Yaşasın 1 Mayıs!

0
61

Bu yıl 1 Mayıs’ı daha umutlu bir havayla karşılıyoruz. Birliğin, dayanışmanın ve mücadelenin en güzel günlerinde bir olan 1 Mayıs bu yıl yine on binlerce insan tarafından sokaklarda, meydanlarda, iş yerlerinde kutlanacak ve mücadele mesajları verilecek.

Ülkemizin emekçileri yaşadıkları sorunlara karşı her dönem mücadeleci bir refleks göstererek işçi sınıfı mücadelesini büyüten bir rol oynadı. 1 Mayıs dünyada ve Türkiye’de bu mücadele birikimini yansıtan en önemli günlerden biri olmaya devam ediyor.

Bu yıl 1 Mayıs’ı geçen yıldan daha ağır sorunlarla karşılıyoruz. Emekçilerin yaşadığı sorunlar artarken işçi sınıfının mücadele olanakları da büyüyor. Ülkemizde çaresizlik karşısında umutlu arayışlara açık olan bir toplumsal geleneğin güçlü izleri olduğunu biliyoruz.

Emekçileri kuşatan güvencesizlik ve sömürü düzeni her gün binlerce işçiyi işsiz bırakıyor. Sefalet, çaresizlik ve iş kazalarıyla kara yazgıya dönüşen çalışma hayatı 13 milyonu bulan geniş tanımlı işsiz sayısı ile çalışan nüfusun neredeyse 3’te 1’ini geçmiş durumda.

İş kazalarındaki artış ülkemizin ve emekçilerin kanayan yarası olmaya devam ediyor. Her ay neredeyse 200 işçi çalışırken hayatını kaybediyor.


Ülkemizin güzel çocukları bugün kapitalist çarkının dönmeye başladığı 1800’lü yıllardan bile daha kötü koşullarda ve yetişkinlerden ağır şartlarda çalışmak zorunda kalıyor. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon çocuk küçük bedeniyle sermaye için önemli bir iş gücü kaynağı haline getirilmiş durumda. Çocuk işçi ölümleri MESEM Projesi ile neredeyse 3 te 1 oranında arttı. Çalışmak zorunda kalırken hayatını kaybeden çocuk sayısı 2025 yılında yaklaşık 100 kişiye ulaşmıştı. 2026 yılında ise daha kaç çocuğun çalışırken hayatını kaybedeceğini bilmiyoruz.

İşçi ücretleri, iktidarın patronlar ile belirlediği asgari ücret ile sürekli geriye doğru çekiliyor. Milyonlarca emekçi 33 bin lirayı bulan açlık sınırının altında çalışmak zorunda kalıyor. 110 bin liraya yaklaşan yoksulluk sınırında ücret alan işçi sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Geriye doğru itilen sadece işçi ücretleri değil çalışma yaşamının her detayı açıkça kölelik koşullarına doğru çekiliyor.

Adım adım örülen bu kara düzen sermaye egemenliğini engelsiz şekilde büyütürken halkın ve emekçilerin küçük haklarını dahi sınırsız biçimde yok ediyor. İşçiler sömürülüp yok sayılırken, patronlar iktidar tarafından sürekli fonlanıyor, vergileri siliniyor ve emekçilerin tüm haklarını ayaklar altına alıyorlar. Emeğine, doğasına, geleceğine ve ülkesine sahip çıkan herkes baskı ve tutuklamalarla susturulmak isteniyor.

Büyük sendikalar işçilere umut olmaktan uzak durumdalar ve umutsuzluk yayıyorlar. Sarı sendikacılık emekçilerden kopuk, bürokratik ve risk almayan kötü yapısıyla işçilerin yaşadığı sorunlara çare olmayı terk etmiş durumda. Mücadeleden uzak sendikalar üye sayılarındaki artışla övünürken ucuz işçilik, insanlık dışı çalışma koşulları, güvencesizlik ve çaresizlik giderek büyüyor. İktidar bu yapısı nedeniyle sarı sendikaları bir risk olarak görmüyor.
İktidarın patronlarla ve sarı sendikalarla uyumlu yürüttüğü bu ittifak, en çok işçilerin örgütsüzlüğünden güç alıyor.

Memleketimizi kuşatan karanlık ne kadar yoğun olursa olsun ülkesi ve emeği için mücadele edenlerin kazanacağını biliyoruz.

Mücadeleci çizgiden yana saf tutanların iktidardan bunalmış olan halktan destek görme olasılığı eskisinden daha yüksek durumda. Birçok işçi direnişi bu sayede güçlü bir dayanışma ile başarıya ulaştı.

Başarının yolu birlikten ve dayanışmadan geçiyor. İşçi mücadelesinin nitelikli bir kitle hareketine dönüşmesinin yolu da ancak birlik ve dayanışmayla mümkün. “İşçi sınıfının gücü birliğinden gelir sözü” mücadeleci güçlerin başarısı için de önemli bir referans anlamına geliyor.

Emekçiler dört yanı kuşatılmış şekilde sömürülürken geleceğe dair halkın taşıdığı umudun büyümesi güçlü bir olasılıktır.

1 Mayıs ülkemizdeki mücadele tarihinin yeniden hatırlandığı ve oradan güç aldığımız çok önemli bir gündür.

Ülkemiz baskılara karşı boyun eğenlerin değil dayanışmadan ve mücadeleden aldığı güçle haksızlıklara karşı direnenlerin ülkesidir.

Zafer direnen emekçinin olacak!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.