Haftanın Özeti: CHP’ye Yargı Darbesi

0
83

Dün (21 Mayıs Perşembe) açıklanan bir mahkeme kararı Türkiye’yi sarstı. Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı davasında iptal kararı vermesiyle birlikte mevcut CHP yönetimi görevden uzaklaştırılmış duruma düştü. Tartışmalara ve gerilime yol açan bu olaya yazımızın Türkiye bölümünde değineceğiz. 

Özetimize dünyadaki gelişmelerle başlıyoruz. 

Dünya

Bolivya’da hükümetin kemer sıkma ve özelleştirme politikalarına karşı halk sokakta. Ekonomik krizden kemer sıkma politikalarıyla ve yakıt harcamalarındaki sübvansiyonlarda kısıtlamaya giderek, sorunu emekçilerin üzerine yıkarak kurtulmaya çalışan sağcı iktidar, tepkileri dindirmek için ücretlere yüzde yirmi oranında zam yapsa da halk sokaktan çekilmiyor. Çünkü sokakların tepkisi yalnızca ücretlerin düşük olmasına değil. Yaşanan yakıt krizi, gıda ve temel harcamalardaki fiyat artışları, özelleştirme ve kemer sıkma programları Bolivya halkının temel gündem başlıkları olarak görülüyor.
Büyük kentler ve başkent La Paz ve bağlı çevre yollarda ulaşım tamamen kesilirken, birçok banka da, olaylar yatışına kadar hizmet vermeyi durdurduklarını açıkladı.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından ABD yönetimi sağcı hükümete desteğini açıklarken, ayaklanmalardan eski devlet başkanı solcu Morales’in sorumlu tuttu ve sokaktaki protestocuları ‘darbe’ yapmakla suçladı. Protestolar sırasında yüzlerce kişi gözaltına alındı. Morales’in CIA ve Bolivya polisinin ortak operasyonuyla kaçırılmasının planlandığı iddia edildi. Bu iddiaların bazı basın organlarında ve sosyal medyada yayınlanan belgelerle duyurulması sonrası, halk Morales’in konutu etrafında nöbete başladı.
Bir dönem Bolivya, Venezuela, Brezilya, Kolombiya, Meksika, Uruguay, Arjantin gibi Latin Amerika ülkelerinin hepsinde birden solcu iktidarlar işbaşına gelmiş ve özellikle Küba ile geliştirdikleri temaslar ABD’nin planlarını altüst etmişti. Şimdi Bolivya’dan yükselen bu tepki yakın dönemde yeniden sağcı iktidarlar eliyle bölgede kontrolü ele alan ABD’nin huzurunu kaçırmış gibi görünüyor.

Geçtiğimiz hafta 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen Trump’ın Çin ziyaretinin ardından, Putin de Pekin’de temaslarda bulundu. Trump’ın aksine Putin’in ziyareti ekonomi, siyaset ve savunma alanlarında verimli görüşmeler ve anlaşmalarla sonuçlanmış gibi görünüyor. ABD’nin İran’a açtığı savaş ve bölgede geliştirmeyi hedeflediğini ilan ettiği yeni savunma sistemine karşı, Çin ve Rusya liderleri yaptıkları ortak açıklamayla tepki gösterdi.

Putin’in bu ziyaretindeki en önemli başlıklardan biri enerji alanındaydı. Uzun yıllardır üzerinde çalışıldığı söylenen “Sibiryanın Gücü-2” adlı doğalgaz boru hattı hakkında temel bir anlaşmaya varıldığı söylendi fakat projenin yürürlüğe gireceği tarih ve diğer detaylar hakkında bir açıklama yapılmadı.
Bu anlaşmaları açıklayan Rus ve Çin yetkilileri, ilişkilerinin sarsılmazlığına dikkat çekerken, tek kutuplu dünya düzeninin artık sona erdiğini vurguladılar.
Öte yandan yapılan son enerji anlaşması, Çin’in enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi bakımından oldukça önemli.
Anlaşma Rusya için de özel önem taşıyor çünkü Ukrayna savaşı ile birlikte Batılı devletlerin baskısıyla dünyanın büyük kısmında ambargoya maruz bırakılan Rusya için Çin pazarı adeta bir nefes borusu niteliği taşıyor. Rusya Çin dışında Hindistan, Türkiye, Bazı Avrupa Birliği ülkeleri (LNG ve boru hatları), Brezilya, Singapur ve Brunei gibi ülkelere doğrudan, başka ülkelere de işlenmiş petrol ürünler olarak dolaylı olarak petrol ve doğan gaz satabilmektedir. Rusya’nın toplam ihracat gelirlerinin yaklaşık 3’te 2’si (yüzde 63) yakıt ve enerji ürünlerinden oluşmaktadır ve bu ihracatın en büyük dilimi (yüzde 30) Çin pazarına yöneliktir. 

Küba devriminin öncülerinden Raul Kastro’ya ABD tarafından bir soruşturma açıldığı duyuruldu. Gerekçe ise, 30 yıl önce yaşanan bir olaya dayanıyor. ABD’den kalkıp Küba hava sahasını defalarca ihlal eden karşı devrimci çeteye ait iki küçük uçağın düşürülmesinin sorumlusu olarak gösterilen Raul Kastro’ya soruşturma açılması, Maduro benzeri bir operasyonla Kastro’nun da hedef alınması olasılığını akıllara getirdi.
Devrimden sonra Miami’ye kaçan zengin ailelerin ve cunta yöneticilerinin torunlarından oluşan bu karşı-devrimcilerin uçaklarla Küba hava sahasını ihlal ederek ada üzerinde izinsiz uçuş yapması Küba’nın devrimci yönetimi tarafından uluslararası havacılık kurumlarına, BM’ye ve bizzat ABD’ye bildirilmiş ve önlem alınmazsa gerekenin yapılacağı söylenmişti.
Ve nihayetinde bu uçaklar düşürülmüştü. Karşı-devrimci antikomünist çeteden 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan bu olay bahane edilerek Kastro’ya açılan bu soruşturma, ABD’nin İran bozgununun ardından gittiği Çin’de de aradığını bulamamasıyla birlikte Küba’da yeni bir maceraya girişme ihtimalinin güçlendiği yolunda yorumlara sebep oluyor. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılması ve İran’a yönelik saldırıların ardından sık sık sıranın Küba’ya geldiğini söyleyen ABD yönetimi, adaya yönelik ablukayı her geçen gün arttırırken savaş gemilerini de bölgeye yönlendirdi.
Konuya dair açıklama yapan Küba’nın Cumhurbaşkanı Diaz Kanel, saldırıya topyekün vatan savunmasıyla karşılık verileceğini söyledi.
Küba hükümeti tarafından yapılan açıklamada da, Küba halkının devrim lideri Raul Kastro’nun arkasında kenetlendiği belirtilerek “Ya vatan ya ölüm, kazanacağız!” denildi.

İsrail ordusu, Küresel Sumud Filosu’na ait tekneleri uluslararası sularda bir kez daha alıkoydu.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik ablukasını kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı. İsrail ordusu uluslararası sulardaki saldırısında, 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu. 18 Mayıs’ta ise İsrail ordusu, 39 ülkeden 400’ün üzerindeki aktivistin yer aldığı filoya uluslararası sularda seyir halindeyken yeni bir saldırı düzenledi ve çok sayıda aktivisti uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı şekilde alıkoydu.
Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre eylemciler Türkiye yolunda. Ajans’ta yer alan açıklamada, ’85’i Türk vatandaşı olmak üzere 422 Küresel Sumud Filosu katılımcısının İsrail’deki Ramon Havalimanı’ndan ayrılarak Türkiye’ye doğru yola çıktığı’ ifadeleri yer aldı. Aktivistler bugün İstanbul Havalimanında karşılandı. 
İsrail ordusu, Ağustos 2025’te de 44’ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40’tan fazla tekneyle Gazze’ye yönelen Küresel Sumud Filosu’na benzer bir saldırıda bulunmuştu.

Türkiye

AKP iktidarının CHP’ye ve CHP’li belediyelere yönelik yargı destekli saldırıları, Mutlak Butlan adlı bir yargı kararıyla parti yönetiminin görevden el çektirilmesine vardırıldı. Yolsuzluk iddiasına dayanılarak alınan Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı kaybettiği 4 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. CHP olağan kurultayı ve sonrası bütün kararları geçersiz ilan etme ve bunu derhal yürürlüğe koyma potansiyeli taşıyor. Özgür Özel halkı direnişe çağıran konuşma yaparken Mansur Yavaş’ın aralarında bulunduğu partililer CHP’nin bölünmemesi gerekçesiyle uzlaşma telkin ediyorlar. 

Kısa zaman öncesinden Beşiktaş Belediyesi’ne düzenlenen yeni operasyonda, aralarında eski belediye başkan yardımcısı ve belediye meclis üyelerinin de bulunduğu beş kişi gözaltına alınmıştı. Savcılıktan yapılan açıklamaya göre gözaltına alınanlara “rüşvet aldıkları” ve “malvarlığı değerlerini akladıkları” suçlamaları yöneltildi. Benzer bir operasyon kapsamında “haksız mal edinmek”, “suç örgütüne üye olmak” iddialarıyla Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da 2025 yılının Ocak ayında tutuklanarak, görevden uzaklaştırılmıştı.

CHP’ye yönelik operasyonların ve iktidar baskısının artarak devam ettiği günlerde CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise paylaştığı “arınma” ve “iç muhasebe” temalı videosuyla tepki çekmişti. Kılıçdaroğlu’na tepkiler sürerken Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davası için “mutlak butlan” kararı verdi. Karara göre Özgür Özel yönetimi görevden uzaklaştırılarak, göreve kurultay öncesi liderlik yapan Kılıçdaroğlu yönetimi getirilecek. Özgür Özel ve ekibi kararı tanımayacaklarını, koltuğu terketmeyeceğini açıklarken Kılıçdaroğlu ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.” ifadelerini kullandı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP Genel Merkezi’nin “mutlak butlan” kapsamında verilen tedbir kararına karşı yaptığı itirazı kesin olarak reddederken Kılıçdaroğlu CHP’nin üç genel merkez avukatını noter kararıyla azletti. 

Hem Özgür Özel hem de Kılıçdaroğlu tarafının attığı adımlar Mutlak Butlan kararından önceden haberdar ve hazırlıklı olduklarını gösteriyor.

Sosyalist solun büyük kesimi kararı darbecilik olarak gördü. Kürt ulusal hareketi çevresindeki HDK dahi kararı bazı yuvarlak cümlelerle eleştirdi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, CHP’nin dağılmaması için Kılıçdaroğlu’ya “görevden feragat etme” çağrısı yaptı. Bahçeli’nin çağrısının Özgür Özel’in de genel başkanlığı bırakması anlamına geldiği öne sürülüyor. MHP geleneğinden çıkan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın CHP Genel Merkezi’ni ziyaretinde yaptığı açıklama çok ilginçti. Özdağ karar karşısında halkı tepki göstermeye çağırırken “Türkiye Kuzey Kore ya da Rusya değildir” diyerek NATO’culuğunu araya sıkıştırdı.

Siyasette bu gelişmeler yaşanırken ülke toprakları parsel parsel ranta açılıp, sermayeye peşkeş çekiliyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 20’yi aşkın ilde yaklaşık 1 milyon metrekare alan orman statüsünden çıkarıldı. Bu kararla kentlerde yapılaşmanın önü açılırken, karar kapsamındaki alanların önemli bölümünün kıyı kentleri ve yoğun yapılaşma baskısı altındaki bölgeler olduğu görüldü. Orman Genel Müdürlüğü’nün istatistiklerine göre, 2014-2024 yılları arasında 381 bin 783 hektarlık ormanlık alan, maden ve enerji projeleri başta olmak üzere ormancılık dışı faaliyete açıldı.

Ülkemizde emperyalizme karşı başlatılan mücadelenin adımları 107 yıl önce, 19 Mayıs 1919’da örgütlü bir yola sokuldu. Samsun üzerinden Anadolu’ya geçen ve hem işgalcilere hem de onun işbirlikçilerine savaş açan ruh, on yıllar sonra Deniz’lerin Samsun’dan Ankara’ya yaptığı Mustafa Kemal yürüyüşüne ilham olabilmişti. Dev-Genç’lilerin oradan yol alarak Marksist fikirlerle buluşması ve fikir ve eylemlerini sosyalizm mücadelesine taşıması akıllardadır. 
19 Mayıs, gençliğin geleceği ve ülkesinin bağımsızlığı için mücadeleyi devralması gerekliliğinin öne çıktığı gün olması gerekirken ülkemizde gençler gelecekten umutsuz. KONDA araştırmasına göre Türkiye’de gençlerin %71.3’ü bir gelecek hayal edemediğini söylüyor. En büyük iki kaygı alanından biri olan geçim sıkıntısı %49,2 ile ilk sırayı alırken, %47,9’la bu sırayı gelecek belirsizliği takip ediyor. Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre ise Türkiye’de 15-29 yaş arası gençlerin %26,3’ü ne eğitimde ne istihdamda kendine yer bulabilmiş durumda. Ayrıca veriler her 5 gençten birinin eğitim sisteminden erken ayrıldığını da ortaya koyuyor. Yıllardır gençliğin umudunu, gelecek hayallerini çalanlara inat, gençliğin mücadele azmini ve coşkusunu içinde taşıdığını ve geleceğini çalanlara karşı örgütlü mücadeleyi büyütecek önemli bir güç olduğunu biliyoruz.

AKP iktidarı sanat dahil, kendine muhalif gördüğü her alanı kontrol altına almaya çalışıyor. Ankara Birlik Tiyatrosu’nun “Aşık Mahsuni Şerif” adlı oyunu Amasya’da yasaklandı. Yasaklanma gerekçesi “Dini ve manevi hassasiyet oluşturabileceği”, “Halk arasında ikilik oluşturabileceği” iddiaları oldu. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamlarına değinilen; Sivas, Maraş katliamlarına dair sahnelerin yer aldığı oyunun, birçok kentte gösterilmesine rağmen Amasya’da yasaklanması tepkilere yol açtı. Ankara Birlik Tiyatrosu yasak kararına karşı yürütmenin durdurulması talebiyle Bölge İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Karar tiyatro lehine sonuçlanırsa oyun Amasya’da da gösterilebilecek.

18 Mayıs 1973’te, işkencede katledilişinin üzerinden 53 yıl geçen, mücadeledeki samimiyeti, özverisi ve direnişçi tutumu ile bizlere örnek olan İbrahim Kaypakkaya’yı saygı ve özlemle anıyoruz. Kaypakkaya bu yıl da ne yazık ki bir kısım sol tarafından solda birlikte çalışma imkanlarını engelleyecek şekilde istismar edildi. “Tek Komünist İbo’dur, İbrahim öncesi ve onun çağdaşları devletten kopamamıştır” gibi akıl almaz iddialar bu yıl da ileri sürüldü. Biz Türkiye devrimci hareketinin Mustafa Suphilerden, Şefik Hüsnülerden Denizlere, Mahirlere, İbrahimlere ve günümüze uzanan devrimci geleneğimizi bir bütün olarak ve eleştirici bir tutumla sahipleniyoruz. 

Emek Haberleri

Kocaeli Dilovası katliamının Çarşamba günü görülen 2. duruşmasında katliamdan sorumlu olan kişilerin kaçmasına yardım eden bir kişi tutuklandı. Kaçak yapı hakkında yıkım kararı verilmesine rağmen işlem yapmayan, şikâyetlere rağmen iş yerini denetlemeyen bakanlık ve belediye görevlileri hakkında ise hiçbir işlem yapılmadı. Aileler, 3’ü çocuk olan 7 kişinin yanarak can verdiği katliamın tüm sorumluları adil şekilde yargılanana kadar mücadelelerine devam edeceklerini belirtiyorlar.

İstanbul-Gayrettepe’deki Masquerade gece kulübünde 29 kişinin katledildiği davanın 14. duruşmasının öncesinde aileler açıklama yaparak hazırlanan bilirkişi raporunun kamu görevlilerini aklamak amacıyla hazırlandığını belirttiler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra hazırlanan rapor yaşanan katliamı basit bir kaza olarak göstermeyi amaçlıyor. Oysa gece kulübü 2006’dan bu yana 7 defa el değiştirmesine rağmen bir tane güncel itfaiye raporu dahi tutulmadı. Aileler tüm sorumluların adil şekilde yargılanmasını istiyor.

İSİG Meclisi’nin paylaştığı verilere göre nisan ayında en az 5’i çocuk 189 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Paylaşılan başka bir bilgiye göre ise 2023 yılının Eylül ayından bu yana sadece MESEM Projesi kaynaklı çocuk ölümleri sayısı 20 kişiye ulaştı. İlkokul, Ortaokul ve liselerde eğitimden kopan çocukların sayısı giderek artarken hem MESEM projesi ile hem de çocuk işçi olarak çalışma hayatına atılan çocuk işçilerin ölümleri giderek artıyor. İstatistiklere göre 2024-2025 yılı arasında ilkokulda okuyan çocukların yüzde 10’u, ortaokul düzeyinde okuyan çocukların yüzde 23.7’si, lise çağında ise öğrencilerin yüzde 33’ü eğitim hayatından koptu.

Açlık ve yoksulluk rakamları adeta kara delik gibi büyüyor. Birleşik Metal-İş Sendikası’na bağlı olan Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin paylattığı verilere göre açlık sınırı, asgari ücreti yaklaşık 7 bin TL aşarak 35 bin TL’ye ulaştı. Yoksulluk sınırı ise 115 bin TL’ye yaklaştı. 4 kişilik bir ailenin sadece günlük gıda harcamasın ise 1.160 lira olduğu belirtildi. Asgari ücrete, emeklilere zam yapılması gerektiğini umursamayan iktidar vergi afları, vergi muafiyetleri ve sermayeye peşkeş çekilen teşviklerle emekçilerin yaşadığı sefaleti daha da büyütüyor.

Kütahya Tunçbilek’te bulunan Egetaş maden işçileri, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarımın uygulanması, ödenmeyen haklarının ödenmesi ve verilmeyen tüm sosyal haklarının verilmesi için direnişlerine devam ediyor. İşçiler ağır koşullarda, hakları ödenmeden 6 saat 15 dakikalık çalışma saatine bölünmüş olarak 4 vardiya şeklinde kesintisiz olarak çalışıyorlar.

Belediye işçileri işten atmalara ve hak gasplarına karşı çeşitli belediyelerde mücadele etmeyi sürdürüyor. Beşiktaş Belediyesi işçisi Turan Çil Belediye Başkanvekili Ömer Rasim Şişman’ın işçilere zulmeden tutumuna karşı ve işinin geri verilmesi için direnişe devam ediyor. Cumartesi günü Turan Çil’in işinin geri verilmesi için Beşiktaş CHP ilçe binası önünde bir basın açıklaması yapılarak haksızlığa son verilmesi çağrısı yapıldı.

İBB’de güvenlik soruşturması bahanesiyle Ağaç A.Ş’de işten atılan işçilerin belediye önündeki direnişi devam ediyor. Çeşitli baskılarla ve tutuklamalarla karşılaşan İBB yöneticileri belediye içinde işçileri sindirebilmek ve mücadeleci anlayışı belediye bünyesinden söküp atmak için BTO-SEN ve Enerji-Sen gibi Sendikalar üzerinde baskı kurmaktan da geri kalmıyor. Ağaç A.Ş işçileri dün İBB Taşeron İşçileri Derneği çağrısıyla Saraçhane’de çeşitli kurumların katıldığı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Şişli Belediyesi’nde toplu sözleşme hakları gaspedilerek işten atılan işçilerin ve uzun yıllardır işini geri isteyen Kakil Yazar ve Turan Aktaş’ın mücadelesi devam ediyor.

Bakırköy Belediyesi’nden gönderilen mesajlarla EYT’li oldukları gerekçesiyle işten atılan işçilerin direnişi devam ediyor.

Enerji-Sen’in Bursagaz’da çoğunluğu sağlamasına rağmen AKSA Holding tarafından işçilerin işyeri kodlarını değiştirerek Enerji Sen’in Bursagaz’a keyfi şekilde sokulmamasına karşı sendikanın verdiği mücadele devam ediyor. Enerji-Sen iş yeri bünyesinde yasal olarak yüzde 52 çoğunluk sağlamıştı

Şık Makas işçileri direnişlerinin 226. Gününde kamuoyunun desteği ve dayanışmasıyla hapisten çıkan Mehmet Türkmen ile bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Tokatt’ta Şık Makas işçileri kurdukları direniş çadırlarında mücadelelerini sürdürüyor.

Gebze’de Şekerpınar’da 12 Mayıs’ta greve çıkan Procter&Gamble’ın (P&G) işçileri 11 gündür hakları için direniyor.

Nakliyat İş-Sendikası’nın 20 Mart’ta başlattığı FedEx Express grevi anlaşmayla sonuçlandı. Yapılan anlaşmaya göre haftalık çalışma saati 45 saatten 42.5 saate düşürüldü. İşçilerin ikramiye alacakları, kıdem zammı, sosyal ödemeleri, yüzdelik zam oranları ve izin haklarında kazanımlar elde edildi.

Urfa’da yaklaşık 5 aydır hakları gaspedilen Mercan İplik işçileri Şanlıurfa’nın merkezinde bulunan Topçu Meydanı’nda basın açıklaması yaparak yaşadıkları haksızlıkları ve emek düşmanlığını anlattılar.

Yapı Yol-İş Sendikası, Kardelen İş Ortaklığı ve alt işverenleri tarafından hakları verilmeyen üyeleri için Fikirtepe Emlak Konut önünde başlattığı direniş kazanımla sonuçlandı.

İzmir’de Temel Conta işçileri insanca yaşama talepleri ve sendikal hakları için direnmeye devam ediyor.

Hatay Dörtyol’da bulunan Yolbulan Metal işçilerinin grevi aradan geçen uzun zamana rağmen devam ediyor.

Mücadele Haberleri 

Özetimize geride bıraktığımız hafta yaşanan mücadele haberleri ile devam ediyoruz.

CHP’de mutlak butlan kararının ardından AKP iktidarı halkın demokratik haklarına yönelik saldırılarını arttırmış oldu. Özgür Özel ve Özel’in yanında bulunan CHP yönetimi Ankara’da bulunan genel merkez başta olmak üzere CHP il merkezlerine çağrılar gerçekleştirerek bu karara karşı protesto gerçekleştirdi. Bugün ise çeşitli illerde Emek ve Demokrasi güçleri bu saldırıya karşı basın açıklaması gerçekleştirecek.

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, Söğütlüçeşme ve Cevizlibağ’da NATO’ya ve emperyalist saldırganlığa karşı bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. ODAK Dergisi olarak bizler de birliğin bileşeni olarak bildiri dağıtımına katılım sağladık.

Suruç Aileleri İnisiyatifi, İzmir’de IŞİD tarafından katledilen 33 canımızı anmak için TSKM önünde bir araya geldi.

Dilovası katliamının 2. duruşması bu hafta Kocaeli Kandıra Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görüldü. Duruşma öncesi kayıp yakınları basın açıklamasında konuşurken adalet taleplerini dile getirdi. Öte yandan Kocaeli Üniversitesi gençlik örgütleri de basın açıklamasına katılım sağladı.

Geçtiğimiz gün İstanbul’da bulunan Bilgi Üniversitesi Cumhurbaşkanı tarafından kapatıldı. Kararın resmi gazetede yayınlanmasının ardından, üniversite öğrencileri okul içerisinde protesto gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerine bu hafta da devam etti. 1103’üncü haftada tekrardan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen grup; gözaltında kaybedilen Kasım Alpsoy ve Halil Alpsoy için adalet talep etti.

Hukuk dernekleri 7 Mayıs’ta ODTÜ Bahar Şenliği’nde gerçekleşen provakasyonun ardından öğrencilerin tehdit ve tacize uğradığını açıkladı. Bu duruma karşı gerekli yerlere suç duyurusunda bulunulacağı dile getirildi.

Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya ölüm yıldönümü olan 18 Mayıs’ta salon etkinliklerinde ve eylemlerde devrimci gruplar tarafından anıldı.

Sonuç

Bolivya’da gelişen halk hareketi Latin Amerika’da havanın soldan yana değişmesine dönüşürse bu Türkiye’ye de yansıyacaktır. Taraftarlarının büyük kısmı soldan yana olan CHP’nin karşı karşıya bulunduğu durum ise çok üzücüdür. Özgür Özel tıpkı Kılıçdaroğlu gibi bir yandan tekelci sermayenin ve Batılı emperyalistlerin desteğini almaya çalışırken diğer yandan bugünkü zor koşullarda sosyalist sola, gençliğe ve halka hitap ediyor. CHP’nin bünyesindeki çürümüş politikacılardan ve işçi düşmanı yerel yöneticilerden kurtulması ve Batılı emperyalistlere karşı anti-emperyalist yurtsever geleneğin içinde yer alması gerekir. Gelişmeler bağımsız tutumdaki sosyalist solu aktif tutumda birlikte mücadeleye çağırıyor. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.