Paris’te yüzbinler 1 Mayıs’ta alanlardaydı

0
350

Aylardır süren emeklilik yasasına karşı Fransız işçi ve emekçileri sokaklarda zaman zaman savaşarak yasaya karşı direndi. Yasa Anayasa Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı tarafından onanınca tepkilerde durmadı ve devam etti. Sendikalar yasaya karşı işçileri 1 Mayıs’a yüksek katılım yapmaya çağırdı.

Fransız halkının yüksek katılım sağladığı bu 1 Mayıs tarihi anlar yaşattı. Yüzbinler yağan yağmura rağmen sokakları doldurdu. Sadece Fransız halkı değil birçok ülkeden sendikalar ve örgütler dayanışma amacıyla katılım gösterdi.

Biz Odak okurları da alanda yerimizi aldık. Açtığımız stantta 1 Mayıs konulu bildiri dağıtıp, dayanışma amacıyla stantta çay ve yiyecek satışı yaptık. Paris’te bulunan göçmen dernekleri olarak alanda ortak etkinlik düzenledik. Kurumlar bildirilerini okuyup ortak halaya durdular. Okuduğumuz bildiride işçilerin sorunları yanında dünyadaki önemli gelişmeleri de ele almaya çalıştık. Ortak etkinliğin ardından Odak okurları olarak République Meydanı’nda başlayan yürüyüşe dahil olup Nation Meydanı’na kadar sendikalar ile birlikte yürüdük.

Genel anlamda coşkulu geçen yürüyüşlerde, zaman zaman polis ile gençler arasında çatışmalar çıktı. Nation Meydanı’nda geç saaatlere kadar çatışmalar devam etti. Onlarca gösterici ve polis, çıkan çatışmalardan yaralandı. Gençler genelde kapitalist büyük tekellere ait olan işyerlerine saldırırken polis ise bunları koruma derdiyle gençlere saldırdı.

Alanda okuduğumuz bildirimiz:

“Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Direniş!

Dostlar, yoldaşlar!

Bugün 1 Mayıs. İşçi sınıfının birlik, mücadele ve direniş günüdür.

1 Mayıs işçi sınıfının kapitalist barbarlığa karşı başlattığı direnişin simgesidir. Bu direniş, bugün de ilk günkü gibi kendini kaçınılmaz kılıyor. 8 saatlik işgücü talebi ile başlayan direniş bugün artık 5-6 saatlik çalışma talebine dönmüş durumdayken, dünyada ise faklı gelişmeler yaşanıyor.

Dünya yeni bir emperyalist paylaşım dönemini yaşıyor. ABD emperyalizmi ve arkasına sıraladığı AB devletleri ile Rusya ve Çin’in önderliğini yaptığı Asya bloku arasında yeni bir dünya savaşı ve gerginliği yaşanıyor. Bu savaşın kazananı emperyalist tekeller olacak, kaybedeni ise emekçiler ve yoksul halklar olacak. ABD önderliğideki ve NATO’nun kışkırtıcılığında gelişen bu gerginlik daha büyük yıkımlara neden olacak bir savaşı barındırıyor. Biz işçiler ve emekçiler olarak bu kutuplararası paylaşım savaşlarında taraf olmamalıyız. Anti-emperyalist bayrağı elden bırakmadan bu savaşa da karşı çıkmalıyız.

İşçiler ve emekçilerin tek sorunu emperyalist güçlerin paylaşım savaşı değil. Gelecek dönemde en büyük tehditlerden birisi de yapay zeka teknolojisi. Teknolojinin gelişmesine elbette karşı değiliz ancak teknoloji gelişimleri kapitalistlerin elinde olduğu için zararı bizlere dokunuyor. Şimdiden birçok alanda kullanılmaya başlanan yapay zeka ile yapılan robotların en çok hizmet sektöründe kullanılması planlanıyor.  Bu gerçekleşirse hizmet sektöründe çalışan işçilerden yüzde 30’u işlerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalacak. Sürekli fakirleşen ve iş bulmada sorunlar yaşayan işçi ve emekçiler bu seferde yoğun bir işten çıkarma tehditi ile karşı karşıya kalacaklar.

İşçiler, emekçiler!

Kapitalist barbarlık ve açgözlülük sadece biz çalışanları etkilemiyor bütün dünya bundan etkileniyor. İnsanları, hayvanları ve doğayı etkileyen bu doyumsuz kapitalist gelişim her şeyi yok ediyor. Bunun sonucu olarak doğal afetler sürekli artarken meteorolojik değişimler de her yerde görülmeye başlandı. Fırtınalar daha şiddetlenirken dünyanın birçok noktasında kuraklıklar yaşanıyor. Avrupa kıtası bile bundan etkilenmeye başladı. Yakın zamanda ekolojik nedenlerle göçlerde artışın önlenemez boyuta varması beklenirken, Avrupalılar şimdiden AB sınırlarına duvar örmekten bahseder oldular.

Dünya’da yaşanan ve yaşanacak gelişmelere karşı direnişi ve mücadeleyi geliştirmeye hazır olmalıyız. Zenginler dünyanın geleceği ile ilgilenmiyor. Bu soruna karşı çözüm ve mücadelede bizim sırtımızda.

İşçiler, emekçiler!

Geleceğimizi burjuvaziye bırakmamanın yolu günümüze sahip çıkmaktan geçiyor. Yaşadığımız Fransa’da emekçiler aylardır emeklilik yasasına ve hayat pahalılığına karşı alanlarda direnişini sürdürüyor. Korona ve sonrasında yaşanan Ukrayna Savaşı ile iyice yoksullaşan işçiler ve emekçiler yeni bir saldırı ile karşı karşıya. Biz yabancı kökenli işçiler zaman zaman onların yanında olsakta katılım noktasında genelde zayıf kalıyoruz. Oysa bu yasadan en çok etkilenecek olanlar yabancı kökenli işçiler olacaktır. Bundan dolayı bu yasaya karşı Fransız işçi ve emekçileri ile mücadele içinde olup direnişi yükseltelim.

Türkiyede ise 2 hafta sonra seçimler olacak. Odak Dergisi olarak halkın oy kullanmaya gitmesini destekliyor; yurtsever, demokrat, devrimci adaylara oy verilmesini savunuyoruz. Seçimler son şansımız değil. “AKP gitsin de nasıl giderse gitsin” düşüncesi ise bir teslimiyet ifadesidir. En önemlisi, devrimci ve demokratik güçlerin ülkedeki etkileridir. Seçimleri bu doğrultuda değerlendirilmeliyiz. Türkiye solunun bağımsız birliğine önem verelim. Türkiye solunun potansiyeli düşünülenden kat be kat fazladır. Bu potansiyel ancak grup düzeyinde kalmayan ve grupları da kucaklayarak Türkiye solunun birliğini sağlamayı amaçlayan bir yaklaşım ortaya çıkarabilir.

Hepinizi 1 Mayıs çoşkusuyla selamlıyor ve mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs! Biji 1 Gulan! Vive le 1er Mai!

Kahrolsun emperyalizm, faşizm ve her türden gericilik, Yaşasın Direniş!”

ODAK / Fransa

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.