İsveç’te, Türkiye Solundan Anti-emperyalist güçlerle birlikte NATO karşıtı panel

0
67

Dün İsveç’in Göteborg şehrinde, Türkiye’de 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesiyle ilgili bir panel düzenlendi. Panel, Odak Dergisi ile Eğitim ve Dayanışma Hareketi Derneği’nin inisiyatifiyle gerçekleştirildi. Panele konuşmacı olarak Odak Dergisi yazarı Hamza Yalçın, Komünist Parti’den (Kommunistiska Partiet) Jan Strömqvist, Barış Derneği’nden (Fredskommittén) Valter Mitt, Filistin Hareketi’nden (Floden) Khaled yer aldı.


Toplantıda söz alan konuşmacılar, NATO’nun dünya savaşlarındaki rolü ve uluslararası siyasetteki etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Emperyalist ülkelerin bütçelerinden NATO’ya ve silahlanmaya ayırdıkları devasa paylara dikkat çekilen panelde, askeri harcamalar eleştirildi. Etkinlikte ayrıca, Filistin ile birlikte dünya genelindeki anti-emperyalist mücadelenin ortaklaştırılması, dayanışmanın büyütülmesi ve yeni mücadele olanaklarının geliştirilmesi gibi konular da ele alındı. 


Yaz mevsimi olmasına rağmen yaklaşık 20 kişinin toplantıyı ilgiyle takip ettiği görüldü. Panel, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.

Aşağıda Hamza Yalçın’ın Odak Dergisi adına yaptığı konuşmasını yayınlıyoruz:

NATO Zirvesi: Sosyalist Sol Kendisine Geliyor

Türkiye solu aylardır NATO zirvesine hazırlanıyor. İktidardakiler 7-8 Temmuz’da NATO toplantısı yapılacak diye Ankara’yı 13 gün boyunca neredeyse Ankaralılara yasaklayacak. Arap Baharı denilen dönemden bu yana Avrupa’da ve Türkiye’de uykuya yatmış olan anti-emperyalist bilincin canlandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreci ileriye götürmeliyiz.

Anti-emperyalist uyanış

Birkaç aydır Türkiye solunda NATO eleştirisini gündeminin başına almayan sosyalist örgüt yoktur. Dün Suriye’de emperyalist işgalcilerle açıktan ittifak kurmuş olan Kürt ulusal hareketi bile izlediğim bir online anti-emperyalist toplantıda kendisini bölgedeki en önemli anti-emperyalist güçlerin arasında saydı. Yakın zamana kadar Erdoğan’ın NATO kararlarına uymamasını eleştiren ana muhalefet partisi CHP liderleri NATO’cu söylemlerine ara vermiş görünüyorlar. Hava değişiyor. 2025 yılında Odak Dergisi bir kısım sol gruplarla antiemperyalist barış hareketi üzerinde söyleşiler yapmıştı. O söyleşilerde solda anti-emperyalist temelde birlik konusunda umut çok zayıf görünüyordu. Bu yıl benzeri bir söyleşide çeşitli örgütlerden aldığımız cevaplarda solda antiemperyalist temelde birliğin önemi üzerine vurgular arttı.

İsveç’teki Türkiye kökenli solcularda bile duyarlılık artıyor. Yakın zamana kadar Filistin eylemlerine karşı Türkiye kökenli sosyalistler arasında hâkim olan negatif yaklaşım tersine dönüyor. Komünist Parti’yi cihatçıların peşinden gitmekle suçluyorlardı. Stockholm’de katlığım bir Filistin’le dayanışma eyleminde Türkiye’den tanıdıkların eleme gösterdiği ilgiye tanık oldum.

Türkiye’deki anti-emperyalist eylemlere kitlesel katılım henüz başlamadı. Ancak Türkiye’de anti-emperyalist yurtseverliğin temeli güçlüdür.

AKP İktidarından Beklentiler

Son toplantının NATO tarihinde bir dönüm noktası olduğu iddia ediliyor ve öyle olması bekleniyor. Türkiye’den şunlar talep ediliyor:

  1. Adana’da yeni bir NATO kolordu karargâhı inşa edilmesi.
  2. Boğaziçi’nde bir deniz unsur komutanlığı kurulması.
  3. Ukrayna’ya daha aktif destek sağlanması.
  4. NATO’nun acil müdahale gücünün liderliğinin üstlenilmesi (2026–2028).
  5. Savaş endüstrisinin Amerikan endüstrisine daha bağımlı hale getirilmesi.

Bu beklentilerin bir kısmı şimdiden yerine gelme yolundadır.

Avrasya’ya Karşı Yeni Askeri Cephe Hattı

Adana’daki yeni kolordu karargâhı; Polonya ve Romanya’daki muadil karargâhlarla birlikte Baltık, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de koordineli bir mekanizma oluşturuyor.

Türkiye’de başta Adana, İzmir ve Malatya olmak üzere hâlihazırda birçok NATO üssü bulunuyor. Adana’daki devasa ABD üssü İncirlik’te zaten 50 Amerikan nükleer silahı mevcut. Malatya’daki radar üssü İsrail’e çalışıyor. Adana’daki İncirlik üssü, 2003 yılında İsrail’in düşmanı olan Irak’ın işgalinde de kullanılmıştı. Türkiye’yi yönetenler en başından beri İsrail’i desteklediler. Sözde Filistin’den bahsediyorlar ama gizlice İsrail ile iş birliği yapıyorlar.

ABD’nin Ticaret Yolları Üzerindeki Kontrolü

İsrail ve Türkiye’nin savaşacağı tahmin edilirken, pratikte bir genel vali gibi davranan Amerikalı diplomat Barrack, İsrail ile Türkiye arasındaki iş birliğinin Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar gelişeceğini söyledi. ABD’li emperyalistler bu iş birliği aracılığıyla bölgenin enerji ve ticaret yollarını kontrol altına almaya çalışıyorlar. Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” projesini ve ayrıca BRICS’i sabote etmeye çalışıyorlar. NATO; Kafkasya, Orta Asya ve Uzak Doğu’ya genişlemek istiyor. Türkiye, coğrafi konumu, imparatorluk geçmişi ve kültürel mirası nedeniyle emperyalistlerin gözünde önemli hale geliyor.

Genişleme Hayalleri ve İHA/SİHA İhracatı

Türkiye’nin egemenleri 1990 sonrasından beri çok hırslı durumda. Enerji ve ticaret yollarının merkezinde yer almak istiyorlar. Tüm kapitalist ülkelerde olduğu gibi, onların da en büyük hırsı silah sanayisini geliştirmektir. İnsansız hava araçları (İHA) üretip bunları tüm dünyaya satıyorlar. Hızla büyüyen savaş endüstrileriyle övünüyorlar. Eski Osmanlı coğrafyasına, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk/İslam coğrafyasına hükmetmek istiyorlar.

Yoksulluğun Ortasında Küresel Askeri Varlık

Türk ordusu, ABD’den sonra NATO’nun ikinci büyük ordusudur. Türkiye egemenleri, silah ihracatında dünyada 11. sırada yer alıyor. Üç kıtada, 13 ülkede konuşlandırılmış 70.000 askeri bulunuyor. Bu açıdan ABD, Rusya ve İngiltere’nin ardından dünyada dördüncü sırada geliyorlar. Eski sömürgeci ülke Fransa’nın bile sadece beş ülkede askeri var. ABD ve AB, onları Kafkasya ve Orta Asya’da kullanmak istiyor.

İsveç’in NATO üyeliği başvurusunu durdurarak, İsveç’in, başka şeylerin yanı sıra, savaş endüstrisinde iş birliğini kabul etmesini sağladılar. İsveç istihbarat servisi (SÄPO) artık Türkiye istihbaratıyla daha yakın iş birliği yapıyor. Bu iş birliği, gazeteci Joakim Medin’in Türkiye’de gözaltına alınması sürecinde rol oynamış olabilir. Joakim Medin, İsveç güvenlik servisinin, Türkiye hükümeti tarafından arandığına dair kendisine bilgi vermediğini yazmıştı.

Hükümet ve basın silah sanayisi ve orduyla böbürlenirken, halk yoksulluk içinde yaşıyor. Asgari ücret açlık sınırının çok altında olmasına rağmen, Türkiye’deki tüm maaşların neredeyse yüzde 65’ini oluşturuyor.

İkinci Dünya Savaşı ve Sonrası Dönemde İsveç ve Türkiye Egemenleri 

İsveç ve Türkiye birbirine pek benzemeyen ülkelerdir. Yine de çarpıcı benzerlikler var. Her iki ülkenin egemenleri de komşularına ve Sovyetler Birliği’ne saldırdığı sırada Nazi Almanyası’na yardım etti. Türkiye’nin egemenleri Hitler’in savaş makinesine krom sağlarken, İsveç egemenleri demir cevheri ve bilyeli rulman sağladı. Hitler’in savaşı kaybedeceği netleşnce, her iki ülkenin egemenleri de İngiltere ve ABD’ye yakınlaşmaya başladı.

Gizli Anlaşmalar ve ABD’ye Boyun Eğme

Savaştan sonra her iki ülkenin egemenleri, Sovyetler Birliği’ne karşı ABD ile gizli anlaşmalar yapmaya başladı. Türkiye’nin egemenleri işi o kadar ileri götürdü ki, ülke henüz NATO’ya katılmadan önce bile on binlerce Amerikan askeri Türkiye’ye geldi. ABD ile yapılan askeri anlaşmalara göre, Amerikan askerleri Türkiye’de işledikleri suçlardan dolayı yargılanmıyordu. Çocuk bile öldürdüler, insanlara tecavüz ve taciz ettiler ama yine de hiçbir ceza almadılar. Türkiye’nin egemenleri, ABD’nin gözüne girmek için Kore Savaşı’na asker gönderdi. Savaşta 900’den fazla Türk askeri öldü ve 2.000’den fazlası ağır yaralandı. İsveç’in egemenlerinin benzer bir şey yapmamasını umuyoruz.

İsveçli Egemenler ve NATO

Şimdi İsveçli egemenler savaş siyasetinde Erdoğan’dan daha kışkırtıcı konumdalar. Birçok alanda artık Erdoğan’dan daha kötü bir dış politika yürütüyorlar. Sovyetler Birliği’ne karşı olan geleneksel muhalefet, Rusya’ya karşı sınırsız bir nefrete dönüştü. Olof Palme’nin ülkesi şimdi kendi topraklarında nükleer silahlara izin vermeye hazırlanıyor. Bu durum İsveç’i saldırıların hedefi haline getiriyor.

Silah Sanayisi ve Militarizm

Bu NATO toplantısının çok daha fazla silahlanmaya yol açması bekleniyor. Silah sanayisi ve militarizm siyaseti yönetiyor. Silah sanayisinin ekonomisi ve siyaset birbirini güçlendiriyor ve dünyada savaş riskini artırıyor.

Sosyalist Hareket

Emperyalizm on yıllar boyunca sosyalist harekete ve demokratik mücadeleye sızdı. Sosyalist hareketin ve demokratik mücadelenin düşünce ve davranış normlarını etkiledi. Özellikle Batı dünyasında gelişen ve oradan yayılan bu durum tüm dünyada demokratik ve sosyalist hareketi zayıflattı. Örneğin sürgündeki İran solu, İran’daki kendi halkına yabancılaştı. Türk solu da sosyalist hareket içindeki Türkofobi (Türk korkusu/düşmanlığı) nedeniyle kendi halkından uzaklaştı. İran ve Türkiye’de güçlü, anti-emperyalist bir yurtseverlik olmadan bir sosyalist hareket düşünülemez.

İşçi hareketini, demokratik mücadeleyi, kadın hareketini, çevre hareketini, ezilen halkların mücadelesini ve LGBT hareketini emperyalizmin ve siyonizmin etkisinden arındırmalıyız.

Göteborg’da Dayanışma ve Gösteriler

Filistin ile dayanışma, İsveç’te önemli bir buluşma noktasıdır. Bu, uzun yıllar süren sıkı bir çalışmaya ve büyük fedakarlıklara dayanmaktadır. Göteborg’da bu gösterilerde en sadık ve dayanışmacı insanlar bir araya geliyor. Dayanışma hareketi, Siyonistlerin büyük bir yenilgiye uğramasına ve tecrit edilmesine katkıda bulundu. Barış isteyen herkes burada toplanmalıdır. Pazar günü Göteborg’da büyük bir gösteri var. Arkadaşlarımızla birlikte oraya gitmeliyiz.

İsveç’in anti-emperyalist solunda ve barış hareketinde örgütlenmeliyiz.

Kahrolsun Emperyalizmi ve Siyonizm!

NATO’ya Hayır!

Yaşasın Devrimciler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.