Haftanın Özeti: Filistin’de İsrail Türkiye’de kapitalistler

0
462

Çalışanların 2024 yılı ücretlerinin belirlendiği aralık ayındayız. Emekçilerin maaş ve ücretlerine yapılacak zamlarda enflasyon rakamları belirleyici oluyor. Bu nedenle TÜİK verilerinde “geleneksel” olarak yılın son aylarında enflasyon düşüyor. Dolayısıyla Kasım ayı enflasyonu ENAG’a göre yüzde 5,58 artarken TÜİK’e göre 3,28 arttı. 12 aylık enflasyon ise ENAG’a göre yüzde 129,27 olurken TÜİK’e göre 61,98 olarak açıklandı.

Enflasyon verilerindeki sahtekarlık yetmez gibi; iktidar ve sermaye sınıfının açgözlülüğü ve hırsızlıklarına kılıf bulma yetenekleri de her gün bizi yeniden yeniden şaşırtmaya devam ediyor. 1 Aralık’ta toplanması gereken Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısı 11 Aralık’a ertelenirken İTO başkanı Şekip Avdagiç’ten akla ziyan bir öneri geldi. Kendileri ürün ve hizmetlere hiç tereddüt etmeksizin enflasyon üzerinde zamlar yaparken; asgari ücretin hedeflenen enflasyona göre belirlenmesini istedi. Birleşik Metal İş’te örgütlü Bursa SCM de çalışan metal işçileri ,asgari ücretin belirlenmesinde hükümet ve işveren kanadının yaptıkları açıklamalara itiraz ederek, yüksek enflasyon koşullarında asgari ücretin yılda en az 4 kez belirlenmesi için eylem yaptı.

Asgari ücrette beklenen enflasyona göre zam önerisi, yılda tek zam gibi söylemler ekonomik sıkıntıların altında üzüm gibi ezilen ve hayatta kalacak emekçiler için önümüzdeki yılın çok daha zor geçeceğinin peşinen ilanıdır.Hayatta kalanlar için dedik, çünkü geniş emekçi kesimlere yaşamak ta pek reva görülmüyor. Kayıtlara yansıyan ölüm sayıları bir türlü azalmıyor. İş Sağlığı Güvenliği Meclisi Kasım ayı ölüm istatistiklerini açıkladı. Meclisin raporuna göre Kasım ayında en az 137 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Ocak ayından bugüne kadar iş cinayetlerinde katledilenlerin sayısı 1772 oldu. En çok ölümler inşaat, tarım ve gemicilik sektörlerinde gerçekleşti.

Sahip olduğu her lüksü emekçilerin sömürülmesine borçlu olan zenginler dünyası, işçileri açlığa mahkum etme yolunda sömürüyü artırmaya çalışıyor. 150 bin işçiyi ilgilendiren Türk Metal İş ile patronların örgütü MESS arasındaki toplu sözleşme sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine süreç arabulucuya gitmişti. İşçiler sadece MESS’e değil sendikaya da öfkelerini gizlemiyor. Ücretlerinin ortalama asgari ücret seviyesinde olduğunu söyleyen işçiler sendikanın kendilerini oyaladığını ve asgari ücret seviyesinde bir rakamla anlaşmak için sendikanın asgari ücretin açıklanmasını beklediğini söylüyorlar.

Bu hafta işçi cephesinde yeni bir mobbing türü gazete haberlerine yansıdı. Erkunt Traktör fabrikasında işçilere formen ve müdürler performans puanı vererek çalışanları yoğun üretime zorluyorlar. Hafta içi ve hafta sonu zorunlu mesailer, tehlikeli koşullarda çalışmalar puanlama konusu yapılıp yöneticiler çalışanları, puanı düşük olanların zam oranlarını düşük tutmakla tehdit ediyorlar.

Bir yandan sermayenin emekçilere zulmü devam ederken, emekçilerin de bunlara direnişi devam ediyor. Şanlıurfa’daki Özak Tekstil’de Öz İplik-İş’ten istifa ederek BİRTEK-SEN’de örgütlenmeye başlayan, bir arkadaşlarının işten atılması üzerine iş bırakarak direnişe geçen işçilerin eylemleri devam ediyor. Kolluk marifetiyle fabrika önüne gitmeleri engellenen işçiler perşembe günü yağmurdan korunmak için OSB’deki bir camiye sığınmış, sahibinin sesi müftü işçilerin camiden çıkarılmasını istemişti. Kalabalık bir işçi kesiminin cuma namazını kıldığı cami cuma günü, işçilerin girişine mani olmak için kapatıldı.

Özak Tekstil Levi’s’e de ürün dikimi yapıyor. İngiltere’de Türkiye Halklarıyla Dayanışma Kampanyası (SPOT) tarafından yapılan çağrıyla Levi’s önünde Özak Tekstil işçileriyle bir dayanışma eylemi düzenlendi. Eylemde Levi’s’e seslenilerek, Levi’s’in Özak’taki sömürü ve baskılara ortak olduğu ve derhal önlem alması istendi. Aksi taktirde kölelik koşullarında çalıştırılan işçilerin yaşadıklarından Levi’s’in de sorumlu olduğu belirtildi.

Emekliler ise 10 Aralık’ta Ankara’da yapacakları mitinge hazırlanıyor. Üç emekli sendikası açlık ve sefalet koşullarına itiraz için ortak miting yapacak.

AKP depremi bahane ederek Rezerv Alan Yasası’yla anayasal haklardan biri olan mülkiyet hakkını da ortadan kaldırdı. Bu yasayla bir yandan yandaşlarına yeni rant alanları yaratırken, diğer yanda Gemlik’te meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki deprem yürekleri ağıza getirdi. Marmara bölgesindeki her sarsıntı beklenen İstanbul depreminin öncüsü gibi algılanıyor. Alınmayan önlemler nedeniyle milyonlar, ölümü bekleyen kurbanlık koyunlar gibi öleceği günü bekliyor. Deprem uzmanları, olası bir İstanbul depreminin yıkımının 6 şubat depremiyle kıyaslanamayacağını, 38 bin binada ağır hasar, 195 bin binada ise orta veya hafif hasar ortaya çıkacağını, yardımların kolay kolay kazazedelerine ulaşamayacağını söylüyorlar.

Rezerv Alan Yasası’na gelince; Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın veya İdarenin talebine bağlı olarak veya res’en Bakanlıkça belirlenen alanlar rezerv yapı olarak tanımlandı. Bu yasanın amacında “sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek ve Kanunda öngörülen amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere; riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği rezerv konut ve işyerleri, Gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulama yapılabilir ve bu alanlar yeni yerleşim alanı olarak kullanılabilir.” denmektedir. Anlamı; iktidar gözüne kestirdiği yerleri “kamulaştırıp” ranta çevirecek, işine gelen her yeri talana açacak. Kendilerinin belirlediği fiyattan mülk veya arsa sahibinin bu yeni yapıyı almalarını isteyecek. Eğer insanlar belirlenen miktarı ödeyemezse paranın kalanını devlet ödeyerek parasını ödediği kısmın hissedarı olacak. Bu tür “devlet hisseli konutlar”dan mirasçılar yararlanamayacak.

Haftanın olumlu bir haberi, kadın milli voleybol takımının başarılarından sonra, kadın futbol takımı da yüzümüzü güldüren başarılar elde ediyor. Kadın Milli Futbol Takımı UEFA uluslar ligi B grubuna yükseldi. C grubunda 6 maç oynayan kadın milliler hiç gol yemeden B grubuna yükselirken toplamda attıkları gol sayısı 16 oldu.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından 3 yılda bir, 15 yaşındaki öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri değerlendiren Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) testinin 2022 sonuçları açıklandı. 81 ülke ve bölgede, 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen (bilim) seviyelerinin değerlendirildiği 2022 PISA araştırmasında Türkiye matematikte 39, fende 34 ve okumada 36. sırada yer aldı. Türkiye’nin matematikteki puanı sabit kaldı, okumada 10 azaldı, fende ise 8 arttı. PİSA değerlendirmesinin özeti şu; Türkiye yıllardır bu üç alandaki sıralamada 38 ila 41. sırada gidip gelmekte. Ancak her geçen gün okuma, okuduğunu anlama becerisi gerilemektedir.

İktidarın eğitim politikaları devam ettiği sürece daha da geriye gitmesi kaçınılmaz olacak. Çocuklara bir öğün yemeği “para yok” gerekçesiyle reddeden Milli Eğitim Bakanlığı ÇEDES projesiyle dini tarikat ve vakıflara okullar üzerinden para akıtmaya devam ediyor. Bunlardan birisi olan Bilal Erdoğan’ın vakfı TÜGVA ile yapılan protokol üzerine 56 ilde kurs açılmış. Kurslarda ağırlıklı olarak Kur’an kursları ve dövüş sporlarına yer verilmiş. Tabii ki kurs ücretleri Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü mevzuatı çerçevesinde MEB tarafından ödenmiş.

İktidarın benzer sorumsuzluğuna üniversite yurtlarında da tanık oluyoruz. Tarikat- cemaat yurtlarına öğrenci başına düzenli para aktaran iktidar KYK yurtlarında öğrencileri adeta ölüme terk ediyor. Gıda zehirlenmeleri, asansör düşmeleri, intiharlar bir türlü son bulmuyor. En az yaşananlar kadar trajik olan bir durum ise sosyal medyada geniş bir kesimin bu yaşananları algı oluşturma çabası olarak değerlendirmesi. Yozgat’ta bulunan KYK yurdunda asansör düşmesi üzerine yurdun arsız müdürü öğrencileri tehdit ederek beğenmeyenlere özel yurda gitmelerini söyledi.

İçişleri Bakanı değişti; iktidar, ülkenin kara para aklama yolsuzluk, kumar ve uyuşturucu cenneti olduğunu fark etti. Yeni bakan Ali Yerlikaya, Süleyman Soylu’nun koruyup kolladıklarını tutup tutup içeri attırıyor. Bunun bir temizlik operasyonu olduğunu düşünmüyoruz tabii. Eninde sonunda sadece şahısların değiştiği el değiştirme operasyonları izliyoruz. Suç şebekelerinin başını tutanlara, koruyup kollayanlara bulaştırmadan piyon değişimi yaşanıyor.

Gün geçmiyor ki bir yerden bir yolsuzluk patlamasın ve bunlar milyon, milyar tutarları bulan yolsuzluklar olmasın. İlk kez Sedat Peker’in açıklamalarıyla duyduğumuz yolsuzlukların, en tepedekilerden başlayarak bütün kurumlarda nasıl sıradanlaştığını film izler gibi izliyoruz. Borsadan yargıya, bankadan notere, spordan sağlığa kadar her alan kirli ve çöplük gibi patlayıp üzerimize yağıyor. Bu haftanın çöplüğü Nevşehir’den patladı. Nevşehir merkezli 76 ilde düzenlenen dolandırıcılık ve rüşvet operasyonunda 234 kişi gözaltına alındı. Soruşturmada, Avanos Noterliği’nde 15 bin işlemin rüşvet karşılığında usulsüz yapıldığı, kamunun 147 milyon TL zarara uğratıldığı, 406 milyon TL haksız kazanç sağlandığı ve 225 milyon TL rüşvet alındığı belirlendi.

Kendisi de oldukça kirlenmiş olan yargı bunca pisliği görmezken; muhalif olanları, ülkesini, doğasını korumaya çalışanları, ekmeğinin ve haklarının mücadelesini verenleri acımasızca cezalandırmaya, katilleri de korumaya devam ediyor. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Eskişehir’deki Gezi Parkı eylemlerinde üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesi olayına ilişkin davada, sanık polis memuru H.E’ye “kasten basit yaralama” suçundan verilen 7 ay 15 günlük hapis cezasını onadı. Aynı şekilde Akbelen Ormanlarını korumaya çalışan halka askerin uyguladığı şiddet için yapılan suç duyurusunda ise savcılık soruşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Yasaların sadece kağıt üzerinde bozuk cümleler şeklinde kaldığını biliyoruz. Her şey makam sahiplerinin keyfiyetine göre yürütülüyor. Ama biz yinede söyleyelim. Anayasa Mahkemesi TCK’deki “örgüte üye olmadan örgüt için suç işlemek maddesini iptal etti. Bu karar uygulanırsa bu maddeden içerde olan bir çok kişinin çıkmasının ve kararnamelerle işlerine son verilen binlerce kişinin işe dönmesinin yolu açılacak. Kimlerin bu maddeden yararlanacağı ise, büyük olasılıkla, keyfi olarak belirlenecek.

Grup Yorum’un tutuklamalara karşı geçtiğimiz yıl Berlin’de başlattığı açlık grevinde bazı grevcilerin sağlık durumu kritik aşamaya geldi. Eda Deniz Haydaroğlu, Ilgın Güler, Sevil Sevimli ve İleni Açıkgöz süresiz açlık grevinde. 6 Aralık itibariyle Eda Deniz Haydaroğlu 264, Ilgın Güler 213, Sevil Sevimli 208, İleni Açıkgöz ise 148 gündür bu hukuksuz tutuklamalara karşı açlık grevini sürdürüyorlar.

Dünyadan haberlere de bir göz atarsak:

6 yıl aradan sonra Erdoğan Yunanistan’da. Artık “eeeyyy” diye başlayıp tehditler savurup sonrada 180 derece dönen Erdoğan tavırlarına alıştık. Erdoğan, Miçotakis’i de “bir gece ansızın gelebiliriz” diye tehdit etmiş, “bir daha görüşmem” demişti. Ziyaretin amacı 5 milyar dolar olan ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarmakmış.İsrail dünyanın gözleri önünde soykırım yapmaya devam ediyor. Öldürülen Filistinlilerin sayısı 17 bini aştı. Önce komple bir topluma “onlar insan değil” diyen İsrail hükümeti hastanelerin ardından şimdi de okulları bombalıyor. Uluslararası savaş hukukunu hiçe sayan İsrailin bu tutumuna bir çok ülkenin sessizliği hatta doğrudan desteği “uluslararası hukuk kavramının sadece emperyalist çıkarlar için geçerli olduğunu bir kez daha gösterdi. BM yasak savma babından bağlayıcı olmayan Filistin lehine kararlar alırken; Filistin’in BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı acil müdahale çağrısına sessiz kalıyor. Savaşın bugün geldiği noktada İsrail’in yeraltı tünellerine su basacağı söyleniyor. Bir toplum yok ediliyor, tüm dünya seyrediyor. ABD emperyalistleri BM’nin ateşkes çağrısını veto ederek katliamın devamına açıktan destek oldu. Avrupa’da İsrail’in katliamlarına karşı eylemler ise artarak sürdü. Batılı hükümetler ile halklar arasındaki kopma derinleşiyor.

Oğlu Hunter Biden’in uluslararası ilişkileri ve bu ilişkilerin siyasi süreçleri etkilemesi gerekçesiyle ABD Temsilcile Meclisi Noel’den önce Biden’ın azil sürecini onaylamayı planlıyor.

İngiltere’nin, ülkeye yasadışı yollarla giren göçmenleri Ruanda’ya gönderme planı ısrarla devam ediyor. Mahkemenin mevcut planı reddetmesinden sonra yeni hazırlanan planın İçişleri Bakanı tarafından açıklanmasından sonra göçten sorumlu devlet bakanı Robert Jenrick “planda anlaşmazlık yaşadıkları” gerekçesiyle istifa etti.

Dünyada bu hafta yaşanan işçi eylemlerine de kısaca bir göz atalım.16 bin çalışanı olan İspanya telekomünikasyon şirketi olan Telefonica 2026’ya kadar 5 124 kişiyi işten çıkaracağını açıkladı.Belçika Devlet Demiryolları işçileri ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için 2 günlük greve çıktı.İtalya’da sağlık çalışanları 2024 yılında sağlık hizmetlerinde yapılması planlanan kesintileri protesto etmek için bir günlük grev yaptı.

Otomotiv şirketi Tesla’nın İsveçte bulunan fabrikasında işverenin sözleşme kurallarına uymak istememesi üzerine yapılan grev 6. haftasında. Danimarka’nın en büyük sendikası 3F İsveç Tesla işletmesinde işçilerin talepleri kabul edilmezse Danimarkalı nakliyecilerin Tesla araçlarını taşımayacağını açıklarken; Norveç’teki Fellesforbundet Sendikası da, İsveç’teki grevci işçilerin talepleri kabul edilmediği takdirde Tesla araçlarının 20 Aralık’tan itibaren Norveç üzerinden İsveç’e gitmesine engel olacaklarını ilan etti. Finlandiya Liman İşçileri Sendikası de 20 Aralık’tan itibaren Tesla arabalarının taşınmasını engelleyeceklerini duyurdu. Bununla birlikte Alman işçi sendikası IG Metall, yasadışı olduğu gerekçesiyle İsveç işçileriyle dayanışma grevine giremeyeceklerini açıkladı. Tesla’nın Almanya’da da sendika düşmanlığı yaptığı belirtiliyor. Sendikalaşam Alman Tesla işçisi sayısının ise arttığı bildiriliyor.

Almanya’nın Stuttgart şehrinde toplu sözleşmedeki taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle kamu çalışanları iki günlük uyarı grevi yaptı.Yine Almanya’da Makinistler Sendikası’nın çağrısıyla ücret anlaşmazlığı nedeniyle iki günlük grev yaptı. Alman demiryolları sendikayı sorumsuzluk ve bencillikle suçladı. Almanya’da demiryollarının özelleştirilmesi sonucunda trenler zamanında kalkmaz duruma geldi. Bencillik işçilerde değil patronlarda.

ABD emperyalizmi Çin’e karşı mücadelesine hız veriyor. İtalya, “modern İpek Yolu” olarak anılan Kuşak ve Yol Girişimi’nden çekildiğini bildirdi. İtalya’nın başına bağımsız politika yürütme iddiasıyla gelen aşırı sağcı Meloni ABD politikalarının sıkı savunucusu oldu. Arjantin’de ABD emperyalizmi yanlısı Javier Milei’nin de Çin ve Rusya’nın başını çektiği BRICS topluluğuna katılmaktan vazgeçmesi bekleniyor. Diğer yandan ise Putin’in hafta içinde BAE ve Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaretlerdeki gösterişli karşılanmalar ABD’nin Ortadoğu’da prestijinin nasıl düştüğünü gözler önüne serdi. Filistin’de yaşanan katliam İslam ülkelerinde çok büyük öfkeye ve endişelere yol açıyor. Diğer yandan Ukrayna’daki savaş Batılı emperyalistlerin aleyhine gelişmeye devam ediyor. İçeride tüm muhalefeti yasaklayan Zelenski hükümetine karşı şimdi en yakınından muhalefet gelişiyor. Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, Zelenski’nin bir otokrat haline geldiğini söyledi. Zelenski’nin ordunun başındaki Zalujniy ile de başının dertte olduğu biliniyor.

Kapitalistler işçileri daha çok sömürmek işçiler ise haklarını savunmak için mücadeleye bu hafta da devam ettiler. Filistin’de yaşanan soykırım, Batılı ülkelerin Ukrayna’da yürüttükleri mazlumun destekçisi imajını yerle bir etti. ABD emperyalistlerinin kurmaya çalıştığı sistem her bakımdan iflas ediyorken yeni bir dünyanın kurulması yolundaki ihtiyaç ise gitgide artıyor. Türkiye bu süreçte kilit ülkelerden biridir. Ülkemizde gelişecek sağlıklı bir sosyalist hareket hem sermayenin saldırılarının geri püskürtülmesinde hem de dünyanın yeniden kurulmasında önemli rol oynayacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.