Haftanın Özeti: Aileler için en büyük tehlike yolsuzluk ve uyuşturucudur

0
68

Özetimize dünya haberleriyle başlıyoruz.

ABD, 30 Eylül itibarıyla Irak’taki askerî misyonunu resmen sonlandırdı. 2003 yılında “kimyasal silah” iddiasıyla Irak’ı işgal eden ABD emperyalizmi, geride büyük bir kaos bıraktı. Ülkenin zenginliklerini yağmalayan, altyapısını çökerten ve bir milyondan fazla insanın ölümüne yol açan bu 21 yıllık işgalin ardından gelen çekilme, Iraklı yetkililerce yabancı üslerin kalmayacağı bir dönemin başlangıcı olarak görülürken, IKBY yönetimi ise endişelerini dile getiriyor. Ortadoğu’da dünyayı tek kutuptan yönetemeyeceğini gören ABD, artık askeri yükü taşıyamadığı için stratejik gücünü Çin’in yükselişine karşı Çin-Pasifik bölgesine kaydırmayı hedefliyor.

Küresel güç dengeleri değişirken, ABD ve Çin liderleri Beyaz Saray’da bir araya gelerek mevcut ticaret ateşkesini uzattı ve gümrük vergisinde indirime gidileceğini açıkladı. İki liderin görüşmesinde İran ve Tayvan konuları tarafların şimdilik birbirlerine sorun çıkarmayacakları yönünde ele alınsa da ABD’nin Çin-Pasifik’teki konumu gerilimi artırma potansiyeli taşıyor.

Diğer taraftan, 2026 Uluslararası Vestfalya Barış Ödülü’nün “Avrupa barışındaki rolü” nedeniyle NATO’ya verilmesi Almanya’nın Münster kentinde protestolarla karşılandı. Halkın eğitim, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçlarından kesilen kaynakların silahlanmaya ayrılmasını eleştiren eylemciler; Friedrich Merz ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi “savaş kışkırtıcılığı” ile suçladı. NATO’nun barış yerine savaş ortamı sunduğunu belirten göstericiler, askeri harcamaların artırılması dayatmalarına tepki gösterdi.

Ukrayna’daki savaşın yakıcılığı karşılıklı İHA ve füze saldırılarıyla sürerken, tarafların yakın zamanda barışa yönelik bir hazırlığı görülmüyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York’ta bulunan Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov, savaşın başından bu yana bakanlar düzeyinde ilk kez bir araya geldi. Görüşmede temel fikir ayrılıkları öne çıkarken, Rusya tarafı askeri hedeflerini gerçekleştirme konusundaki kararlılığını yineledi.

Bu savaş süreci ve bütçeleri, Avrupa’daki emekçilerin satın alma gücünü ve kamu hizmetlerine erişimini de vurdu. Almanya’daki büyük protestoların ardından bu hafta da Fransa’da kamu çalışanları ve öğretmenler, enflasyon karşısında gerileyen ücretlerin artırılması talebiyle ülke genelinde greve gitti. Fransa’da öğretmen eksikliği ve eğitimdeki fırsat eşitsizliğine karşı başlayan yerel okul protestoları, polis müdahalesi görüntülerinin ardından hızla büyüyerek üniversitelere ve ülkenin büyük kentlerine sıçradı.

Türkiye

Ülke uyuşturucu ve irili ufaklı sokak çetelerinin şiddetinden çekerken devlet-siyaset-mafya üçgenindeki kirli ilişkiler yeniden kendini gösteriyor. İktidar ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli husumet içinde olan iki büyük suç örgütü lideriyle bir araya geldi. MHP Genel Merkezi’ndeki Bahçeli’nin huzurunda el sıkışan mafya liderleri Sedat Şahin ve Burhanettin Saral aralarındaki yirmi yıllık husumeti sonlandırdı. Suç dosyaları hayli kabarık olan her iki grubun kendi aralarında da 2004-2017 yılları arasında birçok çatışmanın yaşandığı ve ölümlerin meydana geldiği biliniyor. Görüşmeye ilişkin MHP’nin resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda suç örgütü liderleri için “ülkemizin iki kıymetli ailesi” dendi. Bahçeli daha öncesinde yine devlet ve siyaset ilişkileri ile tanınan mafyacı Alattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz gibi isimleri de parti merkezinde ağırlamış ve onları birer “kahraman” olarak adlandırmıştı. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ülkücü mafya lideri Sedat Peker için de “yakında vatanımıza kavuşacaktır” “müjdesini” verdi. Bu ve benzeri suç örgütü liderleri Bahçeli gibi parti liderleri ve filmler yoluyla gençliğe örnek olarak gösteriliyor. Özellikle işsiz ve ümitsiz gençler bu ve benzeri çeteler için sınırsız kadro kaynağı sağlamaktadır.

Bir yanda küçük bir azınlığın süper zenginleştiği, diğer yanda ise derinleşen yoksulluk toplumda sarsıcı sonuçlara yol açıyor. İşsizlik, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı sebebiyle intihar sayılarında artış yaşanıyor. 

AKP iktidarının tezgahı yine işledi yeni bir soygun daha yaşandı. AKP’nin iktidara geldiğinde yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile mücadele edeceği vaadi tersi yönde derinleşti. İktidarda olmanın verdiği güç ve yetki ile var olan tüm kaynakların sınırsız yağmalanması normal bir hal aldı. 

Asrın vurgunu olarak nitelendirilen fon vurgunu ve skandalının yankıları sürüyor.
İktidar çevresi, yandaşları fon soygununu da münferit bir vaka gibi göstermenin yanında bu skandaldaki iktidarın sorumluluğu da perdelenmektedir. İktidar ve devlet ayrı şeyler gibi gösterilerek devletin “ihmalleri” belirtilirken iktidarın sorumluluğuna değinilmiyor. Türkiye’de devlet artık bir parti devletidir. İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtlayan AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, yaşananlarda SPK başta olmak üzere kamu kurumlarının ihmali olduğunu savunarak, “Maalesef devletin ihmali var” dedi. Fon krizinde 455 bin 758 mağdurdan biri olduğunu belirten Zeybekçi de fon yolsuzluğunda devleti suçladı. Bu fonlar örgütsüz ve çaresiz kitlelerin artan geçim sıkıntısına karşı çare arayışı olarak gündeme gelmektedir.

Çare bulamayanlar intiharı ya da uyuşturucuyu seçiyor. Türkiye’de intihar kaynaklı can kayıpları 2025 yılında 4 bin 599 seviyesine ulaştı. İntihar vakalarındaki bu tırmanış ilişkin olarak psikiyatristler, meselenin bireysel psikiyatrik rahatsızlıklarla izah edilemeyeceğini, ekonomik krizden derin yalnızlığa kadar uzanan çok boyutlu faktörlerin belirleyici rol oynadığına işaret ediyor. 

Yaygın kullanıcı yaşının 12’ye indiği Türkiye’deki uyuşturucu piyasası tamamen bitkisel maddelerden sentetik/kimyasal maddelere kaymış durumdadır. Kullanım hızı, ucuz ve kolay erişilebilir olması nedeniyle en tehlikeli boyutlara ulaşan madde metamfetamindir. Bu madde oturma odası kadar küçük bir mekanda üretilebiliyor. Çok güçlü bir bağımlılık potansiyeline sahip olan ve doğrudan kalıcı psikozlara (akıl hastalığı/şizofreni benzeri durumlar) yol açan metamfetamin gençleri kırıp geçirmektedir. Sentetik haplar yanında Bonzai adlı madde de can almaya devam ediyor. Hatta Bonzai uyuşturucudan doğrudan ölüm vakalarında açık arayla öndedir. Aileler evlatlarının uyuşturucuya başladığını genellikle bir-iki yıl sonra fark edebilmekte ve her bağımlı bir yıl içinde üç kişiyi de alıştırmaktadır.

Sonuç

Savaşlar yeni yıkım tehditleri eşliğinde sürerken barıştan, hak ve özgürlüklerden yana güçler de Avrupa’da sahneye çıkmaya başladı. Gelişen eylemleri dikkatle izlemek ve onların içinde yer almak gerekiyor. Hak ve özgürlük mücadeleleri desteklenmelidir.

Ülkemiz gençliğinin içine çekildiği uyuşturucu ve çeteleşme belasına karşı Eğitim ve Dayanışma Hareketi mahallelerde bir kampanya başlatıyor. Bu kampanyada öncelikli olarak gençlerin uyuşturucu ve çeteleşme belasından uzak kalmaları için önleyici tedbirlerin üzerinde yoğunlaşmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda gençlerin eğitim ve kültürel sorunlarına eğilmek, onlarla çeşitli kültürel etkinlikler yapmak, ders dayanışması geliştirmek, anneler arasında dayanışma geliştirmek gibi çeşitli çalışmalarla sağlıklı ilişkilerin kurulacağı alan çalışmaları düşünülmektedir. Bu meseleye karşı duyarlılığı olanların güçlerini birleştirmeleri büyük önem taşıyor. Adaletsizliklere, yolsuzluklara, sömürüye, savaşa; gençliği ve aileleri tehdit eden uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı eğitim ve dayanışmayla mücadele edebiliriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.