Haftanın Özeti: Yoksullar “şehit” oluyor, zenginler saltanat sürüyor!

0
385

Haftalık özetimizi önce Türkiye’deki gelişmelerle başlatacak, ardından dünyada yaşanan önemli olayları ele alacağız. Yeni yıla Türkiye ve dünya solu açısından ciddi olanaklar ile giriyoruz. Sonuç bölümünde buna değineceğiz.

İsveç’in dünyanın en büyük terör örgütü olarak niteleyebileceğimiz NATO’ya üyeliğinin, Meclis’te oylanmadan önce TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan oy çokluğu ile geçmesi, haftanın en önemli konuları arasındaydı. Düzenlenen komisyon toplantısında AKP, MHP ve CHP “evet” oyu verdi, İYİ Parti ile Saadet Partisi ise “hayır” dedi. DEM Parti temsilcisinin ise görüşmeler sırasında çıkan bir tartışma nedeniyle komisyon toplantısını terk ettiği, haliyle de oy kullanmadığı aktarıldı.

Teklif, kısa bir zaman sonra TBMM’ye gelecek ancak partilerin genel eğilimleri komisyon toplantısında şimdiden belli olmuş oldu. CHP’nin komisyon tutumu CHP’liler tarafından, “ABD’nin Türkiye’nin elindeki F-16’ların modernizasyonu anlaşmasına engel olmaması için bu tavrı gösterdik” şeklinde gerekçelendirmeye çalışılıyor. Tele 1’de konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “F-16 tedariğini engelleyen taraf olmak istemedik” dedi. Onlar NATO’nun genişlemesine “evet” diyecekmiş, karşılığında da ABD Türkiye’ye F-16’ları verecekmiş, bir tür “kazan kazan anlaşması” olacakmış! Dünyayı on yıllardır savaş girdabından çıkarmayan, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, halkların katili NATO ve ABD’den ne kazanacakmış CHP, sormak gerek!

Öte taraftan oylama bir gerçeği daha gözler önüne seriyor. O da, Türkiye’de bağımsız, birleşik, anti-emperyalist bir solun eksikliği sorunu. Eğer ülkemizde böylesi bir sol birliği yaratabilmiş olsaydık, ne CHP halkı böyle kolayca kandırabilir, Amerikancılığını çeşitli safsatalar ile geçiştirme durumunda olabilirdi; ne de DEM Parti öyle kolayca komisyonu terk ederek böylesi önemli bir meselede “tarafsız” tavır takınabilirdi. Bir süre önce Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği konusunda TBMM’de yapılan oylamaya BİR TEK “hayır” oyunun dahi çıkmamış olması, hala hafızalarımızda.

Asgari ücret belirlendi. Tayyip Erdoğan, 2024 yılı yeni asgari ücretinin 17 bin 2 TL olduğunu müjdeledi! 17 bin liranın sonundaki 2 TL, yeni asgari ücretin açıklandığından beri sosyal medyada alay konusu haline geldi. Öte yandan Dolar 30, Euro ise 33 TL sınırına dayandı. Halk, yoksulluk ve sefalet içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor ancak sürdüremiyor. Son iki yılda üniversiteyi bırakan öğrenci sayısının 728 bini aştığı ifade ediliyor. Yurttaşların bankalara borçları aşırı artıyor. Geçen yıla göre icra dosyalarında yüzde 60 oranında artış olduğu ifade ediliyor. Zor durumdaki kimi insanlar ise çareyi canına kıymakta görüyor! İstanbul Maltepe’de bulunan Piazza AVM’de bir kişi, “Açım ben aç, çocuklarım aç, 15 bin lira borcum var” diyerek kendisini korkuluklardan aşağı bırakarak intihar etti. Peki AKP’li zenginlerin hali? Onlar ise servetlerine servet katıyor. Asgari ücret sefalet ücretidir. Zenginlerin serveti, bizden çaldıklarıdır.

Milli Savunma Bakanlığı’nın 17 Nisan 2022’den beri devam ettirdiği “Pençe-Kilit” operasyonunda 2 günde 12 asker ölümü haberi gelince, olay Türkiye’nin gündemine oturdu. CHP lideri Özgür Özel’in AKP’nin bildirisine imza atmayacaklarını söylemesi ve alışılmışın dışında açıklamaları, AKP’nin ve AKP’li trollerin saldırılarına maruz kalmasına yol açsa da cesaretli tutumlarını ön plana çıkarabildi. Ölen askerlerin üslendiği bölgeden gelen videolar, askerlerin resmen ölüme gönderildiğini açıkça gösteriyor. AKP’nin hamasi politikaları artık tutmuyor. Abdurrahman Uzun isimli AKP’li şarlatanın, “Allah şehadeti kerpiç evlere nasip ediyor” sözü tepkilere yol açtı. Selahattin Demirtaş’ın, “Toprağa verilen 12 asker benim kardeşimdir, keşke barışı sağlayabilseydik, onlar yaşasaydı” yorumu ise sempati ile karşılandı. Gelinen süreçte yaşananlar, “şehitlik” edebiyatının toplumdaki karşılığının sarsıldığını gösteriyor. “Şehitler” kerpiç evlerden, badanasız binalardan çıkarken, egemenler “kahramanlık” hikayeleri yayarak iktidarlarını koruma derdinde, zenginlikleri sayesinde zevk ve sefa içerisinde yaşıyor.

İşçi direnişleri ile devam edelim. Haksız yere işten çıkarılan İBB işçisi Tülay Çal, direnişini Saraçhane’de bulunan belediye binası önünde 24 saatlik direniş biçimine çevirdi. Tülay Çal’ın kurmaya çalıştığı çadıra polis müdahale etti ve gözaltılar yaşandı. Buna rağmen Tülay Çal direnmeye devam ediyor. Bir süre önce gerçekleştirdiği LC Waikiki direnişi ile tanınan arkadaşımız Serkan Yılmaz ile Hasan Çoğal, çalıştıkları Ünüvar Elektronik isimli fabrikadan haksız şekilde işten çıkarıldılar. Bu fabrikadan her gün onca insanın işten çıkarıldığını, onların yerine başka insanların işe alındığını duyuyoruz. Patronların böyle pervasız davranmasının bir sebebi de işçilerin örgütsüzlüğüdür. Serkan ve Hasan 30 Aralık Cumartesi günü, patronlar böyle dilediklerince davranamasınlar diye Ünüvar fabrikası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirecek. Ülkemiz, direnen Şişli Belediyesi işçisi Kakil Yazar gibi, Burda Bebek işçileri gibi, Sputnik çalışanları gibi sayısız direnişin olduğu bir ülke.

TİP Milletvekili Can Atalay ikinci kez AYM kararına rağmen tahliye edilmedi. MHP bu kez de Anayasa Mahkemesi’ni hedef aldı. Devam eden yasadışı tutuma karşı TİP’in direnişinin CHP tarafından desteklenmesi olumluydu. Haftanın en olumlu gelişmelerinden birisi de bir kısım sosyalist güçlerin (TİP, TÖP, Kaldıraç, Halkevleri, SMF, EMEP) Hatay Defne’de ortak aday çıkarması oldu. Sosyalist solun kendi içinde birliği yolunda en küçük bir adım bile ülkemizin geleceği için umut vericidir.

Geride bıraktığımız haftada İstanbul ve Ankara’da yılbaşı öncesi gerçekleştirdiğimiz yemek ve kahvaltı etkinlikleri morallerimizi yükseltti. Her iki etkinlikte de ulaşabildiğimiz ilişkilerimiz ile yan yana geldik, dostluğun, yoldaşlığın geliştirilmesine katkı sunduk ve mücadelemizi geliştirecek dayanışmamızı kuvvetlendirdik. Türkiye’de insanların birliğe, beraberliğe, yan yana gelmeye ihtiyacı olduğunu görüyor ve biliyoruz. Bu konuda çabalarımızı daha da artıracağız. “Her koyunun kendi bacağından asıldığı” safsatasına karşı, insanlığımızın birbirimize duyduğumuz inanç ve birbirimiz arasında kurduğumuz dayanışma ile gelişeceğinin farkındayız.

Dünyadaki gelişmelerle devam edelim. İsrail’in Filistin’e saldırıları sonucunda 21 binin üzerinde insanın katledildiği belirtiliyor. Öte yandan İsrail’in de düzenlediği saldırılarda propaganda ettiği gibi bir durumda olmadığı rahatlıkla görülüyor. Savaş neredeyse 3. ayına girecek ancak Filistin halkı kuvvetli şekilde direniyor. Yayınlanan videolar, İsrail kuvvetlerinin de zor anlar yaşadığını gösterir durumda. Hamas liderlerinden Yahya Sinwar da bu duruma dikkat çekiyor. Sinwar, bu zamana kadar en az 5 bin İsrail askerinin askeri saldırıya uğradığını, saldırıya uğrayan İsrail askerlerinin üçte birinin öldürüldüğünü, üçte birinin ise ağır şekilde yaralandığını belirtiyor.

Bir diğer mesele de Ukrayna-Rusya savaşı. Savaşta Batı’nın istediği yönde gelişmeyince, Ukrayna’ya verebilecekleri destek de günden güne eridi. Şimdi Rusya savaşın yaşandığı cephelerde ilerlerken Ukrayna daha fazla asker alımı için düzenlemeler yapıyor, asker alma yaşının küçültüldüğü belirtiliyor. Olan, ne yazık ki, Ukrayna halkına oldu.

Arjantin’in yeni seçilen Devlet Başkanı Javier Milei’nin X hesabından yaptığı anti-komünist ifadeler içeren yeni yıl paylaşımı, onun nasıl bir devlet insanı olduğunun ve gerçekte kimin tarafında konumlandırıldığının en açık göstergesidir. Milei, elinde bir beyzbol sopası ile, “Mutlu tatiller ve komünist olmaktan sakının” ifadelerini kullandı. Milei, ABD ve İsrail yanlısı tutum ile biliniyor. İşçi ve kadın düşmanı politikaları savunuyor ve ülkede ABD’nin egemenliğini kabul edecek durumda. Milei’nin politikalarına karşı başkent Buenos Aires’te on binlerce insan protesto gösterileri gerçekleştirdi. Arjantin’de Milei gibi bir faşist iktidara geldi ancak onu kabul etmeyecek ve ona karşı direnecek insanlar da azımsanmayacak düzeyde.

Bu haftaki özetimiz 2023 yılının son özeti oluyor. Dünyada ve Türkiye’de üzücü gelişmeler yanında gurur verici direnişler de yaşanıyor. Özellikle Türkiye’de çok büyük bir direniş potansiyeli bulunuyor. Bu potansiyelin açığa çıkmasının yolu birleşik ve bağımsız solun aktif mücadelesinden geçiyor. 2024 yılının direniş yılı olacağına inanıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.