Haftanın Özeti: Gelişmeler yüzeyde sağdan derinde ise soldan yana

0
238

Bu haftaki özetimizde Türkiye’den seçtiğimiz olaylarla başlayacak, ardından dünyadaki gündeme geçeceğiz.

Türkiye’de seçimler yaklaşırken dünyada sağın yükselişi devam ediyor. Aynı süreçte solun gelişme olanakları da dikkat çekiyor. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere kısa bir zaman kalmışken, iktidar seçim atmosferi ile beraber halkı manipüle etme yolundaki çabalarına hız verdi. Birdenbire artan asker ölümleri de bu amaçla yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı. 9 askerin ölümü ardından iktidar çevreleri her türlü muhalefeti bu ölümlerle işbirliği içinde göstererek ortamı terörize edince CHP 14 Ocak’ta planladığı Ankara Tandoğan mitingini iptal etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel halkı her yerde alanlarda toplayarak Anayasa’ya sahip çıkmaya çağırmıştı. Çağrı, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu milletvekili Can Atalay lehine kararının Yargıtay tarafından tanınmamasına ve hatta AYM’nin hedef alınmasına karşı yapılmıştı. “Yenilenerek” daha aktif muhalefet yapacağı görünümü veren CHP, daha ilk baskıda eski pasif tutumuna geri çekildi. CHP miting yapmaktan vazgeçmek yerine askerlerin nasıl ve niçin öldüğünün açıklamasını da mitingin gündemine ekleyebilirdi.

Asker ölümlerinin AKP tarafından propaganda aracı olarak kullanılabilmesinin en büyük sebebi, muhalefetin içerisinde bulunduğu durumdur. Birdenbire artan asker ölümleri ardından Devlet Bahçeli Suriye ve Irak sınırlarından 60 km’lik bir alanın Türkiye topraklarına katılmasını önerdi. İktidarın Suriye ve Irak’ta yaptığı askeri faaliyetler bir yanda askerlerin diğer yanda Kürt gençlerinin ve Arap halkının kırdırılmasına yol açmaktadır. Özellikle dinci çetelerle birlikte Suriye’ye yapılan müdahale ve işgal hareketi büyük ölümlere yol açtı. Bahçeli’nin önerisinin çok daha büyük felaketlere davetiye anlamına geldiği bellidir. Sorun bölge halkları arasında birbirinin haklarına karşılıklı saygı ve ortak yarar temelinde çözülmelidir. Irak’ta ölen askerlerin büyük kısmının çok yoksul ailelerden geliyor olması dikkat çekicidir. İktidar askeri Suriye ve Irak’ta kırdırırken hem ülkemize hem de komşularımıza acı veriyor. Üstelik Kürt sorununu işgalci ve yayılmacı politikalarla çözme tutumu başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin halklarımızı birbirine kırdırarak bölgede egemenlik yürütme politikalarına destek olmaktadır. ABD yönetimi Kürt hareketini kullanabilirse Batılı emperyalistler lehine dünya çapında hava estirebilir. ABD IŞİD’le mücadele adı altında Suriye’de ve Avrupa’da bu konuda önemli adımlar attı.

Yerel seçimler yaklaşırken sosyalist solda yine kısır tartışmalar gelişiyor. Birlik yapabilmemiz durumunda Hatay başta olmak üzere ülkemizin çeşitli bölgelerinde elde edebileceğimiz olanaklarımızı yine grupçuluk, rekabet gibi burjuva topluma özgü hastalıklarımızın neticesinde elimizin tersiyle itmek durumunda kalıyoruz. Buna bir örnek de İstanbul Kadıköy’den adaylığını koyan SMF’li Fatih Mehmet Maçoğlu ardından gelişen tartışmalar verilebilir. Devrimciler arasında rekabet değil dayanışma olmalıdır.

Emeklilere verilen zam oranı geride bıraktığımız haftanın önemli gündemleri arasındaydı. Hükümetin ekonomi politikaları kendi zenginlerini kayırıyorken fakirler eziliyor. Türk lirası avro ve dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Erdoğan kısa bir süre önce, “2024 yılı emeklinin yılı olacak” demişti. Emeklilere en düşük maaş ise 10 bin TL reva görüldü. Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan’ın babasına bir “makam odası” tahsis ettiği ve babası Erol Erkan’ın Büşra Bozkurt isimli TCMB çalışanının işine son verdiği konusu da bu haftanın öndegelen tartışmaları arasındaydı. İddiaya göre Merkez Bankası’nda hiçbir görevi bulunmayan baba Erol Erkan, söz konusu çalışana artık “kendisine hizmet etmesi” talimatını vermiş. Çalışan bu duruma itiraz edince de işten atılmış. İşten atılan Büşra Bozkurt da durumu CİMER’e şikayet olarak yazmış. Görünenden ziyade, durumun bir oyun olduğunu ileri sürenler de var ki bu da akla gayet yatkın duruyor. Ekonomiyi yeniden düzeltecek, denilerek Merkez Bankası’nın başına getirilen Erkan’a rağmen, ekonomide işler yolunda gitmediği için Gaye Erkan’ın değiştirilmesi olasılığından söz ediliyor. Yerel seçimler öncesi bir başarı hikayesiyle daha halkı kandırabilsinler diye, 55 milyon dolara “AKP sayesinde artık uzaya gidiyoruz” yalanını satın aldılar! Alper Gezeravcı isimli Türk astronot, Elon Musk’ın Space X’ine ait bir roket ile uzaya gidiyor. Space X, uzun zamandır insanlara uzay yolculuğu satıyordu. Eleştiri yapanlar, bu 55 milyon dolar para ile depremden etkilenen çok sayıda insana konut inşa edilebileceğini aktarıyor.

Emekçiler Türkiye’de direnmeye devam ediyor. Hemen her şehirde işçi direnişleri var. Metal iş kolunda Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Özçelik-İş, karar almış oldukları greve çıkma gününün bir gün öncesinde patron sendikası MESS ile Toplu İş Sözleşmesi’ni (TİS) imzaladı. TİS, yaklaşık 150 bini aşkın işçiyi ilgilendiriyor. İfade edilenlere göre yaklaşık yüzde 98’lik bir zamma imza atılmış halde ve bu da ortalama ücretin 30 bin TL olması demek. İş kolundaki ücretlerin çoğu yoksulluk sınırının yüzde 40 altında kalırken, yoksulluk sınırını bulan ücret ise olmadı. Türk-İş’in Aralık 2023 raporuna göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 14 bin 431 TL iken yoksulluk sınır ise 47 bin 9 TL.

Türkiye’de işçinin canı sudan ucuz. Her gün ortalama 5 işçinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Geçtiğimiz günlerde Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu tarafından “trafik kazasında” öldürülen Yunus Emre Göçer’in görülen davasında katile 27 bin 300 TL’lik bir para cezası çıktı! Olayın başından sonuna kadar korunan tarafın Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu olduğu açıktı. Yunus Emre Göçer’i savunan motokurye arkadaşları ise mahkemenin kararına tepki gösterdi.

Dünyadan gelişmelerle devam ediyoruz. Özellikle Avrupa’da bir süredir sağcı politikalar yükselişte olsa da buna tepkiler de gelişmiyor değil. Batı ve ABD Ukrayna-Rusya savaşında yaratabildiği algıyı Filistin’de yaratamadı. Yüz binlerce hatta milyonlarca insan emperyalizmin ve Siyonizm’in karşısında konumlandı. Almanya’da son süreçte işçi direnişleri gündemde. Ayrıca Nazi özentisi ırkçı partilere karşı kitlesel gösteriler düzenlendi. Yunanistan’da binlerce genç özel okulların açılmasına karşı eşit ve parasız eğitim talebiyle yürüdü. On binlerce insanın ölümüne neden olan Ukrayna savaşında Avrupalı devletler halklarının ekonomik olarak zor duruma düşmesine karşın ABD’nin peşinde bu savaşın parçası olmaya devam ediyor. İlginçtir, sol görünümlü partiler savaşı desteklerken, sağcı partiler ise savaş karşıtı bir görüntü çiziyor. Gelişen bu politik tablo, Avrupa halkının sağa kayışına da destek sunuyor.

Fransa da geçen hafta hükümet değişikliğe gitti. Başbakan Elisabeth Born istifa etti ve onun yerini Eğitim Bakanı Gabriel Attal doldurdu. Hükümetin değişikliğine neden olan ise son çıkarılan emeklilik ve göçmen yasasıydı. Macron, bu iki yasa sonrasında yıpranan Başbakan Born’un istifasını kabul ederek yerine daha genç ve daha sağcı Attal’ı görevlendirdi.

Almanya’da ırkçı parti AfD’nin göçmen karşıtı gizli bir toplantıda vatandaşlık almış olanlar dahil, göçmenleri Almanya’dan sınır dışı etme planlarının açığa çıkması üzerine tepkiler yükseldi. Almanya’nın çeşitli merkezlerinde ırkçılık karşıtı kitlesel gösteriler düzenlendi. Almanya’da çiftçilerin eylemleri ve demiryolu makinistlerinin grevi dünya çapında ilgi yarattı.

Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht bu yılki anmasında Filistin bayrağına karşı polisin tahammülsüzlüğü ve çok sert müdahalesi de gündem oluşturdu. Yeşiller ve Sosyal demokratların hükümette olduğu Almanya’da İsrail yanlısı gösteriler serbestken Filistin bayrağı ve Filistin ile ilgili eylemler fiillen yasaklanmış durumda. Filistin’de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere ölenlerin sayısı ise 24 bini aştı. Dünya halkları savaş karşıtı ve Filistin yanlısı eylemler yaparken hükümetler kulaklarını bu eylemlere tıkamış durumda. Başta Almanya olmak üzere Avrupa’da İsrail yanlısı politikalar devam ediyor. Sadece Almanya’nın İsrail’e 2023 yılında 326 milyon Euro değerinde silah ihracatına imza attığı; 20 milyon değerinde ise silahı ihraç ettiği belirtiliyor. 2023 yılına ait ihracat lisanslarının büyük çoğunluğu, 7 Ekim’den sonraki döneme ait.

Fransa, Macaristan, İtalya, Slovakya, Letonya, Arjantin ve ABD’de gözlendiği gibi sağcılığın gelişiyor olması bir gerçeklik. Öte yandan ise Almanya’da sağ karşıtı gösteriler, işçi eylemleri; Yunanistan’da kitlesel gençlik protestoları da açık bir gerçek. Örgütlerinin propagandasının, yaptıkları eylemin amaçlarının önüne geçmeyecek şekilde ayarlandığı Yunanlı devrimcilerin sorumlu tutumundan örnek almalıyız. Baskı ve yasaklara rağmen ABD dahil Batılı ülkelerin neredeyse hepsinde devam eden Filistin yanlısı gösteriler Batılı ülke halklarının kendi hükümetlerine karşı tutumlarının değiştiğine işaret ediyor. Bu, çok önemli bir gelişmedir. Ukrayna savaşı ile yapılan sahte dayanışmalar tam tersi etki yapmıştı. Ayrıca Almanya hükümetinin aşırı Rusya ve Çin karşıtı ve Küresel emperyalizm yanlısı politikasına karşı tepkileri anlama çabasında yeni bir sol partinin toplumdan ilgi görüyor olması önemlidir. Solun önündeki en büyük engel egemenlerin baskısından çok yine bizim halimizdir. Birlik ve koordinasyon halindeki sol, tek tek grupların hayal edemeyeceği kadar büyük işler yapabilecektir. Rejim birbiriyle rekabet içindeki tek tek grupları kolaylıkla etkisizleştirebiliyor. Gözünü sosyalist hareket içinde tuttuğu yere sabitlemiş olan örgütler bunu fark edemiyorlar. Sosyalist hareketin toplumdaki gücü ve etkinliği her bir grubun soldaki gücü ve etkinliğinden daha önemlidir. Öte yandan ise solda birlik pasifçe beklenecek yarınlarda gelmeyecek. Türkiye devrimcileri olarak buna uygun örgütlenme ve pratik geliştirmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.