeniden seçilen Takaiçi İngiliz The Economist Dergisi’nde dünyanın en güçlü kadını gösterildi. Takaiçi’nin Japonya’yı tekrar silahlandırması ve militaristleştirmesi bekleniyor. Japonya İkinci Dünya Savaşı sonrasında silahsızlandırılmıştı. Şimdi Batılı emperyalistlerin Çin’e karşı Japonya militarizmine ihtiyaçları var.

NATO’nun bu yılki en büyük askeri tatbikatı 1 Ocak tarihinden beri Almanya’nın Baltık Denizi kıyısında yapılıyor. Steadfast Dart 26 ismi verilen tatbikata aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 11 NATO üyesi ülkeden 10 bin askerin katılımıyla sürüyor. Tatbikata ABD birliklerinin doğrudan katılımı olmadığı ifade ediliyor. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya emperyalistlerinin katıldığı bu tatbikatta Türkiye’nin NATO’ya katkısının şişirilmesi dikkat çekti. Türkiye egemenleri tatbikat yoluyla silah sanayii ürünlerini pazarlamaya da çalışıyor.

Sonuç

Batılı emperyalistler dünyayı yeniden sömürgeleştirmeye çalışıyor. Bu saldırılar karşısında dünyada çok büyük direnişlerin ortaya çıkacağından kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Sınıf çelişkilerinin olağanüstü keskin olduğu Türkiye bu direnişlerin gelişmesi açısından en elverişli ülkelerden biridir.

Sosyalist hareketin ve ilerici güçlerin birliği görüleceği üzere, yerel düzeyde işçi direnişlerini kısa zamanda zafere ulaştırabilmekte; dünya ölçeğinde ise barbarlığın karşısında bir direniş hattı kurabilip umut yaratabilmektedir. İşçiler, emekçiler, kadınlar ve gençlik içinde kapitalist sömürüye ve faşist baskılara, emperyalist saldırılara karşı güçlü bir koordinasyon yaratabilir isek çok önemli gelişmelerin yolunu açabiliriz. Bunun için Türkiye devrimcileri öncelikle büyük şehirlerin merkezindeki kafeteryalara hapsolmuşluktan kurtularak işçilerin, emekçilerin ve öğrencilerin yaşam alanlarında uzun vadeli çalışmalara yoğunlaşmalıdır. Migros direnişi bize başarının yolunu gösteriyor.

Türkiye devrimci hareketi aynı zamanda Batılı emperyalistlerin bölgemizde artan saldırganlığı karşısında halkın anti-emperyalist duyarlılığına yabancı kalmamalıdır. Bu da ezen ve ezilen ulus milliyetçiliğinden bağımsız bir devrimci tutumla mümkündür.

Paylaş
Önceki İçerikKüba Bizimdir!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.