Ülkemizdeki Bir Ürdünlü Öğrenci İle Filistin Üzerine Söyleşi

0
75

Röportaj: Arda Akarsu

NOT: İsrail’in Filistin’e ve Lübnan’a Siyonist saldırıları sürerken, ülkemizde ve dünyada bu barbarlığa karşı halklar sokaklarda protesto gösterileri düzenliyor. ABD ve İsrail’e, onların arkasında duran Batı emperyalizmine tepki gittikçe büyüyor. Aşağıda, Türkiye’de öğrenci olarak bulunan ve üniversitede yaptığı bir sunum sırasında tanıştığımız Ürdünlü bir arkadaşımızla yaptığımız söyleşiyi sizler için yayınlıyoruz. İyi okumalar dileriz…

Filistin ve gazetecilik üzerine güzel bir sunumunuzu dinledik. Filistin’e ilgin nereden geliyor? 

Filistin davasına ilgi göstermek insani bir görevdir. Ayrıca ben Müslüman biriyim, ancak Müslüman olmasaydım bile bu konuyla ilgilenirdim. Çünkü bu, vicdani ve mücadeleyi simgeleyen bir davadır.

İtalyan ve İspanyol halkları gibi bazı toplumların Filistin davasına çok büyük ilgi gösterdiğini görüyoruz, çünkü bu her şeyden önce insani bir meseledir.

Burada sadece insan haklarından bahsedenlerle, gerçekten kalbinde bu duyguyu taşıyanlar arasındaki fark ortaya çıkıyor. Birçok insan kadın haklarını desteklediğini iddia ediyor, ancak Gazze savaşında onlardan net bir duruş görmedik. Buna karşılık İtalya, İspanya ve bazı Arap halklarında bunun tersini gördük.

Türkiye ve Ürdün hükümetleri ve halklarının Filistin halkının mücadelesine karşı tutumlarını nasıl karşılaştırabilirsin? 

Öncelikle halklardan bahsedecek olursak, halkların her zaman Filistin davasının yanında olduğunu görürüz çünkü bu bir hak davasıdır.

Bazı Filistinlilerin topraklarını sattığı ya da kötü davranışlarda bulunduğu çok az sayıda durum olduğu doğrudur, ancak bu oran çok çok düşüktür. Eğer yüksek olsaydı bu çatışma bugüne kadar devam etmezdi.

Bazı insanlar, yalnızca 60 metrekare arsalarının karşılığında kendilerine 5 milyon dolardan fazla teklifler yapılmasına rağmen satış yapmadılar oysa bu para hayatlarını tamamen değiştirebilirdi.

Buradan anlıyoruz ki mücadeleyi hak eden bir halk vardır. Bu yüzden biz Filistin halkının, Filistin davasının, insani değerlerin ve kadın haklarının yanındayız. Sadece sözle değil, gerçekten onların yanındayız. 

Ancak ne yazık ki bazı hükümetlerin tavrı halkları temsil etmiyor. Özellikle Ortadoğu’da halklar ile hükümetler arasında ayrım yapmak gerekir.

Türkiye’ye gelince, Türk halkından birçok kişinin Filistin halkının yanında durduğunu gördüm. Aynı zamanda tarihi yeterince bilmeyen kişiler de gördüm, ancak gerçeği öğrendiklerinde onlar da destek verdiler.

Bu da bilincin ve kültürün önemini gösteriyor çünkü bazı insanlar konu hakkında hiçbir şey bilmiyor.

Türk hükümetine gelince, medyada Filistin halkı ve Filistin devletiyle birlikte durduğunu görüyoruz. Eğer gizli başka konular varsa bunları bilmiyorum ancak bilinen şu ki Filistin davasını destekliyor gibiler.

Sizde de ulusal özgürlük, demokrasi ve laiklik gibi beklentilerle ABD ve İsrail’i destekleyenler oldu mu?

Bu çok önemli bir sorudur.

Bana göre, İsrail’i veya Amerika Birleşik Devletleri’ni savunan bazı kişilerin temel amacı yalnızca paradır.

Çünkü insani değerlere, özgürlüğe ve hatta farklı dinlere baktığımızda, ayrıca uluslararası hukuk ve mantık açısından da hepsinin Gazze’de çocukların ve kadınların öldürülmesini kabul etmediğini görürüz.

Sevgili arkadaşım, bu savaş yeni değil, 70 yıldan uzun süredir devam ediyor. Bu halk toprağını savunmak için sürekli bir mücadele içindedir. Bir halkın toprağını savunması onun terörist olduğu anlamına gelmez; aksine kimliğini, davasını ve toprağını koruduğu anlamına gelir.

Eğer aynı durum Türkiye’de olsaydı, Türk halkının da vatanını korumak için elinden geleni yapacağından eminim.

Tarihi ve gerçeği bilmeyen bazı insanlar vardır ve bu yüzden Filistinlilerin topraklarını savunmaması gerektiğini düşünebilirler; ancak bu cehaletten kaynaklanır. Bu tür insanlar bizde neredeyse yoktur, Türkiye’de olup olmadığını ise bilmiyorum.

Filistin halkının mücadelesiyle dayanışma yolunda gençliğe neler önerebilirsin?

Gençlere akıllarını kullanmalarını ve eleştirel düşünmelerini öneririm.

Bazen bilgileri anlamadan ezberliyoruz. Bazı ülkelerin mutlak anlamda çok güçlü olduğunu düşünüyoruz, ancak gerçek farklı olabilir. Örneğin İsrail’in çok güçlü bir devlet olduğunu düşünüyoruz, fakat aslında öyle olmadığını, zayıf olduğunu ve büyük ölçüde Amerikan desteği ve savunmasına dayandığını gördük.

Aynı şekilde Amerika’nın dünyanın bir numaralı ülkesi olduğunu ezberliyoruz, ancak kendi halkı üzerinde bile tam kontrol sağlayamadığını görüyoruz.

Bu yüzden duyduğumuz veya okuduğumuz her şeye düşünmeden inanmamalıyız; her olayın gerçek nedenlerini araştırmalıyız.

Şunu sormalıyız: Savaşlar neden olur? Neden belirli bölgelerde yoğunlaşır?

Bana göre din çoğu zaman bir bahane olarak kullanılır, gerçek neden değildir.

Çünkü insani, ahlaki ve dini değerlere, ayrıca uluslararası hukuk ve mantığa baktığımızda hepsinin çocukların ve sivillerin öldürülmesini reddettiğini görürüz.

Bu nedenle gençlerin gerçek bir bilinç geliştirmesi, sadece ezberlemekle kalmayıp anlamaya, analiz etmeye ve gerçeği farklı kaynaklardan araştırmaya çalışması önemlidir.

Hatta kendi tarihlerinde ve her alanda, ister siyasi ister ekonomik olsun, araştırma, analiz ve düşünme gerekir; sadece dinlemek ve bilgiyi olduğu gibi kabul etmek yeterli değildir.

Dikkat edersen, halklarının mücadelesi için savaşan tüm tarihsel kahramanlara başlangıçta “terörist” denmiştir. Bu onlar terörist olduğu için değil, Batı düşüncesine karşı çıkıp kendi halklarını savundukları içindir.

Zihinsel bir güce sahip olmalıyız, düşünme yetimizi kullanabilmeliyiz.

Etrafımızdaki baskın bilgilere boyun eğmemeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.