Sorun gerçekleri söyleyenler değil, gerçeklerin kendisidir!

0
104

Nadiye Karahan

Bu ülkede artık çok açık bir tablo var. Sorunları dile getirenler hedef haline getiriliyor, ama o sorunların kendisi büyümeye devam ediyor. Konuşanı susturarak gerçeği değiştirebileceğini sanan bir anlayış hâkim. Oysa gerçekler, üzeri örtüldükçe daha da ağırlaşır.

Uyuşturucu yaşı her geçen gün düşüyorsa bu bir “iddia” değil, gözümüzün önünde yaşanan bir çöküştür.

İnsanlar adaletin herkese eşit işlemediğine inanıyorsa bu bir “algı” değil, derin bir güven krizidir.

Mahkeme süreçleri yıllarca sürüyor, insanlar hak ararken tükeniyorsa bu bir “şikâyet” değil, sistem sorunudur.

Geçim sıkıntısı, işsizlik, umutsuzluk toplumun geniş kesimlerini sarmışsa bu bir “abartı” değil, hayatın gerçeğidir.

Ama asıl tehlikeli olan bunların kendisi kadar, bunlara karşı gösterilen tavırdır. Çünkü bu ülkede artık sorunları çözmek yerine, o sorunları dile getirenleri susturma refleksi gelişmiş durumda. Etiketlemek, yaftalamak, itibarsızlaştırmak…
Sanki gerçekleri söyleyenler ortadan kalkarsa gerçekler de yok olacakmış gibi davranılıyor.
Oysa bir gerçeği susturmak, onu ortadan kaldırmaz.
Sadece daha büyük bir sorun haline gelmesine neden olur.

Daha da acısı şu: Bu ülkede adalet talebi bile taraflara bölünmüş durumda.
Herkes hukuku kendi lehine çalıştığında savunuyor, aleyhine döndüğünde sorguluyor.

Haksızlık başkasına yapılınca sessizlik hâkim, kendine yapılınca adalet arayışı başlıyor. Bu yaklaşımın sonu bellidir.
Hukukun kişiye göre uygulandığı bir yerde kimsenin güvencesi kalmaz. Bugün susanlar, yarın aynı haksızlıkla karşılaştıklarında konuşacak bir zemin bulamaz.

Unutulmaması gereken basit bir gerçek var.
Bir ülkeyi ayakta tutan şey sadece ekonomi, yollar ya da binalar değildir.
Bir ülkeyi ayakta tutan şey, vatandaşın devlete olan güvenidir.
O güvenin temeli ise adalettir.
Eğer insanlar adalete güvenini kaybederse, eğer hukuk herkese eşit uygulanmazsa, eğer haksızlıklar normalleşirse, işte o zaman en büyük zarar sadece bireylere değil, ülkenin tamamına olur.

Gerçekleri konuşmak rahatsız edici olabilir. Ama gerçeklerden kaçmak, onları yok saymak, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Çünkü konuşulmayan her sorun büyür, bastırılan her gerçek bir gün daha sert şekilde karşımıza çıkar.
Mesele artık kim ne dedi meselesi değildir.
Mesele, bu ülkede gerçekten ne yaşandığını görüp görmemek meselesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.